GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

13/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Nejat SEZİK

İnsan ve Yönetim

Teknoloji mahkûmluğu ve ölen duygular

Ekonominin bir tanımı sınırsız ihtiyaçlarla, sınırlı kaynaklar arasında denge kurabilmektir. İnsanın ihtiyaçları hakikaten sınırsızdır. Dün yüzüne bile bakmayacağınız, bugün vazgeçilmez bir ihtiyaç halini alabilir.

Tam tersi de olabilir. Daha önce vazgeçilmez ihtiyaç olan bir şey, şartların değişmesiyle ihtiyaçlıktan çıkar, sıradanlaşır ya da kullanılmaz hale gelir. Beş yıl önce insanların bellerine taktıkları ve adına ‘çağrı cihazı’ denilen iletişim aletini bugün kaç kişi kullanıyor? Hatta bazıları adını bile hatırlamakta zorlanabileceklerdir.

Alışkanlıklardan geri dönüş

İhtiyaçlar kullanıldıkça alışkanlık haline gelir. Ondan artık geri dönüş bir hayli zordur. Çamaşır makinesine, bulaşık makinesine alışan bir bayanın bu işlemleri eliyle ve beden gücüyle gerçekleştirmesi, eskiye nazaran hem zor hem de zaman alıcıdır.

Kol saati takan, cep telefonu kullanan kişiler bu teknolojik aletlerden kolay kolay vazgeçemez. Araç sahibi bir kişi onu satıp, belediye otobüsüne veya dolmuşa binmeyi düşünemez. Dolayısıyla insan bazı teknolojik aletleri, diğer bir ifade ile ‘hayatı kolaylaştırıcılar’ı kullandıkça etrafını görünmez duvarlarla, sınırlarla çevirmektedir.

Kol saati kullananlar, kolundan çıkardığında bir boşluk hissetmektedir. Boşluğu doldurma, kaybı kapatma düşüncesiyle derhal yeni bir saat takma arayışlarına girerler. Ancak asıl kayıp, kişideki saat duygusunun kaybolmasıdır.

Tahmin duygusu

İnsanda bir iç saat sistemi vardır. Saat kullanmadan vaktin ne olduğu bilinebilir. İnsanoğlu saat kullana kullana, içinde var olan bu özelliği kurutmuştur. İç saat hakkında roman üslubuyla bilgi almak isteyenler Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ adlı ölümsüz eserine müracaat edebilirler.

İnsandaki saati bilme özelliği gibi başka iç sistemler daha vardır. Termometre kullanan ve havadaki sıcaklığı ölçmek için herhangi bir araştırmaya girmeyen birisi, bedeninin sesini dinlemeyi aklına getirmez. Televizyonda veya diğer medya organlarında yayınlanan hava durumu raporları insanları kolaycılığa sevk etmektedir.

Hesap makinesini kullananlar da bir süre sonra ‘kafadan’ hesap yapmayı unutmaktadır.

Güçlerin sınırlanması

Bu düşüncelerle teknoloji düşmanlığı yaptığımız anlaşılmasın. Sadece ihtiyaç hissedilen araç gereçlerin, hayatı kolaylaştırıcıların, bir süre sonra alışkanlık haline geldiğini ve insanda var olan güçleri sınırladığını vurgulamaya çalışıyorum.

Geçmiş dönemlerdeki insanlar bu teknolojik gelişmeler olmadan belki daha mutluydular. Günümüzdeki ‘teknoloji mahkûmları’ndan daha fazla duygularına ve içsel kuvvetlerine güveniyorlardı. Nitekim Amerika’nın bir eyaletinde ikamet eden Amish topluluğu, bütün teknolojiyi reddederek hayatı doğal ortamı içerisinde yaşamayı tercih etmişlerdir.

Şimdi şu soruları birlikte soralım: Araba kullanan birisi göstergelere bakmadan aracın benzininin ne kadar süre sonra biteceğini bilebilir mi? Yine göstergelere bakılmadan aracın kaç kilometre hızla gittiği tahmin edilebilir mi? İnsanların ağırlıkları ve boy uzunlukları herhangi bir ölçüm aleti kullanmadan belirlenebilir mi? Duvarların arkasında konuşulanlar hiçbir teknolojik alet kullanmadan duyulabilir mi?

Bunlar bir süre yapılacak alıştırmalarla kesine yakın bilinebilecek konulardır. Ancak insan kullanmaya kullanmaya ölüme mahkûm ettiği duygularını harekete geçirmelidir. Önceleri yapılan tahminler bir süre sonra gerçek rakama yaklaşacaktır.

Piri Reis’in haritası

Milattan önce yaklaşık 300 yıl önce yaşayan Eratosthenes dünyanın çevresini ve Ay ile Güneş’in dünyaya olan uzaklığını tahmin edip, hesaplamıştır. Aradan yüzyıllar geçtikten ve yapılan bilimsel incelemeler sonunda onun tahminlerinin tümüyle gerçek rakamlara yakın olduğu bulunmuştur.

Piri Reis’in haritasının hâlâ daha sırrı çözülememiştir. Yukarıda sunduğum düşünceler çerçevesinde bunun mümkün olabileceği ve gayet normal bir çalışma olduğu anlaşılabilir.

Sonuç itibariyle ihtiyaç diye tanımladığımız teknolojik gelişmeler ve hayatı kolaylaştırıcılar, insanı ufuklara yelken açmaktan alıkoymamalıdır.


n.sezik@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

04/ 02/ 2001... Bedeni kurtarmak
11/ 02/ 2001... Halo etkisi
18/ 02/ 2001... Duygusal burçlar
25/ 02/ 2001... Asimetriklik
04/ 03/ 2001... Adapte teoriler
11/ 03/ 2001... Rahatlık çemberi
18/ 03/ 2001... İkinci fıtrat
25/ 03/ 2001... Dairesellik ya da döngü
01/ 04/ 2001... Değerler ve sistem
06/ 05/ 2001... Hikmet gözlüğü


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.