İdam kararlarının öğrettiği... Sen neymişsin be 146!!!
Hafta içinde 1993 yılında meydana gelen ve çok sayıda insanın yanarak, vurularak, dumandan boğularak ölmesine yol açan "Madımak Oteli yangını", ya da kısaca söylemek gerekirse "Sivas Olayları davası" karara bağlandı.
Davanın Yargıtay aşaması dahil bütün aşamaları bitti ve sanıklar hakkında verilen idam cezaları uygun bulundu.
Sivas davasında verilen kararların hukukiliği, doğruluğu yanlışlığı ayrı bir tartışma konusu ve bu konu bizim konumuz değil. Ancak Yargıtay bu konudaki gerekçeli kararını açıklarken TCK'nın 146. maddesinin çok geniş bir yorumuna yer verdi. İşte bu yorumu okuyunca ister istemez "Türkiye'de yargı demokrasinin temelini işte böyle yaralıyor" demeden kendinizi alamıyorsunuz!
Yargıtay son dönemde 125 ve 146. maddenin kapsamını son derece genişletti. Bu maddeler ağır ceza öngören maddeler. Bu maddeler üzerinde genişletici yorum yapıldığında birçok kişiyi, birçok hadiseyi bu maddelerin belirlediği suçları işliyormuş gibi göstermek mümkün.
Hukukçular bu tip ağır ceza öngören fiillerin dar yorumlanması gerektiğini söylüyor. Ceza davalarında geniş yorum yapılmamalı. Aksi takdirde en olmadık şeyin 146. kapsamına girmesi mümkün.
Yargıtay son dönemlerde bir karar aldı. 163. maddenin kalkmış olması nedeniyle milletin suç işlemeye yöneldiğini varsayarak 146. maddeyi son derece geniş yorumluyor. Aslında 163 özlemi çekildiğini söylemek mümkün!
Bir de bu kadar geniş yorumlar, uygulayan kişilerin durumuna göre şekil kazanıyor. Demokrasiye, insan haklarına önem veren kişilerin elleri kolları bağlanırken, gestapo türü devlet isteyenlere son derece geniş imkanlar veriyor!
Gerekçeli kararda yapılan hukuki değerlendirme şöyle:
"Hükümet düzeni devlet kuvvetlerinin şekillenişi, devletin temel ideolojik yapısı, temel insan hakları, seçim sistemi gibi değerler, ister anayasa tarafından düzenlenmiş olsun, ister olmasın devletin temel kuruluş prensiplerini teşkil ediyorsa 146. maddenin koruduğu hukuki konu içerisinde mütalaa edilmek gerekir."
Şimdi bu 146. maddede devletin temel düzenini yıkmaya teşebbüs. Mahkeme bir kere teşebbüse karar veriyor ve teşebbüs başlı başına bir suç ve idam gerektiriyor. Bu demek ki en büyük suç. İdam cezasını gerektiren bir suç artı bunun sadece teşebbüsü idamı gerektiriyor ve teşebbüsün olup olmadığına mahkeme karar veriyor. Ve neticede teşebbüs ettiğini tespit ederse idam cezası veriyor. Bu kadar ağır bir suç ve sadece teşebbüsünün dahi idam cezası verilen bir kararda bu kadar geniş yorum olabilir mi?
Devletin temel ideolojik yapısına kim karar verecek, nerede yazıyor bu! Seçim sistemi nasıl bir değerdir ki bunu değiştirmeye teşebbüs bile idamı gerektirir!
n.gonultas@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
11/
04/
2001...
"Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlar" bunlar olmasın!
13/
04/
2001...
Demokrasi var mı ki alternatif olsun!
15/
04/
2001...
Bugün suya sabuna dokunmak yok!
18/
04/
2001...
"Memleket bu halde de bizim Mesut ne yapıyor?"
22/
04/
2001...
"Elin taşı ile bizim kuşlar" hem vuruluyor, hem de yanılıyor!
25/
04/
2001...
Asker "Kemal Derviş" konusunda temkinli!
27/
04/
2001...
Avrupa'ya yakıt tankı izole edilmiş Mercedes, bize "alevler"!
29/
04/
2001...
Siyaset kurumu için fevkalade üzülüyorum!
09/
05/
2001...
Telekom özelleşince Türkiye'nin hangi stratejik sırrı çalınabilir?
11/
05/
2001...
Mesut Yılmaz ve Erkan Mumcu!
|