Kaçak göç raporu
Alman İstihbarat Örgütü, aralarında Türklerin de olduğu insan tacirlerinin kaçak insan göçü yoluyla yılda 10 milyar mark kazandığını ortaya koydu.
Alman Haberalma Teşkilatı (BND), yaptığı bir araştırmada, Avrupa'ya yönelik kaçak insan göçü yoluyla mafyanın yılda 10 milyar marklık gelir elde ettiğini ortaya çıkardı. BND tarafından 70 kişilik bir uzman heyete hazırlatılan ve 100 sayfayı bulan raporda insan göçünde Türk, Çin, İtalyan ve Arnavut mafyalarının ortak çalıştıkları belirtildi. Raporda, Avrupa sınır koruma sistemlerinde yapılan düzenlemelerin kaçak göçü durdurmakta yeterli olmadığı; ancak mafyanın kaçak göçmenlerden daha yüksek ücret talep etmesine neden olduğu da açıklandı.
Türk mafyası da var
Göç sebeplerinin de araştırıldığı raporda, Türk mafyasının özellikle Irak'tan kaçan Kürtleri deniz yoluyla Avrupa sahillerine taşıdıkları ve burada İtalya mafyasıyla işbirliği yaptıkları belirtildi. Çin mafyasının ise hava yolunu tercih ettiği, bu amaçla sahte pasaport ve vize konusunda uzmanlaştığı ortaya çıkartıldı. Çinli insan tacirlerinin müşterilerini sahte pasaport ve vize yoluyla Yugoslavya'nın başkenti Belgrad'a havayoluyla taşıdıkları, sonrasında Macaristan ve Slovakya üzerinden istenilen ülkelere götürdükleri açıklandı. BND'nin hazırlattığı rapor, havayoluyla kaçak insan göçü yapan insan tacirlerinin Bosna–Hersek'te Saraybosna ve Arnavutluk'ta Tiran havaalanlarını tamamıyla ele geçirdiklerini ve bu iki havaalanından istenilen ülkeye ait sahte vizenin sağlanabildiğini ortaya koydu.
Yılda 10 milyar mark
Raporda Avrupa'ya yönelik insan ticaretinden mafyanın yılda 10 milyar mark kazandığını, bunun Alman Telekom şirketinin bir yıllık kazancına denk olduğu belirlendi. Rapordaki en ilginç tespit ise göçte en çok rağbet edilen ülkelerin en sıkı denetim yaptığını iddia eden ülkeler olduğu gerçeğiydi. Raporu hazırlayan uzmanlar, alınan önlemlerin ilgili ülkeye talebi ve transfer ücretlerini artırdığını ortaya koydular.
Rapordaki bir diğer tespite göre, insan ticareti geçtiğimiz yıl içerisinde her türlü ticari kazançtan daha kârlı bir pazar konumuna geldi. Rapor kaçak göçmenlerin kimliğinde de gözle görülür bir değişme yaşanacağının sinyallerini de verdi. Buna göre bugüne kadar daha çok Afrika, Latin Amerika ve Iraklılarca tercih edilen kaçak göç akımı Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna vatandaşlarına doğru kayacak.
Alman istihbaratı tarafından 'kara üçgen' olarak adlandırılan bölgede mafyanın yaklaşık 2 milyon kişi ile temasa geçtiği sanılıyor. Slovenya, Polonya ve Baltık Cumhuriyetleri'nden 200 bin kişinin de Almanya'ya göç etmek istediği raporda yer aldı. Almanya'yı ziyaret etmek maksadıyla vize alanların sayısında 2000 yılında 1999'a göre yüzde 15 artış olduğu vurgulanan raporda hükümetin kolaylaştırma isteğinin aksine vize uygulamasının daha da sıkılaştırılması isteniyor. Salih Boztaş / Ankara
G. Sırbistan'da kaos
Sırbistan'ın güneyindeki Preşevo vadisinin kuzeyinde, Preşova Medvece Buyanovca Kurtuluş Ordusu'na (UCPMB) bağlı silahlı Arnavutların önceki gün akşam saatlerinde Yugoslav güçlerinin mevzilerine havan toplu saldırı düzenlediği bildirildi.
Yugoslav ordusunda görevli Albay Velizar Yovanoviç, UCPMB mensuplarının Preşevo yakınlarındaki Yugoslav güçlerinin mevzilerine, 100'den fazla 82 kalibrelik havan mermisi attıklarını açıkladı. Albay Yovanoviç, Yugoslav askerlerinin saldırıya karşılık vermediklerini belirtirken, bölgede görev yapan ve adını açıklamayan uluslararası bir yetkili, Preşevo yakınlarındaki Oraovitsa'da çıkan çatışmada bir çocuğun vurularak öldüğünü belirtti.
Bu haberlerin ardından bir açıklama yapan Yugoslavya Genelkurmay Başkanı Neboysa Pavkoviç, Oraoviça köyünün silahlı Arnavutların eline geçtiğini açıkladı. Özel BK televizyonuna demeç veren Pavkoviç, Sırbistan'ın güneyindeki Preşevo bölgesine bir kilometre uzaklıktaki Oraoviça köyünün UCPMB'nin eline geçtiğini belirtti. Pavkoviç, demecinde, 'Elimizdeki bilgiler, dün sabahtan itibaren Oraoviça köyündeki barikatların konulduğu, yolların kapatıldığı ve havan topları yerleştirildiği doğrultusunda.' dedi.
Preova Medvece Buyanovca Kurtuluş Ordusu mensubu olduklarını söyleyen silahlı Arnavut gerillalar, Güney Sırbistan'da 200 kilometrekarelik alanı ellerinde tutuyor. Preşova, Buyanovça ve Medvece'yi içine alan Preşova Vadisi'nde nüfusun büyük çoğunluğunu Arnavutlar oluşturuyor. Kosova'da olduğu gibi, bölgenin kurtuluşu için oluşturulan Preşova, Medvece ve Buyanovça Kurtuluş Ordusu'nun (UCPMB) gerçekleştirdiği eylemlere paralele olarak, Sırp Güvenlik Güçleri ile çatışmalar yaşanıyor. UCPMB mensupları NATO ile anlaşma gereği Kosova sınırında oluşturulan 5 km'lik tampon bölgeyi kullanarak eylemlerini sürdürüken, Sırp birliklerinin giremediği bölgedeki yolların kotrolünü de ele geçirmiş durumdalar. NATO kaynakları, geçtiğimiz haftalarda, İttifak ile Miloseviç yönetimi arasında 1999 haziran ayında imzalanan anlaşma çerçevesinde, Kosova ile Sırbistan sınırında 5 km. genişliğinde oluşturulan tampon bölgenin daraltılmasının düşünüldüğünü açıklamıştı. Buyanovca
Makedonya Dışişleri Bakanı Sırcan Kerim istifa etti
Makedonya Dışişleri Bakanı Sırcan Kerim, görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Önceki gece televizyonda yayınlanan konuşmasında, görevinden istifa ettiğini açıklayan Kerim, 'Görevimden ayrılıyorum ve yüksek diplomatik başka bir görev teklifini kabul ediyorum.' dedi. Kerim, istifasını, üyesi olduğu Liberal Parti'nin hükümetteki temsiline ilişkin tartışmalara bağlarken, Makedon basınında yer alan haberlerde, Kerim'in Makedonya'nın BM nezdinde büyükelçilik görevine hazırlandığı belirtildi. Üsküp
Papa: Beni Meryem Ana korudu
Papa 2. Jean Paul, San Pietro meydanında yönettiği ayinda, geçmişte de söylediği gibi, Ağca'nın suikastınde kendisini, Fatima'da görünen Meryem Ana'nın koruduğunu söyledi.
Mehmet Ali Ağca tarafından 13 Mayıs 1981 yılında Papa'ya yapılan suikastin ardından 20 yıl geçerken, Papa, 'Meryem Ana'nın gücünü, 20 yıl önce 13 Mayıs'ta bizzat ben de yaşadım.' dedi. Vatikan 1 yıl önce, Fatima'nın 3. sırrının Papa suikastı olduğunu açıklamıştı.
Fatima'nın sırrı, Portekiz'in Fatima kasabasında 13 Mayıs 1917 tarihinde Meryem Ana'nın üç çoban çocuğa görünerek, bu çocuklara 3 sır verdiği olarak belirtilmişti. Vatikan'a göre, Meryem Ana'nın çocuklara verdiği sırlardan sonuncusu Papa'ya suikast yapılacağıydı.
Bu arada, Vatikan'ın resmi yayın organı Osservatore Romana gazetesinde yayınlanan bir makalede, 'Suikast, şeytani güçlerin işi ve kusursuz bir tasarı. 20 yıl geçti; ama halen ne isim, ne de ortaya çıkartılan bir şey var.' denildi. Papa suikastı davasına 10 yıl bakan hakimlerden Rosario Priore ise, La Repubblica gazetesinde dün yer alan demecinde, 'Papa'ya yapılan suikaste Vatikan'ın içinde de bir ajan olduğuna ilişkin izler var.' dedi. Roma
Bask'ta seçim...
İspanya'nın Bask bölgesinde dün yapılan parlamento seçimlerinde, bölgenin yeni liderliği için iktidardaki Halkçı Parti ile Bask Milliyetçi Partisi yarıştı. Seçimlerde 75 sandalyeli meclisin yanı sıra yerel dilde 'lehendekari' denilen bölge başkanı da belirlenecek.
Lehendekari için iktidardaki Halkçı Parti'nin adayı ve eski İçişleri Bakanı Jaime Mayor Oreja, Bask Milliyetçi Partisi ve Eusko Alkartasuna'nın adayı Juan Jose Ibarretxe ve Sosyalistlerin adayı Nicolas Redondo Terreros yarışıyor.
Bölgedeki siyasi kriz sebebiyle erken seçimlere gidilirken, son olarak 1998 yılında yapılan parlamento seçimlerinde Bask Milliyetçi Partisi 21, merkez sağ Halkçı Parti 16, İspanyol Sosyalist Partisi ile ETA'nın siyasi kanadı Euskal Herritarrok 14'er, Bask milliyetçisi Eusko Alkartasuna 6, merkez sağ Unidad Alavesa ile komünistlerin liderliğini yaptığı Birleşik Sol 2'şer sandalye kazanmışlardı.
Bask seçimleri, ayrılıkçı ETA örgütünün gölgesinde geçiyor. ETA, 1999 sonunda 14 aylık ateşkes ilan etmişti. ETA'nın gençlik kanadı Haika ise yaygın sokak şiddet eylemlerinde bulunuyor. Yaklaşık 2,1 milyon kişinin yaşadığı Bask bölgesi, 1979 yılında özerklik kazanmıştı. Bilbao
Başvuru şampiyonu!
Türkiye, AİHM'ye müracaat konusunda zirveyi buldu. Aşağı trend AİHM'de görevli yargıç Rıza Türmen, AİHM'deki 16 bin davadan yaklaşık 2 bin 600'ünün Türkiye'ye ait olduğunu belirterek, 'Geçen yıl ise en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye değil. Yani aşağıya doğru inen bir trend var.' dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görevli yargıç Rıza Türmen, AİHM'deki 16 bin davadan yaklaşık 2 bin 600'ünün Türkiye'ye ait olduğunu belirterek, 'Geçen yıl ise en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye değil. Türkiye 5. durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var.' dedi. Dün Strasbourg'a dönen Türmen, Atatürk Hava Limanı'nda yaptığı açıklamada, Türkiye'deki bütün sorunların AİHM'e yansıdığını ve bugüne kadarki başvuruların toplamına bakıldığında Türkiye'nin birinci sırada bulunduğu söyledi.
Ancak AİHM'ye geçen yıl Türkiye'den yapılan başvurusu sayısında azalma görüldüğünü ifade eden Türmen, şöyle konuştu: 'AİHM'deki toplam 16 bin davadan yaklaşık 2 bin 600'ü Türkiye'ye ait. Bu yüksek bir rakam. Geçen yıl gelen başvurulara baktığımız zaman, en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye değil. Türkiye 5. durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var. Bunda Güneydoğu'daki olayların yatışması etkili oldu. Yaşam hakkı, işkence, kötü muamele davalarının sayısına bakıldığında, onlarda da bir azalma görülüyor. Türkiye'de insan hakları alanında bir düzelme var. Bu yeterli mi? Yeterli değil. Hâlâ işkence, kötü muamele konularında davalar geliyor, ama böyle bir azalma var.'
Tazminat belirsiz
Rıza Türmen, AİHM'nin Kıbrıs'la ilgili Türkiye aleyhine aldığı karara ilişkin soru üzerine, 'Karar ben Türkiye'de bulunduğum sırada çıktı. O davada da ben hakim değildim. Kararı okumadan bir şey söylemek güç.' dedi. AİHM'de daha önce bu konuda Türkiye aleyhine çıkan 3 karar bulunduğunu hatırlatan Türmen, şunları kaydetti: 'Tazminat miktarı henüz belli değil. Tazminat miktarını belirleyen ayrı bir karar çıkacak. Bunu beklemek lazım. AİHM'nin aldığı bu karar daha sonra Bakanlar Komitesi'ne gidecek. Karar aldıktan sonra, mahkemenin kararla bir ilgisi kalmıyor. Kararın uygulamasından sorumlu makam Bakanlar Komitesi. Bakanlar Komitesi'nde bu konudaki görüşmeler daha ileriki aşamada olacaktır.' İstanbul
Rumlar AİHM ile dört köşe
Rum Yönetimi'nin AB üyelik sürecinde Rum heyetine başkanlık eden Yorgo Vasiliu, AİHM kararının, kendilerine AB üyelik süreci için yardımcı nitelikte olduğunu öne sürdü.
Birleşik Demokratlar Hareketi'nin lideri Vasiliu, kararın özünde, 'üyelik müracaatının, Kıbrıs cumhuriyeti coğrafyasının bütününü ilgilendirdiğinin teyidi olduğu' görüşünü savundu. 'Şu anda önemli olanın, Kıbrıs sorununun çözümünün ilerletilmesi için uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi olduğunu' söyleyen Vasiliu, Rum yetkililerin tezlerinde sebatkar olmaları ve Makarios'un uzlaştığı iki kesimli–iki toplumlu federasyon temelinde bir çözümden söz etmeleri gerektiğini söyledi. Lefkoşa
İtalya sandığa koştu
İtalya, genel seçimler için dün sandık başına gittti. Ülke genelinde açılan yaklaşık 60 bin sadıkta 49 milyondan fazla kayıtlı seçmenin oy kullanacağı ve 174 parti, liste ve grubun katılacağı seçimlerde, merkez sağ partilerin ittifakı 'Özgürlükler Evi'nin lideri Silvio Berlusconi ile merkez sol ittifak 'Zeytin Dalı'nın lideri Francesco Rutelli öne çıkıyor.
Kampanya boyunca kamuoyu önünde biraraya gelerek programlarını tartışmayan iki liderden Berlusconi önde gözükürken, solun sürpriz yapabileceği belirtiliyor.
Seçim sistemine göre, Meclis (630 milletvekili) ve Senato (315 senatör) yüzde 75 çoğunluk, yüzde 25 de nispi sistemle belirleniyor. Partilerin çoğunluk sistemine göre parlamantoya girebilmeleri için yüzde 4'lük barajı aşmaları gerekiyor. Roma, Torino, Milano ve Napoli gibi büyük kentlerin de aralarında bulunduğu 1400 yerleşim biriminin yerel yöneticileri ve Sicilya'da Bölge Konseyi temsilcileri de bu seçimlerde belirlenecek. Roma
Wagner tartışması
İsrail parlamentosu Knesset'in, temmuz ayında Kudüs'te düzenlenecek festivalde, Hitler'in Nazi doktrininin öncülerinden kabul edilen ünlü Alman besteci Richard Wagner'in eserlerinin icra edilip edilmemesi konusunu tartışmaya açmasının ardından, bu kez de festival yönetiminden İsrail asıllı orkestra şefi Dainel Barenboim'e, Wagner eserlerini çalmaktan vazgeçmesi çağrısı geldi.
Festival yönetiminin yaptığı açıklamada, 'Barenboim, tenor Placido Domingo ve Berlin Operası'na, festival kapsamında başka bir bestecinin eserlerini icra etme imkanları olup olmadığını sorduk. Aksi halde herhangi bir sansür uygulanmayacak.' denildi. İsrail Kültür ve Spor Bakanı Matain Vilnai'nin de, festival yönetimine Wagner'in icrasından vazgeçilmesi için çağrıda bulunduğu; ancak müdahalede bulunmayacağını açıkladığı belirtilirken, orkestra şefi Barenboim, Wagner'in 'Die Walküre' adlı operasının ilk perdesini 7 Temmuz'daki konserde çalma niyetinde olduğunu bir kez daha söyledi.
Knesset'te mayıs başında yapılan ve ülkenin 'acil meselelerine' ayrılan olağanüstü nitelikteki toplantıda, 19. yüzyılın önemli bestecilerinden Wagner'in eserlerinin İsrail'in en büyük kültürel etkinlikleri arasında yer alan festival programından çıkarılması için organizatörlere çağrıda bulunulmasının ardından, Barenboim, 'Wagner'in adını zulümlerle bağdaştıranları onun müziğini dinlemeye zorlayamayız, ama aynı şekilde, Wagner dinlerken bu duyguyu hissetmeyenlerin onun müziğini dinlemelerine yasak getiremeyiz.' demişti. Festivalde Wagner'in eserlerini icra etmesi planlanan Barenboim, 'Wagner'in, Yahudi düşmanı olduğu biliniyor; ama İsrail'de sorun çıkaran şey Wagner'in Nazizm'le bir tutulması ki, Nazizm, Wagner'in yaşadığı dönemden çok sonra ortaya çıkan bir akımdı.' demişti. Kudüs
Büyükelçi Köksal Paris'te
Fransa Parlamentosu'nun sözde soykırıma ilişkin kararı üzerine istişarelerde bulunmak için Ankara'ya çağrılan Büyükelçi Sönmez Köksal, Paris'e döndü.
Türk Hava Yolları'na (THY) ait uçakla Paris'e giden Köksal, hareketinden önce yaptığı açıklamada, son dönemde yapılan değerlendirme sonucunda göreve dönmesinin uygun bulunduğunu söyledi. 'Görevimize bıraktığımız yerden devam edeceğiz.' diyen Köksal, şunları kaydetti: 'Türkiye–Fransa ilişkileri bu olaydan yara aldı. Ancak bu yarayı kapatmak için her iki tarafın da elinden gelen gayreti göstereceğine inanıyorum. Ben de bu çerçevede görevime dönüyorum. Uluslararası ilişkilerde hiçbir şey kalıcı değil. Önemli olan her iki ülkenin de çıkarına, menfaatine, o ilişkileri en üst düzeye çıkarmak. Bu konuda Fransa'nın ve Türkiye'nin iradesi var. Bu ilişkileri en üst düzeye çıkarmaya gayret edeceğiz.' İstanbul
Ürdün-Irak yakınlaşması
Irak ile Ürdün arasında uçak seferlerinin gelecek ay başlayacağı bildirildi.
Ürdün Ticaret ve Sanayi Bakanı Aşif Azar, Irak'ta yayımlanan Ennasiriye gazetesine yaptığı açıklamada, Amman ile Bağdat arasında uçak seferlerinin haziran ayında başlayacağını söyledi. Azar, iki ülke arasındaki petrol boru hattının yapımına da önümüzdeki aylarda başlanacağını kaydetti. Boru hattı konusunda iki tarafın da anlaştığını belirten Bakan Azar, ilk aşamada Ürdün'ün Zarka kentinden Irak sınırına kadar yapılacak olan hattın, ikinci aşamada Irak petrol rafinerilerine kadar döşeneceğini söyledi. Irak ile Ürdün arasındaki ticari ilişkilerin her geçen gün daha da geliştiğini anlatan Ürdün Ticaret ve Sanayi Bakanı Azar, Irak'ın Ürdün'e daha önce verdiği bağış niteliğindeki petrol için teşekkür etti. Amman
Müşerref de kalkana karşı
Pakistan'daki askeri yönetimin lideri General Pervez Müşerref, ülkesinin nükleer silahlanma yarışına ve ABD'nin füze kalkanı projesine karşı olduğunu açıkladı.
Müşerref, Asya gezisinin ilk durağı Pakistan'da bulunan Çin Başbakanı Zhu Rongji ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, 'Nükleer silahlanmayı ve füze yarışını hızlandıracak her türlü eyleme karşıyız.' dedi. Zhu'nun ziyareti dolayısıyla ülkede bulunan Çinli gazetecinin 'ABD'nin füze kalkan projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?' şeklindeki sorusuna General Müşerref, 'Çin ile Pakistan, bütün konularda ortak görüş sahibidir.' cevabını verdi. Çin, Rusya gibi, ABD'nin füze kalkanı projesine muhalefet eden ülkelerin başında geliyor. İslamabad
Türkmenbaşı Ukrayna'da
Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, 3 günlük resmi ziyaret için Ukrayna'ya gitti.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de temaslarda bulunacak olan Türkmenbaşı, Ukrayna ile Türkmenistan arasındaki ikili ilişkilerin ve işbirliğinin artırılması için görüşmelerde bulunacak. Devlet Başkanı Türkmenbaşı'nın temasları çerçevesinde, Ukrayna'ya verilmekte olan 30 milyar metreküp doğalgazın miktarını 50 milyar metreküpe çıkarması da öngörülüyor. Türkmenistan Devlet Başkanı Türkmenbaşı, 15 Mayıs Salı günü ülkesine dönecek. Aşkabat
FKÖ'nün ABD çıkarması
Filistin Kurtuluş Örgütü'nün iki numaralı adamı Mahmud Abbas temaslarda bulunmak üzere Washington'a gitti.
FKÖ'nün ABD'deki temsilcisi Hasan Abdürrahim, Abbas'ın Filistin Yerel İşbirliği Bakanı Saeb Erakat eşliğinde Washington'a geldiğini ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile biraraya geleceğini açıkladı. Haberde, Abbas'ın ziyaret amacının 'krizden çıkma yollarının araştırılması' olduğu ve Filistinli yetkililerin Amerikalı yetkililerle Mısır–Ürdün planı girişimini ele alacakları ve Ortadoğu Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı ön raporu tartışacakları kaydedildi. Ramallah
|