Banka kârları eridi
Kasım ve şubat aylarında yaşadığımız çifte mali kriz, bankaların kârlarına da yansıdı. Halka açık bankaların Borsa'ya gönderdikleri bilançolarda, krizlerin finansal sistemde meydana getirdiği ağır tahribat gözlendi. Yılın ilk üç aylık dönemindeki kâr rakamlarında geçen yıla göre yüzde 85'e varan düşüşler dikkat çekti.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanlığı'na gönderilen üç aylık kâr/zararlara göre; İş Bankası 2001'in ilk üç ayında yüzde 53,8'lik düşüşle 50,8 trilyon, Yapı Kredi yüzde 46,4'lük gerilemeyle 33,1 trilyon ve Garanti Bankası da yüzde 47,4'lük düşüşle 36,7 trilyon lira net kâr açıkladı. Kârını artıran tek banka olan Türk Ekonomi Bankası (TEB), yüzde 50,8 oranındaki artışla 15 trilyon 590 milyar lira kâr açıkladı. Kârında en büyük oranlı düşüş gerçekleşen banka Toprakbank oldu. Geçen yıl 12 trilyon 764 milyar lira kâr açıklayan Toprakbank, bu yılın ilk üç ayında yüzde 85,8'lik düşüşle 1 trilyon 814 milyar lira kâr açıklayabildi.
Kârlar neden eridi?
Banka kârlarındaki erime sebeplerinin başında batık krediler geliyor. Krizlerin ardından hızla büyümeye başlayan bankaların tasfiye olunacak alacakları (batık krediler), 4,5 katrilyon liraya yükseldi. Bankadan alınan krediler ve faizleri de vadesinde ödenmiyor. Gecelik faizlerin yüzde 7.500'lere çıktığı çalkantılı dönemlerde likidite sıkışıklığını giderme çabasındaki bankaların ağır maliyetli faiz ödemeleri de, diğer bir etken.
Bir diğer sebep ise, bazı özel bankalar ile kamu bankalarının vatandaştan topladığı mevduat faizini olması gereken çizginin üzerinde tutması. Rekabete dayanabilmek için bütün bankalar faizi yukarı çekince, sistem zararlı çalıştı. Hazine'nin TL ihtiyacını bankalar bono ve tahvil satın alarak karşılıyor. Tahvil ve bononun ikinci piyasasının işlememesi ve de faiz oranlarındaki iniş çıkışlarda faiz riski bankaları sarsıyor.
Kârlardaki gerilemede önemli bir etken de açık pozisyon zararları. Hazine'nin ve Merkez Bankası'nın döviz ihtiyacını dolaylı olarak bankalar sağlıyor. Bankalar yurtdışından borçlanıp, dövizi Merkez Bankası'na satıyor. Dövizden Türk Lirası'na geçerek, kur riskini sırtlarında taşıyor. Devalüasyon sebebiyle de bankalar, yaklaşık 25 milyar dolar tutarında zarara uğradılar.
(Harun Çümen / Ekonomi Servisi)
Altın hisse bakır olacak!
Haber-Sen Başkanı Keleş, Telekom özelleştirmesine tepki göstererek, altın hissenin yabancıların Telekom'un çoğunluğunu almasına engel olmayacağını söyledi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ile Haber—Sen, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e, Türk Telekom'un özelleştirilmesine ilişkin yasayı, Anayasa'ya aykırılığı gerekçesi ile iade etmesi çağrısında bulundu. EMO Başkanı Ali Yiğit ve Haber—Sen Genel Başkanı Kemal Keleş, düzenledikleri ortak basın toplantısında, bu yasanın her türlü tepkiye rağmen IMF ve ABD'nin emriyle çıkarıldığını belirterek Ulusal Program'da Ulaştırma Bakanlığı'na bırakılan yetkilerin ek niyet mektubu ile Telekomünikasyon Kurumu'na devredildiğini hatırlattı. Toplantıda "Yeni tasarı daha komisyonlara ve Meclis'e gelmeden nasıl çıkacağı taahhüt edildi ve Meclis iradesi mektupla devredildi" ifadesine yer verildi.
Haber —Sen Genel Başkanı Kemal Keleş, altın hisse olayının, geçici olarak ordunun tepkisini azaltmaya yönelik bir düzenleme olduğunu, bu hissenin, uzun vadede şirkette çoğunluğun yabancı yatırımcıya geçişini önleyemeyeceğini öne sürdü. TELETAŞ'ın satışı sırasında altın hisse uygulamasının işlevsiz hale geldiğini, bugün bu şirketin Alcatel'in eline geçtiğini anlatan Keleş, "Türk Telekom'da kamunun payı yüzde 50'nin altına düştükten sonra, burada bir tane bile kamu çalışanı kalmayacak. Altın hisse işlevsiz hale gelecek" dedi. Keleş, 150 milyar dolarlık dış borç stoku varken, 5 milyar dolar kredi için Türk Telekom'un 3—4 milyar dolara satıldığını lieri sürerek, "Üstelik ordu için ayrı yatırım yapılacak. Özelleştirme aşamasında yapılan harcamalar da dikkate alınırsa Türkiye'nin Telekom'dan sağlayacağı gelir çok düşük düzeyde. Burada amaç, gelir sağlamak değil, Türkiye'ye kredi verenlere yeni kazanç kapısı açmak." dedi.
Telekom Genel Kurulu bugün yapılıyor
Türk Telekom'un olağan genel kurulu, bugün toplanıyor. Hazine Müsteşarlığı'nda, saat 10.00'da başlayacak genel kurulda şirketin yeni yönetim kurulu üyeleri belirlenecek. Telekom'un özelleştirilmesiyle ilgili yasanın Meclis'te kabul edilmesinin ardından yeni yönetim kurulu üyeleri de bugün belli olacak. Genel Kurul'un bugün toplanması yönünde karar alan Hazine Müsteşarlığı, hissedarlık yetkisini kullanarak Türk Telekom Genel Kurulu'nun toplanması için yönetim kuruluna çağrıda bulundu. Genel kurul gündeminde, 2000 yılı faaliyet, yönetim ve denetim raporları ile bilançosunun görüşülerek onaylanması bulunuyor.
Cansızlar: Borsa oyun alanı değil
SPK Başkanı Doğan Cansızlar, borsaların oyun alanı değil, orta ve uzun vadeli yatırımların yapıldığı profesyonel alanlar olduğunu söyledi.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar, Borsa'ya bugün girerek, kâr edip, yarın çıkma mantığının geçerli olmayacağını vurguladı.
Cansızlar, yaptığı açıklamada, "Borsalar oyun alanı değildir. Çünkü borsalar bugün girip para kazanıp, ertesi gün çıkılacak yatırım alanları olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde de böyle değildir." dedi. ABD'de borsaya yatırım yapanların bunları orta ve uzun dönemde ek gelir olarak değerlendirdiğini söyleyen Cansızlar, gelişmiş piyasalarda yatırımcı eğiliminin bu olduğunu açıkladı. Türkiye'de ise piyasanın henüz gelişmekte olduğuna dikkat çeken Doğan Cansızlar, sermaye piyasasının süreç içinde ekonomik ve kültürel gelişmeye paralel oturacağını anlatarak, "Türkiye'de bugün borsaya gireyim kazanç elde edeyim, yarın çıkayım düşüncesiyle hareket edenlerin yanı sıra, (borsaya gireyim; ama uzun vadeli kazancım olsun) diye bakanlar da var." diye konuştu.
Cansızlar, Türkiye'nin en şeffaf kurumunun İMKB olduğunu ifade etti. Bu piyasada işlem gören hiçbir şirketin "gizlisi—saklısı" olmayacağını söyleyen Cansızlar, burada işlem görmenin de bir bedeli olduğunu ve mahremiyetin kalmayacağını dile getirdi. SPK Başkanı, İMKB'de işlem gören toplam 326 şirket olduğunu ve bunların halka arz oranı ortalamasının yüzde 15—20 arasında değiştiğini, bu oranın gelişmiş ülkelerde yüzde 60 seviyelerinde olduğunu kaydetti. Cansızlar, "Bizde geleneksel bir tavır var, şirketlerin pek elden çıkmasını istemiyorlar. Dünyada şirketlerin halka arz oranı ortalama yüzde 60'larda."şeklinde konuştu.
Yasaların yarısı tamam
'15 günde 15 yasa' parolasıyla gündeme gelen yasa değişikliklerinin en zorlu kısmı tamamlandı.
Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı çerçevesinde öngörülen dış yardımın gelmesi için şart koşulan 15 yasa tasarısının yarısı, yaşanan krizlere rağmen Meclis'ten geçti. Özellikle Telekom, Sivil Havacılık ve Bankalar Kanun tasarılarında Koalisyon ortakları Derviş'e ters düşmüşlerdi. Koalisyon ortakları ile Kemal Derviş arasında ciddi krizlere yol açan yasa tasarılarının Meclis'ten geçmesiyle birlikte; İMF'nin 15 Mayıs'ta yapacağı toplantı sonrası toplam 15 milyar dolar olan yardımın ilk dilimini serbest bırakması bekleniyor.
Bu kapsamda Bütçe Kanunu'ndaki değişiklikler, Merkez Bankası Yasası, Ekonomik ve Sosyal Konsey Yasası, Doğalgaz Kanunu, Şeker Kanunu, Sivil Havacılık Yasası'nda değişiklik ve Kamulaştırma Yasası çıktı. Telekom Yasası, Bankalar Kanunu'ndaki değişiklik, ise TBMM'den geçti. Bunların dışında kalan 6 yasa ile ilgili ise farklı aşamalar söz konusu.
Diğer taraftan Devlet Bakanı Kemal Derviş, bu hafta Paris'te yapılacak olan OECD toplantısına katılacak. Çarşamba, perşembe ve cuma günleri devam edecek olan OECD ülkeleri temsilcilerinin toplantısına katılacak olan Derviş, hafta sonu Türkiye'ye dönecek.
(Ramazan Solak / ANKARA (cha))
Buğdaya IMF engeli
Çiftçilerin 260 bin liraya kadar ulaşan buğday alım fiyatı beklentilerinin Uluslararası Para Fonu'na (IMF) verilen niyet mektubundaki taahhütler nedeniyle gerçekleşmesi zor görünüyor.
IMF'ye verilen ve henüz açıklanmayan yeni ek niyet mektubunda, tarım ürünlerindeki fiyat artışının hedef enflasyon ile sınırlandırılması öngörülüyor. Bu yüzden buğday üreticisine Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in istediği 178 bin 200 liralık fiyatı bile vermek mümkün görünmüyor.
Bu yıl, ekonomik programda, TEFE'de yüzde 57.6, TÜFE'de de yüzde 52.5 hedef öngörüldüğünü hatırlatan yetkililer, fiyatlarda baz alınan orta sert kırmızı ekmeklik buğdayın kg fiyatının geçen yıl 102 bin lira olduğu dikkate alınırsa, bu durumda, buğdaya en fazla 155 bin—161 bin lira fiyat verilebileceğine dikkat çekti. Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp tarafından geçen hafta başında Bakanlar Kurulu'na sunulan hububat alım kararnamesi, hafta içinde, Hazine Müsteşarlığı ve Tarım Bakanlığı bürokratları tarafından ele alındı. Diğer taraftan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ise ekmeklik buğday için 266 bin lira alım fiyatı açıklanmasını istiyor. TZOB Başkanı Faruk Yücel, geçen yıl çiftçiye enflasyonun altında fiyat verildiğini, bu yıl faiz hariç 200 bin liralık,faiz de dikkate alınınca 400 bin liralık maliyet çıktığını söyledi.
Depreme özel boya
Türkiye'nin artık genel gündemleri arasına yerleşen depremin 'özel' boyası da çıktı.
Polisan tarafından depreme özel hazırlanan Gülen Boya—Natura Flex, su bazlı silikonlu esnek boya beklenenden fazla ilgi görüyor. Polisan Genel Müdür Yardımcısı S. Selçuk Aykan, binaların depremde oynaması nedeniyle boyaların hasar görüp bozulduğunu hatırlaratak, bu boyayı ürettiklerini ve her türlü gaz beton sıva, tuğla ve benzeri mineral yüzeyler üzerine kullanılabildiğini söyledi. Elastik bir yapıya sahip olan deprem boyasının bina üzerinde bir kılıf gibi durarark daha uzun ömürlü olmasını sağladığını belirten Aykan, ekonomik krizi de fırsata çevirdiklerini dile getirdi. Krizin her sektörde olduğu gibi boya sektöründe de olumsuz etkileri olduğunu belirten Aykan, reklamlarla krizi aşmaya çalıştıklarını söyledi. Aykan, Polisan'ın boya felsefesini kökten değiştiren doğaya uygun ürün üretme konseptine geçtiğini vurguladı.
Polisan'ın yılın son çeyreğinde borsaya hazırlandığını söyleyen Aykan, İSO 500 listesinde geçen yıl 217'inci sıraya yerleştiklerini bu yıl ise bir sürpriz yapıp ilk 150 arasında olabileceklerini sözlerine ekledi.
(Şerif Erdikici / Ekonomi Servisi)
'Otomotiv satışlarında patlama bekliyoruz'
Türkiye'de kasım ayında başlayan ekonomik kriz, otomotiv sektöründe daha derinden hissedildi.
Ancak uzun süredir bu sektör temsilcilerine göre krizin ardından büyük bir satış patlaması bekleniyor. Buna inananlardan biri de Renault Truck Genel Müdürü Eric Labat. Türkiye'de finansal bir kriz yaşandığını; ancak psikolojik etkinin çok daha öne çıktığını söyleyen Labat, insanların iyi haberlere ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Herkes beklenti içinde
Psikolojik kriz nedeniyle bazı müşterilerinin araç alacak duruma geldiğini ancak bir beklenti içinde olduğunu belirten Labat, Türkiye'de bulunduğu süre içinde krizlerle ilgili önemli bir tecrübe edindiğini söyledi. Labat, 'Bu tecrübelerime dayanarak krizin ardından satışların hızla yükseleceğini söylüyorum. Buna her yağmurun ardından güneş çıkar da diyebiliriz. Biz uzun vadeli hiçbir hedefimizi değiştirmiyoruz. Yaptığımız işleri iniş çıkışların dengesine göre ayarlıyoruz.' dedi. Kriz nedeniyle finansman kaynaklarının hemen hemen yok olduğunu dile getiren Labat, bayilerin yatırım kararı vermek için beklemesinin sıkıntı oluşturabileceğini belirtti.
Renault V.I.'nın Volvo bünyesine girmesi ile önemli bir sinerji oluştuğunu belirten Labat, Volvo, Renault ve Mack'in tüketiciye yine üç ayrı marka olarak hitap etmeye devam edeceğini söyledi. Bu yapılanma ile grubun Avrupa'da birinci, Kuzey Amerika'da ikinci konuma geleceğini söyleyen Labat, Türkiye'de de ayrı ayrı yapılanmalarla pazarda bulunmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
(Memduh Taşlıcalı / Ekonomi Servisi)
14 kişiye bir otomobil
Türkiye yollarındaki araç sayısı ocak ayı itibariyle 7 milyon 178 bin adete ulaştı.
Toplam taşıt sayısının yüzde 36.3'ü üç büyük il olan İstanbul, Ankara ve İzmir'de bulunuyor. Devlet İstatistik Ensitütüsü (DİE) verilerinden yapılan hesaplamaya göre, motorlu taşıt sayısı İstanbul'da 1 milyon 280 bin, Ankara'da 817 bin 84, İzmir'de ise 515 bin 626 adet olarak belirlendi. Türkiye'de yaklaşık olarak her 14 kişiye bir otomobil, her 9 kişiye bir motorlu taşıt düşüyor.
Lira dibe vurdu
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Türk Lirası'nın (TL) nisan ayı sonu itibariyle, 1994 Nisan ayından bu yana en düşük değerine indiğini belirtti. 1987—100 bazlı endekse göre, 1994 Nisan'ında 73 olan endeks değeri, nisan sonunda 78 olarak gerçekleşti.
DPT'nin aylık değerlendirmesine göre, TL "1 dolar+0.77 Euro"dan oluşan kur sepeti karşısında nisan ayı sonu itibariyle, dalgalı kura geçişten bu yana yüzde 40,6 oranında değer kaybetti. Bu gelişme sonucunda (1987—100 bazlı) "1 dolar+1,5 mark"tan oluşan reel kur endeks değeri nisan sonu itibariyle 78 seviyesine geriledi. Bu değer 1994 yılı Nisan ayında tarihi en düşük seviye olan 73 düzeyinde bulunuyordu.
DPT değerlendirmesine göre, mart ve nisanda hızla artan döviz kurunun mayıs ayında istikrar kazanmasının yanı sıra faiz oranlarının yüksek seviyesinin korumakla birlikte düşme eğilimi göz önüne alındığında, TEFE artış hızının mayıs ayında göreli olarak düşmesi bekleniyor.
|