GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Rüşvetçi polis ağır cezalık

Ankara'da halk otobüslerinden rüşvet alan polis Nurullah Bulut ve CD satıcılarından rüşvet alan Hakan Bozkurt'un 9 yıldan az olmamak üzere ağır hapsi istendi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, halk otobüsleri şoförleri ile kaçak CD satıcılarından rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuklu iki polis memuru hakkında 9'ar yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası istemiyle dava açtı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Fethi Şimşek, her iki "rüşvet" olayına ilişkin yürüttüğü soruşturmaları tamamladı. Savcı Şimşek, hazırladığı iddianamede polis Nurullah Bulut'un, 19 Nisan 2001 günü yapılan baskınla suçüstü yakalandığı ifade edildi. Numaraları alınmış banknotların torpido gözünde ele geçirildiği belirtilen iddianamede, Bulut'un Türk Ceza Kanunu'nun "irtikap" suçunu düzenleyen 209 ve "müteselsil suçlar" hükmünü içeren 80. maddeleri uyarınca 9 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum edilmesi talep edildi. Savcı Şimşek, kaçak CD satıcılarından rüşvet alınmasıyla ilgili yürüttüğü soruşturma sonunda hazırladığı iddianamede de, Kızılay ve Cebeci civarında kaçak CD satan Ercan Uğur, Yakup Yıkılmaz ve Ergün Karabulut'un, Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan polis memuru Hakan Bozkurt hakkında suç duyurusunda bulundukları belirtildi.

Bozkurt'un, Dikimevi metro çıkışında kaçak CD satan Uğur'dan "Yaptığınız iş yasal değil, bunun bedelini ödeyin" diyerek değişik tarihlerde 120 adet CD aldığı öne sürülen iddianamede, polis memurunun evinde yapılan aramada 335 adet CD ele geçirildiği kaydedildi. İddianamenin son bölümünde, Bozkurt hakkında TCK'nın 209 ve 80. maddeleri uyarınca 9 yıldan az olmamak üzere ağır hapis istendi.




Malki'nin gizli para havuzu

Altı yıl önce Bursa'da suikast sonucu öldürüldüğünde Türkiye'nin bir numaralı iplik tüccarı olan Nesim Malki'nin hükmettiği paranın boyutları ve bilinmeyen ilişkileri ilk defa gün yüzüne çıktı. ZAMAN yazarı Faruk Mercan'ın kaleme aldığı ve Zaman Kitap yayınları arasında yeni çıkan "Niso" kitabında yer alan bilgilere göre Malki, şirketleri ve bankaları dışında büyük bir para havuzu oluşturmuştu.

Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan dört müfettişin hazırladığı 100 sayfalık "Nesim Malki ve Yener Kaya Raporu" bugüne kadar gizli kalmıştı. Başbakanlık, Maliye, Mülkiye ve Adalet müfettişlerinden oluşan dört müfettişin bir yıllık bir çalışma sonucunda hazırladıkları Nesim Malki raporunda çarpıcı bilgilere yer verildi.

Rapora göre Malki, boyutları ve ne amaçla kullanıldığı tam olarak belirlenemeyen bu para havuzunu öldürüldüğü 1995 yılı içerisinde oluşturdu. Aynı dönemde çeşitli bankalardan da 50 milyon dolar kredi kullandı. Ancak Malki'nin İsviçre bankalarındaki hesaplarına ulaşılamadı. Muammer Kömürcü, İsviçre bankalarına yapılan günlük havaleleri ayrıntılarıyla anlatıyor.

Kitapta, 10 yıl boyunca Malki'nin şirketlerini yönetmiş olan Muammer Kömürcü'nün şu anlatımlarına yer veriliyor: "Türkiye'deki parası en az 300 milyon dolar, bu da servetinin ancak yüzde biridir. Geri kalan bütün parasını yurtdışındaki banka hesaplarında tutuyordu." Ancak müfettişler, İsviçre bankalarındaki bu hesapları tespit edemedi.

Kaybolan rapor

Niso kitabında, o dönemde jandarma istihbarat yüzbaşısı Kadir Tahir'in hazırladığı Nesim Malki dosyasındaki ayrıntılı bilgilerle birlikte, iki polis başmüfettişinin hazırladığı ancak "kaybolan" başka bir rapordan da söz ediliyor. Buna göre, 1996 Ekim ayında Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel, Emniyet Teşkilatı ile ilgili Türkiye genelinde 'tafahhus' (ayrıntılı araştırma) yapmak üzere 20 müfettiş görevlendirdi. Polis başmüfettişleri Haluk Bahçekapılı ve Ali Kaygısız, Bursa'da araştırma yaptılar. 30 Ekim'de raporu dönemin Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel'e sundular. Ancak bu rapor ortadan kayboldu.

"Bursa halkı o dönemde polis için Cavit'in polisleri diyordu" bilgisini veren Ali Kaygısız, "Son zamanlarda basında çıkan Malki cinayeti ile ilgili bilgilerin bir çoğunu o zaman tespit etmiştik." diyor. Haluk Bahçekapılı ise, polisin bu olayın üzerine gidip yeterince araştırma yapmadığını belirttikten sonra, "Diğer taraftan Bursa'ya atanacak olan vali ve emniyet müdürlerinin Cavit Çağlar'ın girişimiyle atandıklarını yine aynı kaynaklardan duyduk:"

Bu raporun yazıldığı tarihte Susurluk kazasına yalnızca altı gün vardı ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'dı.

Bakan odasında gizli kayıt

1998'de İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, odasına gelen işadamı Korkmaz Yiğit'le yaptığı görüşmeyi gizli kayıtla banda almıştı. Faruk Mercan, 20'nin üzerindeki yeni belgeyle birlikte on sayfalık bu bant kaydı tutanağına da yer veriyor. Bu görüşmede Kutlu Aktaş, Korkmaz Yiğit'e, "Demirbank'ın ortağı mısınız?" gibi ilginç bir soru sorarken, Korkmaz Yiğit, Cavit Çağlar'ın Çakıcı'ya 28,5 milyon dolar ödeme yaptığını öne sürüyor. Yiğit, Nesim Malki suikastını araştıran jandarma istihbarat yüzbaşısı Kadir Tahir'in de görevden alınıp Hakkari'nin Çukurca ilçesine sürüldüğünü öne sürüyor.

Mehmet Sünbül'ün sorgu tutanakları

Niso'da hem Mehmet Sünbül'ün ilginç hayat hikayesine hem de Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu ve kim olduğu şimdiye kadar anlaşılamayan "Mahmut Bey" tarafından Sünbül'e yapılan sorgunun tutanakları yer alıyor. Hizbullah liderlerinin kaçırılmasında yardımcı olabileceği varlıklı insanların ismini istediğinde Mehmet Sünbül, Haluk Kırcı, Hayyam Garipoğlu gibi isimleri veriyor.

Yener Kaya olayı

Nesim Malki'den yalnızca iki gün sonra İstanbul'da öldürülüp arabasıyla birlikte ateşe verilen Kaya Menkul Değerler şirketinin sahibi Yener Kaya olayı da Niso'da ayrıntılı anlatılıyor. Yener Kaya'nın 1995'te yüklü miktarda banka kredileriyle ve müşterilerinin paralarıyla Borsa'da oynayıp kaybettiği; ancak olayın bir "aşk cinayeti" olduğu vurgulanıyor. (Ercan Gün - İSTANBUL (Zaman))




'Kılıç'operasyonu

Niso'da, Nesim Malki, Cavit Çağlar, Erol Evcil, Mehmet Sünbül ve Korkmaz Yiğit'in yanında Alaattin Çakıcı'nın da hikayesine yer veriliyor.

Bu bilgilere göre, Alaattin Çakıcı'nın Fransa'da yakalanmasını sağlayan operasyonun kod adı "Kılıç"tı. Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ve Organize Suçlar Dairesi Başkanı Emin Arslan'ın yönetiminde yapılan bu operasyona, İtalyancada kılıç anlamına gelen "Gladyo"yu çağrıştırırcasına "Kılıç" kod adı verildi. Kılıç Operasyonu, aşama aşama ayrıntılarıyla Sabri Uzun'un ağzından aktarılıyor.




''AĞAR Cumhurbaşkanı TAYYİP Başbakan''

Niso'da yer alan çarpıcı bölümlerden biri, Erol Evcil'in bir yıl boyunca Bursa'da saklanırken kaldığı villada şematize ettiği "2002 planı" oluşturuyor:

"Yakalandığı sırada villada ele geçirilen 40- 50 sayfalık el yazısı notları, onun hayal gücünü ve ticari hırsının boyutlarını gözler önüne serdi. 2002 yılına kadar planlama yapmıştı. Planlarını yaparken siyasi tahminlerde de bulunmuştu. Ona göre, 2002 Türkiye'sinde cumhurbaşkanı Mehmet Ağar, başbakan ise Tayyip Erdoğan olacaktı. O ise, Cavit Çağlar'ın bütün şirketlerini ele geçirmiş, üç gazetesi, televizyon kanalları olan ve devasa boyutlardaki şirketleriyle Türkiye'nin bir numaralı patronuydu."




Kur'an birincisi Erzurum'dan

Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen ve 8 bölgeden 9 imam hatip lisesi öğrencisinin katıldığı Kur'an-ı Kerim ve ezan okuma yarışmasının Türkiye finali Samsun'da yapıldı.

İlim Yayma ve Eğitim Vakfı Konferans Salonu'nda yapılan yarışmada, 8 kişilik jüri yarışmaya katılanları derecelendirmede zorlandı. İlk 3 haricinde bütün yarışmaya katılan öğrenciler topluca 4. ilan edilirken sonuçlar şöyle gerçekleşti: Kur'an-ı Kerim okumada Erzurum'dan Osman Uslu birinci, Konya'dan Aykut Gök ikinci, Düzce'den Fatih Zeren üçüncü oldu. Yarışmaya katılan Yusuf Duman, Muzaffer Gürler, Mustafa Çalman, Faruk Altunağa, Mustafa Özyılmaz da jüri tarafından topluca 4. olarak ilan edildi. Ezan okuma yarışmasında ise Eskişehir'den Vahit Özdal birinci, Kırklareli'nden Serdar Yıldız ikinci, Muş'tan Yahya Yonan üçüncü oldu. Öğrencilerin tamamı plaket, başarı belgesi ve altınla ödüllendirildi. İlhan Basmacı/ SAMSUN (cha)




Bakan izin vermedi

Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu, müfettişlerin görevden alınmasını istediği TTK başkanı ve 13 öğretmen hakkında savcılığa soruşturma izni vermedi.

Geçen sene yapılan bir suç duyurusu nedeniyle Bakanlık Teftiş Kurulu tarafından Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) Daire Başkanı Osman Nuri Demirel ve kitap tavsiyelerinin yapıldığı komisyonda görevli 13 öğretmen hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldı. Müfettişler, soruşturma sonrasında Osman Nuri Demirel'in görevden alınmasını istedi. Müfettişler ayrıca Osman Nuri Demirel ve TTK'da görevli 13 öğretmen hakkında şu işlemleri teklif etti: Disiplin yönünden kademe ilerlemesinin durdurulması, adli yönden ise cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusunda bulunulduğu için daire başkanı ve öğretmenleri yargılamak üzere Bakan Metin Bostancıoğlu'ndan izin istedi. Ancak Bostancıoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na soruşturma izin vermedi. Bu durumda cumhuriyet başsavcılığı söz konusu kişileri yargılamak için dava açamayacak. Mevzuat gereği bir memurun yargılanabilmesi için en üst amirinin izin vermesi gerekiyor. Bakan Bostancıoğlu soruşturma izni vermediği için daire başkanı ve 13 öğretmen hakkında cumhuriyet başsavcılığı dava açamadı.

DGM soruşturma açtı

Bu arada, ilk ve ortaöğretim okullarında okutulan bütün ders kitaplarının incelenerek tavsiye edildiği Talim ve Terbiye Kurulu "usülsüz kitap tavsiye edildiği" gerekçesiyle soruşturma geçiriyor. Kurulda çalışan bazı kişiler hakkında "organize hareket etmek suretiyle çete oluşturdukları" gerekçesiyle hem DGM, hem de Bakanlık Teftiş Kurulu tarafından 2 hafta önce yeniden soruşturma başlatıldı. ( İbrahim Asalıoğlu / ANKARA (Zaman)




Kapkaççı dehşeti

İzmir'in Konak ilçesinde çantasını almaya çalışan kapkaççılara direnen üniversiteli kız başından bıçaklanarak feci şekilde dövüldü. Olay, önceki gece saat 23.15 sıralarında meydana geldi.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisat Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Fatma Ünsal (21), arkadaşları ile birlikte kaldığı eve dönerken kapkaççı bir şahıs çantasını almak istedi. Çığlık atarak kapkaççıya direnen Ünsal, kimliği ve eşkali tespit edilemeyen kapkaççı tarafından başından bıçaklandı. Gözü dönmüş kapkaççı, Ünsal'ı bıçaklamakla yetinmeyerek yumrukla feci şekilde dövdü. Olayı gören vatandaşlardan korkan kapkaççı, Ünsal'ın çantasını alamadan kaçtı. Çenesi kırılan, gözleri moraran, dudakları patlayan ve vücudunun çeşitli yerlerinden darbe alan Ünsal, arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldı. Ünsal'ın ailesinin Bursa'da yaşadığı öğrenildi.

Uğur Eskier / İZMİR(Zaman)




Gübre yerine taş

Süleyman Demirel ve Akdeniz üniversitelerinde yapılan analizler gübrede büyük sahtekarlıklar yapıldığını ortaya çıkardı.

9 Kasım 2000'de Antalya'nın Kumluca ilçesinde faaliyet gösteren Yavuz Ticaret'te satılan MAP gübresinden alınan örnekler Akdeniz Üniversitesi'nde analiz edildi. Analiz sonucunda gübrede yüzde 61 olması gereken fosfor oranı yüzde 0 çıktı. Yine Antalya'da faaliyet gösteren Ürünal Tarım Ticaret Bayii'nden 11 Aralık 2000'de alınan kompoze gübrelerin numuneleri Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde analiz edildi.

Yüzde 20 olması gereken etkili madde yüzde 1 çıktı. Bir diğer örnek yine Antalya'dan. Antalya merkezde Özkan Gübre'den alınan MAP, potasyum sülfat, potasyum nitrat numuneleri Süleyman Demirel Üniversitesi'nde analiz edildi. Sonuçlar yine çarpıcı idi. Çünkü bu gübrelerde hiçbir katkı maddesi çıkmadı. Bir diğer anlatımla evde bulunan saksılardaki toprakta Özkan Gübre'de satılan bu gübreden daha çok mineral bulunuyor.

Ayrıca Tokat Çamlıbel'deki Pancar Kooperatifleri'nde 27 Mart 2001 tarihinde yapılan denetimlerde Bağfaş'a ait kompoze gübre de menfi çıktı. Bu noktanın altı çizilmesi gerekiyor. Çünkü Bağfaş gübredeki iki dev isimden biri. ( Hakan Yılmaz / İSTANBUL(Zaman))




Özel okullar sınavı yapıldı

'2001-2002 Öğretim Yılı Özel Okullar Sınavı' yapıldı.

6 ildeki 50 merkezde gerçekleştirilen sınava 15 bin 292 öğrenci katıldı. Sınav sonuçları, haziran ortasında açıklanacak..




Türk Günü'ne Asya da geliyor

Devlet Bakanı Prof. Abdulhaluk Çay, 19 Mayıs'ta ABD'de 20'incisi yapılacak olan geleneksel "Türk Günü" yürüyüşüne ilk kez bu yıl bütün Türk dünyasından katılım olacağını söyledi.

New York'taki Türk Günü yürüyüşüne gidecek heyete başkanlık edecek olan Prof. Çay, "Amerika'da gündeme gelen asılsız Ermeni soykırımı iddialarını çürütmek için bu yürüyüş önemli bir fırsat olacak. Amerika'da Ermeni iddiaları ile ilgili çok sayıda konferans vereceğiz." dedi. Malatya Belediye Başkanı Mehmet Yaşar Çerçi, Türk Günü yürüyüşüne folklor ekibi ve 2 ton kayısı göndereceklerini söyledi. Çerçi, "Kayısılar yürüyüşü izlemeye gelen Amerikalılara dağıtılacak. Biz zaten Malatya olarak Amerika'ya her yıl 15-20 bin ton kayısı ihraç ediyoruz." dedi. Yürüyüşe katılacak Kırıkkale Belediye Başkanı Mustafa Tekdoğan ise şunları kaydetti: "40 kişi olarak katılacağımız yürüyüşe bu yıl mehterin yanında bando takımı da göndereceğiz. Bando bugünkü ülkemizi, mehter ise eski kültürümüzü yansıtıyor." (Nedim Yalçın )




10 yılda 82 bin can feda ettik

Karayollarında meydana gelen trafik kazaları adeta bir katliamı andırıyor. Türkiye karayollarında son 10 yılda, 82 bin 124 kişi hayatını kaybetti, 1 milyon 66 bin 8 kişi yaralandı. Kazalardaki maddi hasarın boyutu ise yaklaşık 1,5 katrilyon lira.

Bilançonun belki de tek sevindirici tarafı trafik kazaları sayısı artmasına rağmen kazalardaki ölü sayısının azalması. 1991 yılında 142 bin 145 kazada, 9 bin 346 kişi hayatını kaybederken, 2000 yılında meydana gelen 459 bin 114 kazada, 5 bin 935 kişi öldü. Uzmanlara göre bunun sebebi şehir içinde meydana gelen küçük kazaların kayıtlara geçmesi ve sürücülerin eğitim seviyesinin artmış olması.

Abdullah Dirican / İSTANBUL(Zaman)




KISA...KISA...

Anneler Günü'nde annesini öldürdü

Adana'da 14 yaşındaki bir ilköğretim okulu öğrencisi, Anneler Günü'nde, annesi Hülya Şahin (32)'i namus meselesi yüzünden bıçaklayarak öldürdü.

İstanbul'da patlama

İstanbul Gaziosmanpaşa'da meydana gelen patlamada Rıza Çiçek adlı kişi yaralandı. Sağ eli bileğinden kopan Çiçek, hastaneye kaldırıldı. Patlamaya, çöp kutusuna konulan bir bombanın yol açtığı belirlendi.

Ankara'da su baskını

Ankara'da sağanak yağış, şehrin çeşitli bölgelerinde su baskınlarına neden oldu. Birçok binanın giriş ve bodrum katlarına su doldu. Biriken sular nedeniyle çok sayıda araç yolda kaldı.

Türüt'e silahlı saldırı

Türkücü İsmail Türüt, İstanbul Tarabya'da tavernada programı sırasında, silahla ayağından yaralandı. 34 AK 3559 plakalı araçla olay yerinden kaçan 2 saldırgan yakalanamadı. Türüt'ü yaralayan Tolga Bilgi yakalandı. Bilgi, Arto'yu da yaralamıştı.

Ali Nabi Koçak'a dava

Sultanbeyli eski Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak ile 7 eski belediye görevlisi hakkında, 'görevi kötüye kullanmak' suçundan 3'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Antalya'ya çamur yağdı

Antalya'nın Alanya, Manavgat ve Gazipaşa ilçelerine, çamurla karışık yağmur yağdı. Yetkililer, yörede bu yıl 6. kez çamurla karışık yağmur yağdığını belirttiler.

Hatay afet bölgesi olsun

Antakya Belediye Başkanı İris Şentürk, "Selden sonra insanların kullanacak tek eşyası kalmadı, vergi ödemeleri mümkün değil. Bakanlar Kurulu kararıyla afet bölgesi ilan edilirse, vergiler ertelenir, fonlardan para aktarılır." dedi.

E-5'te şarhoş terörü

İstanbul E-5 karayolu Okmeydanı mevkiinde, karayolunda ters yönde giden alkollü sürücü, başka bir otomobile çarptı ve 3 aracın da zincirleme kaza yapmasına sebep oldu. Kazalarda 3 kişi hafif şekilde yaralandı.

Okula en fazla % 55 zam

Özel Okullar Derneği Başkanı Rüstem Eyüboğlu, İstanbul'da özel okullarda yapılacak en fazla zammın yüzde 53-55 civarında olabileceğini belirterek, "Bu oranın üzerine hangi okul çıkarsa çıksın, hiç acımadan biz bu okullarla mücadele edeceğiz." dedi.




Mesleklilerin Zafer'i

Meslek lisesinde okuyan kızı Emine'nin üniversite hayallerini gerçekleştirmek üzere giriştiği mücadeleyi kazanan baba Zafer Yassıörenli "Hukuk kazandı. " dedi.

Danıştay'a açtığı davayla meslek liselilerin düz liseye geçiş yasağının durdurulmasını sağlayan Zafer Yassıörenli, birçok öğrenci ve velinin kendisine ulaşarak teşekkürlerini bildirdiğini söyledi. Danıştay, Soma Anadolu Kız Meslek Lisesi 9. sınıf öğrencisi Emine Yassıörenli'nin yaptığı başvuruyu değerlendirerek Milli Eğitim Bakanlığı'nın meslek liselerinin 9. sınıfından genel liselere geçiş yasağının yürütmesini durdurmuştu. Davayı açan baba, on binlerce meslek liseliye emsal teşkil edecek bir başarı elde etmişti.

Ortaokul mezunu baba

Ortaokul mezunu olan ve Soma'da camcılık yapan Zafer Yassıörenli, "Sokakta değil; hukukta" ilkesiyle hareket ettiğini söyledi. Baba Yassıörenli, "Son bir senedir hukuka olan inancım arttığı için psikolojik olarak güven duydum ve ilk adımı attım. Doğru tektir ve ne olursa olsun onu elde etmek için mücadele etmek gerekir. Bu uğurda da hukukun ve demokrasinin nimetlerinden faydalanmak lazım. Ben de öyle yaptım." dedi. Hep birilerinden bir şeyler beklemekten vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan baba Yassıörenli, bu anlamda Türkiye'de büyük bir değişimin yaşandığını söyledi.

Zafer Yassıörenli, davayı açış hikayesini ise şöyle anlattı: "Geçtiğimiz kasım ayında kahvaltı haberlerini izlerken 'İnan Mirasyedi adlı bir gencin Danıştay'a dava açarak nakil hakkını kazandığı' şeklinde bir haberle karşılaştım. Hemen işyerine koşup haberin yer aldığı gazeteden o aileye ulaşmaya çalıştım. Ancak akşam saatlerinde ulaşabildim. Ve o aileyle aynı yolda ilerlemeye karar verdim."

"Hukuka güvenin"

Yassıörenli, çocukların eşitlik ilkesi doğrultusunda okuma hürriyeti yönünde bir dava kazandığı için mutlu olduğunu ifade ederek, "Davayı kaybedebilirdim de. Kendimi buna hazırlamıştım; ama önemli olan kızımın hakkını geri almak üzere mücadele etmekti" diye konuştu. Kendisinin ve kızının, çevrelerindeki insanlar tarafından büyük bir takdir ve tebrikle karşılaştıklarını da dile getiren Zafer Yassıörenli, herkesin hukuka güvenmesini istedi. (Ahmet Dönmez / İSTANBUL (Zaman)




İktisatçı DEDE

'Erozyon dede', 'Deprem dede' derken yeni bir dedemiz daha oldu; 'İktisatçı dede'. Bu dedeyi ekonomik kriz doğurdu. O, çıkışları ve değerlendirmeleri ile diğerlerinden hemen ayırt edilebiliyordu.

Panellerin, iktisatçı zirvelerinin ve de televizyonların canlı yayınlarının vazgeçilmez konuğu oluvermişti. Çünkü onda da tıpkı Erozyon dedede, Deprem dedede olduğu gibi içten bir tavır vardı. İktisat profesöründen çok, bu ülkenin gerçeklerini çok iyi analiz etmiş bilge bir adam, halktan bir insan gibi konuşuyordu. Bu sempatik bilge; Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özer Ertuna, nam-ı diğer 'İktisatçı dede' idi.

İlgiden memnun

Prof. Dr. Özer Ertuna, 'İktisatçı dede' denmesinden mutluluk duyuyor. Ertuna, gerçekte de iki torun sahibi bir dede olduğunu kaydederek, "Dede" diyenler beni mutlu ediyor. İki torunum var. Buradan biliyorum ki dedelik çok güzel birşey. Bizim kültürümüzde ak saçlı insana, deneyime büyük bir saygı var. Bütün mesele yaşlıların deneyimi ile gençlerin heyecan ve dinamizmini bir araya getirebilmek. Bu hüsnü teveccüh beni çok mutlu ediyor. Ne mutlu bana!" şeklinde konuştu.

Dedemizi tanıyalım

Ertuna, 1940 İstanbul doğumlu. 34 senedir Boğaziçi Üniversitesi'nde hocalık yapıyor. Master ve doktorasını Amerika'da yaptıktan sonra 1967'de mezun olduğu üniversiteye hoca olarak geri dönmüş. Evli ve iki kız çocuğu babası.

Turhan Bozkurt / İSTANBUL(cha)




Ata sporumuz futbolmuş!

Günümüzün en popüler sporu olan futbolun Türklerin ata sporu olduğu iddia edildi.

Erciyes Üniversitesi

Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, Türklerin tarih boyu spora büyük ilgi gösterdiklerini, günümüzden yaklaşık bin yıl önce yazılan Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ü Lügati't Türk", Seyit Ali Ekber'in yazdığı "Hıtay-Name" ve Tarih-i Timur adlı eserde görebildiklerini kaydetti.

Güreşin yanında bugün Avrupa'da yaygın olarak oynanan polo ve dünya genelinde en popüler spor dalı olan futbolun da gerçekte "ata sporu" olduğunu belirten Prof. Dr. Gülensoy, şunları söyledi:

"Türk spor kültüründe 'tepük' olarak adlandırılan futbolun Türkler tarafından ne zaman oynandığı kesin olarak bilinmese de, en az bin yıldan beri oynandığı kesin. Çünkü 11. yüzyılda yazılan Divan-ü Lügati't Türk'te 'tepük', 'kurşun eritilirek oval şeklinde kalıplara dökülür ve üzerine keçi kılı, keçe veya başka bir şey sarılır. Bu büyükçe topla ayakla teperek oynanır' ifadesi yer alıyor. Tarih-i Timur adlı eserde de Türklerin içi hava ile doldurulmuş kuzu derisinden yapılan topu ayakla oynadıkları, bu topa el değdirmenin, çizgiden çıkarmanın yasak olduğu yazılıdır."

Prof. Dr. Gülensoy, Türklerin ata sporu olan ayak topunun İngilizlerin Hindistan'ı işgalinden sonra Avrupa'ya taşındığını, yeni biçimler alarak dünya geneline yayıldığını söyledi.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.