GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ahmed ŞAHİN

Sohbetler

Günahı çok olanın hayırlı ameli daha çok olmalıdır

İnsan maruz kaldığı günahlarından dolayı ezilip üzülmeli, hatta yakıcı vicdan azabı duymalıdır. Bu türlü üzülmeler, vicdan azabı duymalar hem bir nevi tevbe, istiğfar manasına gelir, hem de imanın işaretinden kabul edilir.

Zira günahından dolayı üzülüp, vicdan azabı çekmenin müminliğin alameti olduğunu Peygamberimiz (sas) veciz sözleriyle haber vermiştir. Hadis şöyledir:

Mümin günahını başına yıkılacak dağ gibi görür, korku ve vicdan azabı hisseder. Münkir ise burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alır, mühimsemezlikle karşılar.

Demek günahlarından dolayı korku, üzüntü, gönül yakıcı sızı hissetmek müminliğin işaretinden başkası değildir.

Ne var ki, müminin böylesine vicdan azabı duymaya başladığı sırada şeytan yine yakasını bırakmıyor, bu defa da ona bakın neleri telkin edip nasıl düşündürüyor bir nazar edin.

Ben günahkârın tekiyim. Böylesine temiz insanların arasında bulunmak bana layık değildir. Ayrılayım bu temiz insanların arasından. Çekip gideyim kendim gibi kirli insanların içine!..

Gördünüz mü şeytanın yeni tuzağını? Halbuki bu genç böyle düşünmemeli de, demeliydi ki:

Ben günahı çok bir insanım. Öyle ise daha çok hizmette bulunmalı, hizmetle çok sevap kazanmalı, bunca günahımı ancak böyle çok hizmetlerle affettirmeye çalışmalıyım.

Evet, gerçek düşünce bu iken şeytan bu hassas gence hizmetten uzaklaşmayı telkin ediyor, böylece kambur üstüne kambur yüklenmeyi düşündürmüş oluyor.

Zannederim şeytanın bu telkinine kanan başka masum ve hassas gençler de vardır. Görünüşte sanki güzel bir hassasiyet gibi gelse de gerçekte tam bir şeytanî tuzaktır bu.

Bu meselenin tarihî cevabını, bir kısım sahabeleri dahi şehit etme günahını irtikap etmiş olan Hz. İkrime vermiştir. İslam'a karşı savaş verip birçok günahları irtikap ederek ancak Mekke'nin fethinden sonra İslam'la şereflenmiş olan İkrime, bundan sonra cepheden cepheye koşmuş, savaşlarda hem de en önde çarpışmaya başlamıştır. Hatta bir defasında kumandanı onu ikaz etmiş:

Ey İkrime, kendini en öne çıkarıp da düşman oklarına hedef etme, sen de herkes gibi geride saf nizamında dur!

İkrime'nin buna bir cevabı vardır ki tam konumuzun çözümünü teşkil etmektedir. Diyor ki: Ben herkes gibi değilim. Öyle ise herkes gibi geride saf içinde kalamam. Benim günahım herkesten çoktur. Öyle ise hizmetim, fedakârlığım da herkesten çok olmalı, böylece bunca günahları böylesine farklı fedakârlıklarla affettirmeliyim.

Gerçek düşünce böyle olur. Günahı çok olanın hizmeti de çok olması lazım gelir, yoksa hizmetten uzaklaşarak daha çok günaha maruz kalmakla değildir.

Zaten bir düşüncenin Rahmanî mi yoksa şeytanî mi olduğu götürdüğü sonuçtan belli olur. Hizmete götürüyorsa Rahmanî olur, hizmetten uzaklaştırıyorsa şeytanî olduğu anlaşılır.

Ben günahkâr bir adamım, temiz insanların içinde bulunmamalı, hizmetten uzaklaşmalıyım, düşüncesinin şeytanî olduğu da böylece kendiliğinden meydana çıkmış olur.


a.sahin@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

18/ 04/ 2001... Bu köşenin okura hizmet anlayışı
23/ 04/ 2001... Kalbinizden gelen ses ne diyor bir dinleyin
24/ 04/ 2001... Keşke biz de böyle düşünebilsek
25/ 04/ 2001... Yoksula yardım etmeyen zenginin sonu
30/ 04/ 2001... Gelen mala gelsin, cana değil
01/ 05/ 2001... İlk Müslümanlarda komşuluk sigortası
02/ 05/ 2001... Hizmet ehlinin imtihanı üzerine
07/ 05/ 2001... Bir gençlik hatası
08/ 05/ 2001... Allah baba denir mi?
09/ 05/ 2001... Hanımlar cenaze namazı kılamazlar mı?


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.