GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ali Halit ASLAN

Washington Sütunu

Türk liderlerin 'Ağlama Duvarı'

İsrail'deki Ağlama Duvarı'nın bir benzeri Amerika'da olsa sadece Musevi dostlarımız için değil bizim siyasetçiler için de büyük kolaylık olacak. Neden mi? Çünkü buraya gelen her liderimiz Musevi lobisinin önde gelenleriyle görüşüyor ve her biri kendi siyasi dilinde 'gözyaşı döküyor' da ondan!

Museviler her ağlayana meme verir mi orası meçhul, ama şurası muhakkak: Bizim siyasetçiler ağlamayı iyi beceriyor...

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı, parti başkanı; sıfatı her ne olursa olsun, Türk liderler ABD'de bir 'Musevi lobisi umresi' yapma sünnetini terk etmiyor. Bu ziyaretler, hasım lobilere karşı desteklerinden dolayı Amerikalı Musevilere teşekkürden öte anlamlar içeriyor: Siyasi ikbal arayan ya da istikbalinin kararmamasını 'garanti'lemek isteyenler, Telli Baba yerine Şimon Baba'ya çaput bağlıyor. Bilirsiniz, Şimon Baba, Sam Amca'nın yakın akrabasıdır. Ve tarik-i siyasette Sam Amca'nın icazetinin Şimon Baba'nın duasından geçtiğine inanılır.

Türk siyasetinin kabesi Washington'a 'şefaat' istemeye gelen son büyüklerimizden biri DYP lideri Tansu Çiller idi. DSP'li Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel de şu günlerde buralarda. FP'li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise geçen ay 'umre' vazifesini eda etmişti. Yeni oluşumlara gebe mevcut siyasi ortamda 'dervişliği' kimseye kaptırmak istemeyen liderlerimizin ziyaretlerinde Musevi lobisiyle randevuların yoğunluğu dikkat çekti.

Kıble Washington, merci Şimon Baba, maksat 'umre' olur da, 'şeytan taşlama' olmaz mı? Şimon Baba'nın nazarında şeytandan farksız olan 'siyasal İslam' varken, başka şeytan aramaya ne hacet? Çiller, Ağlama Duvarı'nda Refahyol koalisyonundan dolayı günah çıkardı ve Refah'ı taşladı. Gökçek de 'Bakmayın siz Faziletli olduğuma, ben aslında Özal'ın talebesiyim ve siyasal İslamcı değilim' temasını işledi.

Şimon Baba'nın 'siyasal İslam' konusunda hiç şakası yoktu. Ve laiklik ahdini bozarak Refah'la koalisyon yapan Tansu Ana'ya Türkiye-İsrail anlaşmasını kotarmasına rağmen kızgındı. Meşhur Musevi 'düşünce tekkesi' Washington Enstitüsü'nde konuşurken bu günah-ı kebirinden dolayı Çiller'in başına az daha taş yağacaktı! Enstitünün Araştırma Direktörü Patrick Clawson, Çiller'i haziruna takdim ederken 'Türkiye'nin en tartışmalı (controversial) siyasetçilerinden' ifadesini kullanınca anamızın yüzünde acı bir tebessüm belirdi. Fazla renk vermemeye çalışarak dış politika ve ekonomi konusunda kapsamlı bir konuşma yaptı. İlk soru hakkını elinde tutan Patrick Clawson, Çiller'e ikinci taşı fırlattı: 'Laik geleneği savunan birisi olarak Refah Partisi ile koalisyon yapmanız birçoklarını şaşırttı. Şimdi geriye dönüp baktığınızda bunun muhasebesini nasıl yapıyorsunuz?'

Çiller, vaziyeti kurtarmak için bir şeyler söyledi. Ama Şimon Baba'yı yatıştırabildi mi, bilinmez. Hatırlatayım, Şimon Baba tekkesinde çok iyi muhasebe tutulur. Cürümleriniz teker teker kaydedilir ve bir gün karşınıza çıkarılır. Bir kere 'günaha giren' birisi artık kolay kolay 'dua listesi'ne dahil edilmez. Çünkü Şimon Baba çok kuşkucudur. Mesela bu tekkede, Fazilet kökenli herkesin 'takiyyeci' olma ihtimalinden şüphe edilir. Tekkenin bir önceki ziyaretçisi Melih Gökçek de eminiz bundan nasibini almıştır.

Şimon Baba, Müslümanlıkla siyasetin buluşmasını pek istemez; ama kendisi dindarlıkla siyaseti bir arada götürmeyi pek sever. Bilgi kaynakları 'derin', sezgileri 'keramet' derecesinde tutarlıdır. Ancak bizimkilerin zannettiği gibi Washington'da her kapıyı Şimon Baba'nın açtığı da söylenemez. Aslında neticede ipler WASP (Beyaz Anglo-Sakson Protestan) tabanına dayanan Sam Amca'nın elindedir. Genelde iyi geçinirler; fakat aralarında gizli bir rekabet ve hatta mücadele dahi vardır. Bu nedenle Sam Amca'ya rağmen Şimon Baba'yla fazla içli dışlı olanlar bazen eşekten düşmüşten beter hale gelebilir. Netekim Şimon Baba'nın, Refahyol hükümetini deviren ancak daha sonra Sam Amca'nın gözünden düşen bazı 'sadık müritler'inin yerinde bugün yeller esmektedir.

Gerçek manada demokratik iradeye dayalı olmayan bir sistemde icazetin öncelikle halk dışındaki yerli ve yabancı güç odaklarından alınmaya çalışılması gayet doğaldır. Türkiye'de seçim kampanyaları Washington'da başlatılmakta, kodaman localarında pişirilmekte, sandıkta meşrulaştırılmakta ve genelde son nefesini de karargahta vermektedir. Alo, duyamadım, reform mu dediniz?...


ah.aslan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

19/ 02/ 2001... Kovboyla dalaşılmaz
26/ 02/ 2001... Abramowitz'den 28 Şubat tahlili
19/ 03/ 2001... Ben yadırgamadım
26/ 03/ 2001... Zor hafta
02/ 04/ 2001... Yaralı parmak ve ABD
09/ 04/ 2001... Kemal mi, zeval mi?
16/ 04/ 2001... ABD'de Yeni-Osmanlı mücadelesi
23/ 04/ 2001... Reform, üniforma ve ABD
30/ 04/ 2001... Öncülere teşekkürler
07/ 05/ 2001... Mesaj alındı mı?


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.