GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Mehmet NİYAZİ

Tahlil

Küçük Emrah'ın mesajı

23 Nisan'da Başbakanlık koltuğuna oturan küçük Emrah Yavuz'la ilgili bir gazetede verilen haber bu hay huy arasında, her gün bir yenisini öğrendiğimiz vurgunların bunalttığı ortamda herhalde bazılarına müjde gibi gelmiştir.

Onun yaşındayken bize "Ne olacaksın?" diye sorsalardı, muhakkak ki, televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında sık sık gördüğümüz futbolcu veya siyasetçi olmak istediğimizi söylerdik; çünkü şöhretin, paranın onlarda olması bizi etkilerdi. Ama küçük Emrah, Osmanlı tarihini gelecek nesillere aktaran başarılı bir tarihçi olmak hayalini kuruyor.

Yüksek öğrenimi için de ünlü Harvard Üniversitesi'ni seçmiş.

Babası TEDAŞ'ta işçi, annesi ev hanımı olan Emrah'ın söyledikleri, saçı sakalı ağarmış bizler gibileri düşündürmelidir. Sayın Bostancıoğlu'na yaptığı espriden zekasını da sezdiğimiz on bir yaşındaki Emrah, Osmanlı tarihinin yeni nesillere yeterince aktarılamadığını fark etmiş. İdeolojilerin hakim olduğu ülkelerde ilmin yapılmadığını ve yapılamayacağının farkında olmalı ki, ille de Harvard diyor.

Hayatın iki ana damarı vardır; biri laboratuvarlar, diğeri kütüphanelerdir. Milletlerin geleceklerini milli piyangolar etkilemez; bu iki ana damara, belli bir idrakle bakan, o milletin geleceğini görür. Laboratuvarlarımızda neler olup bittiğini bilmiyor; ancak kütüphanelerimizdeki duruma göre tahminde bulunabiliyoruz. Başarılı çalışmalar yapılsaydı, büyük ihtimalle duyardık. Zaten oradan iki kişi tanıyoruz; biri dünya ilim aleminin saygı duyduğu Prof. Dr. Sayın Oktay Sinanoğlu, diğeri de Prof. Dr. Sayın Metin Balcı'dır. Her aklı başında insanımız bu iki değerli vatan evladıyla iftihar eder; ama iki çiçekle bahar gelmeyeceğinin de acısını duyar.

Kütüphanelerimizin durumu ise içler acısıdır; meczuplardan başka, imtihan zamanlarında ders çalışmak için öğrenciler gelirler. Bir de yazları, göçmen kuşlar misali, yabancılar görünürler. Onların dışında ne gelen vardır, ne giden. Konuşmaya sıra gelince de mangalda kül bırakmayız.

Küçük Emrah son derece haklıdır. Osmanlı tarihi yazılmamıştır. Ancak Ziya Nur Aksun gibiler belli yerlere gelecek nesillerin görmeleri için şamandıra bırakmışlardır. Batılılar yazıyor, biz de onlardan iktibas ediyoruz. Arthur Scharaton, Mimar Sinan Biyografisi adlı kitabında Osmanlı tarihiyle ilgilenen bütün Batılıların Türk ve İslam düşmanı olduğunu belirtiyor. Onların yazdıklarını iktibas edersek, ecdat denince, yeni nesiller de haklı olarak burun kıvırırlar.

Tarih sadece geçmişi araştırma değil, aynı zamanda geleceği kurma ilmidir. Tarih bilmeden hiçbir sosyal bilimin dili çözülmez. Sosyal bilimlerin kısırlığı da şahsiyet buhranına yol açar. Yolsuzluk yapmak, görevini ifa etmemek, sorumluluk duymamak ve benzerleri şahsiyet bozukluğu değil de nedir? İçinde yaşadığımız bu felaketi idrak edememek, en büyük felakettir.

Tarih zihniyetle yakından ilgilidir; hatta onun eseridir. Zihniyetin en önemli kaynağı da dindir. Dinini hakkıyla bilemeden, bir milletin tarihini yazmaya kalkmak abesle iştigaldir. Oysa biz dini bilenlerden kuşkulanıyoruz; aynı müfredatı okudukları halde, üstelik lise seviyesinde dini bilgiler öğrendiler diye imam-hatiplileri polis yapmıyoruz; nerde kaldı ilim insanı olmalarının yollarını açalım. İlmin kesatlığa uğradığı bir ülkede ciddi hiçbir şey olmaz. Düne göre ilim yuvalarımızın seviyeleri düşmüştür; yarınlarda da bugünleri arayacağımızı söylemek kehanet değildir. İnşallah Emrah gibiler yurtdışında okurlar da, beyinleri dumura uğramaz. Biz de milletçe onların meşalelerinde yollarımızı bulabiliriz.

Böyle istikbal vaat eden çocukları görünce, idrak ve vicdan sahibi olup da "keşke param olsaydı" diye hayıflanmayan kaç kişi vardır?



Yazarımızın en son yazıları


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.