GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ali ÜNAL

Bizim Kubbe

Cebrî lütuflar

İbn-i Abbas (ra), "Devemin yularını kaybetsem, Kur'an-ı Kerim'e bakar, bulurum" der. Gerçekten Kur'an-ı Kerim'de her şey, her hâdise, ya açık olarak, ya kapalı, ya sembol, ya çekirdek halinde, ya işareten, ama mutlaka vardır. Önemli olan ona bakmasını bilmektir.

Kur'an-ı Kerim'e bakmasını bilenlerden şeyhulislâm İbn-Kemal, tarihin bilhassa son dönemiyle hususi alâkası bulunan, "Zikir mahiyetindeki (Levh-i Mahfuz'dan) sonra, (gönderildiği rasûl Hz. Davud'un halife-peygamber misyonu sebebiyle) Zebur'da da yazdık ki, yeryüzüne sâlih kullarım vâris olur" âyetinde Yavuz'un Mısır'ı fethedeceğine dair 10 işaret bulmuş ve bunlara dayanarak, Yavuz'u Mısır seferine ikna etmiştir. Söz konusu bu âyet gibi, bir açıdan âhirete, bir açıdan her dönemin, her merhalenin neticesine bakan "Âkıbet müttakîlerindir" şeklindeki Kur'anî ifade de, mü'minler için bir müjde mahiyetinde dünyanın son dönemine işarette bulunmaktadır. Yani Cenab-ı Allah, dünyanın Kıyamet'ten öncesi için çok önemli bir va'dde bulunmuştur ve O, Allah'ın Dini'nin güneşin doğup battığı her yere ulaşacağı ve yeryüzüne sâlih kulların vâris olacağı şeklindeki bu va'dini mutlaka yerine getirecektir.

Allah, va'dini mutlaka salih ve müttakî kullarıyla gerçekleştirecektir. Bu gerçekleştirmede vasıta olacak salih düşünce, inanç ve aksiyonun müsbet ve menfi olmak üzere iki yanı vardır. Müsbet yanı - farz, vacip veya sünnet - emirleri yerine getirmek; menfi yanı ise, sabır gerektiren durumlarda sabretmek, eza ve cefalara katlanmaktır. Eğer, yeryüzünün vârisleri olarak seçilmiş kullar, sâlih ve müttakî olmanın gerektirdiği müsbet davranışları tam yerine getirmez veya getiremezlerse, Cenab-ı Allah, bu defa, onların bu açığını, adına 'ibadet' diyebileceğimiz bu davranışların menfi yanlarıyla kapar. Müsbet yandaki açıklara oranla krizler, şoklar, acılar, sancılar yaşatır. İşte, ibadetin bu ikinci türüne ve onun sonuçlarına cebrî lütuflar olarak bakabiliriz.

Ülkemizde son 4 yılda yaşananların bir de bu açıdan değerlendirilmesinde isabet olabileceği kanaatindeyim. Büyük oluşumların önünde büyük temizlikler yaşanır. Cenab-ı Allah (c.c.), yanlışları baştan göremeyen mü'minlere, bu yanlışları, neticeleriyle tanıtmakta ve onları mecburen yanlışları tashihe götürmekte; kendi iradeleriyle yapılması gerekenleri yapmayanlara, bunları mecburî bir sevkle yaptırmaktadır. Meselâ, ülkemizin ve dünyanın kutlu geleceği adına, halkımızın çok ciddi bir eğitimden, terbiyeden geçmesi gerekmektedir. Halkımız, her şeyi devletten bekleyen, kendi muhasebesini yapmayan, meselâ en basitinden, temiz bir cadde veya sokak isterken, cadde ve sokağı kirletmekten çekinmeyen; başına gelen musibetlerden ders almayan; bir takım fantezi ve heveslerle yersiz bir şehre göç yaşayıp, topraklarını terk eden; kolay kazanç peşinde koşan bir karaktere sahiptir. Fakat bu karakterle, bir milletin dünyanın bugününde ve geleceğinde söz sahibi olması mümkün değildir. Aynı şekilde "yerli" insanımız, ferd ferd, grup grup, kendine yeter hale gelmenin; ekonomi alanında dünya devleriyle yarışacak holdingler oluşturmanın; hayırda işbirliği ve dayanışmanın; sabır ve direnmenin; dışa açılmanın, tüketime dönük değil de, üretime dönük sanayie yönelebilmenin önemli ölçüde uzağındadır. Yaşadığımız ve belki daha da yaşayacağımız krizler ve şoklar, bizi bu menfiliklerden uzaklaştıracak ve her bakımdan tarihine, misyonuna yakışır bir millet haline getirecektir.

Ayrıca, mesala ülkemizde gerek ortaöğretim, gerekse yüksek öğretimde yaşanan eğitim problemeleri, ükemizden pek çok beynin, inanan, ülkesini ve milletini seven, insanlığın hizmetine koşabilecek pek çok samimi kalbin dışarı akmasına yol açmaktadır. Bütün bunlar, Allah'ın bu millete gördüreceği misyon adına, dünyanın her tarafına, her bulunduğu yerde su çıkaracak birer Asâ-yı Musa'nın gitmesi gibidir. Önemli olan, salâh ve ittika çizginin içinde kalabilmektir.



Yazarımızın en son yazıları

16/ 03/ 2001... 28 Şubat, kurban, medya ve Kemal Derviş hadisesi
23/ 03/ 2001... Tina Jebahar
30/ 03/ 2001... İç krizin bir başka önemli boyutu
06/ 04/ 2001... Tarihin yorumu
12/ 04/ 2001... Hükümete istifa mı?
13/ 04/ 2001... Kader konuşuyor
20/ 04/ 2001... "İll'Allah"tan önce "La İlâhe"
27/ 04/ 2001... Bir büyük yanılma
04/ 05/ 2001... Cumhuriyet Türkiyesi'nin en önemli çıkmazı
11/ 05/ 2001... Bir hadis ve Türkiye'nin bağımsızlığı


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.