Taziye
Askeri uçağın düşmesiyle birlikte ülke geneli yasa boğuldu. Bütün gazeteler birinci sayfalarını, bütün televizyonlar birinci haberlerini bu olaya ayırdılar. Daha birinci uçak kazasının acısı dinmeden, şehitlerimizi, toprağa verilmeden ikincisinin haberi geldi. Böyle acılı bir günde söylemek ne kadar doğru bilmiyoruz. Ama insanı rahatsız eden bir uygulama var: Banka hortumlayan patronların gazetelerine bile başsağlığı ilanı verilirken, Zaman ve bazı diğer gazeteler es geçiliyor. En acılı günlerde bile 'akredite' olayı devam ediyor ve 'sizi adamdan saymıyoruz!' düşüncesi vurgulanıyor. Acılarını bile paylaşmayanların, sevinci paylaşması mümkün mü? Kaldı ki biz acıları bile paylaşmaya razıyız.
Kim olursa olsun, böyle bir ayrımcılığa hakları var mı? Vatanın birlik ve bütünlüğü bunu mu gerektiriyor? Yoksa bu çektiğiniz acı az, biraz da bu muameleyle acı çekin mi demek istiyorlar? Anlamak mümkün değil.
Yazıyı, ölenlere rahmet dileyerek bitiriyoruz.
Hak-hukuk
İnanın artık şöyle çoluk çocuk ailecek bir fotoğrafçıya gidip, resim çektirmeye bile korkar olduk. Bir büyüğümüz iyi ki bir fotoğraf çektirip, "Bunlar benim ailem." dedi. Olmadık şeyler oldu, Şimdi ailenin bazı üyeleri, dünyanın parmaklık manzaralı kısmını seyretmelerinin ötesinde, her gittiği yerde de hep aynı tarz bir sürü soru ile muhatap olmak zorunda kalıyor.
'Baba' namlı 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i bu defa da Gazi Üniversitesi'nde verdiği konferans sonrasında öğrenciler, bu sorularla bunalttılar. Sorular hep 'içeride'ki yakınların banka boşaltmalarıyla ilgiliydi. Hep eleştiriyor, sağa sola maydanoz oluyoruz ya. Bu sefer bunu yapmayacağız sadece buraya Demirel'in verdiği cevabı yazmakla yetineceğiz: "Hakim misiniz? Adamlar hapishanede duruyor. Soracaklar, boşalttılarsa boşalttık, yoksa boşaltmadık diyecekler. Boşaltmışlarsa hakimler gerekli cezayı verirler. Ben bunlardan yılmam. Ülkenin katrilyonlarını sarf ettim. Kimse bana kırk paranın hesabını sormadı. Hukuk itham için değil. Dünyanın binbir hali var. Senin başına da gelebilir. O zaman hak hukuk ararsın."
C-acık
Emin Çölaşan, araları bir türlü düzelmeyen Melih Gökçek'e, bir yazısında cacık tarifi yaparken 'hıyar' dediği için 3 milyar lira ödemeye mahkum olmuş. Herhalde ömründe bu kadar pahalı bir cacık yememiştir!
Tiyatro
IMF'nin vereceği paranın kokusu duyulur duyulmaz, Zaman'ın sürmanşetinden haber: 'Tiyatrolara yardım yapılsın!' Durun bakalım biraz hele. Para devletin kasasına girsin. En iyisini Besim Tibuk söylüyor: "Biz iktidara gelirsek devlet tiyatrosu olmayacak. Özel tiyatrolara da beş kuruş yardım yapmayacağız!"
|