Gazetecilerden savunma istendi
Basın Konseyi, Balkaner'den para aldığı ileri sürülen gazetecilerden savunma istedi. Konsey, cevapları değerlendirerek vardığı sonucu kamuoyuna açıklayacak.
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Yurtbank'ın eski sahibi Ali Balkaner'den, "meslek etiğine aykırı şekilde para aldıkları" ileri sürülen gazeteciler konusunda bir açıklama yaptı.
Konuyu gündeme getiren Star gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e, teşekkürlerini ileten Ekşi, Saygı Öztürk'ün aylar önce konuyu gündeme getiren ilk yayını üzerine Basın Konseyi olarak, elinde belge bulunduğuna inanılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanlığı, İstanbul DGM Başsavcılığı'na ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazıyla başvuruda bulunarak, bilgi ve belge istediklerini kaydetti. Ekşi, her üç makamın da, ellerinde bu iddiaları doğrulayacak veya bu iddialarla ilgili herhangi bir belge bulunmadığını bildirdiklerini belirtti. Ekşi, şöyle devam etti: "Söz konusu 7 gazeteciye Basın Konseyi'nin genel sekreteri 16 Mayıs 2001 tarihinde birer mektup göndererek, kendileriyle ilgili iddiaları aktardı, 'bu iddialarla ilgili yanıtlarını 21 Mayıs 2001 Pazartesi tarihine kadar vermelerini' rica etti. Adı geçen gazetecilerden Togay Bayatlı, konsey başkanına ve genel sekreterine telefon ederek, 'yanıtını pazartesi günü ileteceğini' bildirdi. Diğer gazeteciler yani, Necati Karakaya, Necla Dalan, Faik Gürses, Güler Kömürcü, Ardan Zentürk yanıtlarını konseye hemen ilettiler. Can Ataklı, konuyla ilgili basında yer alan açıklamalarının, yanıtı olarak kabul edilmesini istedi.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, verilen yanıtları en kısa zamanda değerlendirerek, vardığı sonuçları kamuoyuna duyuracaktır."
Yine kapkaç terörü
İzmir’in Basmane semtinde 55 yaşındaki bir şahıs, 650 bin lira için güpegündüz bacağından bıçaklandı.
Olay saat 11.00 sularında Basmane tren garı önünde meydana geldi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis, Seyit Adalı (55) isimli şahsı bacağından yaralanmış bir şekilde yerde yatarken buldu. Ambulansla hastaneye kaldırılan Adalı, “Yolda yürürken bir anda arkamdan gelip beni bacağımdan bıçakladı. Ne olduğunu anlayamadan cebimdeki 650 bin lirayı da alarak kaçtı.'' dedi. Hurdacılık yaptığı öğrenilen Seyit Adalı, tedavisinin yapılmasının ardından, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Adalı’yı bıçaklayıp kaçan kişinin hırsızlıktan sabıkalı Ramazan isimli bir şahıs olduğunu tespit eden polis, çalışma başlattı. İsa Sezen İZMİR (Zaman)
Kapkaç yağma kapsamına alınsın
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Öztürk, büyük kentlerde son günlerde artış gösteren kapkaç olaylarının birinci nedeninin af, ikinci nedeninin de ekonomik kriz olduğunu söyledi.
Öztürk, kapkaç suçunun yağma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu suçun 15 yıl cezayı gerektirdiğini söyledi. "Kapkaç" suçunun ağır cezalık bir suç olduğunu belirten Öztürk, "Ancak yargılama sistemimiz sağlıklı çalışamadığı için adil bir yargılama mümkün olmuyor. Küçük, basit hırsızlık olarak nitelendiriliyor." diye konuştu. Emniyet yetkilileri de, "Kapkaç, hırsızlık, yankesicilik, gasp gibi olayların yüzde 70 failini yakalıyoruz. Ancak yasaların bize yol göstermesini de bekliyoruz. Aynı kişiyi sabah yakalıyoruz, öğlen salınıyor, akşam yeniden suç işliyor. Bu kısır döngüyü kırmak lazım." dediler.
Telsim aleyhine karar
Danıştay, Telsim'in her ay yan hizmetlerden de Hazineye'ye yüzde 15 oranında pay ödemesine karar verdi.
Hazine Müsteşarlığı, Telsim'in Hazine'ye her ay ödeyeceği yüzde 15 oranındaki payın matrahına, "Simkart Hizmet Bedeli, Ayrıntılı Fatura Ücreti, İptal İhya Ücreti, Açma-Kapama Ücreti, Devir Ücreti, Numara Değiştirme Ücreti, Unvan Değişim Ücreti"nin de dahil edilmesine karar verdi. Telsim, söz konusu işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı. Danıştay 10. Dairesi, yürütmenin durdurulması istemini oy birliği ile reddetti. Telsim, bu karara itiraz ederek, işlemin yürütmesinin durdurulmasını istedi. İtirazı bir üst kurul olarak inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 10. Daire'nin kararını yerinde bularak Telsim'in itirazını reddetti.
Frekansta ikinci iptal
Danıştay 10. Dairesi, Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) yapacağı frekans ihalesini ikinci kez durdurdu.
Daire, Yeditepe İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ'nin açtığı davada, RTÜK'ün savunmasının ardından yürütmeyi durdurma istemi yeniden karara bağlandı. Danıştay 10. Dairesi, 26 Nisan'dan önce ihalenin yürütmesini RTÜK'ün savunmasına kadar durdurmuştu. Ankara 6. İdare Mahkemesi de ihalenin yürütmesini durdurunca RTÜK ihaleyi ertelemişti. Danıştay 10. Dairesi, RTÜK'ün savunmadan sonra da ihalenin yürütmesini durdurdu. Daire, ayrıca ulusal düzeyde lisans almak üzere 28 Nisan 1995'ten önce RTÜK'e başvuru yapanların ihaleye kabul edileceğine ilişkin şartname maddesini iptal etti. Daire'nin kararında, durumları uygun olan bütün kuruluşların başvurularının değerlendirmeye alınması gerektiği kaydedildi.
Sıcak 19 Mayıs
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, şehitlerimizin acısı içinde sıcak bir havada kutlandı.
Havaların güzel olması, törenlere olan ilgiyi artırdı. Ankara 19 Mayıs Stadyumu'ndaki törene Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, FP Genel Başkanı Recai Kutan, Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, bakanlar, milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı. Samsun'dan getirilen bayrak ile Selanik'ten getirilen toprak ve bayrak, burada Cumhurbaşkanı'na sunuldu. Törende paraşütle atlama gösterisi, seğmen oyunları ve öğrencilerin hazırladığı çeşitli gösteriler sunuldu. Astsubay Hazırlama Mızıka Okulu Bandosu'nun günümüz müziğini bando ile seslendirmesi büyük ilgi çekti. Cumhurbaşkanı'nın eşi Semra Sezer, özürlülerin geçişi sırasında gözyaşlarını tutamadı.
Kuleli'den tango
Atatürk'ün, Samsun'da karaya çıkışı, bu ilde temsili olarak canlandırıldı. İstanbul'daki törenler İnönü Stadı'nda yapıldı. Buradaki törende 25 okuldan 3 bin 178 öğrenci değişik gösteriler sundu. Kuleli Askeri ve Kandilli Kız liseleri öğrencileri tango yaptı. törene katılan Devlet Bakanı Kemal Derviş, gösterileri ilgi ile izledi. Bayram, Malatya'da buruk geçti. Malatya Valisi Mustafa Yıldırım, CASA tipi askeri nakliye uçağının düşmesi sonucu 34 askeri personelin şehitin olduğunu hatırlatarak, “İçimiz kan ağlıyor.” dedi. 19 Mayıs, dış temsilciliklerde ve yurt dışındaki Türk okullarında da coşkuyla kutlandı. Haber Merkezi
Güvenli, kaliteli, ucuz
İspanyol firma ve TAI, ürettikleri CASA uçaklarını savundular. İspanyol firma ve TAI yöneticileri, CASA'larda ters giden bir şey bulunmadığını, uluslararası platformlarda en üst düzey sınavlardan geçirildiklerini açıkladılar.
Üst üste üç uçağının düşmesi üzerine İspanyol CASA firması ile bu uçağı Türkiye'de üreten Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) yetkilileri, CASA 235 tipi uçaklara yönelik eleştirileri cevaplandırdılar. Üçüncü CASA CN–235'in önceki gün düşmesinin ardından CASA Genel Müdürü Alberto Fernandez, aynı gün 6 kişilik uzman heyetiyle Türkiye'ye geldi. İspanya'dan gelen ekip, Türk Hava Kuvvetleri, TÜSAŞ ve TAI uzmanları ile birlikte düşen uçaklarla ilgili çalışmalara dün sabah başladı. CASA Genel Müdürü Alberto Fernandez de dün, TAI Genel Müdürü Kaya Ergenç ile birlikte TAI'de düzenlediği basın toplantısında art arda düşen CASA uçaklarına yönelik eleştirileri bir basın toplantısıyla cevaplandırdı. Fernandez, CASA uçaklarında 'yanlış giden bir şey' bulunmadığını savundu. CASA uçaklarını en üst uçuş emniyetinde uçurmanın esas olduğunu söyleyen Fernandez, "Ancak ne kadar dikkat ederseniz edin, kazalar kaçınılmazdır. Önemli olan, kazanın sonucunu bulup bir daha tekrarlanmamasını sağlamak gerekir, bu, bizim ana görevimizdir." dedi.
'Uçuş emniyet rekoru'
CASA uçaklarının Türkiye'nin yanı sıra İspanya, Fransa ve uluslararası platformlarda en üst düzey sınavlardan geçirildiğini belirten Fernandez, uçakların 'uçuş emniyet rekoruna' sahip olduğunu söyledi. Fernandez, Türkiye'nin uzman kişilere sahip olduğunu, kendilerinin yapımcı firma olarak araştırmalara yardımcı olacağını kaydetti. Fernandez, uçaklarda bazı değişiklikler yapılmasına ilişkin ülkelere bazı raporlar sunup sunmadıklarının sorulması üzerine, sadece olumlu anlamda, uçaklarının performanslarının geliştirilmesine ve kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik bazı tavsiyelerde bulunduklarını bildirdi. Fernandez, olumsuz bir özelliği düzeltme benzeri bir girişimleri olmadığını kaydetti.
"Ege'de uygun değil" raporu
TAI Genel Müdürü Kaya Ergenç, önceki gün Ankara'da düşen uçağın ilk kez kalktığını, bu nedenle arıza gösteremeyeceğini söyledi. CASA uçaklarından bazılarının Ege'de görev yapmasının uygun olmadığı yönünde hazırlanılan raporun hatırlatılması üzerine Ergenç, şu bilgiyi verdi: "Bunu, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndan sormanız lazım, benden değil. Bizim görevimiz ortak üretim yapmaktır. O raporu ben almadım, o raporu benim adamlarım da yapmadı. Buna ancak devlet karar verir. Bizim insanlarımızı da lütfen küçümsemeyelim. Hava Kuvvetleri de, Türk Silahlı Kuvvetleri de uzman insanlardır. Rastgele uçak almazlar, almaları da mümkün değildir. Mutlaka harekat ihtiyaçlarına cevap veren en uygun, en emniyetli uçaklardır. Yoksa uzman mühendislerimiz, kurmay subaylarımız, komutanlarımız sokaktan tayyare toplamıyorlar. Milletin parasını elbette doğru harcıyorlar. Ama firmalar 'benimki iyi, seninki iyi' derken bazı ihtilaflara neden oluyorlar."
'Sorumluluk TSK'da'
Ergenç, ocak ayında yine bir CASA uçağının kaza yaptığının hatırlatılması ve bu kazaya ilişkin hazırlanan raporun sonuçlarının sorulması üzerine, "Ocaktaki kaza Silahlı Kuvvetler'de uçan bir uçağın kazasıdır. Ve o uçak 1992'den beri uçmaktadır. Sorumluluk onlardadır. Eğer Silahlı Kuvvetler CASA'dan ya da bizden yardım talep ederse, hay hay tabii ki varız. Ama istemediler. Dolayısıyla bize sormayın, bu rapor neden yayınlanmıyor diye." dedi.
CASA uçaklarının 'çok güvenli', hafif ulaştırma sahasında diğerlerinden daha emniyetli, daha verimli, çok daha kolay kullanılabilir olduğunu vurgulayan Ergenç, farkının, ucuzluğu olduğunu kaydetti. Ergenç, CASA uçaklarının hidrolik sistemlerinde bir sorun olduğuna ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine, "Tüm ihalelerde olduğu gibi bu söylediğiniz ihalenin yapıldığı sıralara dayanıyor. Şirket temsilcileri bazen sınırlarını aşarak karşıki malı kötülerler. Uçak üzerinde uluslararası normlara, kalite standartlarına uygun teçhizat yoksa o uçağı kimse almaz. Müsaade ederseniz çoban mantığıyla söylüyorum; pazarda tavuk satar gibi uçağı alıp piyasaya çıkamazsınız." diye konuştu. Ergenç, tazminat ödenip ödenmeyeceğinin sorulması üzerine, gerek uçakların gerekse uçaktaki kişilerin sigortalı olduğunu ifade etti.
8 yılda 21 askerî uçak kazası
26 Eylül 1993, Bursa'da F-4.
28 Aralık 1995, Midilli Adası açıklarında F-4.
10 Şubat 1995, Erzurum'da F-4.
20 Ekim 1995, Eskişehir Afyon yolunda F-4.
14 Şubat 1995, İstanbul ve Erzurum'da iki uçak.
8 Şubat 1995, Ege'de F-16.
5 Kasım 1996, Malatya'da F-4.
25 Şubat 1997, Konya'da F-4.
20 Mart 1997, İzmir'de askeri uçak.
8 Mayıs 1997, Manisa'da askeri bir eğitim uçağı.
25 Temmuz 1997, Kütahya'da F-16.
13 Ağustos 1997, Konya'da F-4.
21 Ekim 1997,Tunceli'de askeri uçak.
5 Kasım 1997, Konya'da F-4.
25 Mart 1998, İzmir'de eğitim uçağı.
4 Nisan 2000, Sivas'ta iki F-16 çarpıştı.
24 Mayıs 2000, Burdur'da F-16.
17 Ocak 2001, Eskişehir'de F-4.
19 Ocak 2001, Kayseri'de CASA
16 Mayıs 2001, Malatya'da CASA
18 Mayıs 2001, Ankara'da CASA
Murat Aydın / İSTANBUL (cha)
'İstihbarat ağı kurun'
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, iş dünyasının Türkiye'yi tehdit eden mal ve para hareketlerine karşı bir istihbarat ağı oluşturmasını istedi.
Türkiye Genç İşadamları Derneği'nin (TÜGİAD), Ceylan Intercontinental Oteli'nde düzenlediği "Yolsuzluk Ekonomisi" konulu toplantısında konuşan Bakan Tantan, bu konuda meslek ve sanayi odalarına büyük görevler düştüğünü belirterek, sivil toplum örgütlerine de temiz toplum anlayışında büyük görevler düştüğünü açıkladı. Yolsuzluk ekonomisiyle mücadelenin daha etkin hale getirilebilmesi için bilgi toplumunun öne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tantan, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu yönde çalışmalar yapılırken, diğer taraftan da ülkenin güvenlik alanında diğer devletlerle de ortak çalışmalarda bulunması gerektiğini kaydetti. Tantan şöyle konuştu:
'Halk sahip çıkıyor'
"Türkiye'yi tehdit eden mal ve para hareketlerine karşı hem halkın hem de işadamlarının bilinçlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda da çok geç kalındığı inancındayım. Onun için, kendi halkının ekonomik gücünü tehdit eden hareketliliği önceden tespit edebilecek bir istihbarat ağı kurmak zorunluluktur. Bunun için çalışmayı meslek odaları yapması gerekir. Bu yapılmadığı zaman ekonomik gücünüzün diğer dünya ülkeleri üzerinde kabulü son derece zordur. Eğer siz kendi içinizde para kazanmayı, sadece halkımız üzerinden para kazanmayı düşünüyorsanız, bu her geçen gün fakirleştiğinizin ifadesidir. O zaman hiçbir zaman gelişemeyiz."
Bugün gelinen noktada halkın artık bazı gerçekleri görme şansını elde ettiğini vurgulayan Tantan, bu gerçeklerin artık devletin kendi kurumları içinde halka hizmet anlayışının yeterli olmadığı, toplumun örgütlenme içerisinde kendi alanlarında köyüne, sokağına ve komşusuna geri dönme anlayışı olduğunu dile getirdi. Tantan, bu anlayışın bir ihtiyaç haline geldiğini ifade ederek, "Bu ihtiyacın da halkın feryatlarıyla yükseldiği hepimizin dikkatlerine gelmiştir." dedi.
Güven ortamı sağlanmalı
Bakan Tantan, yurtdışındaki Türklerin paralarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda birtakım hukuki düzenlemelere ihtiyaç bulunduğuna da dikkat çekerek, bu düzenlemelerin yeşil sermaye tartışmalarına da son vereceğini kaydetti. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, güvenli olmayan bir ortamda mal ve para hareketlerinin sağlıklı bir şekilde olamayacağını belirterek, İçişleri Bakanlığı'nın bu güven ortamını sağlamaya çalıştığını bildirdi.
Erkan Acar / İSTANBUL (Zaman)
Sivil seferberlik
Son dönemlerde iç ve d ış
siyasette sıkıntılı günler yaşayan Türkiye'de, yeni bir stratejik açılımın
işlerlik kazandırılmaya çalışıldığı gözlemleniyor. 'Sivil
seferberlik' olarak adlandırılabilecek bu yeni inisiyatifte, yurt dışında
oluşturulacak sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'nin çıkarları
aleyhine çalışan lobilere karşı yekvücut hale getirilmesinin amaçlandığı
dikkat çekiyor.
Özellikle sözde Ermeni soykırımı tasarısının
Amerikan Temsilciler Meclisi'nde son anda engellenmesi, buna mukabil Fransa
parlamentosunda kabul edilmesiyle başlayan süreçte ivme kazanan bu girişim,
dün Zaman'da yayımlanan haberle de teyid edilmişti. MGK Genel Sekreteri
Org. Cumhur Asparuk ve Tuğgeneral Enver Var'ın çeşitli Avrupa başkentlerinde
Türk kuruluşlarının temsilcileri ile toplantılar yaptığı ve 'Türk
Konseyleri' kurulması yönünde bir çalışma yürüttüğü basına yansımıştı.
Tıpkı Ermeni soykırımı meselesi gibi
önümüzdeki dönem Türkiye'nin uluslararası ilişkiler alanında başını
ağrıtacak bir diğer konu da Kıbrıs meselesi. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin (AİHM) Türk tezlerine aykırı, Rum tezlerine uygun bir
yekilde aldığı son karar, AB'ye üyelik sürecindeki Türkiye'yi ve KKTC
yönetimini bir hayli zorlayacağa benziyor.
Dün ajanslardan gelen bir haber,
KKTC'de 'Ulusal Halk Hareketi – UHH' adı altında sivil bir girişimin
hayata geçtiğini gösterdi. Haberde, hareketin amacının 'KKTC ve Türkiye'ye
karşı içten ve dıştan gelecek saldırılara karşı mücadele etmek'
olduğu; örgütün KKTC genelinde ve yurtdışında örgütlenmesini
tamamladığı belirtildi. Örgütün yayımladığı bildiride, özellikle
'yolsuzluk' kavramına atıfta bulunması, Türkiye'nin ve KKTC'nin hayati
çıkarlarının korunması için 'dış güçlerden ve yerli işbirlikçilerinden
gelen yoğun saldırılara karşı her türlü yasal yolla mücadele edecek
ve tüm gücüyle bunlara karşı duracaktır.' ifadesini kullanması dikkat
çekiyor. İstanbul (Zaman)
|