GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Etyen MAHÇUPYAN

Merkezdeki özne buharlaşırken

Herkes siyasetçilerin bizleri sürüklediği noktadan şikayetçi. Kamuoyu yoklamaları, halkın önemli bir bölümünün şu anki durumlarıyla bu partilere oy vermek istemediğini ortaya koyuyor.

İyi de bu toplum yeni siyasetçiler çıkarmada acaba niçin böylesine zorlanıyor? Herhalde tarihinin hiçbir döneminde Türkiye siyaseti 'yeni' olana bu denli aç hale gelmemişti. Ama eskilerin hiçbir prestijinin kalmadığı böyle verimli bir ortamda bile, çare; ABD'den gelen bir teknisyenin siyasi figüre dönüşmesinde aranıyor.

Bu tıkanıklığın basit ancak vahim bir nedeni var: Türkiye'de merkezin siyasi aktör üretme potansiyeli, enerjisi ve iradesi neredeyse sıfırlanmış durumda. Çünkü asker dışında bugün merkezin 'öznesi' kalmadı. Merkezi temsil iddiasında olan, merkez adına konuşan bir sivil iradenin oluşması son derece güç gözüküyor. İşadamları toplanıp duruyorlar; ama siyasi bir adım atmak açısından patinaj yapan bir arabaya benziyorlar.

Aslında bu çok da şaşırtıcı değil. Ne de olsa Cumhuriyet'in kuruluşunda yaratılan merkez de esas olarak bürokratik bir çekirdek etrafında oluşmuştu. Zaman içinde bu çekirdeğin siyaset üretme açısından 'laik ve çağdaş' bir toplumsal kesimle bütünleşip kuşatıldığını görmüştük; bugün ise söz konusu çekirdek yeniden asli görevinin başında. Diğer bir deyişle 80 yıllık Cumhuriyet tarihi, ideolojik gerilimler açısından yeniden başa dönmüş durumda. Tarihi bir sarmal olarak kavramak isteyenleri doğrulayan bir vaka Türkiye...

Yaklaşık 80 yıl önce başlayan modern bir toplum yaratma süreci, gerçekten de devletin istediği türden bir toplumsal kesim yarattıktan sonra; bugün aynı toplumsal kesimin paralize edilmesiyle yeni bir evreye giriyor. Hayal edilen şey, toplumun laiklikle sembolize edilen çağdaşlığı bütün ruhuyla ve her ferdiyle benimsemesi; ve böylece kurucu kadronun bilincini herhangi bir baskıya gerek olmadan taşımasıydı. Doğal olarak böyle bir durumda demokrasinin de bir sakıncası yoktu. Bu nedenle de tek parti döneminde büyüklerimiz demokrasiye karşı olmadıklarını; ama henüz toplumun buna hazır olmadığını söylerlerdi.

Ne var ki hesapta olmayan bir biçimde çok partili sisteme geçmek zorunda kalındı. Unutmayalım ki o dönemde Menderes ve arkadaşlarının CHP'den ayrılması, bugün hayal bile edemediğimiz ölçüde radikal bir adımdı. Dış konjonktür şimdiki gibi davetkar olsa da, o dört kişi, karşılarındaki mukayesesiz güce karşı 'siyaset yapma' iradesini ortaya koyabildiler. Ele aldığım konu açısından Menderes'in politikasının düzeyi veya içeriği hiç önemli değil. Önemli olan merkezdeki siyasetin kendini bir iç devinimle yenileyebilme enerjisi. DP'nin toplumda karşılaştığı yaygın 'teveccüh' ise bu merkezin kendi dışına taşan, çevreyi de kucaklayan bir potansiyeli olduğunu gösterdi.

Bugün DP gibi bir oluşum epeyce ütopik kalmış durumda. Bunun bir nedeni, var olan partilerin hem siyasi temsil açısından toplum nezdindeki, hem de siyaset üretme açısından asker karşısındaki aşırı güçsüzlüğü. Ancak belki de daha önemlisi, laik kesimin siyaseten iğdiş edilmiş olması. Her ülkede siyasi yanlışlar yapılabilir, maliyetler ödenebilir; ancak normal olarak o toplumun ideolojik merkezinde duran kesimler kendi doğal hakları olarak, neredeyse spontane bir biçimde siyasetin yeni aktörlerini yaratırlar ve bir kesim olarak siyasi özne olmayı sürdürürler. Türkiye'de ise laik kesim bugün sadece sosyolojik olarak, yani merkezde zaten var olan bir siyasetin destekçisi, hatta malzemesi olarak duruyor.

Önümüzdeki birkaç yazıda bu konuyu ele almaya çalışacağım; çünkü merkezin ideolojik sahibi gözüken bu toplumsal kesimin ataleti, Türkiye'nin en önemli tıkanıklığını oluşturuyor.


e.mahcupyan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

17/ 05/ 2001... Zamanın ruhu


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.