GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Recai GÜLLAPDAN

Aykırı Bakışlar

Şuara takımını alnından kaşımak babındandır

Esasen daha evvelce bu husustaki kanaatlerimi serdeylemiş idim fekat bir kaari, şiire dair ne düşündüğümü merak etmiş; şiiri sever mi imişim, şiir yazmış mı imişim, hangi şairleri tutar imişim felan festek...

Sizlere abes gibi gözükebilür fekat bu kaari, çok esaslı sual tevcih etmiştir; buna bir nevi “yoklama macunu” veya kim “zarf atmak” dimek de muhtemeldir. Niyçün deyeceksiniz? Efendim, bir şahsın şiir hakkındaki görüş ve zevklerini öğrenmek suretiyle çok mânidar bir karakter sınaması yapmış olmak mümkin; şahsan kendim olarak bu sınamayı çok tecribe etmiş ve her defasında aldığım netiyceden memnun kalmışımdır bizzat. Zevkler ve bâhusus zevk ıskalası, şahsiyyeti ifşâ eder. Meselâ “yahşi yiğit yâreninden belli olur” sözü, arkadaş hususundaki zevkin ve tercihin sınanması mealindedir. Netekim kaldırım şairlerini seven ile şekerleme kâatlarından çıkan mani cinsi nazım mâmullerini seven adam farklı tabiatler gösterir. Kimisi nesirde şiir lezzeti bulur, kimi de Divan şiirinden telezzüz eder.

Ben bizzat hiçbir şairi sevmem ve tutmam; zira kim bu taife, akıllarını, kafataslarını lâakal iki–üç metro yokarıda gezdirirler ve bu yüzden sık sık akıl nezlesine dûçar kalırlar. İmdi tahmin edeyorum ki kaarilerimden haylicesi, “ne demek efendim, biz de vaktıyla şiir yazdık idi, el’an da şiire muhabbetimiz vardır” deyu yerlerinden uğrayuben sukuut–ı hayale düşeceklerdir. Sakin ol ey kaari–i güzin; sakin ol ve lafın hitamını dinle!

Ey ihvanlar, evvelce şoracığa derc ettim idi lâkin unutulmuş: Şiir, bir kâada alt alta sıralanan mısraların mecmuundan ibaret değildir; bil’akis şiir, hayatın her aksamında, her tavır ve elfazda, her müessesede ve her işte tezahür eden yüksek bir bedii heyecanının şimşeklenmesidir ki sehven şairlerin inhisarına terk olunmuştur; işte benim şahsan şiire münaferetimin esbabı, bu yanlış telakkiyi tashih ile asıl rayına oturtmaklığa matuftur. Şiirin sadece kâada alt alta sıralanan mısralardan ibaret olduğu vehmidir ki şu melmeketin kaldırımlarında bir “şair”e toslamadan iki adım yol yürünmez olmuştur. Bilhassa gençler şiire pek düşkün olayorlar! Yahu ey nesl–i şebâb, çoğunuz daha ana lisanının imlasına güç yetiremez ve mesela şu fakiyrin en hercai mekaale–i müfidesini dahi lugaat–ı Naci’nin dallarını kırmadan okuyamaz halde iken, nasıl olayor da bir oturuşta ikibuçuk porsiyon şiir tahrir edebiliyorsunuzdur ki şayan–ı hayret bir keyfiyettir!

Bizim memurîn takımında gizli işsiz mebzûl olduğu içün, bunlar meyanında da pek çok kadr ü kıymetleri bilinmemiş “şairler” yatar. Gün geçmez ki bunlardan birinin diliyle dodaklarını yalaya yalaya kaleme aldığı veciyzelerden birisi, bolvarlara dövüz tarzında iri harflerle yazılmış olmasın? Meselâ, ol yevm tirafik haftasına denk düşer ise, “Kes gazını / Ağlatma el kızını” veyahut kim, “Evlerinin önü mangal tahtası / Hoş geldin tirafik haftası” gibi garabetler! Ertesi gün aşı haftası ise, “Eğer vaktinde olmazsan aşı / Gayrı ömrünce karnını kaşı” fülan. Bu milletin kaafiye düşürme merakı tohaftır; halbosam ki şiirde kaafiye, ancak pek müptedilerin tercih ettiği bir yol olup, kaafiyesiz yazanlar dahi “selbes şiir yazıyorum” kavliyle çamdan kavaktan asmalar budamakta ve birkaç nim–akıldan ibaret küçük sosiyetelerinde birbirlerini “böyük şairsin azizim” iltifatıyla gaza getirip durmaktadırlar.

Bakınız açıkça şoracığa derc eyliyorum; ben kendim bizzat bu gibi ucuzluklara tehammül edemiyorum; vâkıa sevdiğim ve takdir ettiğim birkaç şair vardır fekat hepisi de dâr–ı bekaaya irtihaal eylemişlerdir ve esasen evliya gibi adamlar idi: E, Hazret–i Fuzuuli’ye, Yuunis Emre’ye lâf yoktur bittabii. Divan şairlerinden dahi çerçevelenecek karatta birkaç mısra–i berceste te’lif edenler çıkmıştır fekat bir gazeli lâyıkıyla dolduranına şahsan ben tesaadüf etmedim; bu işleri İskender Palavizade refiykim daha eyi bilir, kendisinden sual ediniz netekim.

Ara sıra canım turfanda şiir çektiğinde, iki taş bir baş oturup yazıyor ve bizzat kendim kıraat ile manevi gıdamı aldıktan sonra kaldırıp atıyorum aziz da’va arkadaşlarım. Sizler de birer Recai olabilse idiniz şüphesiz öyle yapar idiniz fekat nerede bilader?

Haydi haydi, evvela melmeketi kurtaralım, bilahire bir iki satır şiir yazıktırmanıza müsaade ederim belkidir.


r.gullapdan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

18/ 03/ 2001... Yıkılmadık ey kaari; Ayakdayız çok şükürdür!
08/ 04/ 2001... Ufak bir sosiyal tarih tahlilini havî bir mekaale–i müfîdedir; arz edeyorum!
15/ 04/ 2001... Acaba şahsan ben bir “acan pırovokatür” mü idim?
22/ 04/ 2001... Hiaayyt; işte meydan; çifter çifter buyurunuz netekim!
29/ 04/ 2001... Ey kaari ibretle bak: Akıbet kara toprak!..
06/ 05/ 2001... Kaari kaaridir; muharrir de muharrir bilader!
13/ 05/ 2001... Birkaç kaari meyiline alenen cevabımdır


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.