GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

21/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Ve sabit ücret kalktı

Yargıtay, sabit ücret, KDV, Özel İletişim Vergisi gibi, cep telefonu faturalarına yansıtılan, fakat hiçbir hizmet karşılığı olmayan ödemeleri kaldırdı.

Hamza Kırbıyık adlı vatandaş, Turkcell'e olan cep telefonu borcunu ödemedi. Bunun üzerine şirket, Şişli 6. İcra Müdürlüğü aracılığıyla faturaya dayalı ödeme emri için icra takibi verdi. Turkcell'in hesaplamalarına göre müşterisi Kırbıyık'ın, 4 Mayıs 2000 - 4 Temmuz 2000 tarihleri arasında geçmiş dönem faizleriyle, birlikte toplam 913 milyon 227 bin 275 bin lira borcu vardı. Turkcell, hesaba aylık sabit ücret, KDV, özel iletişim vergisi, vergiler-harçlar-fonlar gibi kalemleri de dahil etmişti.

Bunun üzerine Kırbıyık, icra takibine, Şişli 6. İcra Müdürlüğü'ne itiraz etti. İtirazda, şöyle denildi: Ödeme emrinde konuşma bedellerinin ücreti talep edilmiş. Halbuki faturanın ayrıntılarına bakınca, görüleceği üzere, yaklaşık olarak 50 milyon TL'lik görüşme bedeline mukabil; yine yaklaşık olarak ifade edecek olursak, 600 milyon TL dolaşım bedeline ek olarak "Sabit ücret vs. kalemler de fatura ile talep edilmektedir. Bu nedenle, ödeme emrinde yer alan borcun asıl alacak kısmının özünü oluşturan "Konuşma bedeli hariç diğer tüm kalemlere", faiz (geçmiş dönem), fahiş olarak talep edilen yüzde 96'lık faiz oranına itiraz ediyoruz. Ne var ki, itirazın usul yönünden sakatlanmaması için, ödeme emrinde; "Açıkça, faturada yazılı konuşma tutarı belirtilmediği için zorunlu olarak borcun tamamına itiraz ediyoruz."

Kırbıyık'ın itirazı üzerine Turkcell olayı Şişli 2. İcra Tetkik Hakimliği'ne taşıdı. Mahkeme, burada şirketin itirazını reddetti. Mahkemenin itiraz kararını alan Turkcell, temyize başvurdu. Dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22 Şubat 2001 tarih, 2429/2001/3350 esas ve karar nolu kararında Turkcell'in itirazını reddetti.

Avukatlar ne diyor?

Kırbıyık'ın avukatı Ali Said Ekmekçioğlu, kararı şöyle yorumladı: "Bu karar otomatik olarak devreye girmez. Ama ödenmemiş olan faturalarla ilgili icra takiplerinde emsal olur. Eğer cep telefonu şirketleri, ödenmeyen alacaklarından dolayı icra takibi yapacak olurlarsa, bu takipte sadece abone ile aralarındaki sözleşmeden doğan konuşma bedelini tahsil etme hakkı vardır. Bu karar, kullanım ücreti dediğimiz, fiili hizmet karşılığı alınan ücret dışında; aylık sabit ücret, diğer ücretler, KDV, özel iletişim vergisi, vergiler-harçlar-fonlar gibi kalemlerden alınan ücretleri ortadan kaldırıyor. Yani vatandaşın yıllardır dert yandığı hizmet karşılığı olmayan kalemler böylece iptal edilmiş oluyor."

Avukat Ekmekçioğlu, bu durumdaki ya da bu yola başvuracak tüketicilere şu teknik uyarıda bulundu: "Ticaret Kanunu'na göre icra yoluyla talep edilen alacağa karşılık yapılan kısmi ödemeler, alacaklının talebi doğrultusunda öncelikli olarak, faiz ve masraflara mahsup edilir. Bu sebeple yapılan itirazın borcun tamamına ilişkin olması gerekir. Dolayısıyla, bu durumdaki cep telefonu aboneleri, bir hata yapmamak için mahkemeye başvururken, bir avukata danışmalı."

Vatandaş ne yapmalı?

Müstakil Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz de kararın tüketicilere büyük müjde verdiğini, yıllardır mücadelesini sürdürdükleri hiçbir hizmet karşılığı olmayan sabit ücret ve diğer kalemlerin böylece kalktığını söyledi. Deniz, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüz binlerce vatandaş, sabit ücrete itiraz etti. Ama mahkemelerden net kararlar alınamamıştı. Bu karar sabit ücretin Yargıtay kararıyla kalktığının ispatıdır. Eğer cep telefonu aboneleri, kullanım ücreti dışında, sabit ücret, KDV, özel iletişim vergisi gibi kalemleri ödemek istemiyorlarsa, faturalarını ödemesinler. Nasılsa Turkcell icraya verecek. Tüketici de icraya itiraz ederek, mahkeme de Yargıtay kararını emsal gösterecektir." (Birol Aydın / İSTANBUL (Zaman)




150 kişilik sınıflar

Liselerdeki öğrenci sayısı 4 yıl sonra katlanarak 4,3 milyona çıkacak. Yeni derslik yapılmazsa sınıf mevcutları 150'yi geçecek. Çaresizlik içindeki bakanlık, yükü vatandaşın sırtına yıkmak istiyor.

8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim nedeniyle ilköğretimi bitirecek öğrencilerin büyük çoğunluğunun liseye devam edecek olması, Milli Eğitim Bakanlığı'nı kara kara düşündürüyor. 8 yıllık ilköğretimde hedeflerini yakalayamayan bakanlık, lise öğrenci sayısının artacak olması nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya gelecek.

Liseye güç yetmeyecek

2000-2001 öğretim yılında, 5 bin 927 lisedeki 2 milyon 128 bin 819 öğrenciye, 134 bin 780 öğretmen hizmet veriyor. 2001-2002 öğretim yılında lise öğrencisinin 2 milyon 660 bin, 2002-2003 öğretim yılında 2 milyon 998 bin olacağı tahmin ediliyor. 2003-2004 öğretim yılında 3 milyon 188 bini bulacak olan lise öğrencisi, 2004-2005 öğretim yılında 4 milyon 293 bin olacak. Bu tahminlere göre lisede en az 2 milyon 100 bin öğrenci artışı olacak. Milli Eğitim Bakanlığı, lise öğrenci tahminlerini, her yıl ilköğretimden mezun olan öğrencilerin yüzde 85,5'inin bir liseye devam edeceğini varsayarak yapıyor. Halen okulöncesinde 228 bin, ilköğretimde 10 milyon 288 bin, ortaöğretimde ise 2 milyon 128 bin öğrenci olmak üzere toplam 12 milyon 645 bin öğrenci öğrenim görüyor.

2,2 katrilyon lazım

2 milyondan fazla yeni öğrenci için şu anda zaten yetersiz olan liseler ihtiyacı karşılayamayacak. Bu durumda acilen yeni liseler veya ek dersliklerin yapılması gerekiyor. MEB'in hesaplarına göre artacak lise öğrencilerine hizmet vermek için, 2000-2001 öğretim yılında 337 bin 928, 2001-2002 öğretim yılında 269 bin 321 öğrenci kapasitelik derslik gerekiyor. Türkiye, lise öğrencilerine 2002-2003 öğretim yılında 112 bin 782, 2003-2004 öğretim yılında da 1 milyon 16 bin 837 öğrenci kapasitelik ek tesis yapmazsa, öğrenciler ya dışarıda kalacak, ya da 100 kişiye varan sınıflarda eğitim yapacak. Liseler için yapılacak derslik, laboratuvar gibi tesisler ve bunların donatımı için de 2000 yılı fiyatlarıyla yaklaşık 2,2 katrilyon liralık kaynağa ihtiyaç duyuluyor.

4,8 katrilyon velinin sırtına

İlköğretimde hedeflenen dersliklerin tamamlanabilmesi için 2,6 katrilyon lira gerekli. Liselerin ihtiyacı olan 2,2 katrilyon lira ile birlikte bu rakam 4,8 katrilyon liraya çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu parayı, genel bütçeden, Dünya Bankası ile Avrupa Birliği'nden sağlanacak kredi ve hibeler ile en önemlisi de Eğitime Katkı Payı'ndan sağlamayı düşünüyor. İlköğretim için genel bütçeden 4 senedir para ayrılmıyor. Lise için ise tasarruf politikaları nedeniyle yeterli ödenek ayrılamayacağından sadece daha önce başlanan yatırımlar tamamlanabiliyor. Bu durumda gerekli olan 4,8 katrilyon liranın önemli bir kısmı yine vatandaştan Eğitime Katkı Payı adı altında toplanacak. Bakanlık, vatandaştan toplayacağı katkı payı uygulamasını 2010 yılına kadar uzatacak.

Her şeyden vergi

Talih oyunları, iç hat yolcu biletleri, içki ve sigara satışı, reklam gelirleri, şirketlerin halka açılma işlemleri, cep telefonları, alım satım işleri, beyannameler, tapu işlemleri, silah ruhsatları ve Akaryakıt Tüketim Vergisi hasılatından eğitime katkı payı toplanıyor. 8 yıllık eğitimin uygulamaya konulduğu 1997 yılından 2000 yılı sonuna kadar eğitime katkı payından 1 katrilyon 88 trilyon 855 milyar lira gelir sağlandı. 5 trilyon 824 milyar lira bağışlar ve nema da dahil edildiğinde toplam 1 katrilyon 94 trilyon 680 milyar lira gelir elde edildi.

MEB'in lise öğrenci tahmini

Yıllar Lise öğrencisi

2001-2002 2 milyon 660 bin 878

2002-2003 2 milyon 998 bin 669

2003-2004 3 milyon 188 bin 921

2004-2005 4 milyon 293 bin 178

Tahmini derslik ihtiyacı

Yıllar Öğrencilik derslik

2000-2001 337 bin 928

2001-2002 269 bin 321

2002-2003 112 bin 782

2003-2004 1 milyon 16 bin 837 (İbrahim Asalıoğlu)




Öğretmen tayini zorlaştı

Öğretmen tayin başvuruları bugün başlıyor. Geçen sene 10 binin üzerinde öğretmen tayini oldu. Bu sene ise norm kadro sebebiyle tayinler 7 bini geçmeyecek.

Tayin isteyen öğretmenler, 21 Mayıs-1 Haziran 2001 tarihleri arasında başvuruda bulunacaklar. Başvuru işlemleriyle ilgili form ve kılavuz okullardan alınıp yine okullara teslim edilecek. İl Milli Eğitim müdürlükleri, il içinde yapılacak yer değiştirmelerini 23 Temmuz'a kadar sonuçlandıracak.

Norm kadro uygulaması nedeniyle artık öğretmenler, bir ilden bir ile, hatta il içinde bile rahat tayin olamayacaklar. Çünkü bir ile belirlenen kadronun üzerinde atama yapılamayacak. Sadece öğretmenlerin emeklilik ve tayin gibi sebeplerle ayrılmaları durumunda boşalacak yerlere atama yapılabilecek. Bu durum, 2001 yer değiştirme döneminde açıkça ortaya çıktı. 2000 yılı yer değiştirme döneminde bakanlığa başvuran 26 bin 630 öğretmenden 10 bin 641'i yer değiştirirken, bu sene sayı Anadolu liselerinde 902, diğer okullarda 6 bin 171'i geçemeyecek.

Bu sene, Ankara'ya en fazla 90, İstanbul'a 653, İzmir'e 90, Kırıkkale'ye 22, Kilis'e ise 6 öğretmen tayin edilebilecek. Branşlara göre ise bu sene en fazla, 172 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni, 191 bilgisayar, 530 İngilizce, 565 matematik, 771 sınıf, 761 Türk dili ve edebiyatı öğretmeni yer değiştirebilecek. Bazı meslek dersi öğretmenlerinin tayin isteklerinin gerçekleşmesi ise neredeyse imkansız. 2001 yılında Türkiye genelinde toplam 12 kuaför, 2 makine ressamlığı, 11 makine, tesviye, kalıp öğretmeni, 6 matbaa, 9 motor, 9 seramik, 8 tekstil, 4 trikotaj, 7 yapı öğretmeni yer değiştirebilecek. Kılavuzda, hangi ilde hangi branştan kaç norm kadro açığı olduğu ayrıntılı olarak yer alıyor.

İller arası yer değiştirme işlemleri hizmet puanı üstünlüğü sıralaması esasına göre bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek. İl içinde 30.9.2001 tarihi itibariyle bulundukları okulda en az iki yıllık çalışma süresini doldurmuş olanlar tayin isteyebilecek. İl dışı tercih edenlerin ise bulundukları ilde 3 yıl çalışmış olması gerekiyor. Norm kadro fazlası öğretmenlerde bu şart aranmayacak. ANKARA (Zaman)




Parsadan Çiller'e komşu oldu

Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde örtülü ödeneği dolandıran Selçuk Parsadan, Aydın'ın Kuşadası ilçesine bağlı Güzelçamlı beldesinde bar açmaya karar verdi. 'Eski defterleri kapattım.' diyen Parsadan, DYP lideri Tansu Çiller'i de açılışa davet edeceğini açıkladı.

Selçuk Parsadan, Ahmet Ayüksel isimli şahıstan Güzelçamlı Belediyesi'nin tam karşısında 300 milyon lira aylıkla kiraladığı yerin tadilatının 15 gün içinde tamamlanacağını bildirdi. Parsadan, barın adını önce 'Örtülü Ödenek' koymak istediğini; ancak daha sonra 'yakışık almaz' diye düşünerek, 'Parsadan Bar'da karar kıldığını anlattı. Bar sayesinde Çiller ailesi ile komşu olacağını vurgulayan Parsadan, "Çiller ailesinin çiftliği benim barıma kuçuçuşu mesafede olacak." dedi. Ubeyb Dülger




Bedava müzeye hücum

İstanbullular, Müzeler Haftası nedeniyle ücretsiz girişine izin verilen müzelere akın ettiler.

Cuma ve cumartesi günleri havanın da güzel olmasından istifade eden vatandaşlar, müzeleri gezme fırsatı buldular. Müzelerin giriş ücretlerinin oldukça yüksek olmasından şikayetçi olan vatandaşlar, böyle bir günü değerlen-dirmek istediklerini söyle-diler. İstanbul'da yaşama-larına rağmen müzeleri ve sarayları gezemediklerini söyleyen vatandaşlar, fiyatlar düşürülmezse bir dahaki Müzeler Haftası'nı beklemek zorunda kalacak-larını dile getirdiler. Müzeler bu ayın 24'üne kadar ücretsiz gezilebilecek. (Mehmet Demirci - İSTANBUL (Zaman)




Raki'de 180 derecelik değişim

'Dolandırıcılıktan' 30 tevkifi bulunan Raki'nin son zamanlarda en fazla şikayetçi olduğu konu ise kanunların eksik ve keyfi uygulanması.

Aynı zamanda ünlü sinema sanatçısı Melike Zobu'nun babası, II. Dünya Savaşı döneminin Moskova Büyükelçisi Şemsettin Zobu'nun oğlu, ünlü paşalardan Hasan Rıza Zobu'nun torunu olan A. Güney Zobu (Raki), yaklaşık 7 senedir Cihangir'de su istasyonu işletiyor.

Kaçak su satıcıları ve ruhsatsız istasyonlar yüzünden işlerinin azaldığını dile getiren Raki, kendisine 'dolandırıcı' denilmesine kızıyor ve şöyle konuşuyor: "Dolandırıcılar cemiyetin yüz karasıdır, en adi şerefsiz müptezellerdir. Ben 38 senelik gayr-i meşru mazisiyle övünmeyi hak etmiş; namussuz zenginlerden alıp fakirlere dağıttığı için, adı 'ekonomik mücahit'e çıkmış bir insanım. Halkım beni 'Robin Hood' olarak bildi. Irz-namusa kıymadım, orman-hane yakmadım, garibe dokunmadım, Hazine'yi soymadım"




Güney kıskacı

AİHM'ye Tükiye aleyhine yaklaşık 5 bin başvuru oldu. Davaların yüzde 75'i Güney Kıbrıs ve Güneydoğu'dan.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ANAP İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu'nun, AİHM'de Türkiye aleyhine yapılan başvurular ve ödenen tazminatlarla ilgili soru önergesini cevapladı. Bakan Türk'ün verdiği bilgiye göre, Türkiye aleyhine AİHM'e yaklaşık 5 bin başvuru yapıldı. Çoğu kişisel olmak üzere, 2 bin 250 başvuru Güney Kıbrıs Rum kesiminden, bin 500 'ü ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlar tarafından yapıldı.

Ne kadar ceza kesildi?

Türkiye aleyhine sonuçlanan davalarda, 179 milyar 560 milyon 885 Türk Lirası, 171 bin 124 İngiliz Sterlini, 139 bin 249 ABD Doları ve 890 bin 281 Fransız Frangı tazminat ödendi. Türkiye, 764 bin 112 İngiliz Sterlini, 1 milyon 528 bin 281 ABD Doları, 786 bin 924 Alman Markı ve 9 milyar Türk Lirası tazminatı da ödeyecek.




CASA Meclis'e geliyor

Fazilet Partisi (FP) Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Esengün, CASA tipi askeri uçaklar konusunda TBMM'ye araştırma önergesi vereceklerini bildirdi.

Esengün, kazalar sonrasında söz konusu uçakların eğitim uçuşlarına ara verilmesinin isabetli bir karar olduğunu ifade etti. CASA uçaklarının ilk kez 11 yıl önce, ANAP iktidarı döneminde İspanya ile imzalanan bir anlaşmayla Türkiye'de yapımına başlandığını anlatan Esengün, şöyle devam etti: “TAI tesislerinde İspanyol CASA firmasıyla ortak üretilen bu uçaklar gerçekten emniyetli, güvenilir ve rizikosuz mu? Yoksa, tam tersi bu uçaklar riskli ve emniyetsiz mi? Acaba, bu uçaklarla ilgili yapılan anlaşmalarla herhangi bir şaibe, yolsuzluk var mı? CASA'nın Türkiye'de üretimi konusunda rüşvet var mıdır? Biz, bu konuların detaylı incelenmesi ve araştırılması için TBMM'de gelecek hafta araştırma önergesi vereceğiz.”Konya (Zaman)




Uçak şirketleri zorda

Türk havacılık özel sektörü yetkilileri, mevcut şartların tamamıyla kendi aleyhlerine olduğundan şikayet ederek, sivil havacılık sektöründe iflaslara yenilerinin eklenebileceğini söylediler.

1997 yılındaki tüm koltuk kapasitesinin 12 bin olduğuna dikkati çeken sektör çalışanları, iflaslar yüzünden bugün koltuk kapasitesinin 9 bin 500'e düştüğünü belirttiler. THY'nin elindeki 75 uçaktan altısını İran'a satmasına dikkati çeken Onur Air Yönetim Kurulu Başkanı Şehabettin Bolukçu, tüm koltuk sayısının yüzde 55'inin THY'ye ait, olduğunu ve geçen yıl gelen turistin yüzde 22'sinin THY ile yüzde 34'ünün de altı özel şirket tarafından taşındığını hatırlattı. Türk sivil havacılığının, 10 milyon turistin 5 milyon 647 bininin taşınmasını sağladığını kaydeden Bolukçu şunları söyledi: "Almanya'dan kalkan uçak yedi ülkeden geçer ve her kilometresine para ödersiniz. Uçağın bütün giderleri dolar üzerindendir. Havaalanlarındaki kiralar, uçağın içindeki ikramlar ve diğer hizmetlerin hepsine dolar ödüyoruz. Bugüne kadar açılan 35 firmanın 23'ünün batması tesadüf değil. Son krizden sonra THY sadece benzine 110 milyon dolar fazla para ödemek zorunda kaldı."

Antalya Hava Limanı'na 2000 yılı Kasım ayında bin 315, Mart 2001'de de bin 407 uçağın iniş ve kalkış yaptığını, bunun yüzde 98'inin de Türk uçakları tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Bolukçu, zarar eden birçok havayolu şirketinin uçaklarını yurtdışında uçurmaya başladığına dikkat çekti. SKY Havayolları'nın Yönetim Kurulu Başkanı Talha Görgülü de bir uçağın personel giderleri ile birlikte aylık maliyetinin 450 bin dolar olduğunu belirterek sadece bir uçağın bir haftalık riskinin 1,5 milyon dolar olduğunu kaydetti. ( Hakan Yılmaz / İSTANBUL(Zaman))




Protokol bisiklet turunda

Antalya kent merkezinde dün düzenlenen bisiklet turunda, gencinden yaşlısına yüzlerce Antalyalı, trafiğe kapatılan yollarda pedal çevirmenin keyfini yaşadı.

"Yerel Gündem 21 Antalya Kent Konseyi" ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün ortaklaşa düzenlediği, "7'den 77'ye Bisiklet Turu"na katılan Antalya Valisi Ertuğrul Dokuzoğlu (küçük resim) ve Emniyet Müdürü Mehmet Yazıcı ile belediye başkanları, vatandaşların alkışlı desteğini aldı. Bisiklet turuna katılan vatandaşlar, tur sırasında, spor giysileri ile pedal çeviren kent yöneticilerine sorunlarını anlatma fırsatı da buldular. Vali Dokuzoğlu, bisiklet turunun sonunda, "Keşke bu turun düzenlendiği parkur daha uzun olsaydı. Bu gezi benim için büyük bir zevkti." dedi.




Petrolde TPIC fırtınası

Yolsuzluk operasyonları sürüyor. Enerji Bakanlığı'na bağlı Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın genel müdürü de haksız servet edindiği gerekçesiyle görevden alındı.

Bir süredir sınırdan yapılan akaryakıt ticaretinin arkasında birbirinden ilginç gelişmelerin yaşandığı bildirildi. Buna göre, 1999'da iç piyasada milyonlarca dolar kazanç sağlayan özel petrol şirketleri, yüksek taleplerde bulununca, 2000 yılında ihaleye birçok şirket alınarak şirket başına 2.750 ton ithal yetkisi verildi. Ancak, burada bazı şirketlere imtiyaz tanındığı yönünde söylentiler ortaya çıkınca devreye Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) bağlı ve kısa adı TPIC olan "Turkish Petroleum İnternational Company" girdi. Ortada 450 bin tonluk fueloil ithali ve 40 milyon dolarlık bir rantın dönmesi TPIC'in içindeki dengeleri yerinden oynattı ve sonuç olarak ihale askıya alındı.

Habur'da sınır ticareti

Fakat bu TPIC'in petrolde iç piyasaya ilk müdahelesi değildi. Yurtdışındaki petrol aramaları faaliyetleri için kurulan TPIC, ilk kez 1997'de Irak ile yapılan motorin ticaretine çeki düzen vermek için devreye girmişti. Sınır ticaretinden PKK'nın da rant elde ettiği duyumunun ardından, bu ticareti kontrol altına almak için TPIC'e müracaat edildi. PKK'nın parasal kaynağını kesmek için konu ilk önce Petrol Ofisi'ne havale edildi. Özelleştirme kapsamında olduğu gerekçesiyle ve Irak'taki ambargodan etkilenmemesi için karardan vazgeçildi. Devreye sadece TPIC sokuldu.

Silopi AŞ'den Şırgintaş'a

Bölge halkı devre dışı kalmamak için baskı yapınca bu seferde TPIC ile beraber hareket etmesi için Silopi AŞ şirketi kuruldu. Ancak Silopi AŞ'ye ortak olmak isteyen Cizreliler'in sayısı her geçen gün arttı. Şirket ortakları kısa zamada 15 kişiden 400 kişiye çıkınca Silopi AŞ'den vazgeçildi. Bu kez devreye Şırnak Valiliği'nin bir şirketi olan "Şırgintaş" sokuldu. 2 Eylül 1999'da sınır ticareti bu şekilde devreye sokuldu. Ardından petrol ürünü ticaretinin Türkiye aleyhine olduğu yönünde bir kanaat oluştu ve bu ticaretin hammadde ticaretine kaydırılması konusunda devlet ilke kararı aldı.

Makamından oldu

Kuzey Irak'tan motorin getirilmesi ve TPAO'nun uluslararası şirketi TPIC'in TÜPRAŞ adına motorin ithalatı hakkında yapılan detaylı araştırmalar, TPAO Genel Müdürü Osman Demirağ'ı makamından etti. Demirağ'ın açığa alınması anlamlı bulundu. (Hakan Yılmaz / İSTANBUL(Zaman))




Yük sepetleri artık aksesuar

Karadeniz Bölgesi'ne özgü, fındık çubuğundan örülen ve taşıma amaçlı kullanılan yük sepetleri artık unutulmaya yüz tuttu.

Trabzon'da 30 yıldır sepet satıcılığı yapan Hasan Usta, günümüzde teknolojide yaşanan hızlı gelişmeyle birlikte yük sepetlerinin ve mesleklerinin de unutulmaya başlandığını belirterek, şunları söyledi: "Bağı bahçesi olan herkes sepet alır, yükünü götüreceği yere kadar sırtında taşırdı. Ancak, şimdi köylerde bile her evin önüne kadar yol gidiyor, yükünü arabaya yükleyen istediği yere götürüyor. Artık eskisi gibi yük taşımak kalmadı. Sepet örmeyi bilen ustaların sayısı da azaldı. Fiyatları 5 milyon ile 15 milyon lira arasında değişen sepetlerden eskiden yılda bin adet satabiliyordum. Bu sayı şimdi yılda ancak 20 adete ulaşıyor."




Mazlum-Der'den cezaevi raporu

Mazlum-Der İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu, 'TMK 16. maddesindeki değişiklik, ölüm oruçları, F tipi cezaevleri' konulu bir rapor hazırladı.

Raporda, TMK'nın 16. maddesinde yapılan değişiklikle ilgili şunlar vurgulandı: "Bu yasa değişikliği ile 'Ehlileştirilmiş; ama kimliksizleştirilmiş ve kişiliksizleştirilmiş hükümlülerden oluşan bir cezaevi dünyası amaçlanmaktadır. 'Ortak yaşam alanlarında birlikte olma' durumu bu değişiklik ile sağlanmış gibi gözükmekte, ancak bu durum, 'İşlediği suça, kurumdaki davranışına, ilgi ve yeteneklerine' bağlanmaktadır. Belirlemenin nasıl yapılacağı da belirsiz. Maddede sadece 'iyi hükümlü' deniyor. Peki buna kim karar verecek?" İSTANBUL (Zaman)




Bingöl'de operasyon

Bingöl'ün Yedisu ilçesi kırsal kesiminde devam eden operasyonda, 6 teröristin ölü ele geçirildiği bildirildi.

Yedisu ilçesi kırsal kesiminde, arama tarama çalışması yapan güvenlik güçleri, bir sığınakta bir grup teröristin olduğunu tespit ettiler. Bunun üzerine, bölge güvenlik çemberi altına alınarak teröristlerle sıcak temas sağlandı. Havadan ve karadan desteklenen operasyon sonucunda, ilk belirlemelere göre, 6 terörist ölü ele geçirildi. Yetkililer, operasyonun sürdürüldüğünü ve çatışmaların yer yer devam ettiğini bildirdiler.




Memur yollukları kısılacak

Maliye Bakanı Sümer Oral, FP'li Tevhit Karakaya'nın yolluklarla ilgili yazılı soru önergesini cevapladı.

Geçici ve daimi personele yurtiçi sürekli görev yolluğu olarak 2000 yıl sonu itibarıyla 72 trilyon 747 milyar lira ödeme yapıldığını bildiren Oral, bu rakamın konsolide bütçe içindeki payının yüzde 0,16 olduğunu kaydetti. Sümer Oral, 2001 mali yılı bütçesine yurtiçi sürekli görev yolluğu olarak 62 trilyon 732 milyar lira ödenek konduğunu, bu paranın konsolide bütçenin yüzde 0,13'üne denk geldiğini ifade etti.




ZDF Türkiye'yi tanıtıyor

Alman devlet televizyonu ZDF, hazırladığı internet sayfasıyla Türkiye tanıtımı yapıyor.

"Rüya gibi tatil için Türkiye'ye gidin" denilen programda, İstanbul başta olmak üzere birçok turistik yöre tanıtılıyor. Tur operatörleri Derneği Genel Sekreteri Hüseyin Barener, "Devlet televizyonu ZDF başta olmak üzere, Almanya'da birçok Tv kanalı ve dergi Türkiye'yi tanıtıyor." dedi.




Davut Sincar yakalandı

Sincar aşireti lideri Murat Sincar'ın kardeşi Davut Sincar, Mardin'de yakalanarak İstanbul'a getirildi.

Davut Sincar, İstanbul Bostancı'da, yaklaşık 1,5 ay önce 2 kişinin öldürüldüğü olayın azmettiricisi ve planlayıcısı olduğu iddiasıyla aranıyordu. Cinayet ile ilgili daha önce yakalanan 5 kişi, İstanbul DGM'ce tutuklanmıştı.




Turizmde Türk-Yunan işbirliği

Marmaris'te yapılan 3. Türk-Yunan Turizm Forumu sona erdi.

Türk ve Yunan heyetleri, görüş birliğine varılan denizcilikte işbirliği, seyahat kolaylığı, deniz turizmi, turizm yatırımları, havayolu, tanıtım ve turizm eğitimi gibi konularda hükümetlerine tavsiye kararı aldı.




Düğün salonu çöktü: 14 yaralı

Mersin'de bir düğün salonunun asma tavanı çöktü, 14 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Paris Düğün Salonu'nun asma tavanı, Murat ve Ayşe Dilek çiftinin nikah törenleri sırasında çöktü.

Tavanın yavaş yavaş çökmesi sonucu, salondaki davetlilerin büyük bir bölümü dışarı çıkmayı başarırken, 14 kişi enkaz altında kaldı. Damadın iki kardeşinin de aralarında bulunduğu 14 kişi yaralı olarak çıkarılarak, Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Ümit Pıtır / Mersin (cha)




Derviş: ABD vatandaşı değilim

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, ABD vatandaşı olmadığını, hiçbir dönemde de bu ülkenin uyruğunda bulunmadığını bildirdi.

Derviş, FP'li Altan Karapaşaoğlu'nun soru önergesini cevaplarken, ABD'de bulunduğu 27 sene boyunca, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak uluslararası memurlara tanınan diplomatik statüde ikamet ettiğini'' belirtti. Derviş, ''ABD vatandaşı değilim, hiçbir zaman olmadım.'' dedi.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da FP'li Zeki Ünal'ın soru önergesine verdiği cevapta, ''Kemal Derviş, Tayyibe Gülek (DSP) ve Süleyman Servet Sazak'la (MHP) ilgili olarak yapılan karteks ve repertuvar araştırması sonucunda, ''Türk vatandaşlığını koruyarak ABD vatandaşlığına geçme talepleri ya da ABD vatandaşlığını kazandıklarını bildirerek Türk vatandaşlığını koruma izni taleplerine ilişkin açılmış bir dosya kaydına rastlanılmamıştır'' bilgisini verdi. Ankara




Şehit çocuklarına üniversite müjdesi

Hükümet, şehit çocuklarına sınavsız üniversiteye girme hakkı vermeye hazırlanıyor.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Zaman'a yaptığı açıklamada, şehit çocuklarının imtihansız üniversite ve liselere girmeleri, öğrenim hayatları süresince yurt ve kredi garantisi verilmesi yönünde kanun teklifi hazırladıklarını söyledi. Bakan Tantan, polis, asker, öğretmen, imam gibi kamu görevlilerinin şehit olmaları durumunda ailelerine en üst seviyede maaş verileceğini belirtti. Bakanlar Kurulu'nda imzaların bu hafta tamamlanacağını belirten Tantan, şunları söyledi: "Yaptığım araştırmalarda, şehit ailelerinin çocuklarının içinde bulunduğu vahameti gördüm. Şehit çocuklarının psikolojik olarak zor durumda olduklarını, fiziksel gelişmelerini tamamlayamadıklarını gördük. Bu büyük yarayı iyileştirmek gerekiyor. Devlet kendisi uğruna şehit olanların geride bıraktıklarına sahip çıkacak. Milleti için kendini feda edenlerin aileleri, en üst seviyede sürekli ve kalıcı biçimde sahiplenilecek."

Ömer Şahin / İstanbul (Zaman)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.