Ustura Kemal!
Şu sözleri okuyunca, önce yanlış anlayıp anlamadığımıza bakma ihtiyacı duyduk: "Bölücülük ve köktendinciliğin kökünü kazımaya kararlıyız. Eğer bundan dolayı bize laf söylenecekse ben bundan şeref duyarım." Bu sözleri, ancak Ustura Kemal söyleyebilirdi. Dinleyenlerin tepkisini bilmiyoruz. Ama, içlerinden "Bırak tıraşı!" diye geçirenler vardır. Panelin adı "Üniversitelerin Fen Bilimleri Araştırmalarının Desteklenmesi ve Kaynak Sorunları." Konuşmacı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz. Mekan ise Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Rektörlük binasındaki 100. Yıl Salonu. Demek ki, bundan sonra, bilimsel toplantılarda, bu tür demeçleri dinleme imkanına kavuşacağız. Muhtemelen, askeri ve stratejik toplantılarda da "Üniversitelerin kaynak sorunları" tartışılacak.
Biz ona sadece Kemal diyoruz. Aslında Ustura Kemal desek hiç de yanlış olmaz. Gazetemizin berberinden bahsediyoruz. Hiç öyle 'Kökünü kazıyacağız!' edebiyatı yapmadan, alır eline usturayı tıraşını yapar. Lafla tıraş yapmaz, mesleğini icra eder.
Kemal Gürüz'e gelince: O da, herkesin gözü önünde, eline usturayı almadan üniversiteleri bir güzel tıraşladı. Birileri iyi köpürtüyordu. Sırtını sağlam yere dayamıştı. Bütün eleştirilere rağmen yerini korumayı bildi. Halen, üniversitelerin yönetim işini bildiği gibi yürütüyor. Yakında üniversite alanlarının gerçek anlamda birer çiftlik olacağı anlaşılıyor. Artık orada kimi tıraş edecekse?.. Haydi hayırlı tıraşlar!
Çocukluk hayali
TRT, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ile çok özel bir röportaj yapmış. Muhabir soruyor, "Çocukken ne olmak isterdiniz?" Bakan bey de cevap veriyor:
"Değişik zamanlarda geleceğe dair değişik isteklerim oldu elbette. Ama en çok gazeteci olmak isterdim. O zaman günde 6—7 gazetenin tamamını okurdum."
Bakan Bey, belki gazeteci olamamış; ama, özellikle son birkaç aydır sürekli gazetelere haber olmakla, az çok bu muradına ermiş gibi. İnsanın çocukluk hayallerine kavuşması güzel bir şey olsa gerek.
Dehşet tasarruf
Bir süre önce tasarruf tedbirleri çerçevesinde, Taşıt Genelgesi çıkartılmış ve kamu kuruluşlarından elden çıkarılması gereken taşıtların bildirilmesi istenmişi. Verilen 15 günlük süre doldu. Kamu kuruluşlarında ne kadar araç lüzumsuzmuş biliyor musunuz? Tam 57 tane.
Düşünsenize 26 bin taşıttan sadece 57 tanesi bugüne kadar lüzumsuz kullanılmış. Sanırız araçlardan tasarruf etmek yerine, kamu kuruluşları taşıtları bildirmek için yazılacak yazıların kağıtlarından tasarruf etmişler. Eh o da bir şeydir.
Aslında daha köklü bir çözüm var: Taşıt sahiplerinden tasarruf etmek! Ona da şimdilik kimsenin gücü yetmez.
Mesih
Derviş, ne elinde demir asa, ne ayağında çarık, hatta sırtında heybesi olmadan, Anadolu yollarına düştü. Yanında Amerikalı eşi Catherine'le birlikte Türkiye'yi tanımaya çalışıyorlar. Catherine Hanım, Milliyet'e 'Kemal, Mesih değil.' demiş. Onu biz de biliyoruz. Mesih olduğunu açıklayan kişi Hasan Mezarcı'ydı.
Milli
Milli Güvenlik Kurulu, Avrupa'daki Türklere el atıyormuş. Bu çalışmanın başlangıcında Avrupa Milli Görüş Teşkilatı yetkilileriyle görüşmeleri Hürriyet'i rahatsız etmiş. Neden rahatsız oluyorlar ki? İkisi de Milli.
Açıklama
Oktay Ekşi, Hürriyet'te CASA pilotuyla ilgili bir yazı kaleme aldı. Pilotun açıklaması üzerine özür diledi. Fatih Altaylı, bu tavrı çok beğenmiş. Laf aramızda biz de çok beğendik. Ancak aklımıza takılan bir şüpheyi kovamadık: Acaba açıklamayı gönderen asker olmasa, Sayın Ekşi yine özür diler miydi?
|