Rusya'dan sıcak teklifler!
Bakü-Ceyhan boru hattının inşasına şartsız olarak katılma teklifinde bulunan Moskova, Mavi Akım Projesi'ne yenilerini ekleme peşinde.
Rusya Türkiye'ye, Bakü–Tiflis–Ceyhan petrol boru hattının inşaatına katılmaya hazır oluğunu, bunun için de siyasi bir ön şart ileri sürmeyeceğini bildirdi.
Rusya'da düzenlenen ve iki ülkenin ekonomi politikalarında güncel sorunların tartışıldığı seminerde Türkiye de, Tengiz–Novorossisk petrol boru hattının bu yıl içinde devreye girmesiyle Boğazlar'da petrol tankeri trafiğini artırmaya hazırlanan Rusya'ya, 'Boğazlar'da bir kaza olduğunda, tanker geçişinin ondan sonra da devam edebileceği konusunda kimseye güvence veremeyiz' mesajı verdi.
Şartsız katılım
Seminerin önceki akşamki, 'Türkiye–Rusya ekonomik ilişkilerinin Geleceği' başlıklı kapanış oturumunda, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Mithat Balkan ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı İvan İvanov birer konuşma yaptı. İvanov, konuşmasında, 'Rusya Federasyonu'nun, Bakü–Tiflis–Ceyhan petrol boru hattına karşı olduğu' iddialarının 'asılsız' olduğunu belirterek, 'Biz yalnızca onun ekonomik olacağına inanmıyoruz, o kadar.' dedi.
İvanov, 'İstiyorsanız inşaatına devam ediniz. Bizim inşaat firmalarımızın da katılmasını isterseniz, onlar da katılacak. Ama boru hattından neyi ne kadar sevk edeceğiniz sizin kararınızdır, orasını siz bilirsiniz. Boru hatları inşaatları yapan en büyük firmamız inşaata katılmaya hazır. Hiçbir politik şart da ileri sürmeyeceğiz.' şeklinde konuştu.
Rusya bu teklifi dile getirirken, diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türkiye de bu ülkeyi ihaleye katılmaya davet etti. Konuşmasında Bakü–Tiflis–Ceyhan'ın hattının ekonomik olmadığı yolundaki eleştirilere değinen Büyükelçi Mithat Balkan ise 'Temel mühendislik çalışması, hattın maliyetinin daha önce düşünülenden de az olacağını gösterdi. Şimdi sırada detay mühendislik çalışması var. Bu çalışmanın maliyeti de 150 milyon dolar. Bu maliyeti petrol şirketleri kendileri karşılayacaklar. Şirketler, hattın ekonomik olmayacağına inansalardı, bu parayı bile bile sokağa atarlar mıydı?' dedi. Balkan, bu durumun hatta artık herkesin inanmış olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken, Rus petrol devi Lukoil şirketinin de bu hattan petrol sevkıyatına katılması çağrısı yaptı.
Geçiş garantisi yok
İvanov, konuşmasında, Rusya'nın Tengiz–Novorossisk petrol boru hattının devreye girmesiyle boğazlardaki tanker trafiğinin artacağının farkında olduklarını belirterek, 'Belirli teknik sorunlar elbette ortaya çıkacak, ancak Türkiye boğazlardan serbest geçişi düzenleyen uluslararası anlaşma ve normlara da uymalı.' dedi.
Büyükelçi Balkan ise konuşmasında bu konuya değinirken, 'İstanbul hiçbir riski kaldıramaz. Risk sıfır olmalıdır' karşılığını verdi. Balkan, petrol tankerlerinin ileride de boğazlardan geçmeye devam edebileceği konusunda Türkiye'nin hiç kimseye şimdiden güvence veremeyeceğini vurguladı. Büyükelçi Balkan, Türkiye'nin, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne sadık olduğunu, ancak Türkiye'nin kaygısının, 'alınacak bütün önlemlere rağmen boğazlarda gerekli güvenliğin tankerler konusunda yine de sağlanamayacağı' konusunda olduğunu ifade etti. Moskova
Kafkas atağı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu ayın sonunda Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan devlet başkanları Eduard Şevardnadze, Haydar Aliyev ve Robert Koçaryan ile bir araya gelecek.
Kremlin basın merkezinden yapılan açıklamada, liderlerin, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) zirvesinin yapılacağı Belarus'un başkenti Minsk'te 31 Mayıs'ta görüşeceği belirtildi. Liderlerin, bölgedeki güvenlik konularının yanı sıra 'Kafkas Dörtlüsü' olarak adlandırılan 4 ülkenin oluşturduğu forumda işbirliği beklentilerini ele alacakları bildirildi. Moskova
BDT gücü
Orta Asya ülkeleri, acil müdahale gücü kuruyorlar. BDT üyelerinden altısının katılımıyla oluşturulan Ortak Güvenlik Konseyi'nin bugün Erivan'da başlayacak liderler toplantısında acil müdahale gücünün kurulacağı bildirildi.
Konsey Genel Sekreteri Nikolaenko, acil müdahale gücünün esas işlevinin, silahlı grupların baskınlarına karşılık vermek olacağını söyledi. Acil müdahale gücü; Kırgız, Tacik, Kazak ve Rus askerlerinden oluşacak. Erivan doruğuna Rusya, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan liderleri katılıyor. Moskova
İşbirliği mümkün
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı İvan İvanov, 'Güney Kafkasya'daki (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) problemlerin çözümlenmesi sürecinde', Rusya'nın Türkiye'ye önem verdiğini söyledi.
Rusya'da düzenlenen ve iki ülkenin ekonomi politikalarında güncel sorunların tartışıldığı seminerde konuşan İvanov, 'Bu bölgedeki problemlerin çözümlenmesinde Türkiye'ye hem siyasi, hem de ekonomik açıdan özel bir rol düşmektedir.' dedi.
Doğu-Batı Koridoru
İvanov, 'Ülkelerimiz arasında Kafkasya'da işbirliği yapılmasının temeli yok değildir, vardır.' ifadesini kullandı. İvanov, Kafkasya'da Türkiye ve Rusya arasındaki işbirliğinin ekonomik boyutlarına ilişkin örnekler verirken, 'Yakın gelecekte Rusya'dan Türkiye'ye iki elektrik hattı çalışmaya başlayacak. Türkiye'ye doğudan, Gürcistan üzerinden de doğalgaz verebiliriz.' diye konuştu. Ayrıca ülkesinin, Türkiye ve Güney Kafkasya'yı kapsayan Doğu–Batı ulaştırma koridoruna katılmak istediğini belirten İvanov, 'Fakat bizim katılmamıza karşı çıkılıyor.' şeklinde yakındı.
Hatlar Gürcistan'dan
Rusya ve Ermenistan'ın zaman zaman dile getirdikleri 'Türkiye'ye Ermenistan üzerinden Rus doğalgazı veya elektriği sevketme' şeklindeki tezlerin de Moskova tarafından artık terkedildiği gözlendi. İvanov konuşmasında bu konuya da değindi, 'Doğalgaz ve elektriğin Ermenistan üzerinden sevki, tarihsel ve geleneksel açıdan imkansız. Hatlar, Gürcistan üzerinden geçecek.' dedi. İvanov, ülkesinin Türkiye'ye sevk edilecek doğalgazın miktarını Mavi Akım dışında daha yeni projelerle daha da artırmaya hazır olduklarını belirtirken, 'Türkiye, başka ülkelerden de gaz almak isteyebilir. Bu kendi kararları olur, saygıyla karşılarız.' dedi.
Mavi Akım pekiştirecek
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Balkan da Mavi Akım'ın iki ülke arasındaki karşılıklı güveni pekiştireceğini, 'bu güvenin alınıp daha ilerilere götürülmesi imkanlarının doğacağını' vurguladı. Rusya'dan alınacak doğalgazın bedelinin bir bölümünün Türkiye tarafından 'mal ve hizmetle' ödenmesini Moskova'ya teklif ettiklerini kaydeden Balkan, 'Bu konuda cevap bekliyoruz. Türkiye, Karadeniz üzerinden komşusu olan Rusya ile ilişkilerini en üst düzeylere, ileri bir ortaklık seviyesine ulaştırma yolunda bir siyasi iradeyi benimsemiştir. Bu irademizin Rusya tarafından da paylaşıldığına inanıyoruz. ' dedi. Moskova
Almanya ödeyecek
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, 2. Dünya Savaşı sırasında ülkede zorla çalıştırılan 'köle işçilerin' ABD'de bazı Alman şirketlerine yönelik açtıkları toplu tazminat davalarının geri çevrilmesinin bu şirketlerin hukuki açıdan güvence altına alınmış olduklarını gösterdiğini belirterek, 'Artık Nazi dönemi kurbanlarına ödeme yapmaya başlayabiliriz.' dedi.
Alman şirketleri de ABD'deki gelişmelerden sonra 'köle işçilere' tazminat ödenmesi için kurulan fona kendi payları olan 5 milyar markı ödeyeceklerini açıkladıkları için, Federal Meclis'in gelecek hafta ödemeleri onaylaması durumunda 'köle işçilere' tazminatların ödenmesine başlanabilecek.
Federal Meclis Başkanı Wolfgang Thierse, kararın mecliste onaylanmasından sonra, yaklaşık 1.5 milyon 'köle işçiye' hızlıca tazminat ödenmesi çağrısında bulundu. Berlin
Holbrooke ve Perle'den AGSK desteği
ABD'nin önde gelen diplomatlarından Richard Holbrooke ve Richard Perle, Türkiye'nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) girişimiyle ilgili kaygılarına hak verdi.
NATO'nun dışişleri bakanları, savunma bakanları ve devlet başkanları düzeyinde gelecek haftalarda Avrupa'da düzenleyeceği toplantılar öncesinde 'Council on Foreign Relations' adlı düşünce kuruluşu tarafından Washington'da bir konferans düzenlendi.
Konferansta konuşan ABD'nin BM'deki eski daimi temsilcisi Richard Holbrooke, Türkiye'nin, kesinlikle Avrupa'nın dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Holbrooke, 'Türkiye'nin AB üyeliğine doğru daha uzun bir yolu var. Ancak Türkiye, AB'nin kurumlarından dışlanmamalı. Türkiye'yi dışarıda bırakacak bir adım doğru olmaz.' dedi.
Eski başkan Ronald Reagan döneminin savunma bakan yardımcısı ve Başkan George W. Bush'un danışmanlarından Richard Perle de ABD ve AB'nin, AGSK konusunda Türkiye'ye baskı yapmaması gerektiğini söyledi.
Perle, 'AGSK, ana hatlarıyla AB ile Türkiye arasındaki bir görüş ayrılığı. NATO'da ise görüşbirliği prensibi, bu tip durumlar için mevcut. Bu sorunun ne zaman ve nasıl çözümleneceğine Türkiye karar vermeli. Bu soruna AB yol açtı. Çözüm yolunu da Avrupalılar açmalı' diye konuştu. Washington
Yaptırım kapışması
Irak'ın komşularıyla BM denetimi dışında yaptığı ticareti engellemeyi amaçlayan 'akıllı yaptırımlar', ABD ile Irak arasındaki gerilimi tırmandırdı.
Irak'a Körfez Savaşı'ndan bu yana uygulanan ambargoyu sivil amaçlı mallar için kaldırmak amacıyla hazırlanan ve özellikle de Irak'ın komşularıyla BM denetimi dışında yaptığı ticareti engellemeyi amaçlayan 'akıllı yaptırımlar', Bağdat'la Washington arasındaki gerilimi tırmandırıyor. BM Güvenlik Konseyi'ne üye ülke temsilcilerine dağıtılan taslakla ilgili olarak bir açıklama yapan Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Vekili Tarık Aziz, ABD tarafından ortaya atılan 'akıllı yaptırımlar' ile ilgili tasarı uygulanırsa Irak'ın gıda karşılığı petrol programı çerçevesinde bir varil petrol satmayacağını söyledi.
Bağdat'ta bulunan yabancı diplomatlarla bir araya gelen Aziz, görüşmede, gıda karşılığı petrol programı konusunda Güvenlik Konseyi'nde devam eden müzakerelere dikkati çekerek, ABD'nin burada Irak'a karşı bir düşmanlık planı uygulamak istediğini öne sürdü.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher ise, 'akıllı yaptırımlar'ın yürürlüğe girmesi durumunda Bağdat'ın komşularına ticaret ambargosu uygulayacağı yolundaki tehditlerine tepki gösterdi. 'Irak'ın komşularının ekonomilerinin korunması için gerekli yollar mevcut' açıklamasını yapan Boucher, 'Irak'ın komşularıyla yaptığımız görüşmelerde biz hep şunu vurguluyoruz. Irak'ın bir misillemesi durumunda, bu ülkelerin ekonomilerinin korunması yönünde birçok yol mevcut. Irak'ın bu tehditlerini boşa çıkaracağımızdan eminim.' dedi.
Sıkı denetimi öngörüyor
Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtılan tasarı, Irak'ın komşuları olan Suriye, Ürdün ve Türkiye'ye günde 150 bin varil petrol satmasına izin veriyor. Ancak gayrı resmi kaynaklar Irak'ın halen Türkiye ve Suriye'ye günde 250 bin varil, Ürdün'e ise 100 bin varil petrol sattığını öne sürüyorlar. Tasarıda, satılacak petrolün parasının BM denetimindeki emanet hesabına yatırılması şartı da yer alıyor. Irak ise bu şartlar altında komşu ülkelere ucuz fiyatla petrol satmayacağını ve sınır ticaretini de durduracağını açıklamıştı.
Washington, Irak'ın bu tehdidini uygulamaya koyması durumunda, bundan zarar görecek Irak'a komşu ülkelere belli miktarda tazminat verilmesini geçtiğimiz günlerde üstü kapalı şekilde önermişti. Ancak bu husus tasarıda yer almadı. Güvenlik Konseyi'ne sunulan tasarı ayrıca, Irak'ın komşularının, sınırları daha sıkı biçimde denetleyecek mekanizmalar oluşturmalarını da öngörüyor. Bu mekanizmaların kurulması için gerekli fonlar ise Irak'ın sattığı petrolün gelirinden düşülecek. Rusya ise, tasarıda yer alan maddelere itirazda bulundu. Dış Haberler Servisi
AİHM'den Rum'a ceza
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kıbrıslı 9 Türk'ün açtığı davada Rum Kesimi'ni suçlu bularak, maddi tazminat ödemeye mahkum etti.
AİHM, Rum Kesimi'nin İlker Denizci, Aziz Merhoca, Hüseyin Mavideniz, Yılmaz Mavideniz, Doğan Davulcular, Hasan Merthoca, Erbay Kaptanoğlu, Taşer Ali Kısmir, Rebiye Tufansoy'a, her biri için 25 bin Kıbrıs Lirası ödenmesini kararlaştırdı. Mahkeme, Rum Kesimi'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kötü muamele ve işkencenin önlenmesi ile ilgili 3'üncü maddesi, özgürlük ve güvenlik hakkı ile ilgili 5'inci maddesi ve serbest dolaşım hakkı ile ilgili 4 no'lu protokolün 2'nci maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı. AİHM'ye 1994'te başvuran Kıbrıslı Türkler, Rum Kesimi'nde yaşarken polis tarafından gözaltına alındıklarını ve kötü muameleye tabi tutulduklarını belirterek, KKTC'ye zorla sınırdışı edildiklerini bildirmişlerdi. Strasbourg
BM, çözüm için iyi araç
Yunanistan'da yayımlanan To Vima gazetesine bir demeç veren Abad Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs sorununun çözümlenememiş olmasının Doğu Akdeniz'de güvenlik ve istikrar açısından problem çıkarmayı sürdürdüğünü savundu.
Powell, varılacak bir anlaşmanın, Yunanistan, Türkiye, Kıbrıslı Türk ve Rumların çıkarlarına daha iyi hizmet edeceğine inandığını söyledi. ABD'nin BM gözetimindeki görüşmelerin Kıbrıs sorununun çözümü için en iyi araç olduğuna inandığını da vurgulayan Powell, 'Bu görüşmeler, iki tarafın da makul karşılanması gereken endişelerinin giderilmesinde en iyi yöntemdi.' dedi. Türk-Yunan ilişkilerine de değinen Powell, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, kişisel olarak iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi yolunda önemli adımlar atmış kişiler olduğunu belirtti. Atina
Değişen tehdit algılaması
Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ile İlişkiler Genel Müdürü Türkekul Kurttekin, Türkiye'nin tehdit algılamasının değiştiğini söyledi.
Avrupa Topluluğu Araştırma ve Uygulama Merkezi'ndeki bir panele katılan Kurttekin, kuzeydeki ideolojik yapının çökmesinden sonra Türkiye'nin 'tehdit değerlendirmesi'nde bir değişiklik yaşandığını anlattı. Kurttekin, 'Daha önce kuzey tehdidi vardı; ancak şimdi Suriye ve İran'daki gelişmeler bizi yakından ilgilendiriyor.' şeklinde konuştu. Türkiye'nin Arapların sorunlarıyla daha önce ilgilenmediğini belirten Kurttekin, Türkiye'nin Ortadoğu barış sürecine katkıda bulunmasının sebebinin de Filistin lideri Yaser Arafat'ın çağrısı olduğunu söyledi. Salih Boztaş / Ankara
Sıkı bakanlık pazarlığı
İtalya'da seçimlerden galip çıkan sağ ittifak 'Özgürlükler Evi'nde yer alan Kuzey Birliği Partisi, ittifakın lideri Silvio Berlusconi'yle bakanlık pazarlıklarını sürdürüyor.
Birlik lideri Umberto Bossi, ittifakta bulunan ve başını Berlusconi'nin çektiği 'Forza İtalia'nın 12 bakanlıktan en çok 6'sını alması gerektiğini söyledi. Bossi, Berlusconi'nin dışişleri bakanlığına Dünya Ticaret Örgütü'nün eski Başkanı Renato Ruggiero'yu getirmek istemesine de karşı çıktı. Ruggiero'nun da Ulusal İttifak ile Kuzey Birliği'nden çekindiği ve bu göreve gelmek için Berlusconi'den güvence istediği belirtilirken, Hıristiyan Demokratlar Birliği lideri Pierferdinando Casini de aynı göreve aday gösteriliyor. Roma
Makedonya'da yine çatışma
Makedonya'nın kuzeybatısındaki Kalkandelen bölgesinde önceki akşam Makedon güvenlik güçleriyle silahlı Arnavut gruplar arasındaki çatışmalarda 7 polisin yaralandığı bildirildi.
Savunma Bakanlığı Sözcüsü Georgi Trendafilov, Kalkandelen'in yüksek kesimlerindeki çatışmaların gece yarısına kadar sürdüğünü belirtti. Yaralıların 2'sinin el bombasıyla yaralandığı ve durumlarının ağır olmadığı belirtilirken, ülkenin kuzeyindeki Kumanova yakınlarında da çatışmalar meydana geldiği kaydedildi. Bulgaristan Savunma Bakanı Boyko Noev ise, 'Makedonya'ya, komşu olmayan ülkelerin askerlerinden oluşacak uluslararası barış gücü yerleştirilmeli.' dedi. Üsküp
Schröder için suç duyurusu
Almanya'da faaliyet gösteren Thüringen Eyaleti Ticaret, Banka ve Sigorta Sendikaları Birliği, işsizlerle ilgili kışkırtıcılık yaptığı gerekçesiyle Almanya Başbakanı Gerhard Schröder hakkında suç duyurusunda bulundu.
Sendikalar Birliği tarafından yapılan açıklamada, Başbakan Gerhard Schröder'in, işsizlerle ilgili olarak 'Hiç kimsenin toplumda tembelliğe hakkı yoktur.' şeklindeki sözlerinin kışkırtıcılık olduğu savunuldu. Açıklamada ayrıca, Başbakan Gehard Schröder'in sözlerinin işsiz insanlara hakaret anlamına geldiği iddia edilerek, Erfurt Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Brandenburg eyaletinde, aşırı sağcıların ehliyetlerine bundan böyle daha kolay el konulabileceği bildirildi. Berlin
Yorgo sağdan yaklaştı
Yunan Dışişleri Bakanı Papandreu, 'tek Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde ilişkilerin sütliman olacağını veTürkçe'nin de AB'ye 'gireceğini' savundu.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, 2003'e kadar çözüm olmadığı takdirde, "Kuzey Kıbrıs Türklerinin içinde azınlık olacağı tek bir Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girmesine, Türkiye'nin izin vermesini" istedi.
Washington'da ABD yönetimi yetkilileriyle görüşmek üzere bulunan Papandreu, Woodrow Wilson Center adlı düşünce kuruluşunda bir konuşma yaptı. Papandreu, "Kıbrıs'ta 2003'e kadar çözüm olmazsa, Kıbrıs'ın üyeliğine doğru ilerlemeliyiz. Umarım Türkiye bu konuda daha fazla problem yaratmaz" dedi.
Kıbrıs'ın AB'ye girmesi halinde Türk-Yunan yakınlaşmasının zarar görüp görmeyeceğine yönelik bir soru üzerine Papandreu, "Türkiye ile aramızdaki zorlukları çözdüğümüzü söyleyemem. Ancak çok ilerlediğimiz kesin. Bunun, Kıbrıs AB'ye üye olduktan sonra da devam etmesini istiyoruz." diye konuştu.
Türkçe de AB'ye girer!
Papandreu, "Kıbrıslı Türklerin de, azınlık olmaktan korkmaması gerektiğini" ileri sürerek, "Çünkü AB kurumları azınlık olarak Kıbrıslı Türklerin haklarını zaten koruyacaktır. Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik olarak kendini geliştirebilmesi için gereken para da sağlanacaktır. Üstelik, bu sayede Türk dili Avrupa Birliği'ne girmiş olacak" diye konuştu.
Ankara problem olmasın
Kıbrıs'ta iki toplum arasında yakınlaşma olduğuna inandığını belirten Yorgo Papandreu, bu yakınlaşmayı KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın engellemek istediğini savunarak; Türkiye'nin AB üyeliğine kabulü için de, kendi içinde reformları gerçekleştirmesi, komşularıyla iyi geçinmesi ve Kıbrıs konusunda problem çıkarmaması gerektiğini söyledi. Papandreu, "Biz, Avrupalı bir Türkiye görmek istiyoruz. İstikrarlı bir komşu, bizimle birlikte çalışan, sınırları açık, aynı değerleri paylaştığımız ve Kıbrıs gibi tarihi problemleri çözebildiğimiz bir Türkiye, bizim de yararımızadır" dedi.
Yunan bakan Papandreu, Washington'da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, ABD Başkanı George W. Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile biraraya geldi.
Ege'de Türk-Yunan dengesi politikasını izleyen ABD yönetimi, daha önce de Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i aynı şekilde, en üst düzeyde ağırlamıştı. Washington
Pakistan'dan barışa evet
Pakistan, Hindistan'ın Keşmir konusunda barış görüşmelerinde bulunmak üzere Pakistan askeri yönetim lideri General Pervez Müşerref'i dünkü davetine olumlu cevap verdi.
Pakistan radyosunun haberine göre, Pakistan Dışişleri Bakanı İnamul Hak, Hindistan'ın daveti geldiği zaman Pakistan'ın buna olumlu cevap vereceğini söyledi. Pakistan'ın açıklaması, Hindistan Başbakanı Atal Behari Vajpayii'nin, Müşerref'i barış görüşmeleri için davet etmeye karar verdiği ve resmi davetin en kısa zamanda karşı tarafa iletileceği bildirisinin üzerine geldi. Hindistan hükümeti, dün ayrıca, Keşmir'de 6 ay önce Müslüman gerillalara karşı ilan edilen ateşkese tek taraflı olarak son verdiğini açıkladı. İslamabad
Koştunitsa affa karşı çıktı
Yugoslavya Devlet Başkanı Voyislav Koştunitsa, hafta başında Arnavut militanların, silahlı eylemlerine son veren anlaşmayı NATO himayesinde imzalamalarının ardından yararlanacakları affa karşı çıktı.
Koştunitsa, başkent Belgrad'da düzenlediği basın toplantısında, "Aşırılarla imzalanan ve NATO tarafından onaylanan anlaşmada endişe uyandıran unsur, Yugoslav ve Sırp hükümetlerini silahlarını bırakan gerillanın bütün üyelerini kapsayan af programını uygulamaya zorlamasıdır" diye konuştu. Koştunitsa, Sırbistan'ın güneyindeki Preşova Medvece Buyanovça Kurtuluş Ordusu'na mensup Arnavut militanların sergiledikleri son tavrın, büyük çaplı silah bırakma yoluna gitmeyeceklerini düşündürdüğünü söyledi. Belgrad
Selle gelen felaket
Rusya'ya bağlı özerk Türk cumhuriyetlerinden Yakutistan (Saha) Cumhuriyeti'nde yaşanan sel felaketi etkisini sürdürüyor.
Baharın gelmesiyle eriyen kar sularını taşıyan Lena Nehri'nin kuzey kesimini buz kütlelerinin tıkamasıyla yükselen sular Lensk ve Olekminsk'in ardından cumhuriyetin başkenti Yakutsk'u da kapladı.
Gıda sıkıntısı başladı
Sel felaketinin salgın hastalıklara sebep olmasından korkulurken, gıda depolarının sel altında kalması nedeniyle sele maruz kalan kentlerde yiyecek sıkıntısının başgösterdiği belirtiliyor. Tamamen sular altında kalan Lensk şehrindeki binalar oturulamaz hale gelirken, kenti teslim alan suların 10 metreyi bulduğu belirtiliyor. Sel felaketinden etkilenen halk ise, çevre şehirlerdeki okullarda ağırlanıyor.
1968, 1998 ve 1999 yıllarında da benzer sel felaketine maruz kalan Yakutistan'ın Lensk, Tabaga, Kangalaskiy, Jatay, Namskiy adlı kentlerinde bu sene yaşanan felaketin boyutlarının daha büyük olduğu kaydediliyor. Yetkililer, bu yıl kışın uzun sürmesi ile sertleşen ve kalınlığı 3 metreyi geçen buzların nehrin önünü tıkayıp akıntıya izin vermemesinin, nehir sularının geri tepmesine ve nehir yatağından suların taşmasına sebep olduğunu belirttiler.
Başkent Yakutsk'ta musluklardan tamamen çamur akması dolayısıyla 1 dolar değerindeki 5 litrelik sular, 2 dolara fırladı. Yakutlar, Marketlere ekmek stoğu için hücum ederken, şimdilik salgın hastalık haberinin olmaması yüreklere su serpti. Yakutsk'a çok daha büyük bir dalganın gelebileceği haberi şimdilik gerçekleşmedi.
Başkentte su altında kalan evlerden bazıları çökerken, evlerinin soyulmasından korkanlar, hala çatılarda kalıyor.
Abdurrahman Demir-Ömer Dalkıran- Köksal Karaşah / Yakutsk-Lensk
Arafat baskı istedi
Filistin lideri Yaser Arafat, Fransız yetkililerle temaslarda bulunmak üzere geldiği Paris'te, Ortadoğu konusunda mümkün olan en kısa zamanda müzakere masasına dönülmesi çağrısında bulundu.
Arafat, Fransa Başbakanı Lionel Jospin ile yaklaşık yarım saat süren bir görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, askeri tırmanışın durdurulması için her düzeyde yapılacakların öneminin altını çizdiklerini söyledi. Ortadoğu turu kapsamında İsrail'e gelen AB Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solona'yı kabul eden İsrail Başbakanı Ariel Şaron da barış havariliğine soyunarak "Siz ve çalışma arkadaşlarınızın Arafat'ın ateşkes ilan etmesi için elinizden geleni yapacağına eminim" dedi. Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer ise, Arafat ile Şaron'un, Ortadoğu Araştırma Komisyonu'nun raporunu uygulamak için ABD ile birlikte çalışma sözü verdiklerini açıkladı. Arafat'ın Bush ile telefon görüşmesinde ABD'den İsrail saldırılarını durdurmasını istediği belirtildi. Dış Haberler Servisi
ABD ve Irak arasında yaptırım salvosu
Irak'a Körfez Savaşı'ndan bu yana uygulanan ambargoyu sivil amaçlı mallar için kaldırmak amacıyla hazırlanan ve özellikle de Irak'ın komşularıyla BM denetimi dışında yaptığı ticareti engellemeyi amaçlayan 'akıllı yaptırımlar', Bağdat'la Washington arasındaki gerilimi tırmandırıyor.
BM Güvenlik Konseyi'ne üye ülke temsilcilerine dağıtılan taslakla ilgili olarak bir açıklama yapan Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Vekili Tarık Aziz, ABD tarafından ortaya atılan 'akıllı yaptırımlar' tasarısı uygulanırsa gıda karşılığı petrol programı çerçevesinde petrol satmayacaklarını söyledi.
Bağdat'ta bulunan yabancı diplomatlarla bir araya gelen Aziz, görüşmede, gıda karşılığı petrol programı konusunda Güvenlik Konseyi'nde devam eden müzakerelere dikkati çekerek, ABD'nin burada Irak'a karşı bir düşmanlık planı uygulamak istediğini öne sürdü.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher ise, 'akıllı yaptırımlar'ın yürürlüğe girmesi durumunda Bağdat'ın komşularına ticaret ambargosu uygulayacağı yolundaki tehditlerine tepki gösterdi. 'Irak'ın komşularının ekonomilerinin korunması için gerekli yollar mevcut' açıklamasını yapan Boucher, 'Irak'ın komşularıyla yaptığımız görüşmelerde biz hep şunu vurguluyoruz. Irak'ın bir misillemesi durumunda, bu ülkelerin ekonomilerinin korunması yönünde birçok yol mevcut. Irak'ın bu tehditlerini boşa çıkaracağımızdan eminim.' dedi.
Sıkı denetim
Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtılan tasarı, Irak'ın komşuları olan Suriye, Ürdün ve Türkiye'ye günde 150 bin varil petrol satmasına izin veriyor. Ancak gayrı resmi kaynaklar Irak'ın halen Türkiye ve Suriye'ye günde 250 bin varil, Ürdün'e ise 100 bin varil petrol sattığını öne sürüyorlar. Tasarıda, satılacak petrolün parasının BM denetimindeki emanet hesabına yatırılması şartı da yer alıyor. Irak ise bu şartlar altında komşu ülkelere ucuz fiyatla petrol satmayacağını ve sınır ticaretini de durduracağını açıklamıştı.
Washington, Irak'ın bu tehdidini uygulamaya koyması durumunda, bundan zarar görecek Irak'a komşu ülkelere belli miktarda tazminat verilmesini geçtiğimiz günlerde üstü kapalı şekilde önermişti. Ancak bu husus tasarıda yer almadı. Dış Haberler Servisi
Türkiye'ye endeksli
Moskova'daki resmi temaslarına dün başlayan Suriye Savunma Bakanı General Mustafa Talas, Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov ile bir araya geldi.
Suriye tarafının ısrarı sonucu, basın mensupları görüşmenin başlangıcını izlemek üzere davet edilmedi.
Savunma bakanlarının görüşmesinin gündeminde, ikili askeri ve silah satış işbirliği ve Ortadoğu barış süreci, bölgesel güvenlik konuları bulunuyor. Rus kaynakları, ziyaret öncesi yaptıkları açıklamalarda, Suriye'nin, Rusya ile 'büyük çaplı bir askeri-teknik işbirliğini' yeniden başlatarak, ordusundaki silahları modernize etmeyi amaçladığını dile getirmişlerdi.
Uzmanlar da 'Moskova ve Şam arasında askeri-teknik alandaki işbirliğinin hangi boyutlarda olacağının büyük ölçüde Ortadoğu barış sürecine, ayrıca İsrail ve Türkiye arasındaki askeri işbirliğinin durumuna bağlı olacağını' dile getirmişlerdi.
Tlas'ın daha sonra Kremlin Sarayı'nda görüştüğü Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Vladimir Ruşaylo, görüşmede, uluslararası terörizmle mücadelede dünya toplumunun ortak mücadelesine, Rusya ve Suriye'nin birlikte destek vermelerini ele aldıklarını söyledi. Tlas, Dışişleri Bakanı İgor İvanov ile de görüştü. Moskova
İlişkiler sorunsuz
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, temaslarda bulunmak üzere bugün Ermenistan'ın başkenti Erivan'a geldi.
Nazarbayev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ile görüşmesinden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında, iki ülke arasında sorun oluşturacak bir mesele bulunmadığını belirtti. Nazarbayev, Koçaryan ile bölgedeki son gelişmeleri ve tarafların izlediği uluslararası siyaseti değerlendirdiklerini kaydetti. Karabağ sorununun çözümlenmesi halinde Ermenistan ile Hazar Denizi üzerinden ticaret yapabileceklerini söyleyen Nazarbayev, Kazakistan-Ermenistan arasında kurulması planlanan henüz oluşum aşamasındaki hükümetlerarası komisyonun, iki ülke ilişkilerini ticari anlamda geliştireceğini kaydetti. Koçaryan ile Nazarbayev, görüşmelerin ardından, iki ülke işbirliğini öngören bir dizi protokole de imza attı. Erivan
|