GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

24/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


KOBİ'leri kurtarma operasyonu

Bakan Sadettin Tantan imzası ile 16 Şubat 2001 tarihinde bütün valiliklere gönderilen genelgeyle, şirketlerin krizden nasıl etkilendiği tespit edilerek bir rapor haline getirildi. Rapor doğrultusunda kapanan ve eksik kapasite ile çalışan işletmelerin tekrar ekonomik hayata kazandırılması amaçlanıyor.

Hazırlanan, "Kapanan ve Eksik Kapasite ile Çalışan İşletmeler Hakkında Raporu", Devlet Planlama Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, KOSGEB, İçişleri Bakanlığı APK Kurulu Başkanlığı ve OHAL Bölge Valiliği'ne gönderilerek işbirliği imkanı aranıyor.

Rapor 81 ili kapsıyor

Bakan Tantan, kapanan ve eksik kapasite ile çalışan işletmelerin tespiti ile ilgili çalışmayı 16 Şubat 2001 tarihinde 81 ilin valisine gönderilen bir yazı ile başlattı. Valiliklerden, 31 Aralık 2000 tarihi itibariyle, kapanan veya eksik kapasite ile çalışan işletme sayıları, kapanma ve eksik kapasite ile çalıştırma nedenleri, işini kaybeden işçi sayısı, kapanan ve eksik kapasite ile çalışan işletmenin hangi sektörden olduğu, işletmenin niteliklerinin tespit edilmesi istendi. Rapor, 17 Mayıs 2001 tarihinde tamamlanarak ilgili kuruluşlara gönderildi.

198 bin kişi işinden oldu

İllerden İçişleri Bakanlığı'na gelen bilgiler doğrultusunda kapanan işletme sayısının toplam 3 bin 764, işini kaybeden işçi sayısının ise toplam 96 bin 634 olduğu ortaya çıktı. Yine eksik kapasite ile çalışan işletme sayısının toplam 4 bin 737, eksik kapasite ile çalışan işletmelerden çıkarılan işçi sayısının da toplam 102 bin 194 olduğu belirlendi.

Raporda işletmelerde kapanmaya ve kapasite düşüklüğüne neden olan etkenler şöyle:

Türkiye'nin ekonomik durumunun kötü olması. Talep yetersizliği ve pazarlama problemi. Finansman sıkıntısı. Ağır vergi yükü. İşçi sigorta primlerinin yüksekliği. İş, vergi, ithalat ve ihracat mevzuatlarının karmaşıklığı ve bürokratik işlemlerin çokluğu. İşletmelerin Ar-Ge çalışmalarına gerekli önemi vermemesi. Profesyonel yönetici ve profesyonel personel istihdam edilmemesi.

Raporda çözüm yolları da belirtilmiş:

Ülkedeki bankacılık sistemi, yatırım yapanı ve üreteni teşvik edecek ve destekleyecek şekilde yapılandırılmalı. Üreticilerin alım gücü iyileştirilmeli. İşletmeler ihracata yönlendirilmeli. Finans problemi için işletmelere kredi kullandıran bankalarla ilgili uygulama yeniden gözden geçirilmeli. İşçi sigorta primleri ile ilgili düzenleme yapılmalı. Vergi, ithalat ve ihracat mevzuatı ile karmaşıklığı ile ilgili düzenleme yapılmalı. Vergi, ithalat ve ihracat ile ilgili bürokratik işlemler azaltılmalı.

31 ARALIK 2000 İTİBARİYLE ÇEŞİTLİ NEDENLERLE KAPANAN İŞLETMELERİN İSTATİSTİKLERİ:

Kapanan işletme sayısı : 3.764

İşini kaybeden işçi sayısı :96.634

İŞLETMELERİN KAPANMA NEDENLERİ:

İç talep yetersizliği :505

Dış talep yetersizliği :127

Finans sorunu :919

Yönetim :315

Diğer nedenler :208

KAPANAN İŞLETMELERİN BULUNDUKLARI SEKTÖR:

Tekstil :579

Gıda :488

İmalat :581

Hizmet :222

Madencilik :102

Turizm : 29

Diğer :391

İŞLETMENİN NİTELİĞİ:

İhracatçı : 302

İthalatçı : 264

Diğer :1.402

31 ARALIK 2000 İTİBARİYLE EKSİK KAPASİTE İLE ÇALIŞAN İŞLETMELERİN İSTATİSTİKLERİ:

Kapanan işletme sayısı : 4.737

İşini kaybeden işçi sayısı :102.194

EKSİK KAPASİTE İLE ÇALIŞMA NEDENLERİ:

İç talep yetersizliği :2.195

Dış talep yetersizliği : 646

Finans sorunu :1.744

Yönetim : 131

Diğer nedenler : 386

EKSİK KAPASİTE İLE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN BULUNDUKLARI SEKTÖR

Tekstil : 441

Gıda : 666

İmalat :1.180

Hizmet : 127

Madencilik : 171

Turizm : 30

Diğer : 651

İŞLETMENİN NİTELİĞİ:

İhracatçı : 844

İthalatçı : 294

Diğer :1.659




Cem'in giysileri bulundu

İzmit'in Servetiye köyüne, odun kesmeye gelen Şen ailesinin kaybolan 4 yaşındaki çocuğunu arama çalışmaları sırasında, parçalanmış elbiseleri bulundu.

5 gün önce çalışmak için Antalya'dan gelen Veli ve Nilgün Şen çiftinin 2 çocuğundan biri olan 4 yaşındaki Cem'in, diğer ailelerle birlikte çadır kurmaya çalıştıkları sırada civarda oynarken, bölgedeki sisin de etkisiyle kaybolmasının üzerinden 63 saat geçtikten sonra ormanlık bölgede pantolon ve tişörtü parçalanmış olarak bulundu. Cem'in, bölgede çok sayıda görülen ayılar tarafından kaçırılmış ve parçalanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Kocaeli Valisi Kemal Önal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AKUT, Yalova K-77 ve Sivil Savunma ile jandarmanın yaklaşık 250 kişi ve toplam 29 araçtan oluşan ekiplerinin arama çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.




Org. Kıvrıkoğlu Lisesi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, doğum yeri olan ve atalarının da yaşadığı Bilecik'in Bozüyük ilçesinde yaptırılan 300 öğrenci kapasiteli Org. Kıvrıkoğlu Ticaret Meslek Lisesi ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi'nin açılışlarına katıldı.

Kendi adını taşıyan okulun yapılmasından dolayı mutlu olduğunu belirten Kıvrıkoğlu, "Cumhuriyetimizin bugüne kadarki tarihi, başlı başına bir başarı öyküsüdür.'' dedi. Bu arada Kıvrıkoğlu'na 1941 yılında öğretim gördüğü Atatürk İlkokulu'nda aldığı karnenin örneği verildi. Kıvrıkoğlu'nun karnesindeki tüm notların pekiyi olduğu görüldü.




Eski RTÜK'ü aratacak

İletişimciler, yeni RTÜK yasasının eskisini aratacağını, bir yandan da tekelleşmeye sebep olacağını ifade ettiler.

İkinci İletişim Kongresi, Konrad Otel'de, Aria GSM'nin sponsorluğunda başladı. Kongrede, yeni RTÜK Yasa Tasarısı'na sert eleştiriler yöneltildi.

Radyo—Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Nuri Çolakoğlu, yeni yasanın mevcut uygulamayı daha da katılaştıracağını ve özgürlük alanlarını daha da daraltacağını ifade etti. Bu tür iletişim planlamalarının öncelikle demokratik, şeffaf ve çok sesliliği destekleyici özellikler taşıması gerektiğini kaydeden Çolakoğlu, bunların gerçekleşmemesi bir yana, yeni yasa ile internete bile sınırlamalar getirildiğini vurguladı.

Bir yıl sonra neden?

Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği Genel Sekreteri Ahmet Gök ise, yeni yasanın, 3984 sayılı mevcut RTÜK Yasası'nı aratacağını belirtti. Bir yıl önce itirazlar sonucu komisyondan geçmeyen tasarının bir yıl sonra aynen tekrar gündeme geldiğini ve genel kurula kadar indiğini belirten Gök, "Bu yasa televizyon sahipliğini şeffaflaştıracak; ama bir yandan da tekelleşmeye zemin hazırlıyor. Ve RTÜK'ü tamamen siyasal iktidarın denetimine sokuyor." yorumunu yaptı.

İletişim Kongresi'nin düzenleyicilerinden Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersan İlal, RTÜK Yasası gibi çok önemli düzenlemeler gerçekleştirirken işin uzmanlarına hiç danışılmamasından yakındı.

Türkiye'deki 19 iletişim fakültesinin gerçekleştirdiği ve 3 gün sürecek kongrede dile getirilen düşünceler, 25 Mayıs Cuma günü sonuç bildirgesiyle kamuoyuna açıklanacak.

(Zafer Özcan / İSTANBUL (Zaman))




Tasarı AB’den dönebilir

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nin, mevcut haliyle yasalaşması halinde RTÜK yasasının daha sonra yeniden ele alınacağı görüşünde olduğu bildirildi.

RTÜK Yasa Tasarısı'nın AB'ye uyumuyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, tasarının AB radyo televizyon yayınlarını düzenleyen "Avrupa Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi"ne uyum göstermeyen alanları tespit edildi.

Çalışmalarda RTÜK Yasa Tasarısı'nda ceza ve müeyyideleri düzenleyen 33. madde ile kuruluşların sahiplik yapılarını düzenleyen 29. madde üzerinde duruldu. Bunun yanı sıra yasaya girmesi gereken, "yargı yetkisi alanı", "kamuyu öncelikle ilgilendiren önemli spor ve diğer olayların gösterimi" ile fikir ve sanat eserleriyle ilgili değişiklikler üzerinde çalışıldı. Yapılan çalışmaya göre AB'ye uyum çerçevesinde RTÜK yasasına girmesi gereken hususların başında yayıncı kuruluşla ilgili "yargı yetkisi alanı" giriyor. Yargı yetkisi alanı yurtdışında yabancı bir ülkeye yayın yapacaksa hangi ülkenin kurallarına uyacağıyla ilgili düzenlemeleri içeriyor. Avrupa Birliği 'zorunlu yayınlar' ile 'sansür' konusunu da devletlerin keyfine bırakmıyor, sınırlama getiriyor.

(Ahmet Bıyık / ANKARA (Zaman) )




Yasanın ardında ihaleler var

Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, yeni RTÜK Yasa Tasarısı'yla ilgili bir açıklama yaptı.

"Devlet ihaleleri karşılığında basın özgürlüğünün satın alınması amaçlanmaktadır." denilen açıklamada, basın özgürlüğünü teminat altına almaktan uzak olan yasa tasarısının, medya sahipleri ile siyasi iktidarlar arasındaki çıkar ilişkilerini kurumsallaştırmaya hizmet edeceği ifade edildi.

Açıklamada, "Radyo ve televizyon sahibi sermaye gruplarına devlet ihalelerine girme kapısının açılması çok tehlikeli bir yolun başlangıcı olacaktır. Tasarı yasalaştığı takdirde, tekelleşmeye olanak sağlayacak, medya sahiplerinin çıkarlarına uygun yayıncılığa, dolayısıyla yeni iç sansür uygulamalarına yol açacaktır. Böyle bir tasarının yasalaşması halinde, medya sahiplerinin, Parlamento'nun ve devletin üzerinde mutlak ekonomik ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır." denildi.




Boğaz'da akrobasi

Gökyüzü Dansçıları Grubu tarafından, İstanbul Boğazı üzerinde gerçekleştirilen akrobasi gösterisi, izleyenlere heyecanlı anlar yaşattı.

Gösteride, PITTS –2B tipi özel yapım, tek motorlu, çift kanatlı akrobasi uçağını pilot Ali İsmet Öztürk kullandı. Öztürk, uçağıyla, Boğaz'ın Beşiktaş, Kızkulesi ve Sarayburnu bölümünde alçaktan uçuş yaptı, takla attı ve ters uçtu. Sahilde toplanan vatandaşların büyük ilgiyle izlediği gösteri uçuşunu düzenleyen grubun yetkilileri, bu şekilde Türkiye ve İstanbul'un dünyaya tanıtımına katkıda bulunarak amaçlarına ulaştıklarını ifade ettiler.

(Uğur Öztürk / İSTANBUL (cha))




Taşocağında patlama: 3 ölü

Adana'nın Feke ilçesindeki bir taş ocağında oksijen tüpü patlaması sonucu 2'si kardeş, 3 işçi hayatını kaybetti.

İşçilerin patlama sırasında parçalanan cesetleri 500 metrekarelik bir alana dağıldı.

İlçeye 2 kilometre uzaklıktaki Düşmüş mevkiinde asfaltlama çalışmaları için mucur hazırlayan Alican İnşaat Limited Şirketi'ne ait taş ocağında önceki akşam saat 20.30 sıralarında patlama oldu. Mucur hazırlama sırasında meydana gelen patlamada işçilerden Asaf Kozludere (51), Mahmut Ayvaz (26) ve kardeşi Hüseyin Ayvaz (27) yaşamını yitirdi. Ağır yaralanan bir işçi hastaneye kaldırıldı. Patlama sırasında Ayvaz kardeşlerin cesetleri parçalanarak 500 metrekarelik bir alana dağıldı. Patlamanın, kaynak yapıldığı sırada oksijen tüpünün alevini içine çekmesinden kaynaklandığı ifade edildi. Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayan, cesetlerin parçalanması nedeniyle çirkin görüntü olacağını belirterek, olay yerinden habercileri uzaklaştırdı ve görüntü almalarını engelledi.

(Fatih KARAÇALI / Aytekin GEZİCİ / ADANA (Zaman))




Avrupalılara örtü mektubu

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı ve Türk—İş Başkanlar Kurulu üyesi Mustafa Başoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'nin toplantısına katılarak, Avrupalı parlamenterlere başörtüsü konusunda bir mektup verdi.

Başoğlu, mektupta başörtüsü yasağının kanuna dayanmadığını, uygulanan yasakla kız öğrencilerin ve bayan kamu görevlilerinin birçok haksızlıklara maruz kaldığını belirtti. Mektupta, yasağın giderek özel sektörde de yaygınlaşmaya başladığı kaydedildi.

İSTANBUL (Zaman)




Filistin askısı alarmı

Avrupa Konseyi bünyesinde görev yapan Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (AİÖK) Başkanı Silvia Casele'nin Türkiye ziyareti öncesi emniyette işkence alarmı verildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nce hazılanılan GİZLİ yazıda, elektrik ve Filistin askısı gibi aletler konusunda olabilecek aksaklıkların giderilmesi istendi.

ANKARA (Zaman)




1 milyonuncu turist karşılandı

Antalya'ya yılbaşından bu yana gelen turist sayısı dün 1 milyona ulaştı.

Antalya'ya gelen "1 milyonuncu turist" hava limanında çiçeklerle karşılandı. Pegasus Havayolları'na ait uçakla Antalya Dış Hatlar Terminali'ne inen Alman Karin Hartl, kentin 1 milyonuncu turisti oldu.




'McDonald's burdan gitsin'

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören bir grup öğrenci, McDonald's'ın ODTÜ Şubesi önünde oturma eylemi başlattı.

ODTÜ'de uzun süredir devam eden McDonald's karşıtı protestolar dün oturma eylemiyle fiili duruma dönüştü. Kendilerini "McDonald's'a karşı olan öğrenciler" olarak tanımlayan grup üyeleri oturma eylemlerini ODTÜ'deki McDonald's kapatılıncaya kadar sürdüreceklerini ifade ettiler. Oturma eylemi esnasında Nazım Hikmet'ten şiirler okuyan öğrenciler "McDonald's burayı terk et" şeklinde slogan attılar. Ziya Yıldırım/Orhan Sarar ANKARA (cha)




Atilla Taçoy hayatını kaybetti

Türk Hava Kurumu (THK) eski Genel Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atilla Taçoy, Antalya'da öldü.

Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nden verilen bilgiye göre, THK eski genel başkanlarından, Akdeniz Üniversitesi'nde Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taçoy (61), dün sabaha karşı evinde vefat etti. Evli ve 2 çocuk babası olan Taçoy'un cenazesi, bugün öğle namazının ardından Antalya'da toprağa verilecek.




Düşünceye özgürlük

"Düşünceye Özgürlük 2000" kitabına yayıncı olarak imza atan 16 kişinin, "Halkı askerlikten soğutma yönünde neşriyatta bulundukları" gerekçesiyle Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına başlandı.

Duruşmaya, tutuksuz sanıklardan Şanar Yurdatapan, Prof. Hüseyin Ali Nesin, Siyami Erdem, Mehmet Atilla Maraş, Yavuz Önen, Hüsnü Öndül, Etyen Mahçupyan ve İbrahim Ömer Madra ile avukatları katıldı. Sanıklar, askeri mahkemenin, adil ve bağımsız yargılama yapacağına inanmadıklarını belirterek savunma yapmadılar. Duruşma ertelendi.




Beyaz ahtapot sanıkları DGM'de

İstanbul DGM'de hakim karşısına çıkan Edirne eski Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi'nin de aralarında bulunduğu 8 kişiden 4'ü Edirne Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi.

Diger sanıklar ise serbest bırakıldı. Operasyon kapsamında gözaltına alındıktan sonra İstanbul DGM'ye sevk edilen 8 kişiden Edirne eski Belediye Başkanı Sedefçi, bandodan sorumlu belediye başkan Yardımcısı Ayhan Gür, müteahhitler Halit Demir ve Hasan Altuntaş, serbest bırakılırken, rüşvet almak ve ihalaye fesat karıştırmak suçlarından Edirne Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildiler.

Bülent Ceyhan-STANBUL (cha




Türk'e kayıp HADEP'li sorusu

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Daimi Komitesi'nin İstanbul'da yapılan toplantısının son gününe katılan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Hollanda Milletvekili Erik Jurgens'in 'terörist ve gözaltında kaybolduğu iddia edilen HADEP'liler' sorgusuyla karşı karşıya kaldı.

Bakan Türk, toplantıda F tipi cezaevleri, ölüm oruçları ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 16. maddesinde yapılan değişikliklerle ilgili bilgi verdi. Türk, konuşmasını tamamladıktan sonra söz alan Sosyasit gruptan Hollanda Milletvekili Erik Jurgens, kayıp HADEP'lileri sordu: " 25 Ocak'ta Silopi'de HADEP üyeleri gözaltına alınmasına rağmen, neden hâlâ haber alınamıyor? Ayrıca 7 sene önce tutuklanan parlamenterler hâlâ içeride bunlar Avrupa Komisyonu standartlarıyla bağdaşmıyor."

Bunun üzerine Türk'ün cevabı şöyle oldu: Bugün cezaevlerinde yapılan ölüm oruçları eylemleri sizin ülkenizden yönlendiriliyor. Amsterdam ve Brüksel'den cezaevlerindeki ölüm oruçlarını yönlendiren talimatlar geliyor. HADEP'liler cezaevinde; çünkü bazı terörist örgütlerle ilişkilerinden dolayı. Terörle mücadele için uluslararası işbirliği olmalı. Savaşımızı kendi başımıza yapmak zorunda kaldık. "

Birol Aydın - İSTANBUL(cha)




Tasarruf komedisi

Bütçe açığına, enflasyona ve krize yol açan kamu harcamaları dizginlenemiyor. Ekonomik kriz sonrası alınan tasarruf kararlarına rağmen, son bir ayda taşıt alımları 17 kat, kamulaştırma 34 kat, Milli Savunma Bakanlığı'na yapılan aktarımlar 18 kat arttı.

Toplumun tüm kesimlerinden gelen tepkilere rağmen kamu kesimi, harcamalarını dizginleyemiyor. Tüm itirazlara ve ekonominin içinde bulunduğu çıkmazlara rağmen kamu kesmi harcamalarını katlayarak artırırken, sadece bir aylık dönemde yüzde 3 binleri bulan harcama artışları yaşandı. Toplumun hemen hemen her kesiminden büyük tepki gören resmi plakalı araç alımlarında da harcamalar katlanarak artıyor. Mart ayında taşıt alımları için 18 milyar lira harcayan devlet nisanda yüzde bin 700'lük artışla 318 milyar lira harcadı. Böylelikle kamu araçları saltanatı katlanarak artmış oldu.

Yolluklar 3 kat arttı

Devletin sahip olduğu mallar da son zamanlada en fazla tartışılan konulardan birisiydi. Devlet eliyle gerçekleştirilen kamulaştırma harcamaları ise mart ayında 324 milyar lira iken nisanda yüzde 3 bin 400'lük artışla 11 trilyon 240 milyar liraya ulaştı. Beyaz Enerji soruşturmasını yürüten komutanların yurtdışına geçici görevle gönderilmeleriyle gündeme gelen yurtdışı görev yolluklarında ise nisan ayında marta göre 3 kat harcama artışı yaşandı. Yurtdışı görev yollukları için sadece nisanda yapılan harcama ise 6 trilyon liranın üzerine çıktı.

Enflasyonu devlet körüklüyor

Kamu kesiminin nisan ayında harcamalarını onlarca kat artırdığı kalemlerden birisi ise gizli hizmet giderleri. Martta gizli hizmet giderleri için 1,4 trilyon lira harcanırken bu harcama 10 kat artarak nisan ayında 14 trilyon lirayı aştı. Devlet, büro malzemeleri alımı için nisanda mart ayına oranla 8 kat, savunma alım giderlerinde 20 kat, kırtasiye giderlerinde 3 kat, elektrik su giderlerinde 2 kat daha fazla harcama gerçekleştirdi.

Bir aylık sürede yapılan katlamalı harcamalar ile hükümetin yeni ekonomik istikrar programıyla elde edeceği dış kaynakların nerelerde kullanılacağı da ortaya çıkmış oldu. Kamu kesiminde tasarruf tedbirlerinin sözde kalmasının en belirgin örneklerinden birisi ise, bir aylık süreçte enflasyon oranı yüzde 10 gerçekleşirken, kamu harcamalarındaki artışın yüzde 40'ı bulmuş olması. Bu rakamların net ifadesi ise devlet enflasyon artışının 4 katı fazla oranda harcama artışı yapıyor olması. (Mustafa Özge / İSTANBUL (Zaman))




Bir tabak yemek için

Ekonomik krizin artması ile işten çıkartılan insanlar evlerine bir kepçe de olsa sıcak yemek götürebilmek için aşevlerinin kapısına koşuyorlar.

Başta belediye olmak üzere, vakıf ve hayırsever vatandaşlarca açılan aşevlerinin kapısını çalan vatandaşlar, bir kepçe sıcak yemek alabilmek için saatlerce kuyruklarda beklemeyi göze alıyorlar. Belediyelerin aşevleri yöneticileri ve çalışanları, aşevlerine müracaatların günden güne arttığını belirterek, şimdilik gelen talepleri karşılayabildiklerini; fakat ekonomik krizin devam etmesi halinde zor durumda kalacaklarını söylediler. İstanbul Bayrampaşa Belediye Aşevi yetkilileri, krizden önce 2 bin kişiye sıcak yemek verirken, krizden sonra talepte yüzde 20 artış olduğunu kaydettiler. Güngören Belediye Aşevi yetkilileri, bütçelerinin haricinde ekstra yemek ve gıda veremeyeceklerine dikkat çekerken, Pendik Belediye Aşevi yetkilileri ise kendilerinin önceden ilçede fakirleri belirleyerek yemek ve gıda yardımında bulunurlarden, krizden sonra vatandaşların başvuru için kapılarına geldiklerini söylediler. Önceleri 280 aileye (bin 100 kişi) yemek ve gıda yardımı yapan Pendik Belediye Aşevi, yardımı bin aileye çıkarırken, talebin 2 bin - 2 bin 500 aileye çıkması bekleniyor. Fatih Belediye Aşevi yetkilileri de iki günde bir dönüşümlü olarak evlere bin 700 kişiye servis yapıyor. Mithat Önal / İSTANBUL (cha)




Çevre için önemli adım

Türkiye, sanayi kimyasalları ve kalıcı organik kimyasalların hammadde olarak kullanımının yasaklanmasını, atıkların güvenli bertarafını amaçlayan Stockholm Sözleşmesi'ni imzaladı.

Stockholm'de devam eden Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stockholm Konvansiyonu Hükümet Yetkilileri Konferansı'nda Kalıcı Organik Kirleticiler (POP's) Sözleşmesi (Stockholm Sözleşmesi) önceki gün imzaya açıldı. Stockholm Sözleşmesi'ne Türkiye adına Çevre Bakanı Fevzi Aytekin imza attı. Çevre Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye adına sözleşmeye imza atan Bakan Aytekin, konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin imza altına aldığı çevre ve kalkınmaya ilişkin Rio Kararları'na uygun olarak Ulusal Gündem 21 ve Ulusal Eylem Planları'nı hazırladığını ifade etti.

Çevreciler memnun

İzmit Katı Atık Yakma Tesisi'nde (İZAYDAŞ) geçen pazartesi yaptıkları eylemle Stockholm Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Konvansiyonu imzalanmasını isteyen Greenpeace Örgütü Toksit Maddeler Kampanya Sorumlusu Tolga Temuge, Bakan Aytekin'in anlaşmayı imzalamasını olumlu karşıladı. Temuge, "Bu bağlayıcı bir anlaşmadır. Bu sayede kimyasal maddelerin doğaya yayılmasını engelleriz." dedi. Türkiye'de Stockolm Sözleşmesinde yer alan furan ve dioksinlerin PVC üretim ve katı atık yakma tesislerinden yayılmaya devam ettiğini vurgulayan Temuge, anlaşmaya konu olan zararlı maddelerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: "Bu sözleşmeyle 12 tane kimyasal maddenin kullanılması yasaklanıyor. Bunların hepsi klorlu bileşiklerdir. 8 tanesi pestist diye anılan tarım ilaçlarıdır. Tarım ürünlerinin üzerine sıkılır. Bunlar rüzgârlarla tabiatta uzun mesafeler kat ederler. Çok zehirlidirler ve doğada kalıcı maddelerdir. Sözleşmede adı geçen poliklorlu bifenil trafolarda kullanılır; bir tarz yalıtkan maddedir. Dioksin ve furan adında iki tane yan ürün var. Diğer ürünler, sanayinin üretmiş olduğu ürünlerdir. Klorlu üretimlerin yapıldığı bütün tesislerden çıkar. Özellikle PVC ve atık yakma tesislerinde ortaya çıkar. Dünyanın dioksin kaynakları atık yakma tesislerindedir. Bu anlaşma uyarınca Avrupa'da 2020 yılına kadar atık yakma tesislerinin kapatılması gündeme gelecektir. Türkiye'nin, kapatılacak tesislere yatırım yapması akıllıca olmaz."

Gürhan Savgı

İSTANBUL-STOCKHOLM (cha-aa)




Tek uçağa şartlı izin

Sivil Havacılık Genel Müdürü Topa Bilgetin Toker, 'bir yıl sonra ikinci uçağını da filosuna dahil etmesi şartıyla havayolu şirketlerine tek uçakla uçuş izni verdiklerini açıkladı.

Sivil Havacılık Genel Müdürü Topa Bilgetin Toker, 'Tek uçağa uçuş izni' şeklinde bilinen Sivil Havacılık Yasası'ndaki yönetmelik değişikliğinin yanlış anlaşıldığını belirterek, "Bir yıl sonra ikinci uçağını filosuna dahil etmesi şartıyla havayolu şirketlerine tek uçakla uçuş izni veriyoruz." dedi. Sivil Havacılık Yasası'na göre, daha önce 50 koltuk işletecek olan özel şirketlerin kendi bünyelerinde 3 uçak bulundurması şartının şirketlerin ilk aşamada çok büyük işletme kredilerine ihtiyaç duymadan ve sağlıklı büyümelerine imkan verebilmek amacıyla değiştirildiğini anlatan Toker, tek uçakla uçuş izni verilen şirketlere 12 ay sonunda ikinci uçağını da filosuna katması şartını getirdiklerini söyledi. Toker, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün ticari hava taşıma işletmeleri yönetmeliğinde (SHY-GA) yapılan tek uçakla hizmet verme konusunda sadece SIK-AY Hava Taşımacılık ile Hür Kuş Havayolları'nın başvuruda bulunduklarını dile getirdi. Toker, Kurtköy'deki Sabiha Gökçen Havaalanı'nın altyapısının mükemmel olduğunu; ancak buranın rantabl olarak işletilebilmesi için en az 5 yıllık bir programın uygulanmasına geçilmesi gerektiğini kaydetti.

Öte yandan, sivil havacılık sektörünün sorunları ve hedefleri, dün başlayan 'Sivil Havacılık Sempozyumu 2001'de ele alınıyor.

Mustafa Gün / İSTANBUL (cha)




Genelkurmay: CASA kazaları araştırılıyor

Genelkurmay Başkanlığı, CASA uçaklarının kazalarının ardından olayın kendi yetki ve sorumluluk sahası içindeki kısmına yönelik olarak başlatılan ayrıntılı incelemenin sürdürüldüğünü açıkladı.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: "Son dönemde meydana gelen üzücü uçak kazaları nedeniyle CN-235 CASA tipi uçaklara ilişkin, projenin başlangıç aşamasından günümüze kadar devam eden süreçle ilgili olarak kamuoyunda endişe ve soru işaretlerine neden olabilecek şekilde basın-yayın organlarında çeşitli haber ve yorumlar yer almaktadır. Özellikle uçak kaza/kırım olaylarının, kazanın oluş şekli, yeri, görevin tipi ve meteorolojik koşullara bağlı olarak çok teknik ve uzun zaman alıcı ayrıntılı incelemeleri gerektirdiği bilinen bir gerçektir. Genelkurmay Başkanlığı'nca, olayın kendi yetki ve sorumluluk sahası içindeki kısmına yönelik olarak başlatılan ayrıntılı inceleme halen sürdürülmektedir. Gerek tedarik aşaması ve gerekse kaza/kırım olayları tüm detayları ile incelenmekte olup hazır olduğunda sonuçları ayrıca açıklanacaktır."




PKK'ya darbe

Güvenlik güçlerince Bingöl'de sürdürülen operasyonda, 15 terörist ölü ele geçirildi.

Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nden yapılan açıklamada, Bingöl kırsalında terör örgütü PKK'ya yönelik sürdürülen operasyonlar sırasında bir grup teröristle sıcak temas sağlandı. Çıkan çatışmada, aralarında il sorumlusunun da bulunduğu 15 terörist ölü olarak silahlarıyla birlikte ele geçirildi. Açıklamada, üç gün önce aynı bölgede gerçekleştirilen operasyonda da 5 teröristin ölü ele geçirildiği hatırlatılarak, operasyonların aralıksız sürdürüldüğü bildirildi.




YÖK'ün Fatih kararına durdurma

YÖK'ün, Fatih Üniversitesi'ne önümüzdeki öğretim yılında öğrenci alınmaması kararı Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu.

Fatih Üniversitesi'nin YÖK kararını dava etmesi sonucunda 3. İdare Mahkemesi, 'öğrenci alınmaması' kararının yürütmesini durdururken, üniversitenin uyarılması yönündeki kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. YÖK'ün, mahkemenin kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz etme hakkı bulunuyor. Bölge İdare Mahkemesi, YÖK'ün talebini uygun bulmazsa, Fatih Üniversitesi 2001-2002 öğretim yılında öğrenci alabilecek. Fatih Üniversitesi'nin, YÖK'ün üniversiteye yönelik bütün kararlarının iptali talebi ise esastan görüşülecek.

YÖK Genel Kurulu, 16 Mart 2001 tarihinde aldığı karar şöyle: "Fatih Üniversitesi'nin uyarılması, 2001-2002 eğitim-öğretim yılı için öğrenci yerleştirmesi yapılmamasına, bir yıl içinde belirlenen hususların köklü bir şekilde düzeltilmediğinin tespit edilmesi halinde, 2547 sayılı YÖK Kanunu'nun ek 11. maddesi ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 22. maddesi uyarınca üniversitenin faaliyetinin durdurulmasına karar verildi." Fatih Üniversitesi ise YÖK'ün bütün iddialarını reddetmiş ve belgelerle yanlış olduğunu ortaya koymuştu.

Çelikel: Karar olumlu

Fatih Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan, "Mahkeme kararını gerek öğrenciler, gerekse öğretim üyelerimiz sevinçle karşılamışlardır" diyerek karardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

YÖK üyesi Prof. Dr Aysel Çelikel ise kararı olumlu karşıladığını belirterek, öğrencilerin cezalandırılmasını doğru bulmadığını açıkladı. Çelikel CNN Türk'e yaptığı açıklamada, "Mahkeme kararını olumlu karşılıyorum. Bölücülükle veya irticayla mücadele adı altında öğrencilerin cezalandırılmasını doğru bulmuyorum" şeklinde konuştu. (İbrahim Asalıoğlu/ANKARA (cha))




Yolsuzlukla mücadelemiz sürecek

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, yolsuzluklarla mücadeleye sonuna kadar devam edeceklerini belirterek, gelecek nesillerin haklarını kimsenin şahsi menfaatine terk edemeyeceklerini söyledi.

Tantan, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen ''İş Ahlakı ve Etik Değerler'' konulu panelde bir konuşma yaptı. Milletin hakkını kimseye yedirmeyeceklerini belirten Tantan, ''Çünkü bizim hakkımız kendi şahsi hakkımız değildir. Bizim hakkımız gelecek nesillerin hakkıdır. Bu hakkı en gerçekçi ve adaletli şekilde nesillere aktarabilecek çalışmayı yapmak zorundayız. Hakkımızı kişilerin menfaatlerine asla terk edemeyiz. Mücadelemiz onun için sonsuzdur.''

Yolsuzluklarla topyekün bir mücadelenin yapılması gerektiğini vurgulayan Tantan, bu konuda toplumun bütün kesimlerini bu mücadeleye sahip çıkmaya çağırdı. Yolsuzluklarla mücadelenin yalnızca bir adli olay olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Tantan, bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak insanları suçlu olma konumundan uzaklaştıran bir sivil hareketin gerçekleştirilebilmesi için hep birlikte çalışma düşüncesi ve mantığının eyleme geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Erkan Acar / İstanbul (cha)




Askerî harcamalar Derviş'le şeffaflaştı

IMF'ye verilen niyet mektubunda bütçe dökümanlarının şeffaflığını artırma sözü etkisini göstermeye başladı.

Şeffaflık kendini ilk önce Maliye Bakanlığı'nın internetteki sitesinde gösterdi. Maliye Bakanlığı, bütçede her zaman ''diğer cari harcamalar'' kapsamında gösterilen askeri harcamaları açıklarken, sitede Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma, Emniyet ve istihbarat harcamaları ile KKTC'ye aktarılan paralar açıkça yer aldı. Buna göre son 8 yılda Milli Savunma Bakanlığı'nın harcama toplamı 20 milyar 549 milyon dolar. Jandarmanın harcama toplamı 2 milyar 963 milyar dolar. Emniyetin harcama toplamı ise 1 milyar 192 milyon dolar.




Polis müdürüne ceza

İstanbul DGM'ce aranan Osman Sancaktar'ı, teslim olmasına rağmen hakkında gerekli işlemi yapmayarak görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla yargılanan İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan ve olay tarihinde yardımcısı olan Ahmet Erdoğan'a 10'ar ay hapis, 1'er yıl memuriyetten men ve 60'ar milyon lira para cezası verildi.

Saçan ve Erdoğan'ın hapis cezası paraya çevrilerek, memuriyetten men cezasıyla birlikte ertelendi.

Dün "Organize Suçlar ile Mücadele ve Polis" konulu panelde bir konuşma yapan Saçan, hakkındaki ceza ile ilgili olarak, "Türkiye'de işkence yapmadığı için hakkında dava açılan ve ceza alan tek emniyet mensubu benim" dedi.

Saçar, polis olarak mafyayla mücadele ettiklerinde sadece organize suç örgütleri ile değil, basın, politikacı, işadamı ve kamu görevlileriyle de karşı karşıya kaldıklarını söyledi. "Sizin hakkınızda karar verecek makamdaki kişi de mafya mensubu olabiliyor. Bugün de içinde bulunduğumuz durum bu." diye konuşan Saçan, "Terör örgütleriyle mücadelede karşınızdaki güç belli. Ama mafya, devleti yanına alarak daha da büyüyor. Türk mafyası önceden aile ve hemşerilik ilişkisinden oluşurken günümüzde içinde kamu görevlileri, iş adamları ve basını bulunduruyor." dedi.

Türkiye'de hükümet düşüren mafya mensuplarının bulunduğunu savunan Saçan, "Biz bir x gruba yönelik yaptığımız operasyon sırasında ertesi gün Meclis'te soru önergesi çıkıyor." şeklinde konuştu.

İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Saçan, siyasi baskılara rağmen operasyonların devam ettiğini ifade ederek, "Mafyanın kime destek sağladığı tespit edilmiştir. DGM'lerdeki dosyalarda bu mevcuttur." şeklinde konuştu.

Kazım Canlan / İstanbul (cha)




RTÜK'te 'uluma' tartışması

RTÜK Yasa Tasarısı'nın ilk iki maddesi tartışmalı geçen Meclis'in dünkü oturumunda yasalaştı. FP'li Ilıcak'ın "Kurt gibi ulumak yetmişer" sözü MHP'lilerin teplirene yol açtı. Yasa tasarısının görüşülmesine bugün devamedilecek.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa'da değişiklik yapan tasarının ilk iki maddesi TBMM Genel Kurulu'nda görüşülerek yasalaştı.

RTÜK'ün üye yapısından seçimine, televizyonların sahipleri ve hisse oranlarına kadar bir çok alanda yeni düzenlemeler getiren 36 maddelik tasarının görüşülmesi sırasında tartışmalı anlar yaşandı. Medya patronlarına ihalelere girme yolunu açan maddenin görüşülmesi sırasında söz alan FP'li Nazlı Ilıcak'ın, MHP'lilere "Kurt gibi ulumak yetmiyor" diye seslenmesi Meclis'i karıştırdı. Ilıcak, tasarının ikinci maddesindeki "Türkçe dışında yayın yapılamaz" hükmünün değiştirilmesi yönünde bir önerge verdi. Önerge üzerine konuşan Ilıcak, Kürtçe yayına izin verilmesini savununca MHP'lilerden tepki yükseldi. Ilıcak, buna "Biraz kitap okuyun, sosyoloji öğrenin. Sadece kurt gibi ulumak yetmiyor" karşılığını verdi. Bunun üzerine, MHP'liler ayağa kalkarak kürsüdeki Ilıcak'a bağırıp sıra kapaklarına vurdular. Oturumu yöneten Başkan Vekili Nejat Arseven, Ilıcak'tan özür dilemesini istedi. Ilıcak, "Rencide oldularsa, sözümü geri alıyorum" dedi.

Bölücü suçlaması

Bu sırada, MHP'li Mücahit Himoğlu, "Türk ulumaz. Sadece MHP'liler değil" diye bağırdı. MHP Grup Başkan Vekili İsmail Köse de, Türk milletinin simgesi Bozkurt'u anlamayan Ilıcak'ın kendilerini küçük düşürdüğünü söyledi. "Bozkurt'un anlamını bilmeyen, o sesin manasını da bilmez." diyen Köse, Türkçeden taviz verilmeyeceğini aktardı. Köse, "Bölge halkının böyle bir talebi yok. Bunlar bölücü laflardır, bölücülüktür." dedi. FP'liler de, buna tepki gösterdi. Ilıcak ise, "Bilimsel kavramlardan uzak oldukları için beni anlayamadılar. Lock'un dediği gibi, insanların doğuştan özgürlükleri devlet tarafından ortadan kaldırılınca, meşru direnme, sivil itaatsizlik hakkı doğar" şeklinde konuştu.

İki madde geçti

Meclis'te dün tasırının, "Tanımlar" ile "yayınlarda uyulması gereken hükümler"ni içeren ilk iki maddesi kabul edildi. Tasarıya destek veren koalisyon ortakları MHP, DSP ve ANAP'tan fireler oldu. DSP'den Uluç Gürkan, MHP'den ise Sadi Somuncuoğlu ve Hakkı Duran açıktan tavır alırken, bazı milletvekilleri de oylamaya gelmedi. FP'li Ilıcak, devlet ihalelerine girmeye hazırlanan medya patronlarıyla pazarlık yapıldığını savundu. FP'li Mehmet Bekaroğlu, "Bu yasa, hükümetin birilerinin elinde rehin olduğunu gösteriyor" dedi. DYP'li Mehmet Dönen, muğlak ifadelere dikkat çekerken, DYP'li Ahmet İyimaya da, tasarıyı "özgürlükleri kısıtlayan örümcek ağına" benzetti.

Kabul edilen maddelere göre, radyo-televizyon yayınları Türkçe yapılacak. Evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik ve haber iletilmesi ise mümkün olacak.

Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılmayacak. TCK'nın 312. maddesi ise, "Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkan verilmeyecek." şeklinde kanuna girdi. (Zekai Özçınar / ANKARA (Zaman))



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.