Tantan giderse...
ANAP, bir parti için en sıkıntı verici tezatlardan birini yaşıyor. Yolsuzluklarla mücadele, bu arada Beyaz Enerji Operasyonu, İçişleri Bakanı Sayın Tantan'ı neredeyse bir "kahraman" haline getirirken, partisini sıkıntıya sokuyor.
ANAP'lı iki bakandan biri yani Tantan, halkın ve Parlamento'nun artan desteği ile siyasete ve siyasetçiye güven tazelerken, bir diğer ANAP'lı Bakan Sayın Ersümer görevinden ayrılmak zorunda kalıyor.
Gerçekten Tantan, "derin" güçlerle işbirliği yapıp partisine ihanet eden ve Sayın Yılmaz'ın "düşün yakamızdan" dediği bir insan mı?
Tantan, Türk siyasetinde örneği çok az görülen nev'i şahsına münhasır bir siyasetçi. Bir defa taa İstanbul Emniyeti'nde müdür iken kanunsuzluklara karşı verdiği gözüpek mücadele sayesinde halkın gönlünde taht kurmuş gerçek bir kahraman. Milletin değerleriyle kaynaşmış, "içimizden biri" olmuş farklı bir yönetici.
Hatırlayınız İstanbul'da Refah Partisi rüzgarı eserken Fatih'te bu rüzgarı keserek ANAP'ı ayakta tutan o. Dindar ama söylemi dinî değil.
Böyle insanlar üzerinde parti otoritesi kurulması da kolay değil. Belediye Başkanlığı sırasında Yılmaz bir otorite kurmayı ne düşündü, ne de denedi. Tantan da Fatih'te icraatlarıyla, başarılarına yeni başarılar kattı.
Ancak ilginçtir, son belediye seçimlerinde Yılmaz, Tantan'ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday göstermedi, milletvekili adayı yaptı.
Yine ilginçtir, hükümet kurulurken, Tantan'ın İçişleri Bakanı olmasını Ecevit'in istediği söylendi.
ANAP'la ilgili tezat bundan sonra büyümeye başladı. Çünkü 57. hükümet yolsuzluklarla mücadelede kararlı olduğunu söylüyordu. Ve aranılan İçişleri Bakanı bulunmuştu. Tantan fırtına gibi esmeye başladı. Adını unuttuğumuz onlarca operasyonla daha önce yanına yaklaşılamayan kovanlara çomak sokmaya başlandı. Kimsenin ilişmeye cesaret edemediği insanlar hapishaneleri doldurdu.
Aslında bu, hükümeti güçlendirmeliydi. Ancak Temizel ve Tantan güçleniyor, hükümetin desteği ise zayıflıyordu.
Tezat, Sayın Ersümer'in adının da geçtiği Beyaz Enerji Operasyonu'yla ve Cavit Kavak'ın telefonlarının jandarma tarafından dinlendiğinin ortaya çıkmasıyla bir düğüme dönüştü.
Sayın Tantan'ın ANAP Grup toplantılarına üç aydır -evet tam üç aydır- katılmayışı bir siyasi yanlışlıktır. Tantan, düğümün kördüğüm olmasını, bu toplantılara katılarak, partili arkadaşlarını bilgilendirerek önleyebilirdi. Ancak bu, tezatın getirdiği sıkıntıları ortadan kaldırmazdı.
ANAP Genel Başkanı Yılmaz, bu düğümü, Tantan'ı yakasından silkeleyerek çözmeye kalkarsa yanılır. Merkez sağda yeni oluşumların mayalandığı şu günlerde Tantan'ı harcamakla ANAP'ın ipini çekmek arasında fark yoktur.
Böyle bir tavır, Tantan'ı halk nazarında daha da güçlendireceği gibi, merkez sağdaki yeni oluşumun vazgeçilmez isimlerinden biri yapar.
Bundan sonra "bir kısım medya" ile işbirliği yapılarak Tantan hakkında yıpratma kampanyası açılırsa şaşmamak gerekir. Ama bilinmelidir ki bu teşebbüs bir bumerang gibi kampanya sahiplerini yaralar.
Siyaset iki taraflı ısınmaya başlıyor.
Önümüzdeki ayın on günü içerisinde FP hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı açıklanıyor.
Tantan'ın da ANAP'ta kalması zorlaşıyor.
Ekonomik kriz Sayın Derviş'in kontrolünde olduğuna göre, futbol sezonu da bu hafta biteceğine göre, buyurunuz siyaset karşılaşmalarına...
"Yok kardeşim, bu işler böyle gelmiş, böyle gider" diyenler, bu defa yanılacaklar.
Zaten onlar da yanılmayı istiyorlar...
h.gulerce@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
19/
04/
2001...
Yeni oluşumlardan ne haber?
24/
04/
2001...
Millî hakimiyetin iki temel problemi
26/
04/
2001...
Yapanın yanına kâr kalmasın
01/
05/
2001...
Soldan hizaya getirilmek...
03/
05/
2001...
Çözüm, hesaplaşma değil, uzlaşma...
08/
05/
2001...
Derviş gidici mi, kalıcı mı?
10/
05/
2001...
Sosyologlar hikaye anlatmıyor...
15/
05/
2001...
Sorular ve cevaplar
17/
05/
2001...
Halka güvenilir mi?
22/
05/
2001...
Tayyip Bey
|