Suçun iktidarı
Fyodor Dostoyevski, insanlık tarihinin en büyük romanlarından biri olan Suç ve Ceza'da, yaşlı rehinci kadın Alyona İvanova'nın ölümünü sayfalarca betimledikten sonra, kahramanımız Raskolnikov'a ikinci cinayeti işlettirir.
Genç katil elindeki balta ile şiddetin şehvet derecesinde sembolleştirildiği satırlarda genç Lizavetta'yı cinayete şahit olduğu için öldürür. Günümüz jargonuyla söyleyecek olursak; bir cinayetin reytingi ikinci cinayeti kaçınılmaz kılmıştır..
Kriminoloji ilminde, suçun gizlendiği sürece rahatsızlık verdiği anlatılır. Öyle ki, zamanla dayanılmaz bir vicdan azabına dönüşür. Cümleyi tersten okursak; suç başkalarının şahit olunması durumunda bir anlam kazanıyor, aksi durumda rahatsızlık veren bir anı olarak bilinçaltını sürekli tırtıklayıp duruyor.
Kieslowski, öldükten sonra ancak anlayabildiğimiz Dekalog'unun birinde (Öldürme Üzerine Bir Film) sırf ölüm cezasını onaylayalım diye, bir katilin cinayet işlerkenki haleti ruhiyesini midemizi bulandıracak kadar yakınımıza taşımıştı..
Yakında vizyona girecek olan '15 Dakika' isimli filmi izlerken, Raskolnikov'un cinayeti geldi aklıma. Filmin yönetmeni Tv sektöründen gelen bir isim: John Herzfeld.. Mantığı da oldukça çarpıcı: 'Cinayetler devam eder; siz izlemeye devam ettikçe!'
15 Dakika paralarının peşine Amerika'ya gelen iki psikopat Rus'un hikayesini anlatıyor. Medyanın hakimiyet kurduğu bir ülkede, anlık kahramanlıkların, katillerin bile hayran kitlelerinin oluştuğu coğrafyada suç işlemenin kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor.
Film, Oliver Stone'un yıllar önce çektiği Katil Doğanlar ile aşırı benzerlikler gösterse de, kara mizaha fazla bulaştırmamaya dikkat ediyor kendini. Modern yaşamın efendisi medyanın, tercihini hep kötüden yana sunmasının çok çarpıcı bir örneği 15 Dakika.. Ve bu medyaya göre konumlanan diğer kurumlar ve kalabalıklar. Medyanın istediği polisler, siyasetçiler, avukatlar, kalabalıklar.. Film, katil olarak doğmayıp, sonradan katil olanların, katillere alkış tutan sistemlerin, ortamların öyküsü.
Bir şey daha var: 15 Dakika filmini izledikçe, ülkemizde gündelik olarak karşılaştığımız medya yüzlerinin tamamının dip koçanlarını görüyoruz. Kendini ağırdan satan iki yüzlü anchormanlar, seviyesiz spikerler, kendini habere kaptıran akılsız muhabirler, ihtiraslı medya patronları vs..
Tek fark; filmde 'A film by Oleg Razgul' derken biz 'Bir kartel yapımıdır' gizli jeneriğiyle izliyoruz olup bitenleri..
Seçim sathı maili
Anadolu'da nereye gitsek sorulan soru şu: 'Yeni oluşum ne zaman gerçekleşecek?' Derviş'in çarıkları çekip yollara düşmesi de ülkenin seçim yörüngesine doğru oturmaya başladığının göstergesi. Yıpranmış siyasetin içerisinde R. Tayyip Erdoğan ve Kemal Derviş'in çekişmesi görünüyor ufukta.
HeHeYe
Aslında başlığa 'Körün tuttuğunu öptüğü ülke: Türkiye' yazacaktım ama içim elvermedi.. KİT'lerin yıllar yılı bu milletin sırtında bir kambur gibi gezinmesinin tek sebebi devletçi politikalar değil elbette. Akılsız, sorumsuz ve beceriksiz yöneticilerin de azımsanmayacak payları var. Şimdilerde bu kurum ve kuruluşlar halktan intikam alırcasına bir keyfiyet içindeler.
THY diye bir kuruluş var. Bileti aldığınız günkü fiyattan değil, uçtuğunuz günün fiyatından para alıyorlar sizden. Yani önceden bilet almanın hiçbir anlamı yok. Farkı sizden zorla tahsil ediyorlar. İşin ilginç tarafı bir yerden bir yere uçakla gidecekseniz, en erken iki gün önce bileti almanız gerekiyor. 'Bu nasıl uygulamadır, nasıl mantıktır?' diye boşuna sormayın, bu şekil bir memlekette bu şekil kuruluşlar var işte! Aslında THY yetkililerini vergi, ithalat, ihracat, bilumum işlerin başına getireceksiniz, 'Deli Dumrul' mantığıyla bu milletin iliklerini alırlar. Tek sorun isimde kalır. Onu da HHY (Hotoronto Hava Yolları) olarak değiştiririz olur biter!
n.hazar@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
28/
04/
2001...
4 nikâh, bir şöhret. Atilla Taş problematiği
01/
05/
2001...
Diyar-ı Gaffar
03/
05/
2001...
Kurtların gürültüsü
05/
05/
2001...
Siz olun, biz olmayın!
09/
05/
2001...
Çünkü ben özgürüm!
11/
05/
2001...
Anlamlar, tanımlar...
15/
05/
2001...
Emret patronum
17/
05/
2001...
Oraya geliriz!
19/
05/
2001...
Çivi ve komplo
21/
05/
2001...
Başarı nedir?
|