İhracatçı ‘diken’ açıyor
Yazarlar seçtikleri konularla risk de alırlar. Okuyucu barometresinin çoğu kere, konu seçiminde faydası olur. Aynı konuları seçmek bağımlılık yaptığı gibi, bıktırabilir veya umutsuzluğa itebilir.
Dosyalara devam sözü verip, ihracat konusuna girmekte fayda var. Elimdeki dosyanın içinden bir mektubu aktaralım... Mektup, “Canım devletimin destekleri ile diken açmaya başladık” diye başlıyor... Sonra
“..... Dünya fiyatlarına eş maliyetlerimiz, hatta bazen onlardan bile yüksek ham madde bizden bile olsa, iç nakliyesiyle petrole verdiğimiz nakit, elektriğiyle devlete verdiğimiz nakit, SSK’sı nakit, maaşı nakit, KDV’si, muhtasarı nakit, vergisi nakit... Sonsuza kadar uzanan banka komisyonları nakit, tel/fax nakit... Uzun bir NAKİT listesi bu.
Bazı ülkelerde şehiriçi bedavayken, biz aynı şehirdeki depomuzla bile şehirler arası konuşuyoruz.
Müşterimize fiyattan bahsedemiyoruz, nedenlerimiz aşikâr. Kaliteden bahsedemiyoruz; ancak bu kadar... Servisimiz desek, canımızı dişimizle, gündemin izlerinden geriye ne kadar moral kalırsa o kadar... Tek dayanağımız VADE tanımak. Şaka değil dünya piyasası bu; tecrübeli kurtlar sofrası, bizse baltaları yeni gömdük.
.........
Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir sistem dahilinde yapılır. Bizim ihracat kayıtlı mal alımlarımız 30, 60, 90 dediğimiz bu çek sistemi... Çekin vadesi geldiğinde, dolar yükselmişse (ki hiç düştüğü görülmemiştir) o günün kurundan işlem görülür fark için ayrıca ödeme yapılır.
İşin bir de, devlete bakan tarafı vardır. Diyelim ki, 22.10.2000 tarihindeki ihracatımızın bedeli 100 bin dolar olan faturayı TL’ye çevirir beyan ederiz. O günün kurundan yapılır muhasebe kaydı. Müşteriye tanıdığınız süre 120 gün ise, vadenin dolup hesabınıza geçme günü 23.02.2001’dir. Öyle ya, devalüasyonun ertesi günü...
120 gün önce 660 bin lira olan dolar, 120 gün sonra 975 bin lira oluvermiş. Devlet 315 bin liranın hem hesabını sorar, hem de yüzde 45 gibi rakamlarla ceza çıkarır karşımıza...
Üretmişsiniz, işletmişsiniz, tüm risklere evet diyerek ihracat yapmışsınız... Hüküm değişmez, SUÇLUSUNUZ.....”
Bu konuda birkaç noktada ne yapılabileceği söylenebilir...
Cross-border ihracat hariç üretim malı ihracı yapan şirketlerin tümüne istisnasız KDV ve Kurumlar Vergisi muafiyeti (1 veya 2 yıl için)
Üretim malı ihracatı yapan şirketlere SSK ödemesi muafiyeti (1 veya 2 yıl)
Üretim malı ihracatı yapan şirketlere indirimli elektrik veya yakıt sağlanmalı (1 veya 2 yıl)
Arap yarımadasına petrol karşılığı gıda, bilgisayar, elektronik eşya ve tekstil üretimi ihracatı yapılabilir.
Türk cumhuriyetlerine know-how sağlanarak döviz girdisi sağlanabilir, ucuz üretilebilecek üretim oraya kaydırılarak maliyetler düşürülüp ihracat o ülkelerden yapılabilir.
AB ülkelerinden yapılan ithalata karşılık yapılacak antlaşmalarda barter ticaretin canlandırılması için formüller bulunmalıdır.
Avustralya’dan Trakya havaları
Geçen yıl bir ailenin dramını yazmıştım. Avustralya’daki Yılmaz ailesinin öğretmenliği bırakıp, yabancı diyarlara gitmeleri ve var olma savaşı vermeleri. Nebi ve Fadime Yılmaz çifti bugünlerde Türkiye’de. Kendileriyle ilk defa görüşme imkanı buldum.
İki genç öğretmenin 20 yıl önce, Türkiye’nin en fazla halk müziği derleyenleri olduklarını kaç kişi biliyor? Aborijinlere, Çinlilere, İrlandalılara Avustralya’da gönüllü Türk halk müziği eğitimi verdiklerini hangi bakanlık, hangi diplomat biliyor?
İki türküyü dinleme imkanı buldum. Türkiye’de icra edilmemiş iki türkü.. Biri Uşak’tan, diğeri Trakya’dan.... Avustralya’dan, Uşak ve Trakya havası... Ne ilginç değil mi?
f.turkel@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
29/
03/
2001...
Film karelerinde saklananlar...
05/
04/
2001...
Programın kadar konuş
12/
04/
2001...
İstanbul2008’in isim hakkı
19/
04/
2001...
Buyrun 4 milyar dolarlık kaynak
26/
04/
2001...
GSM’de neler oluyor?
03/
05/
2001...
Karışık işler...
10/
05/
2001...
Bankaların yurtdışı ayaklarına bakış
17/
05/
2001...
Barlad’ı bilir misiniz?
20/
05/
2001...
Gümüşsuyu'ndaki adam...
24/
05/
2001...
Ve Gümüşsuyu’ndaki adam...
|