GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

31/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hasan ÜNAL

Analiz

Amerika'nın Kıbrıs yanlışları

ABD, Türkiye'nin en önemli müttefikidir. ABD'nin Türkiye'yi ilgilendiren konularda neler düşündüğünü anlamaya çalışmak Ankara açısından fevkalade önemlidir.

Zaten soğuk savaşın sonrasında tek süper güç haline gelen ABD'nin bütün dünya üzerinde hem askeri, hem siyasi, hem de ekonomik ağırlığı vardır. Öte yandan Türkiye de ABD açısından oldukça önemli bir bölgesel müttefiktir. ABD sadece yakın etrafımızda değil, Türkiye'yi ikinci ve üçüncü derecede halkalayan bölgelerde yapmak istedikleri konusunda Ankara'nın desteğini almak ister; çünkü Türkiye'nin muhalefetine rağmen bölgede fazlaca bir şey yapmak zordur. Bunu da en iyi bilen Washington'dur.

İki tarafın da menfaatine olan bu ilişkiler sistematiğinin önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğine dair epeyce sinyaller var. Ayrıca önümüzdeki yıllarda Avrupa içerisindeki Amerikan karşıtı görüşler, davranışlar ve kompleksler AB'nin siyasetini belirlemeye devam ederse ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kapsamı daha da genişleyebilir. Mesela Balkanlar'dan Ortadoğu'ya ve oradan Uzak Asya'ya kadar bir dünya bölgede ve konuda AB ile Amerika arasında ciddi farklılıklar oluşmaya başladı ve bu farklılıkların derinleşmesi ihtimali hiç de yabana atılacak bir senaryo değil artık.

Durum böyle olunca Türk–Amerikan ilişkilerinin geleceği her iki taraf açısından da artan bir önem kazanıyor. Bu çerçevede Kıbrıs meselesine ve Washington'un halihazırda izlediği Kıbrıs politikasına bakacak olursak, bu stratejik çerçeveye uymayan unsurlar görüyoruz. Amerika'nın 1974'te Türkiye'ye karşı uygulamaya koyduğu silah ambargosu siyasetinin iki ülke ilişkilerine epeyce zararlar verdiğini söylemeye gerek bile yok. Amerika'nın silah ambargosunu kaldırmasına rağmen, sürekli olarak Rum–Yunan ikilisinin siyasetine müzahir bir çizgide durduğunu ve bunun da Ankara'da her zaman rahatsızlık yarattığını bilmeyen yok.

Gerçi, ABD Kıbrıs konusunda hiçbir zaman AB kadar Rum–Yunan yanlısı bir çizgiye kaymadı ve hatta zaman zaman AB'nin aşırılıkları önünde bir tür supap vazifesi de gördü; ancak son tahlilde Amerika'nın mevcut AB politikalarına destek vermeye devam etmesi Ankara–Washington ekseninde ciddi sorunlar yaratabilir. Unutmamak gerekir ki, Kıbrıs meselesi AB'nin izlemekte olduğu siyaset sebebiyle bir son dönemece girmiştir ve bu dönemeçte çözülecektir.

Bu çözümün hangi temeller üzerine inşa edileceği ve Amerika'nın AB gibi Rum–Yunan ikilisinin tezlerine tam destek verip vermeyeceği Türk–Amerikan ilişkilerinin geleceği üzerinde ciddi tesirlerde bulunacağa benzer. Mesela, Yorgos Papandreu'nun Türkiye'yi, olmayacak AB üyeliği karşılığında Kıbrıs konusunda kandırma esasına dayalı tezine Washington destek vermeye devam ederse ve AB bu desteğe de dayanarak Rumları bütün Ada'nın sahibi ve tek meşru hükümeti sıfatıyla AB'ye alırsa, o zaman Türkiye'nin AB ile olan bütün iplerinin kopması kaçınılmazdır. Ancak, bu kopuş sadece AB ile sınırlı kalmayabilir ve ABD ile olan ilişkilere de zarar verme noktasına gelebilir.

Açıkçası ABD kafasını toplamak zorundadır. AB yoluyla Rumlara ve Yunanistan'a verilen bir Kıbrıs'tan ABD'nin ne çıkarı olabilir? Artan oranda ABD'nin tezlerinin tersini savunan ve ABD'nin altını oymaya çalışan bir AB'nin elinde kalmış bulunan büyük bir uçak gemisi konumundaki Kıbrıs Adası ABD'nin hangi Ortadoğu veya hangi Akdeniz politikalarına hizmet eder? AB yoluyla Kıbrıs konusunda fena halde sıkıştırılacak bir Türkiye, Kuzey'den kesinlikle vazgeçmeyeceğine göre yeni arayışlara yönelirse, bundan ABD'nin ne çıkarı olabilir?

AB politikalarına destek veren bir ABD yönetimi Irak ve diğer Ortadoğu konularında Türkiye'den hangi yüzle destek isteyebilir? Bunlar Clinton yönetimine göre çok daha gerçekçi bir çizgide siyaset belirlemeye çalışan yeni ABD yönetiminin ciddiye alması gereken sorulardır. Şunu unutmamak gerekiyor: Herhangi bir şekilde Türkiye'yi mevcut AB–Rum–Yunan politikalarına ikna etmek hiç mi hiç mümkün olmadığına göre, bu politikalara destek veren herkesin Ankara ile ilişkileri problematik hale gelecektir. AB belki de, bu sonucu istediği için böyle yapmaktadır. ABD de mi Ankara ile ilişkilerini problematik yapmak istiyor?


h.unal@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

04/ 05/ 2001... Gariplikler
07/ 05/ 2001... Makedonya'da tehlikeli gidişat
10/ 05/ 2001... Kıbrıs'ta zemin altımızdan kayıyor mu?
11/ 05/ 2001... Ankara'nın Kıbrıs politikasının çıkmazları
14/ 05/ 2001... Telekom'u da alırlar, Kıbrıs'ı da...
17/ 05/ 2001... AİHM'nin Kıbrıs kararı
18/ 05/ 2001... Kosova seçimleri
21/ 05/ 2001... Kıbrıs ve AB'nin genişleme süreci
24/ 05/ 2001... Sorun paradigmada
25/ 05/ 2001... Kıbrıs meselesi: Neler olması muhtemel?


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.