Ne varsa Anadolu'da var
Geçen hafta dört gün Ankara’nın gündeminden adeta koptuk. Sinop—Samsun—Giresun hattında Karadeniz’in nabzını tuttuk.
Toprağın her karesinde, insanların her zerresinde aşk, heyecan ve hareket gördük. Yeşil, gözümüzü aldı; gülen güzler, sevgi dolu sineler kalbimizi...
Karadeniz insanı almış başını gidiyor. Tarlada, fındık bahçelerinde ve fabrikalarda insanlar kendilerini işine vermiş. Zorluklar, sıkıntılar elbette var; ancak aşılmaz değil.
Ordu’da Salim Kahraman (Kahraman Gıda) Bey’in fındık işleme fabrikasını gezerken 4 katın her katındaki fındığı seçen, temizleyen, kıran, sınıflayan makineler dikkatimi çekti. “Bu aletleri nereden aldınız?” diye sorunca aldığım cevap ilginçti: “Bu sistemi biz kurduk. Aletleri kendimiz yaptık. Mühendisler geldi fabrikayı gezdiler; şimdi bunların projesini çiziyorlar.”
Karadeniz denince iki ürün geliyor akla: Fındık ve çay. Fındık üzerine sohbetlerimiz saatlerce sürdü. Kısaca ifade edersem; her kesimin olduğu gibi onların da dertleri çok. Dünyanın fındık ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayan Karadeniz yöresinde devletin fındık politikası yok. İhracatı teşvik için verilen krediler tefeci faizi gibi ağır. Bürokratik engeller de işin tuzu biberi. Yurtdışına giden fındık, işlendikten sonra çeşitli etiketler ve ürünlerle Türkiye’ye dönüyor.
Ekonomik kriz fındık üreticisini de etkilemiş. Giresun’da görüştüğüm üreticiler, bu yıl gübre sıkıntısı çekildiğini belirtip uyardılar: “Tarım Kredi Kooperatifi’nde gübre yok. Piyasada ise fiyatlar çok yüksek. Rekoltenin düşük olacağından endişe ediyoruz.”
Ordu’nun gözü Meclis’te görüşülen “Ordu Üniversitesi”nde. Deniz ve hava taşımacılığı olmayan ilin ulaşım ve altyapı problemleri var. Giresun’da da aynı sıkıntılar mevcut. 1999 Şubat ayında dev dalgaların yıktığı liman, kaderine terk edilmiş.
Büyük tartışmalara sebep olan Karadeniz otoyolu projesinde, deniz dolgu çalışmalarında belli bir mesafe alınmış. Eğer otoyol bitirilebilirse Samsun—Sarp arasındaki mesafe iyice kısalacak. Rusya, Gürcistan üzerinden gelen—giden mallar daha kısa sürede adreslere ulaşacak. Ticaret canlanacak.
Karadeniz’i bir uçtan bir uca üniversiteler, okullar, dersaneler ve yurtlar aydınlatıyor. Her gittiğimiz yerde, Ünye’de, Fatsa’da, Boyabat’ta, Çarşamba’da özel eğitim kurumları birer meşale gibi yanıyor. Samsun’daki Feza, Giresun’daki Çağrı kolejleri gerçekten görülmeye değer.
Kemal Derviş Türkiye’ye ilk geldiği günlerde bürokratlarını saat 6’da toplayınca olay olmuştu. Karadeniz’de 24 saat hareketin durduğunu görmedim. Sabah 5’te başlayan mesaimizi gece yarılarında noktalayabildik. Bir gazetenin çağrısına böylesine yürekten iştirak eden okurları görünce umutlandık, heyecanlandık. Karadeniz’in coşkusu ile Ege’ye döndük.
i.gursoy@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
29/
03/
2001...
Bir odak üzerine
05/
04/
2001...
Ateşi söndürün
12/
04/
2001...
Yol ayrımı
19/
04/
2001...
Gerçek mürtecileri iyi tanımalıyız
26/
04/
2001...
Krizin sebebi hortum
03/
05/
2001...
Medya çıkış arıyor
10/
05/
2001...
Bir hayalimiz var
11/
05/
2001...
Bir hayalimiz var
17/
05/
2001...
Düzen değişecek mi?
24/
05/
2001...
Ege notları
|