IMF BAKAN YEDİ
Devlet Bakanı Yüksel Yalova, Tütün Yasası'na yönelik muhalif sözlerine gelen baskılar sonucu istifa etmek zorunda kaldı. Ecevit bakanlara gözdağı verdi.
Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın, IMF’ye verilen niyet mektubunda çıkarılacağı taahhüt edilen Tütün Yasası’na yönelik muhalif sözleri, hükümete ve ekonomik programa yönelik yeni bir güven bunalımına sebep olunca piyasalar karıştı.
Başbakan Ecevit, Başbakan Yardımcısı Yılmaz ve Devlet Bakanı Derviş’in birbiri ardına gelen “yeni programın arkasında oldukları ve hükümetteki uyumun devam ettiği” şeklindeki açıklamaları, piyasaları sakinleştirdi.
Borsa 10.000’den döndü
Borsa, ilk seansta yatay bir seyir izlediği anda Tütün Kanunu’nun gecikeceği yönündeki sinyalle birlikte, sert bir düşüş yaşadı. Panik satışlarla bir ara 10.031 puana kadar gerileyen endeksin kaybı yüzde 6,13’e ulaşırken, ilk seans yüzde 5,1’lik düşüşle 10.139 puandan kapandı. Öğle arası ve ikinci seansın başlarında Ecevit, Yılmaz ve Derviş’in birbiri ardına yaptığı açıklamaların ardından Borsa, hızla kayıplarını telafi etti. Endeks, özellikle banka hisselerindeki alımların etkisiyle toparlanarak günü 192 puan (yüzde 1,8) artışla 10.879 puandan tamamlarken, 604,5 trilyon liralık da işlem hacmi gerçekleşti.
Dolar 1,3 milyonu gördü
Döviz fiyatları da, aynen Borsa gibi dalgalandı. Bankalararası döviz piyasasında güne 1 milyon 170 bin lira düzeyinden başlayan dolar, Bakan Yalova’nın açıklamalarının ardından yaşanan gerginlikle 1 milyon 300 bin lira düzeyine kadar yükseldi.
Öğleden sonra liderlerden gelen açıklamaların ardından satışlar geldi ve dolar, bankalararası piyasada alışta 1 milyon 200 bin, satışta 1 milyon 215 bin liradan kapandı. Merkez Bankası (MB) kapanışta dolar kotasyonlarını alışta 1 milyon 206 bin 147, satışta 1 milyon 211 bin 964 lira olarak açıkladı. Yabancı bankaların gün boyu alıcı oldukları gözlendi.
MB son üç günde üçüncü defa döviz satış ihalesi yaparken, ihalede ortalama 1 milyon 163 bin 43 lirayla 91 milyon dolarlık satış gerçekleştirildi. Böylece MB’nin son üç gündür sattığı miktar 369 milyon dolara ulaştı.
Kapalıçarşı’da güne 1 milyon 164 bin liradan başlayan dolar, 1 milyon 200 bin liraya, 506 bin liradan başlayan mark da 520 bin liraya kadar çıktı. Dolar 1 milyon 170 bin, mark ise 508 bin liradan kapandı.
Faizler yüzde 100’ü aştı
Bakan Yalova’nın açıklamaları, bono piyasasına da olumsuz yansıdı. En fazla işlem gören 6 Mart vadeli bononun bileşik faizi 7,5 puanlık artışla yüzde 101,89 düzeyini görürken; açıklamalar sonrasında gelen alımlarla yüzde 95,47’den kapandı. Ekonomi Servisi
İşte istifaya sebep sözler
Özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın Tütün Kanun Tasarısı'na ilişkin açıklaması istifasına sebep oldu. Yalova'nın, "Bu konuda niyet mektubunu kim yazdı ise, kim imzaladı ise sorumluluğu o taşır.. Yasa aceleye getirilemez" sözleri bakanlık koltuğunu bırakmasına sebep oldu.
Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın "Tütün Kanun Tasarısı'nın oldu bittiye getirelemeyeceği" şeklindeki açıklaması bakanlık koltuğunu bırakmasına sebep oldu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Faruk Yücel'i ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını cevaplayan Yalova, niyet mektubunda yer alan mayıs sonuna kadar Tütün Kanunu'nun çıkarılması taahhüdüne ilişkin olarak, "Bu konuda niyet mektubunu kim yazdı ise, kim imzaladı ise sorumluluğu o taşır... Bu kanun oldu bittiye getirilemez." dedi. Yalova, Tütün Kanunu konusunda Devlet Bakanı Kemal Derviş'e bağlı olan Hazine ile kendisi arasında görüş ayrılığı olduğunu da söyledi.
Bakan Yalova'nın bu sözleri piyasaları karıştırınca, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ve Bakan Kemal Derviş birbiri ardına açıklamalar yaparak piyasaları sakinleştirmeye çalıştılar. Piyasaların karışması ve liderlerin sert tavrı üzerine çark eden Bakan Yalova, kısa sürede uzlaşma sağlanıp kanunun Bakanlar Kurulu'na sunulacağını bildirdi. Ancak tüm açıklamaları istifa etmesini engelleyemedi. ANKARA (Zaman)
Ecevit-Yılmaz bastırdı istifa geldi
Başbakan Bülent Ecevit, Devlet Bakanı Yalova'nın Tütün Yasa Tasarısı ile ilgili açıklamalarının, "hükümet uyumu ile bağdaşmadığını ve hükümetin görüşlerini temsil etmediğini" söyledi.
Ecevit, Meclis'ten ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine, "Sayın Yalova'nın demecini maalesef okudum, son derece üzüldüm. Bu, hükümet uyumuyla kesinlikle bağdaşmayan bir olaydır. Hükümetin görüşlerini temsil etmemektedir. Herhalde Mesut Yılmaz'ın da bunu tasvip etmediğine inanıyorum. Son derece de üzücü bir olay." dedi.
Yılmaz: Maksadını aştı
Hükümet ortağı ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz da, Bakan Yüksel Yalova'nın açıklamasının maksadını aştığını söyledi. Gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevaplayan Yılmaz, hükümetin IMF'ye verdiği niyet mektubunun ardında durduğunu belirterek, "Maalesef arkadaşımızın sözleri maksadını aştı." dedi.
Yılmaz'ın açıklamadan kısa bir süre sonra Yalova'yı telefonla arayarak, "Niye böyle açıklamalar yapıyorsun kardeşim" diye çıkıştığı öğrenildi. Yılmaz'ın, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen kanalıyla diğer bakanları da koalisyon ahlakına aykırı açıklamalar yapmamaları konusunda uyardığı öğrenildi.
Ömer Şahin / ANKARA (Zaman)
Derviş: Endişeye gerek yok
İtalya'da bulunan Devlet Bakanı Kemal Derviş de, Bakan Yalova'nın IMF'ye verilen niyet mektubu ve kendisini hedef alan sözlerinin ardından yazılı bir açıklama yaptı.
Güçlü ekonomiye geçiş programı kapsamında yer alan politikaların hükümet tarafından belirlendiğini hatırlatan Derviş, koalisyonu oluşturan siyasi partilerin genel başkanlarının programın uygulanması konusundaki kararlılığını dile getirdiğini vurguladı. Programın Türkiye'nin ekonomik krizden çıkması için "olmazsa olmaz" nitelik taşıdığını kaydeden Derviş, "Programın aksatılmadan uygulanacağından, ilgili siyasi ve teknik kadroların koordinasyon ve uyum içinde, sorumluluklarının bilincinde olarak, üzerlerine düşen görevleri kararlılıkla yerine getireceklerinden şüphe duyulmasına ve kamuoyunun endişeye kapılmasına gerek bulunmamaktadır." dedi.
Piyasalar tepe taklak oldu
Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın, IMF'ye verilen niyet mektubunda çıkarılacağı taahhüt edilen Tütün Yasası'na yönelik muhalif sözleri, hükümete ve ekonomik programa yönelik yeni bir güven bunalımına sebep olunca piyasalar karıştı.
Başbakan Ecevit, Başbakan Yardımcısı Yılmaz ve Devlet Bakanı Derviş'in birbiri ardına gelen "yeni programın arkasında oldukları ve hükümetteki uyumun devam ettiği" şeklindeki açıklamaları, piyasaları zor da olsa sakinleştirdi.
Borsa, ilk seansta yatay bir seyir izlediği anda Tütün Kanunu'nun gecikeceği yönündeki sinyalle birlikte, sert bir düşüş yaşadı. Panik satışlarla bir ara 10.031 puana kadar gerileyen endeksin kaybı yüzde 6,13'e ulaşırken, ilk seans yüzde 5,1'lik düşüşle 10.139 puandan kapandı. Ecevit, Yılmaz ve Derviş'in birbiri ardına yaptığı açıklamaların ardından Borsa, hızla kayıplarını telafi etti.
Döviz fiyatları da, aynen Borsa gibi dalgalandı. Bono piyasasında da olumsuz etkilenerek faizler yüzde 100'ü aştı. Bankalararası döviz piyasasında güne 1 milyon 170 bin lira düzeyinden başlayan dolar, Bakan Yalova'nın açıklamalarının ardından yaşanan gerginlikle 1 milyon 300 bin lira düzeyine kadar yükseldi.
Öğleden sonra liderlerden gelen açıklamaların ardından satışlar geldi ve dolar, bankalararası piyasada alışta 1 milyon 200 bin, satışta 1 milyon 215 bin liradan kapandı. Merkez Bankası (MB) kapanışta dolar kotasyonlarını alışta 1 milyon 206 bin 147, satışta 1 milyon 211 bin 964 lira olarak açıkladı. Yabancı bankaların gün boyu alıcı oldukları gözlendi.
MB son üç günde üçüncü defa döviz satış ihalesi yaparken, ihalede ortalama 1 milyon 163 bin 43 lirayla 91 milyon dolarlık satış gerçekleştirildi. Böylece MB'nin son üç gündür sattığı miktar 369 milyon dolara ulaştı. Ekonomi Servisi
3 milyon çiftçi kayıt altına
Dünya Bankası, Türkiye'deki 3 milyon çiftçinin yarısının bu yıl içinde kayıt altına alınmasını bekliyor. 600 milyon dolarlık kredi kapsamında ayrıca tarım kredi kooperatiflerinin yeniden yapılandırılması ve üretim fazlalığı olan ürünlerden başkalarına geçiş de şart koşuluyor.
Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber, tarım reformundaki geçikmenin maliyetinin pahalıya mal olacağını belirterek, Türkiye'de 3 milyon çiftçinin bu yıl içinde kayıt altına alınmasını istedi. Türkiye'de şu an 6 milyon çiftçi olduğu tahmin ediliyor.
Yaklaşık 600 milyon dolar olan tarım reformu uygulama projesi konusunda devam eden görüşmeleri bu hafta tamamlayacaklarını da belirten Chhibber şöyle dedi:
"Bu proje çerçevesinde doğrudan gelir destekleme pilot aşamadan çıkarılarak tüm Türkiye'ye yayılacak. Aynı şekilde tarım satış kooperatifleri birliğinin yeniden yapılandırılmasına destek verilecek. Yine çiftçilerin tütün fındık gibi fazlası olan ürünlerden başka ürünlere geçişlerini sağlamak için destek verilecektir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından iyi uygulandığı takdirde, bu proje sayesinde çiftçilerin çoğunluğunun yeni sistemde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz." Dünya Bankası olarak, Türkiye'de uygulamaya konulan yeni ekonomik programın desteklenmesi çerçevesi içinde, bankacılık ve kamu sektörü reformu, tarım reformu ile krizden etkilenenlere yardım alanında olmak üzere 3 alanda çalıştıklarını belirten Chhibber, Dünya Bankası'nın bankacılık ve kamu sektörü reformu konusunda, gelecek 2 yıl içersinde 4 milyar dolara yakın bir kaynak sağlayacağını söyledi.
Sosyal yardım
Chhibber, Dünya Bankası'nın sosyal yardım alanında, ekonomik krizden etkilenen ailelere yardımı amaçlayan 500 milyon dolarlık bir kredi yardımı üzerinde çalıştığını da söyledi. Proje, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu aracılığı ile yürütülecek ve eylül ayına yetiştirilmesi bekleniyor.
Teknoloji iyi, sermaye kötü
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca bankaların başta personel ve teknoloji olmak üzere Avrupa ve dünyadan açık ara önde olduğunu belirterek, eksik olan tek şeyin öz kaynak olduğunu ifade etti.
Artık bankalara doğrudan desteğin olmayacağını hatırlatan Akçakoca, bankaların özsermayelerini güçlendirmelerini istedi. "Şimdi güçlenme zamanı." diyen Akçakoca, "Şimdi eller cebe giriyor, sermaye çıkıyor." şeklinde konuştu. Akçakoca, fondaki bankaların bu sene ya satılarak ya da tasfiye edileceğini hatırlatarak, diğer bankalarla ilgili olarak birebir görüşmelerde bulunmak suretiyle, hakim ortaklardan ve yöneticilerden faiz almak suretiyle çok önemli sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Akçakoca, yabancıların yalnızca Demirbank'la ilgilendiklerini ifade etti.
Yardımcısı Dr. Akın Akbaygil de, devlet kağıtlarının yalnızca bankalara değil, vatandaşlara da satılır hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Tarım nasıl yok oldu?
Bakliyat ürünlerinde ihracat her geçen yıl azalırken, ithalat hızla artıyor. Uzmanlar bunun, uygulanan yanlış tarım politikalarından kaynaklandığını söylüyorlar.
Türkiye, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği gibi ülkelerin koyduğu kotaların yanı sıra uyguladığı yanlış tarım politikaları sonucunda pirinç, nohut ve fasulye gibi tarım ürünlerini şimdi ithal eder duruma geldi.
Ziraat Mühendisleri Odası verilerine göre, daha 1980 yılına kadar gıda üretimi bakımından kendisine yeten dünyada ilk 7 ülke arasında yer alan Türkiye, bugün ithalatçı ülke konumuna düştü. Uzun yıllar üretim açısından dünya sıralamasının üst basamaklarında yer alan ve ihraç edilen birçok tarım ürününü artık satın alıyoruz. Türkiye'de yıllık mercimek üretimi 846 bin ton iken, bu üretimin 250 bin tonu ihraç ediliyordu. Oysa bugün Türkiye'nin üretimi 180 bin tona düştü ve ihtiyacımız olan mercimek ton başına 630 dolar ödenerek ithal ediliyor. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde artık mercimek ekilen tarlalar boş bırakılıyor.
Nohutta 4'üncü sıradaydık
Öte yandan nohut üretimi açısından da Türkiye dünyadaki 4 ülkeden biriyken ve yıllık üretimi 850 bin tona ulaşırken, üretilen nohutun 277 bin tonu da ihraç ediliyordu. Şu anda mercimek gibi nohutta da ithal edilir duruma gelindi. Mercimek ve nohut üretiminde büyük sıkıntı yaşayan Türkiye'nin pirinç üretimi de 700 bin tondan 250 bin tona geriledi. Düşüşün acı faturası olarak ithal edilen pirince ton başına 400–1200 dolar para ödüyor.
Tarım sektöründe geriye gidişin sonucu mercimek, nohut ve pirinç ile sınırlı değil. Zirat Mühendisleri Odası'nın hazırladığı rapora göre Türkiye ayrıca tonuna 900 dolar vererek fasulye, 186 dolar ödeyerek buğday ithal ediyor. Yağ açığını kapamak için de her yıl 1,2 milyon ton ayçiçeği, 850 bin ton mısır ve 200 bin ton da soya yağı ithalatı yapıyor. Tütün, fındık ve şeker pancarı gibi ürünlerde üretim maliyetinin Türkiye'de düşük olması sebebiyle gelişmiş bazı ülkeler bu ürünlerin Türkiye'deki ekim alanlarının daha da azaltılmasını istiyor.
Ülkemizin kendi kendine yeter bir halde olduğu bakliyat ürünlerindeki düşüşü değerlendiren uzmanlar, tarım politikasındaki yanlışlığa vurgu yapıyorlar.
Dünyanın en uzun ömürlü ve kaliteli yeşil mercimeğinin yetiştirildiği yer olan Erzurum'daki üretimin düşüşünü değerlendiren Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, bakanlığın tohumlama ve ıslah çalışmalarında yetersiz kalmasına dikkat çekti.
Üretim terk ediliyor
"Dünyanın en kaliteli ve uzun ömürlü yeşil mercimeği Erzurum'da yetişir, ama bunu tarımdaki yenilikler doğrultusunda geliştirmek yerine Kanada'dan getiriyoruz." diye konuşan Yağanoğlu, örgütlenemeyen çiftçinin yüksek maliyetler karşısında bakliyat yetiştirmeyi terk ettiğini dile getirdi.
Yağanoğlu, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı: "Çiftçi bizde örgütlenemedi. Maliyetler karşısında eli kolu bağlı. Devlet teşvikleri ile üretimi artırmalı ve desteği doğrudan çiftçiye vermeli. Pazarlama sorunu da kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak çözümlenmeli. Üniversitelerdeki bilgi birikimi, tarım işletmelerinin uygulamaya dönük tecrübesi ile birleştirilmeli. İşsiz 50 bini aşkın ziraat mühendisimizi değerlendirelim. Kaliteli tohumla ucuz ürün elde edebilirsek biz de dünya pazarlarında söz sahibi oluruz."
Maliyet farkını karşılıyorlar
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Gürol Ergin, yabancı bakliyat ürünlerinin Türkiye'deki payının artmasını dünya piyasalarında bakliyat ürünlerinin bize göre daha ucuz olmasına bağlarken, söz konusu ucuzluğun ardında yatan devlet desteğine atıfta bulundu. Ergin, "Yabancılar bakliyatı bize göre daha ucuza mal ediyor. Buna rağmen maliyet fiyatının altında satış yapıyorlar. Çünkü maliyetle satış arasındaki zarar üreticiye yüklenmiyor. ABD ve AB ülkeleri, bu konuda ciddi sübvansiyonlara gidiyor. Farkı devlet karşılıyor." dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Faruk Yücel de üretimdeki düşüşün gerekçelerini şöyle açıkladı: "Makineli tarıma ve çevre koşullarına uygun, adaptasyonu yüksek, hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitlerin geliştirilememesi yanında üreticinin karşılaştığı pazar problemleri, yabancı ot ve hastalıklar da üretimin düşmesine yol açtı. Bu gidişata seyirci kalan Tarım Bakanlığı, ileride neyin bakanlığını yapacak merak ediyorum. Artık Kanada'dan fasulye, Meksika'dan nohut almaya başlamışsak tarım çoktan iflas etmiştir."
Bakliyat ihracatı yapan işadamı Mehmet Kuyucu (Gaziantep) ise, "İhracatın önünde pek çok engel var. Devletin desteği yetersiz. İhracattaki azalmanın etkileri çiftçiye kadar uzanıyor. Sonuçta üretim düşüyor. Maliyetler artıyor." dedi.
(Ali Akçoban / Turhan Bozkurt / ADANA - İSTANBUL CHA)
Havanda su dövüyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasındaki iş güvencesi ve prim artışları kavgası derinleşiyor. TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur, Bakan Okuyan'ın iki yıldır havanda su dövdüğünü, hiçbir icraatta bulunmadığını öne sürerek bakanın istifasını istedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ile yine kendi ifadesiyle TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur'un bir türlü yıldızları barışmadı. 4447 sayılı yasanın çıkması aşamasında başlayan gerilim, iş güvencesi tasarısının hazırlanması ve nisan ayında sigorta prim taban ve tavanının yüzde 40 oranında artırılmasıyla tansiyon daha da arttı.
Bağ—Kur Genel Kurulu'nda konuşan Bakan Okuyan, "Yüzde 40 artırmamız bile kurumların açıklarını kapatmaya yetmiyor." derken, TİSK Başkanı Baydur, Zaman'a yaptığı özel açıklamada "Kurumun bütün açıklarını işçi ve işverene kapattıracaklarsa bizim geleceğimiz karanlık. Belki de maaşlarımızı verip borçlu çıkacağız." şeklinde konuştu.
Yüzde 40'a, çalışan da karşı
Okuyan'ın iki yıl önce "Verdiğim sözleri yerine getiremezsem istifa ederim" vaadini hatırlatan Baydur, "Ben iki yıldır işbaşında bulunan Sayın Bakan'ın kurumda hiçbir icraat yapabildiğine inanmıyorum. Aynı kuyruklar, aynı ilaç parası, aynı yatırım, aynı sarfiyat, aynı idare; değişen bir şey yok. Ben haziranda Sayın Bakan'ın istifa edeceğini zannediyorum." diyerek bakanı istifaya çağırdı.
Sigorta prim taban ve tavanının yüzde 40 artırılmasından sadece işverenlerin değil, işçi konfederasyonlarının da rahatsız olduğunu belirten Baydur, "4447 sayılı yasa çıktığından bu yana sigorta prim tabanı yüzde 84, tavanı yüzde 476 oranında arttı. Böyle bir yükselişi eğer bakan içine sindirebiliyorsa bizim diyeceğimiz bir şey yok. Ancak tek karşı çıkan biz değiliz. Üç işçi konfederasyonu bizden daha dertli. Bazı işçilerin bir anda 80 milyon geri gidişleri var." dedi.
Başbakan'la görüştürmeme
Bakanla iki hafta önce görüştüğünü söyleyen Baydur, "Ondan sonra Başbakan ve başbakan yardımcıları ile görüşmek istedik. Hâlâ görüşme sağlanamadı. Sayın Bakan oraya da böyle bir görüşmenin olmaması için telkinde bulunmuş gibi bir intiba var bende." diyerek Bakan'ı köstek olmakla suçladı. Bakan Okuyan'ın "İşverenler iş güvencesine karşılar." sözüne sert tepki gösteren TİSK Başkanı Baydur, "Ben dilerdim ki bir bakan bütün olaylarda doğruları söylesin. Meseleleri saptırmasın, tahrip etmesin. Burada da bir saptırma var. Biz iş güvencesine karşı değiliz. İLO'nun 158 sayılı sözleşmesine aykırı olan iş güvencesine karşı olduğumuzu söylüyoruz." şeklinde konuştu.
'Engel çıkaranlar var'
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, sosyal güvenlik kurumlarının yeniden yapılanması ve otomasyona geçmesine siyasi, iş ve bürokrasi çevrelerinin engel çıkardığını öne sürdü. Okuyan, bakanlığın icraatlarından rahatsız olan kişi ve kurumların bulunduğunu, çıkar çevrelerinin nasırlarına basmaya devam ettiklerini belirtek, "Projeleri bazılarının önlemeye çalıştığının farkındayız. Buna kimsenin gücü yetmez." dedi.
(Şahin Ali Şen / ANKARA CHA)
Vardarlı öldü, projeleri yetim kaldı
Doğadan Gıda Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Vardarlı, geçirdiği kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.
Doğan Vardarlı, 22 Mayıs Salı günü geçirdiği beyin kanaması sonucunda kaldırıldığı Kadıköy Vatan Hastanesi'nde bir operasyon geçirdi. Ameliyatın ardından yoğun bakıma alınan Vardarlı, dün gece geçirdiği kalp yetmezliği sonucunda hayata gözlerini yumdu.
Vardarlı'nın cenazesi, Kadıköy Sahrayı Cedid Camii'nde yarın öğleyin kılınacak namazın ardından, İstanbul'da toprağa verilecek. 1943 yılında İstanbul'da doğan Vardarlı, Haydarpaşa Lisesi'nde okurken babasının yanında iş hayatına atıldı.
Türkiye'nin önemli markalarından Tikveşli'nin mimarı olan Vardarlı, 1996 yılında şirketini Sabancı DanoneSa ortaklığına satmasından sonra, Doğadan markasıyla yeniden iş dünyasına döndü. Vardarlı, Kıbrıs ve Çanakkale Çan'da peynir, Erzincan ve Urfa'da su ve soda, Adıyaman'da kağıt fabrikası kurdu.
Son krizden etkilenen Vardarlı, geçtiğimiz günlerde peynir fabrikalarını kriz geçinceye kadar geçici olarak kapatmıştı.
Türkiye Süt ve Et Üreticileri Birliği'nin (SET—BİR) bir dönem başkanlığını da yapan Vardarlı, halen bu kuruluşun Danışma Kurulu Üyeliği'ni yürütüyordu.
Dev buluşma
Otomotiv ve akaryakıt sektörünü bir çatı altında birleştiren Otomotiv Yedek Parça ve Aksesuvarları, Ticari Araçlar, Tamirhaneler ve Servis İstasyonu Ekipmanları Fuarı ile 5. Uluslararası Petrol, Gaz ve Servis Ekipmanları Fuarı, TÜYAP Beylikdüzü'nde açıldı.
Cumartesi gününe kadar açık kalacak fuara 400'ün üzerinde yerli-yabacı firma katılıyor.
Bor fiyatlarını piyasa belirliyor
Eti Holding, bor madenlerinin satışlarında farklı fiyat uygulanmadığını vurguluyor. Yerli firmalar ile yabancı firmalara satışların maliyetlerinin aynı olduğunu ifade eden Eti Holding Genel Müdürü Ziya Gözler, "İç piyasa ile dış piyasa fiyatları fob bazında mukayese edilmemelidir." dedi.
Eti Holding Genel Müdürü Ziya Gözler gönderdiği açıklamada, dünya bor satışlarının piyasaların durumuna ve alıcı firmaların devamlılığı gibi birçok kritere bağlı olduğunu vurguladı. Gözler, bor türevlerinden tinkali örnek vererek, iç piyasaya 232 dolar maliyetle satış yapılırken, aynı şekilde yabancı firmalara yapılan satışların maliyetinin de 226 ila 236 dolar arasında değiştiğine dikkat çekti.
Genel Müdür Gözler'in Zaman gazetesinde 11 Mayıs 2001 tarihinde çıkan 'Borda farklı fiyatın belgesi' adlı haberimiz üzerine yaptığı açıklamada, bor madenlerinin dünya piyasalarında satışları ile ilgili bilgi vererek, "Teşekkülümüzün üretip ihraç ettiği ham bor ve rafine bor ürünleri grubuna giren ürünlerin fiyatları; büyük ölçüde ürününün kullanılacağı bor tüketen sektörler, bu sektörlerin tüketim hacimleri, bor yerine başka bir malzemenin kullanılıp kullanılmayacağı, rakip firmaların politikaları ve kapasiteleri, dünya ekonomik durumu, ülkelerin üretim ve tüketim durumları, alıcı ve pazarla uzun vadeli ilişkiler, alıcıya veya nihai tüketiciyle ulaşım ve taşıma masrafları, ürünlerin kullanım alanları, birbirlerini ikame edebilmeleri, iç ve dış piyasa fiyatları arasındaki dengeler, ithalat miktar ve fiyatları, müşterinin özelliği (büyük-küçük olması, nihai tüketici, aracı firma, rafine bor üreticisi veya rakip firma olup olmadığı) gibi faktörlerin yanı sıra kurumumuz ve dolayısıyla ülkemiz gelirinin maksimize edilmesi vb. hususlar dikkate alınarak belirlenmektedir." diyor.
Ham bor satışlarının sistemli bir şekilde azaltıldığına da dikkat çeken Gözler, "Uzun vadeli satış sözleşmeleri ve fiyatlandırma konularında teşekkülümüz yönetim kurulu dünyadaki gelişmeleri dikkate alarak ülkemiz menfaatine uygun kararları almaktadır." dedi. Eti Holding'in strateji olarak cam ve seramik sektörünün rekabet edecek şekilde belirlendiğini belirten Gözler, bor alanında yerli sanayiinin teşvik edilmesi için ve daha fazla katma değer sağlanması için yerli müşteri taleplerinin sürekli karşılandığını vurguladı.
Diğer taraftan, dış fiyatlardan verilen örneklerin gerçekleri yansıtmadığına da dikkat çeken Gözler, "Yayınlanan bor fiyatları liste fiyatı olup, hiçbir zaman gerçek pazar fiyatını temsil etmemekte ve yanıltıcı olmaktadır." dedi. Gözler, bor piyasasının Eti Holding tarafından titiz olarak takip edildiğini vurgulayarak, şunlara değindi: "Ülkemiz bor sektöründe yukarıda belirtilen olumlu gelişmelere rağmen önümüzdeki yıllarda tamamlanacak olan rafine bor tesislerimiz rakiplerimizi rahatsız etmekte ve endişelendirmektedir."
|