|
Altıncı duyunun aylak yazısı
Zor yazarım ben. Öyle kolay kolay oltama gelmez kelimeler. Büyütüp genişleterek, rengarenk boyayarak getiririm her bir sözcüğü bu köşeye. Fakat senin için fark etmiyor
galiba. Yine bir çırpıda okuyup, çantanın içinde seni bekleyen derslerine dönüyorsun
acelece.
Kendimi görebilmek için, sen bu sayfayı henüz açmamışken de burada oluyorum
ben; yazıyı okuyup gittikten sonra da.
Çok uzaktan geçen bir martıyı iyi görmeyebilir gözlerim. Ama işaret parmağından havalanmak üzere olan uç uç böceğini pekâla görebilirim.
Duymuyor olabilir kulaklarım çimenlerin büyüyüşünü. Oysa dudaklarından dökülen en sessiz harflerin bile ne dediğini şıp diye
anlayabilirim.
Geceleri gözlerime söz geçiremeyebilirim. Ama nedendir
bilmem, uykudayken güneşin sayısız doğuşu üzerime.
Gezmeyi daha çok sevebilirim, yolların böyle sana doğru çıktığını görünce
hep.
Daha çok şarkı söyleyebilirim su sesine
uyarak. O zaman daha çok yağmur yağar, ikimizin ayaklarından geçen sokağa.
Bilgisayarı ve daktiloyu senin kadar
sevmeyebilirim. Çünkü benim olmadığını düşünüyorum şu an okuduğun ‘p'lerin ve sessiz ‘i'lerin.
Konuşsam incir çekirdekleri incinebilir, susacak olsam solar dağdaki menekşelerden
biri. Yazmasam sen kızacak olursun bana oradan.
Sevgili okur!
Altı duyumla yazabilirim ben. Altıncısı
kalbimdir.
Gördüğün gibi zor bir adamım ben. Cins adamım. En iyisi unut sen
beni. Yazının dışına çık. Dersine çalış adam akıllı.
|