RTÜK'ten Sezer'e rapor
RTÜK yasa değişikliğinin kabul edilmemesi için yoğun çaba gösteren RTÜK, Cumhurbaşkanı Sezer'e yasanın sakıncalarını anlatan bir rapor sunacak.
Raporda özellikle hisse yapılarını düzenleyen 29. maddede yapılan değişikliğin radyo ve televizyon dünyasında tekelleşmeye sebep olacağına dikkat çekilecek. RTÜK Başkanı Nuri Kayış, "RTÜK'ün özerkliği de önemli; ancak 29. maddede yapılan değişiklikle medya patronları kral yapılıyor. Haksız rekabete yol açılıyor. Medya patronlarına borsada oynama hakkı tanınarak, spekülasyonların önü açılıyor." dedi.
RTÜK Başkanı Nuri Kayış, milletvekillerine de birer mektup göndererek RTÜK tasarısını kabul etmemelerini istemişti.
Sezer'e verilecek raporda vurgulanacak hususlardan bazıları şöyle:
Değişiklikle tekelleşme olgusu ivme kazanacak. Zaman içinde medya kontrol edilemez bir güç haline gelecek.
İhalelere giren medya patronları güçlerini kullanarak haksız rekabete yol açabilecekler.
9 üyeden 4'ünü hükümet belirlediği için tasarı ile RTÜK'ün özerkliği ortadan kaldırılacak.
RTÜK'ün denetimi Yüksek Denetleme Kurulu'na (YDK) bırakılmakta. YDK, Başbakanlık'ın vesayeti altındadır.
Frekans planlamasının Telekomünikasyon Kurumu, ihalelerin ise RTÜK tarafından yapılması yanlıştır.
Tasarı aynen kanunlaşırsa AB normlarına aykırı bir durum ortaya çıkacaktır.
(Ahmet Bıyık / ANKARA (Zaman))
Medya, sorununa sahip çıkmadı
Meclis'te görüşülen Radyo–Televizyon Yasa Tasarısı konusunda uzmanlar endişelerini dile getirdiler.
İletişim sektörünün önde gelen isimlerinden Bersay Stratejik İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Saydam, "Basın kuruluşları ve basın meslek örgütleri bugüne kadar kendi aralarında bir araya gelerek ortak bir tavır koyamadı. RTÜK Tasarısı noktasında da iletişim sektörü üzerine düşeni yapmadı. Sonuç da böyle oldu." dedi.
ODTÜ öğretim üyesi, iletişim uzmanı Prof. Dr. A. Raşit Kaya, medya yöneticilerinin yaptıkları açıklamalarla suç işledikleri görüşünde.
Medya yöneticilerinin devlete meydan okuduğunu ve şantaj yaptığını vurgulayan Kaya, "Normal bir hukuk devletinde bir savcının bu duruma müdahale etmesi gerekir." diye konuştu.
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özden Çankay ise tasarının medya patronlarının medya gücünü kullanarak sermayelerini daha da arttırma ve bunu kendi çıkarları için kullanma imkanı sağlayacağını vurguladı.
(Zafer Özcan / İSTANBUL (cha) )
Patronlara ihale izni
RTÜK Yasa Tasarısı'nın medya patronlarının kamu ihalelerine girme izni veren maddesi, iktidar milletvekillerinin oyları ile kabul edildi.
Radyo ve Televizyon Yasa Tasarısı'nın, medya patronlarının kamu ihalelerine giremeyeceğine ilişkin hükmü ve borsada işlem yapma yasağını kaldıran 13. maddesi iktidar partilerinin yoğun katılımı ile TBMM Genel Kurulu'nda benimsendi. Kabul edilen maddeye göre, yıllık ortalama izlenme veya dinlenme oranı yüzde 20'yi geçen bir televizyon veya radyo kuruluşunda bir gerçek veya tüzel kişinin veya bir sermaye grubunun sermaye payı yüzde 50'yi geçemeyecek.
Radyo ve Televizyon Yasa Tasarısı'nın kabul edilen diğer maddelerinden bazıları şöyle:
Siyasi partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, vakıflar, mahalli idarelere yayın izni verilmeyecek.
RTÜK'ün 9 üyesinden 5'ini Meclis, 4'ünü hükümet seçecek.
RTÜK, yasalara aykırı yayın yapan radyo ve televizyonları uyaracak ve aynı yayın kuşağında açıkça özür dilenmesini isteyecek. Bu talebe uyulmaması halinde programın yayını bir ila 12 kez durdurulacak.
Yayını durdurulan programın yerine, eğitim, kültür konularında programlar yayınlanacak.
Aykırılığın tekrarı durumunda ulusal yayın yapan kuruluşlara 125 milyar liradan az olmamak üzere 250 milyar liraya kadar, yerel yayın yapan kuruluşlara ise 5 ila 100 milyar lira arasında idari para cezası uygulanacak.
Doğan'a 324 trilyon verildi
DYP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, işadamı Aydın Doğan'a Vakıflar Bankası'ndan 270 milyon dolar (yaklaşık 324 trilyon TL), Malatya Bağımsız Milletvekili Ahmet Özal'a da Emlakbank'tan 1,5 trilyon lira kredi verildiğini iddia etti.
Genç, radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınlarına ilişkin yasada değişiklik yapan tasarının 17. maddesi üzerinde verilen bir önerge üzerine yaptığı konuşmada, şunları söyledi: "Bir arkadaşımızı hiç görmüyorduk burada... Önce Sayın Yılmaz'ın Başbakanlık müsteşarı idi, oradan ayrıldı Aydın Doğan'ın yanına gitti, geldi enerji ihalelerini karara bağladılar, sonra milletvekili oldu geldi buraya... Bu kanun çıkınca medya patronları egemenliğe hakim olur. Buna inanmanızı istiyorum. Siz zannediyor musunuz ki Aydın Doğan'ın istediği kanunu çıkaracaksınız, ona yağ çekeceksiniz de yarın sizi destekleyecek? Sayın Yılmaz dün saat 01.00'e kadar buradaydı. İsterse bir yıl beklesin, CNN Türk kendisine destek versin. Siz bittiniz... Vakıflar Bankası'ndan Aydın Doğan'a niye 270 milyon dolar verdiniz, Petrol Ofisi özelleştirilirken? O, 270 milyon dolar verildiği tarihten Türk Lirası'na çevriliyor, en düşük faizle veriliyor."
Meclis yine ara verdi
Bu arada TBMM Genel Kurulu'nda, Radyo ve Televizyon Yasa Tasarısı'nın 17'inci maddesinin görüşmeleri sırasında toplantı yeter sayısı bulunamadı. Bunun üzerine birleşim kapatıldı. 17. madde içinde yer alan ek iki madde kabul edildi. Daha önceki oturumlarda 36 maddelik yeni RTÜK Yasa Tasarısı'nın 16 maddesi kabul edilmişti.
Rektörler yumuşadı
Üniversitelerde yaşanan sıkıntıları 'sert bir üslupla' dile getirerek 'istifayı bile düşündüklerini' açıklayan rektörler, YÖK'te yaptıkları toplantıda yumuşadılar. Toplantıda sadece sorunlarını içeren teknik bir metin hazırladılar.
Devlet üniversitelerinin rektörlerinin bir araya geldiği toplantıya YÖK Başkanı Kemal Gürüz başkanlık etti. 3 saat süren toplantıda beklentilerin aksine 'deklarasyon' veya 'eylem kararı' çıkmadı.
Üniversitelerin araştırma fonlarının kaldırılması ve öğretim üyelerinin maaşlarının düşük olmasına tepki gösteren rektörler, 3 saat süren toplantıda 'teknik bir metin' hazırlayarak Milli Eğitim Bakanı'na sunmakla yetindiler. Rektörlerin yumuşamasında "toplantı öncesinde bakanların rektörleri arayarak sorunlarının çözüleceğine dair bilgi vermeleri" ile Başbakan Bülent Ecevit'in rektörlerin toplantısının son anlarına yetişen 'sorunları bildikleri ve çözüm için çalışacakları' yönündeki açıklaması etkili oldu.
İstifa yok
Toplantı öncesi YÖK Başkanı Kemal Gürüz, kesin bir dille "rektörlerin istifalarının söz konusu olmadığını" ifade etti. Toplantı sonrasında ise Gürüz, "Eminim ki, hükümetimiz, yükseköğretimin sorunları için hepimizi memnun edecek şekilde, çözmek için elinden gelen gayreti gösterecektir." dedi. Gürüz, bir eylem yapmalarının da söz konusu olmadığını vurgulayarak, "Rektörlerimiz, üniversitelerimizde mevcut olan huzur, sükun ve akademik özgürlük ortamını zedeleme ihtimali olan hiçbir davranış içinde olamazlar." diye konuştu. Sorunların geçmişte çözülemediği hatırlatılınca Gürüz, "Bu kez kesinlikle sonuç alacağız. Türkiye, büyük bir kriz yaşamıştır. Bu krizden biz de etkilendik. İmkanlar ölçüsünde bu sorunlarımız çözülecektir." dedi.
Rektörlerin talepleri
Türk Yükseköğretim Sistemi, Sorunlar, Hedefler ve Çözüm Önerileri” başlıklı metinde, üniversitelerin sorunları sıralandı ve çözüm önerileri dile getirildi. Metinde öğretim elemanlarının ücretlerinin yüzde 40, üniversitelerin bütçe ödeneklerinin de yüzde 50 oranında artırılması talep edildi. Öğrenci harçlarının da artırılması gerektiği savunuldu. Metinde, YÖK Kanunu'nun 46. ve 58. maddelerinin de değiştirilmesi istenirken, "Sözleşmeli akademik ve idari personel istihdam edilmesine imkan sağlanmalıdır." denildi.
İHL'liye TEDAŞ da yasak
DMS'yi kazandıktan sonra TEDAŞ bünyesinde işe başlaması öngörülen Gümüşhaneli Akın Üstün'e, 'imam hatip lisesi mezunu olduğu gerekçesiyle' hakkında işlem yapılamayacağı bildirildi.
Gümüşhane'nin Kelkit ilçesi Sökmen köyüne kayıtlı bulunan Akın Üstün, geçtiğimiz yıl yapılan Devlet Memurları Sınavı'nda (DMS) başarılı oldu. Üstün'e, geçtiğimiz yıl Devlet Personel Başkanlığı tebliğ yaparak, kendisinin TEDAŞ bünyesinde işe başlayabileceğini açıkladı. Akın Üstün tam da işe başlamak üzere iken kurumun Erzincan Müessesesi'nden gönderilen bir yazıyla şoke oldu.
E.15.2.TEDAŞ. 4.24.00/71'e 47 No'lu ve İdari Mali İşlerden Sorumlu Müessese Müdür Yardımcısı Y. Kenan Aydın ile dönemin Müessese Müdürü Bülent Gürel imzasıyla Üstün'e gönderilen yazıda şöyle denildi:
"Sn: Akın Üstün/Sökmen Köyü–Gümüşhane.
İLGİ: Genel müdürlük makamının 15.1.2001 tarih ve 487 sayılı yazısı. Devlet Memurluk Sınavı'nı kazandığınız; ancak Sınav Değerlendirme Komisyonu'nca yapılan değerlendirme neticesinde teşekkülümüzce aranılan ve ilan kitapçığında yer alan şartları haiz olmadığınızdan (imam hatip lisesi mezunu olmanız nedeniyle) hakkınızda işlem yapılamamıştır. İmza"
Anlaşılamayan inisiyatif
TEDAŞ Erzincan Müessesesi'nde yaşanan bu ilginç olayın arkasında TEDAŞ'tan tüm müesseselere gönderilen 15.01.2001 tarihli yazının olduğu ileri sürüldü.
Beyaz Enerji Operasyonu sonrasında dikkatleri üzerinde toplayan TEDAŞ yetkililerinin böyle bir yazıyı nasıl bir gerekçeyle ve hangi kanunlara dayanak göstererek hazırladıkları bilinmezken; kurumun bu tasarrufunun kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğu belirtildi.
Dinçmen için soruşturma istemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, fona devredilen Etibank ile ilgili iddialar konusunda eski Hazine Müsteşarı Yener Dinçmen hakkında soruşturma izni verilmesi istemiyle Başbakanlık'a yazı gönderdi.
Başsavcının bu yazısı ilgili Devlet Bakanlığı'nca değerlendirildikten sonra, Dinçmen hakkında ön inceleme başlatılacak. İzin verilmezse Kanadoğlu'nun Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz hakkı bulunuyor.
Ekinci'nin dosyası kabarık
İstanbul'da yakalanan terör örgütü Hizbullah'ın tetikçisi "Orhan" kod adlı Abdulvahap Ekinci'nin, Diyarbakır'da 8 öldürme olayına katıldığı belirlendi.
Hizbullah ana davasında da adı geçen Ekinci'nin yakalanmasıyla, Gaffar Okkan'ın şehit edilmeden önce açıkladığı 26 terör örgütü Hizbullah tetikçisinden bugüne kadar yakalananların sayısı, 1'i ölü olmak üzere 5'e yükseldi.
Savcı Köksal: Polemiğe girmem
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Cengiz Köksal, "Mavi Akım soruşturmasından jandarmanın çekildiği" yolundaki haberlerle ilgili "polemiğe girmeyeceğini" kaydetti.
Savcı Köksal, Ankara DGM çıkışında, gazetecilerin "bugün basında jandarmanın 'Mavi Akım' soruşturmasından çekildiği yönündeki haberleri" hatırlatmaları üzerine, "Bu konuda konuşmam. Basında her şey yazılabilir. Bu konuda polemiğe girmem." dedi.
Murat Demirel hakim önünde
Fona devredilen Egebank'ı, "teşekkül oluşturmak suretiyle sistemli ve planlı olarak 1 milyar 200 milyon dolar zarara uğrattıkları" gerekçesiyle bankanın eski sahibi Yahya Murat Demirel'in de aralarında bulunduğu 36 sanığın yargılanmasına başlandı.
İstanbul 1 No'lu DGM'deki duruşmaya, Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi'nde tutuklu olan Yahya Murat Demirel, Aydoğan Semizer, Nail Keçili ve Ayşenur Demirel'in (Esenler) aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık katıldı. Yahya Murat Demirel'in avukatı Abdurrahman Güler, 4422 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun 313. maddesi dışındaki suçlara DGM'nin bakamayacağını öne sürdü. Avukat Güler, diğer suçlar açısından dosyaların tefrik edilmesini ve sanıkların sorgularına daha sonra geçilmesini istediklerini bildirdi.
Görevsizlik talebine ret
Sanık Aydoğan Semizer'in avukatı Hasan Fehmi Demir de, Ankara DGM'nin 4422 Sayılı Yasa'ya muhalefet ve off–shore kısmı, İstanbul DGM'nin de TCK'nın 313 ve 504. maddeleri yönünden soruşturma yürüttüğünü; ancak her iki soruşturmanın bir arada görülmesine gerek olmadığını söyledi. Mahkeme heyeti, avukatların bazı suçlar yönünden "görevsizlik kararı" verilmesi yolundaki istemlerini reddetti. Savunmasına "Acım büyük." diyerek başlayan Y. Murat Demirel, savcıları taraflı olmakla suçlayarak suçlamaları reddetti. Demirel, 'baskı, tehdit ve işkenceye tabi tutulduğunu' ileri sürerek, buna örnek olarak "24 saat boyunca tuvalet ihtiyacını gidermesinin engellenmesini" gösterdi.
Yahya Murat Demirel, bankaya el konulmasının tamamen siyasi olduğunu savunarak, "Bu olayda 9. Cumhurbaşkanı dahil tüm idarecilerin ihmali vardır." dedi. 6 aydan başlayan hapis cezasıyla cezalandırılmaları istenen sanıklardan Murat Demirel'in 4 bin 734 yıla kadar hapsi isteniyor.
Bülent Ceyhan-Erkan Acar
İSTANBUL (cha)
Reklamcılar 'Doğru İletişim'e çağırdı
İletişim dünyasından 9 örgütün bir araya gelerek oluşturduğu, Türkiye İletişim Platformu, kamuoyu ve iş dünyasının karar üreticilerini "Doğru İletişim"de buluşmaya çağırdı.
Reklamcılar Derneği Asbaşkanı Nesteren Davutoğlu kampanyaya, sanatçılar Türkan Şoray, Demet Akbağ, Tarkan ile Sakıp Sabancı, İshak Alaton, TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca, AKUT Başkanı Nasuh Mahruki ve teknik direktör Fatih Terim'in destek verdiğini, bunun yanı sıra birçok kuruluşun da çeşitli alanlarda kendilerine yardımda bulunduğunu anlattı. "Hepimiz aynı gemideyiz." adlı Tv filminin gösterildiği toplantıya, aralarında Tarkan ile Nasuh Mahruki'nin de bulunduğu ünlüler katıldılar. Türkiye İletişim Platformu'na katılan kuruluşlar ise şöyle:
Araştırmacılar Derneği, Grafikerler Meslek Kuruluşu, Halkla İlişkiler Danışmanları Derneği, Halkla İlişkiler Derneği, Reklamcılar Derneği, Reklamcılık Vakfı, Reklam Yazarları Derneği, Tanıtım Sektörü Eşgüdüm ve Araştırma Derneği ile Uluslararası Reklamcılık Derneği. Zeliş Yıldıral/ İSTANBUL (cha)
İnternetçiler dışa kaçar
İnternet Servis Sağlayıcıları Derneği (TİSSAD) Başkanı Burak Cedetaş, internetin Basın Yasa Tasarısı ile RTÜK Yasa Tasarısı kapsamına alınmasına tepki gösterdi.
İnternet suçlarını cezalandırmak için mevcut kanunların yeterli olduğunu ifade eden Cedetaş, şunları söyledi: "Eğer şu an komisyonlarda görüşülen tasarılar yasallaşırsa maddi olarak kaynak yurtdışına akmaya başlayacak. İçerik olarak da yurtdışına bir kaçış yaşanacak. İnternet içeriği yurtdışına kaçınca engellemek, kontrol altında tutmak mümkün olamayacağı gibi, içeriği hazırlayanlara da ulaşılamayacak. Dolayısıyla TR uzantılı internet isimlerinde azalmalar başlayacak. "
Hangi yasalar çıkmalı?
Dedeman Otel'de yapılan basın toplantısına iştirak eden hukukçu Prof. Dr. Güngör Öngören de, "Belki internet üzerinden yayın yapan radyo ve televizyonlar RTÜK kapsamına alınabilir; ama direkt interneti bu kuruma bağlamak son derece yanlış olur. İnterneti Basın Kanunu içerisine ek maddelerle dahil etmek ise, kanun yapma tekniği açısından mümkün değil. Eğer internetle ilgili bir kanun çalışması yapılmak isteniyorsa acilen şu iki kanunu çıkartsınlar. Birincisi, elektronik imza ile ilgili bir kanun yapsınlar. İkincisi, kişisel bilgilere bir kişinin kanunsuz olarak erişmesi sonrası 3'üncü kişilerin bu bilgileri açmalarının önüne geçecek bir kanun yapsınlar." diye konuştu.
(Mehmet Sakin / İSTANBUL (Zaman))
Asıl darbe ekonomiye
'Ülkeyi rayına oturtmak' için 1960, 71, 80 ve 97'de gerçekleştirilen askeri müdahaleler sonrasında kişi başına milli gelirde büyük düşüşler oldu.
Ekonomik darboğaz, terör ve irtica gibi gerekçelerle yapılan askeri darbeler, toplumsal dengeleri bozmasının yanı sıra en büyük 'darbe'yi Türkiye ekonomisine vurdu. Kişi başına düşen milli gelir, 1960 darbesinde 583 dolardan 188,4 dolara, 1980'de 416 dolardan 327 dolara, 1997'de 3 bin 5 dolardan 2 bin 900 dolara düştü.
1950 sonrasında başlatılan ekonomik kalkınma sonucu toplumun belirli bir kesimi değil, büyük kısmının zerginleştiği görülüyor. 1950'de 166 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 5 sene sonra 286 dolara çıktı. 1959 yılı sonunda da 583 dolar gibi şu anda AB üyesi olan İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi ülkelerin yanı sıra Asya kaplanı olarak nitelendiren G. Kore'yi bile solladı. Ekonomik kriz bahane edilerek gerçekleştirilen 27 Mayıs darbesinin ardından ise 188,4 dolara geriledi. İkinci darbe olan 12 Mart 1971'e gelindiğinde ise ulusal gelir 1959 düzeyine hâlâ ulaşamadı. 1969'da 399,3 dolar seviyesine çıkan ulusal gelir, darbenin yaşandığı 1970'de ise 276 dolara indi. 27 Mayıs'a nazaran daha modern olarak vuku bulan 12 Mart darbesinin Türk ekonomisine çok ciddi bir zararı olmadı. Uluslararası sermayenin Türkiye'den ayrılmaması ve kamu yatırımları devam ettiği için milli gelirde düşüş yaşanmadı.
Modern-postmodern fark etmez
12 Eylül 1980 askeri müdahelesinin Türk ekonomisine olumsuz etkileri hemen ortaya çıktı. 1979'da bin 416 dolara yükselen kişi başına mili gelir, darbenin yaşandığı 1980'de bin 327 dolara, darbeden bir yıl sonra ise bin 290 dolar seviyesine geriledi, askeri vesayet rejiminin devam ettiği 1982 yılında ise bin 148 dolara kadar düştü. 28 Şubat 1997 tarihli ünlü MGK toplantısı sonrasında yaşanan süreç her ne kadar dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak tarafından 'postmodern darbe' olarak adlandırılsa da sonucu itibarıyla diğer darbelerden farklı olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 94 devalüasyonu öncesinde 3 bin dolara yükselen milli gelir, 1996'da 3 bin 5 dolar seviyesine çıkarken, müdahelenin yaşandığı 1997'de pek fazla hissedilmeyen darbenin etkileri 1999'dan itibaren kendini göstermeye başladı. 99'da 2 bin 900 dolara gerileyen milli gelirin şubat krizinden sonraki son durumu ise belirsizliğini koruyor.
Başörtülüler AİHM'ye akıyor
Başörtüsünden mağdur olan öğrenci ve devlet görevlilerinin, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından AİHM'ye başvuruları başladı. 100 kadar olan başvuru sayısının yıl sonuna kadar 500'ü geçmesi bekleniyor.
Demokrasi ve insan haklarını tam olarak gerçekleştiremeyen ve bu yüzden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) üst üste mahkum olan Türkiye şimdi de başörtüsü yasağı dolayısıyla yeni mahkumiyetlerle karşı karşıya. Başörtüsü mağduru öğrenci ve kamu görevlilerinin iç hukuk sürecinin bitmesinin ardından AİHM'ye başvuruları başladı. Bu konuda ülke genelinde yaklaşık 2 bin 500 mağdur bulunuyor. Şu ana kadar 100 civarında başvuru yapılırken, yıl sonuna doğru bu sayının 500'ü geçeceği öğrenildi. Türkiye AİHM'deki bu davaları kaybederse, sadece bu başvurular için 250 trilyon lira tazminat ödeyecek. İç hukuk yolları biten mağdurlar, yüksek mahkemenin kararından sonra AİHM'ye başvurmaya başladı. Başvurular özellikle 'Eski hale iade; öğrencilik ya da memuriyete tekrar başlayabilme, uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'ne aykırılığın tespiti ve mağduriyetlerinin maddi–manevi tazminatı' talepleriyle yapılıyor. AİHS'ye aykırılığın tespitinin istendiği ihlal konuları ise şunlar: 'Madde 3: Onur kırıcı muameleye maruz kalmak. Madde 6: Adil yargılama olmadığı. Madde 8: Özel hayatın ihlali. Madde 9: Din özgürlüğü ihlali. Madde 10: Düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesi. Madde 13: Etkili bir başvuru yolunun kullandırılmaması. Madde 14: Ayrımcılık yapıldığı. Ek 1. Protokol: Mülkiyet hakkı ihlali. Ek 1. Protokol 2. Madde: Eğitim hakkının ihlali.'
'6 ay içinde başvurun'
Hukukçular Derneği Genel Başkanı Avukat Hüsnü Tuna, mağdurların Danıştay'ın kararından sonra 6 ay içerisinde başvurularını yapmaları gerektiğini söyledi. Nemelazımcılıktan vazgeçilip herkesi hakkını aramaya çağıran Tuna, "Başvurular mutlaka bir hukukçunun nezaretinde olmalıdır. Hatalı ya da eksik başvurular, davayı kaybetmeye yol açabilecektir. Dilekçe ve AİHM müracaatı için internetteki 'www. hukukçularder.org' sayfasından faydalanılabilir." dedi. İç hukuk mücadelesi ile ilgili de bir eleştiri getiren Tuna, "Davalar 3 sene sürüyor. Ama maalesef Danıştay bu konuda biraz engelleyici fonksiyon icra ediyor. Yani devleti kollayıcı bir düşünce hakim. AİHM'ye gidilmemesi için en azından zamandan kazandırmak gibi bir amaç güdülüyor. Ama burada sevindirici durum şu: AİHM bu uzun süreleri değerlendirecek ve davacı kazanırsa, tazminatını ona göre alacak."
Birol Aydın / İSTANBUL (cha)
Polis 1 yıldır takip ediyordu
Sedat Peker, 4422 sayılı Organize Suçlarla Mücadele Kanunu'na muhalefet ederek çıkar amaçlı suç örgütü oluşturduğu iddiasıyla gözaltın alındı.
DGM Savcısı Ahmet Kelebek'in yürüttüğü soruşturma kapsamında göz altına alınan Peker ile birlikte, aralarında kardeşi Atilla Peker, Mecnur Otyatmaz ile 3 Rus uyruklu bayanın da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı. Şahıslar, İstanbul Emniyeti'nde sorguya alındı. Dün sağlık kontründen geçirildikten sonra tekrar Emniyet'e götürülen Peker için 4 gün ek göz altı süresi verildi. 1 yıldar takip edilen Peker'in dosyası delillerin toplanmasından sonra DGM Savcılığı'na sunuldu. Peker ve adamlarına aynı anda başlatılan operasyonlarda Datça'da da 4 kişi daha 2 silahla yakalandı. Kazım Canlan / İSTANBUL (cha)
Bor, Meclis gündeminde
DYP, bor madenlerinin özelleştirilmesi konusunda Meclis araştırması önergesi verdi.
DYP, bor madenlerinin özelleştirilmesi durumunda oluşacak ekonomik, siyasal ve stratejik etkilerin araştırılması ve bu konuda gerekli önlemlerin alınması amacıyla Meclis araştırması önergesi verdi. DYP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığı'na verilen önergede, dünya bor madenleri rezervlerinin yüzde 70'inin Türkiye'de bulunduğu ve bu rezervlerin tutarının 900 milyar doları bulduğu belirtildi. Türkiye'nin kalkınmasının önemli ölçüde bor madenlerine bağlı olduğu ifade edilen önergede, “Modern ve ileri uzay teknolojileri kullanan bütün dünya, bu açıdan Türkiye'ye zorunlu olarak muhtaçtır.” denildi. Önergede, şu görüşlere yer verildi: “Bor madenleri önümüzdeki yüzyılın madeni olacaktır. Sanayinin 400'e yakın ürününde kullanılmakta ve uzay teknolojisinin vazgeçilmez madenidir. Bor madenlerinin stratejik ve ekonomik değerini tam tespit etmek, özelleştirilmesi durumunda dünyanın ve ülkemizin ekonomik ve siyasal yapısı üzerine etkilerini araştırmak amacıyla Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.”
Ürek ve Bülbül yine adliyede
Şarkıcı Fatih Ürek ve kamuoyunda Azer Bülbül olarak tanınan Sabutay Keskin, kokain ve uyuşturucu hap kullandıkları iddiasıyla hakim karşısına çıktılar.
Zeytinburnu Adliyesi'nde görülen davada, mahkeme heyeti görevsizlik kararı vererek, dosyayı İstanbul Adliyesi'ne gönderdi. Adliye çıkışında açıklama yapan Fatih Ürek, “Bu bir hataydı. Bundan sonra olmayacak. Ayrıca ceza gerektirecek bir suç olduğunu da sanmıyorum.” açıklamasını yaparken, Azer Bülbül “Uyuşturucu kullanmıyorum.” demekle yetindi. Murat Akan / İSTANBUL (cha)
Dayakçı kocaya 2 ay hapis
Samsun'da, eşini döven bir kişi 2 ay 20 gün hapse çarptırıldı.
Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan dünkü duruşmada, sanık Murat Alkan suçlamaları kabul etmezken, ayrı yaşadığı eşi Hatice Alkan ise kocasından davacı olduğunu tekrarladı. Doktor raporlarına göre, düşük doğuma dayağın sebep olmadığının belirlenmesi üzerine, Alkan, eşini dövmekten 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Murat Alkan, yaklaşık 3 ay önce, 6 aylık hamile eşi Hatice Alkan'ı döverek, 'düşük' yapmasına sebep olduğu gerekçesiyle yargılanıyordu.
Kaçaklar için özel kamyon
Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin kaçak operasyonunda, kaçakları taşımak için özel olarak kamyon kasası yaptırıldığı ortaya çıktı.
Üst bölümü kum ve çakıl yüklü olan kamyonun boş bırakılan alt bölümünde, 65 Iraklı ele geçirildi. Kaçaklardan Fuat Ahmet Abdurrahman 3 gündür yolculuk ettiklerini belirterek, "Oğlum ve eşimle birlikte, önce İstanbul'a, daha sonra Avrupa'ya gitmeyi hayal ediyorduk. Hayallerimiz bitti." dedi. Kaçaklar ve sürücüler, sorgulanmak üzere Bolu İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü.
'İnsan avcısı'na müebbet hapis
Kayseri'de, 7 kişiyi öldürdüğü, 4 kişiyi de yaraladığı iddiasıyla tutuklu bulunan ve polise verdiği ifadede kendisini 'insan avcısı' olarak tanımlayan Hamdi Kayapınar'a, Memiş Dinçaslan'ı 'gasp amacıyla öldürdüğü' gerekçesiyle ömür boyu hapis, gasp suçundan da 15 yıl ağır hapis cezası verildi.
Dün gizli yapılan duruşmada Kayapınar, olayları hatırlamadığını ve cinayetleri işlemediğini söyledi. Kayapınar, cinayetten ömür boyu hapse mahkum olduğu için gasp suçundan aldığı 15 yıl hapis cezasının 1 yılını hücrede geçirecek. Poliste, ilk cinayetini 14 yaşındayken kardeşini iple boğarak işlediğini açıklayan Kayapınar, öldürdüğü diğer kişileri 'av', gasp ettiği para ve eşyaları da 'av ganimeti' olarak gördüğünü belirtmişti. Diğer cinayetler için önceki gün de hakim karşısına çıkan Kayapınar, akıllı olduğuna dair Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden gönderilen raporu kabul etmemiş ve tedavi olmak istediğini söylemişti.
(Ersan Temizel / KAYSERİ (cha) )
Avukat Tuna davayı kazandı
Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen hakkında verdiği gıyabi tutuklama kararı hakkında demeç veren Avukat Hüsnü Tuna aleyhine açtığı davayı kaybetti.
Avukat Hüsnü Tuna, Yüksel'in geçtiğimiz yıl Fethullah Gülen hakkında 'Çete oluşturmak' iddiasıyla gıyabi tututkalama istemesi üzerine Hukukçular Derneği Başkanı olarak basın açıklaması yaptı. Tuna'nın bu açıklaması bir gazetede haber olarak çıkınca, Savcı Nuh Mete Yüksel, 20. 11. 2000'de avukatı aracılığı ile Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bir buçuk milyar manevi tazminat talebiyle dava açtı. Ancak, mahkeme geçtiğimiz ay verdiği kararla, Yüksel'in talebini reddetti.
(Birol Aydın / İSTANBUL (Zaman))
KOBİ'lerden Tantan'a teşekkür
KOBİ'ler kendilerine yönelik bir çalışma başlatan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a destek çıkıyor.
Ancak, esnaf ve sanatkarlar ile KOBİ'ler, İçişleri Bakanı Tantan'ın kendisine bağlı olan belediyelere yönelik bazı önlemler alması gerektiğine de dikkat çekiyorlar. "Tantan'ın KOBİ'leri kurtarma operasyonu" başlıklı haberimizden sonra gazetemizi arayan birçok esnaf ve sanatkar, belediyelerin yapmış oldukları faaliyetlerle kendilerini olumsuz etkilediğine yönelik şikayetlerini dile getirdiler. Günümüzde belediyelerin esnaflık ve işportacılık yapmaya soyunduğunu öne süren esnaf ve sanatkarlar, İçişleri Bakanı Tantan'ın bu gidişe bir "dur" demesi gerektiğini ifade ettiler.
(Erkan Acar / İSTANBUL (cha)
PŞK iddianamesi tamamlandı
Diyarbakır'da ortaya çıkarılan yeni terör örgütü "Partiye Şoreşa Kürdistan—Kürdistan Devrim Partisi—PŞK" üyesi 35 sanık hakkında Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianame tamamlandı.
Sanıkların "Kürdistan" adı altında bağımsız bir Kürt devleti kurmayı amaçladıkları belirtilen iddianamede, zanlıların, örgütün adını duyurmak amacıyla Türkiye genelinde sansasyonel eylemler yapma hazırlığı içerisinde oldukları ifade edidi. İddianamede, 9'u tutuklu 35 sanık hakkında 15 ile 22,5 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor.
Sıcaklar 40 dereceyi bulacak
Hava sıcaklıkları bugünden itibaren 6—8 derece artacak.
Buna göre, bugün ve hafta sonunda en yüksek hava sıcaklıkları yurdun iç kesimlerinde 30—35, güney bölgelerde ise 35—40 dereceye ulaşacak. Hafta sonunda kuzey kesimlerde görülecek sağanak yağış nedeniyle Marmara ve Karadeniz'de hava sıcaklığı biraz azalacak, ancak sıcak hava özellikle güney, iç ve doğu bölgelerde etkisini sürdürecek.
Yine kayıp çocuk
Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde, 4 yaşındaki Erkan Özdamar, önceki gün evinin önünde oynarken kayboldu.
Özdamar'ın bulunması için ilçe halkı güvenlik güçleriyle birlikte seferber oldu. Belediye hoparlöründen yapılan kayıp anonsları üzerine, polis ve jandarmanın arama çalışmalarına vatandaşlar da katıldı. Çalışmalardan sonuç alınamadı.
Minareden küfür
Kilis'in Elbeyli ilçesinde, aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan Abdulkadir Bozoğlu isimli kişiye caminin minaresine çıkarak küfür eden Ahmet Yıldırım (37) gözaltına alındı.
|