Memleketin a hâli
Herkesin, yerli yersiz sorduğu meşhur soruyu biz de tekrar edelim: "Ne olacak bu memleketin hali?" Bağımsızlığımızı ihale ediyoruz. Ülke genelinde sessizlik. Üniversiteler suskun. İşçi ve işveren kendi işinde. Öbür taraftan, rektörler maaşlarından şikayet ediyor. İşçi ve memur, kendi hakkını savunmak için yürüyor. Polis, hakkını aramak için yürüyen kendi vatandaşıyla karşı karşıya geliyor. Ekranlarda günde üç öğün bunları seyrediyoruz. Bakımsızlık ön plana çıkarken, bağımsızlık güme gidiyor.
Adamlar veya madamlar her şeyin en iyisine layık. Yaptıkları hep iyi oluyor. Banka soymalarına rağmen, en dürüst onlar. Bütün gayr—ı meşru hayat tarzları onları namuslu kılıyor. Üstelik bu hayat tarzını özendirici biçimde reklam ediyorlar. Bütün Hazine arazileri onların hizmetinde. Siyasetin kaymak tabakası onların emrinde. Onlar Batıcı olunca, güzel; başkası olunca 'kökü dışarıda' oluyor. Ellerinde bulunan sermayeyi kimse sormuyor. Nereden bulmuş, nasıl değerlendirmiş? Hiç birisi önemli değil. Ama sıradan vatandaşlar bir araya gelince, bütün spot ışıkları üzerine çevriliyor. Söyleyin bakalım 'Bu değirmenin suyu nereden geliyor?' diye soruyorlar. Ne yaptığınız hiç önemli değil. Sadece onların müsaade ettiği kadarıyla iş yapabilirsiniz. Başkalarının hırsızlığı, arsızlığı gayet sevecen, sizin başarınız, helal kazancınız tehlikeli. Doğru dürüst giyinmeniz bile rahatsız ediyor onları.
Onların dine, diyanete, mukaddesata küfretmeleri serbest. Sizin 'Allah razı olsun!' demeniz bile suç. O yüzden, çok tekrarlandığı için anlamını kaybetmeye başlayan "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusunu soruyoruz.
Vaz-geç
Kızılay Lions Kulübü toplantısına 'onur misafiri' olarak katılan ve toplantıda Lions Duası okuyup, ant içen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, burada yaptığı konuşmada, "Siyasetçiden vazgeçilemez!" dedi.
Önemli olan, bizim siyasetçilerden vazgeçip geçmememiz değil ki. Onlar bizden bir türlü vazgeçmiyorlar.
Şart şurt
Amerika, Kenya'ya para yardımı için bu ülkenin Devlet başkanı Daniel Arap Moi'nin Başkanlık süresinin uzatılmamasını ve daha fazla reform yapılmasını şart koştu.
Kenya'nın durumu daha kötü demek ki. En azından şimdilik, bize yardım için, kimi başkan yapmamız gerektiğini söylemiyorlar!
Aykırı eylem
Hafta sonu Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü üyelerinin bir eylemi vardı. Çevreciler tehlikeli madde taşıyan gemiler ile boğazı kirleten yük gemilerini protesto ettiler. Çok asil bir hareket. Ama ya eylem tarzları? İşte orada bir çift sözümüz var.
Boğazı kirleten gemiyi protesto etmek isteyen çevreciler, bir kuru yük gemisine çürük domates fırlattılar. Ama gemi bindikleri balıkçı teknesine o kadar uzaktan geçiyordu ki, çürük domateslerin hepsi denize düştü. Denizi kirletenleri protesto ederken kendileri denizi kirlettiler.
Maç 90 DAKİKA!
Milli Eğitim Bakanlığı, gelecek öğretim yılında okutulacak ders kitapları için yüzde 41 oranında zam yapılmasını önermiş. Peki bu rakam Yayımcılar birliği tarafından kabul edilmiş mi? Tabii ki hayır. Onların zam oranı isteği biraz daha yüksek.
Maaşlara yüzde 15, hizmetlere ve ürünlere yüzde 100 zam. Unutma Türkiye, maç 90 dakika. Son düdük çalmadan önce, daha kaç gol yiyeceğiz bakalım.
Tasdikname
Bartın İmam Hatip Lisesi'nde okumaya çalışan 64 kız öğrenciye tasdiknameleri verildi. Sebep ise, okulda öğrendikleri, dinlerinin emri olan başlarını örtmeleri. Okuldan atılma gerekçelerinde öğrencilerin derslere, irticai faaliyetlerin simgesi haline gelmiş türbanla katılmaları anlatılıyor.
Hani her fırsatta kız çocuklarını okutmadıkları için, gericilikle, yobazlıkla suçlanan aileler var ya, hepsinin kulakları çınlasın!
Çöl rüzgârı
Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Yrd. Doçent Aysun Uğur, ülke topraklarının yüzde 73'ünün şiddetli erozyon tehditi altında olduğunu söylüyor. Aysun Hanım'a göre Türkiye 55 yıl sonra çöl olma ihtimaliyle karşı karşıyaymış.
55 yıla ne gerek var. Bu hükümet 5 yıl iktidarda kalsın, eminiz, meseleyi kısa bir sürede hallediverir.
Basın bakalım
Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, hazırladıkları yeni Basın Yasası Tasarısı ile ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletileceğini, basın özgürlüğünün de bir iletişim hakkı olarak tanınacağını savundu.
Zaman'dan Mehmet Sakin'in bu konudaki haberini okudunuz. Yeni kanun ile, özellikle internete nasıl bir sansür getirileceğini gözler önüne seriyordu. İnternet ise bugünlerde düşüncenin en özgür olduğu yer.
Yeni basın kanunu gerçekten basın kanunu, ama internette düşünceye ve özgürlüğe (basın!) kanunu.
|