GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

01/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Marovitch ve mahkûm düşünürler

Önceki gün İstanbul DGM'de idik. Türkiye enteresan bir dönemeçten geçerken bu mekanda toplumun etkilenen insanlarımızdan bir kesimi ile hasbıhal etme imkanı bulduk.

Talimatla ifadesi alınanlar arasında Türkiye Katolik Cemaatleri Ruhani Reisler Kurulu Genel Sekreteri Georges Marovitch de bulunuyordu. Marovitch, konuşmalarıyla hayırsever dinamik vatandaşlarımızı motive ederek dünyanın dört bir yanında eğitimi dünya kalitesi yapan, ahlaklı, kültürlü, insani değerlerle barışık, hukuka ve inançlara saygılı insanların yetişmesinde tavsiyelerde bulunan ve bunun karşılığında ise neredeyse ihanet–i vataniye ile suçlanan Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında dinleniyordu. Basından da takip ettiğiniz üzere, marjinal bir kesimin hedef tahtasına koyduğu bu Büyük İnsan hakkında Marovitch, ''Fethullah Gülen, inançlar ve kültürler arası diyaloğa hizmet eden, barış ve sevgi insanıdır. O bütün dinlere açık bir şahsiyettir." diyordu.

Marovitch, bununla da kalmıyor ve; "O Katolik cemaatimizi çok etkiledi. Sevgi ve hoşgörü esaslarına dayalı gerçek İslamiyet'i onun sayesinde tanıdık." sözleriyle bazılarımızı insafa davet ediyordu.

Evet el insaf..

Çıkışta Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz ve dış haberler yazarı Mustafa Özcan ile karşılaşıyoruz. Sebebini sorunca "Deprem İlâhî ikazdır" dedikleri için açılan davalar nedeniyle duruşmaya geldiklerini belirtiyorlardı. Daha önce de Mehmet Kutlular Ağabey bundan dolayı hapse mahkûm edilmişti.

Sadece bununla da kalınmadı, gazetenin usta kalemlerinden Şaban Döğen, Sami Cebeci, Abdil Yıldırım ve Cemil Tokpınar da 1 yıl 8'er ay hapis cezasına çarptırıldılar. Hırsızlığa, arsızlığa, ahlaksızlığa insanları teşvik etmemiş, hiç kimsenin hiçbir hakkına zerre miktar göz dikmemiş, sadece 'Deprem İlahi ikazdır' diyerek bu konuda görüşlerini dile getirdikleri için cezalandırılan ve toplumun aydınlık geleceğine kendilerini adayan bu insanlarımıza sabır diliyorum.

Yargıya bir sözümüz yok, önlerindeki kanuna göre hüküm veriyorlar. Ancak yasamada bulunan zevat, bu kanunları çıkararak veya değiştirmeyerek fikrini açıklayan insanları demir parmaklıklar arkasına koymakla ülkemizin hangi sıkıntısına çözüm bulmayı düşünüyor acaba?

Yazarları, dava adamlarını, düşünürleri, aydınları cezalandırırsak, bu türlü uygulamaları 'Demokles'in kılıcı' gibi ceza dışında kalmış insanların başında sallandırırsak üretken insanlarımızı düşünme kabızı yapmış olmaz mıyız? Fikirsiz bir toplum düşüncesi bile oldukça gülünç olmuyor mu?

Dünyada fikirlere değer verilip, teşvikler yapılırken bizdeki bu tip uygulamaların amacını bilen varsa lütfen söylesin de dünyaya rezil oluyorken verecek mantıklı bir cevabımız olsun.

Şimdi bütün bu mağduriyetler, tartışmalar yetmezmiş gibi şimdi de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanının kime hizmet ettiği bilinmeyen bir uygulaması ortaya çıktı.

'Kuran'a Karşı İstiklal Marşı' adlı yazısında Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanının uygulamalarıyla ilgili olarak

"Sayın Osman Zümrüt Öğrenciler de 'ulusal bilinç' yaratmak istediğini, hedefinin 'devletiyle milletiyle barışık' öğrenciler yetiştirmek olduğunu söylüyordu. Oysa bir insanı, devletine düşman etmenin, dinle devleti karşı karşıya getirmenin ve 'din düşmanı devlet' kanısını pekiştirmenin bundan âlâ yolu bulunamazdı. Tanrı devleti böyle görevlilerden; İslamiyet'i de böyle ilahiyatçılardan korusun..." sözlerinin sahibi Gülay Göktürk sizce de haksız mı?




Cengiz Optik'e teşekkürler

Bu köşede hep şikayetleri dile getiriyor ve anlaşmazlıkları çözmeye çalışıyoruz. Zaman zaman ise örnek davranış sergileyen insanlarımızın da taltif edilmesi gerektiğine inanıyoruz. İşte bunlardan biri; "Biz hep itilip, kakılmaya, her fırsatta kandırılmaya alışmışız Dolayısıyla olumlu şeylerle karşılaşınca şoka giriyoruz." diyen Levent Büyük, karşılaştığı olayı şu şekilde dile getiriyor: " 26/05/2001'de yarım çerçeve olan gözlüğümün çerçevesi, kol ile camın birleştiği yerden kırıldı. Cengiz Optik'i aradım, durumu anlattım. Bana 'Ankara'da Top Ten bayii herhangi bir gözlükçüye girin, onlar size yardımcı olur' dediler. Ben Samsun'u aramadan Ankara'daki birkaç gözlükçüyle görüşmüştüm, yardımcı olmadılar. Cengiz Optik 'O zaman Samsun'a bize gönderin, biz halledelim' dediler. Aynı gün kargoya verdim ve bir sonraki gün kırık olan gözlüğüm yenisiyle değişmiş olarak bana geri gönderildi. Cengiz Optik'e teşekkür ediyorum..."

Biz de dürüst çalışan ve müşteri memnuniyetini ön planda tutan bütün esnafa teşekkür ediyoruz.



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.