Ulusal istihdam politikası
İşçi, işveren, esnaf ve hükümet temsilcilerinden oluşturulan "Ulusal İstihdam Politikasını Belirleme Komisyonu" işsizlik ve istihdam sorununu masaya yatırarak rapor hazırladı.
Türkiye İş Kurumu'ndan beklentiler çok; ancak kuruma para veren yok. İş ve emek piyasaları yönünden gelişmiş ülkelerdeki iş kurumlarının bütçeleri GSYİH'nin ortalama yüzde 1—3 arasında değişirken, İŞKUR'un bütçesi böyle bir oranlama yapmayacak kadar küçük. Kurumun 2001 yılı bütçesi yalnızca personel ücreti ödemesine yetecek büyüklükte. İŞKUR'a kanunla verilen görevleri bile yerine getirebilmesi için genel bütçeden her yıl yeterli ödenek ayrılması gerekiyor.
Maddi sıkıntı içinde hizmet üretmeye çalışan Türkiye İş Kurumu'nun I. Genel Kurulu'nda "istihdam"ın geliştirilmesi için önemli çalışmalar başlatıldı. Türkiye'de ilk kez "ulusal istihdam politikası" oluşturmak için ciddi bir adım atıldı. İşçi, işveren, esnaf ve hükümet kanadının katılımıyla oluşturulan "Ulusal İstihdam Politikasını Belirleme Komisyonu" işsizlik ve istihdam sorununu masaya yatırarak rapor hazırladı. Komisyon raporunda, işsizliğin faturası küreselleşmeye kesilerek, "Küreselleşme sürecinin olumsuz sonuçlarının en aza indirilmesi açısından, işgücü piyasalarının geliştirilmesi ve modernleştirilmesi büyük önem kazanmaktadır." denildi.
KOBİ'ler istihdam yuvası
KOBİ'lerin istihdamı, toplam istihdamın ABD'de yüzde 56,6'sını, Almanya'da yüzde 64'ünü, Japonya'da yüzde 81,4'ünü, Türkiye'de ise yüzde 56'sını oluşturuyor. Bundan dolayı raporda, gelişmiş ülkelerin üreticiliği, girişimciliği ve KOBİ'leri desteklemek için başta risk sermayesi olmak üzere birçok teşvik tedbirlerinin uygulandığı; risk üstlenerek yenilik yapan, yeni ürünler meydana getiren girişimcilere finansman desteği sağlandığı kaydedilerek, istihdam sağlayan ve yenilik yapan KOBİ'lere çeşitli teşvikler verilmesi istendi.
İşgücüne katılım düşük
Türkiye'de işgücüne katılma oranı, AB'ye göre çok düşük. AB'de işgücüne katılım yüzde 62'leri bulurken, Türkiye'de bu rakam yüzde 46'lar civarında. AB, işgücüne katılım oranını 2010 yılında yüzde 70'e çıkarmayı hedefliyor. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü Dr. Necdet Kenar'ın 2010 yılı hedefi ise, yüzde 60'tı. Ancak işçi, işveren, esnaf temsilcilerinin karşı çıkması üzerine raporda "Bu oranların artırılarak dünyadaki çağdaş düzeylere gelmesi hedeflenmektedir." gibi muğlak bir ifadeyle geçiştirildi.
Raporda, "İşsizlerde 'sosyal dışlanma' diye tanımladığımız toplum dışına itilme, kendini o toplumun bir parçası olarak görmeme gibi bir eğilim söz konusudur. Bu da işsizliğin yoğun olduğu bir ortamda sosyal barışın sürdürülmesini zorlaştıracaktır." denilerek işsizlerin sokaklarda pimi çekilmiş bomba gibi dolaştığına dikkat çekildi.
İşsizlik önlenebilir
Türkiye'deki kaçak yabancı işçi sayısının 1 milyon olduğu tahmin ediliyor. DİE verilerine göre ise, Türkiye'de 2000 yılında 1 milyon 451 bin açık işsiz bulunuyor. Yasal önlemler alınarak yabancı kaçak işçilik önlenirse açık işsizlik önemli ölçüde azalabilecek. Buna, Türkiye'den değişik nedenlerle Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere kaçan yerli sermayenin oluşturacağı 450 bin kişilik istihdam da eklenirse işsizlik büyük ölçüde problem olmaktan çıkıyor. Geriye sürdürülebilir büyümeyi sağlamak, verimliliği artırmak, asgari bürokrasiyi gerçekleştirmek, kamu personel reformunu yapmak kalıyor. "Ulusal İstihdam Politikasının Belirlenmesi Komisyonu"nun uzlaşma sağlayamadığı konuların başında ise iş güvencesi geliyor. Raporda, "İş güvencesi düzenlemesi yapılacak; ancak sosyal tarafların çekinceleri saklı kalmak kaydıyla." deniliyor.
İstihdam bakanlığı
Rapora göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kaldırılarak, yerine 'Çalışma ve İstihdam Bakanlığı' kurulması öneriliyor. Yine 'meslek standartları kurumu' oluşturulması teklif ediliyor.
"Türkiye İş Kurumu'ndan Beklentiler ve Yapılması Gerekenleri Belirleme Komisyonu Raporu"nda ise kurumun yurtiçinde DPT, DİE, yurtdışında ise AB, Dünya Bankası, Avrupa Eğitim Vakfı gibi kurumlarla işbirliğine gitmesi isteniyor. Teklifler arasında, küçük ve organize sanayi bölgelerinde meslek danışma merkezleri kurulması, il istihdam kurulları ile kurum arasında işbirliği sağlanması, Meslek Standartları Sınav ve Belgelendirme Sistemi'nin oluşturulması bulunuyor. (Şahin Ali Şen)
İyi bir dinleyici misiniz?
Eğitim sistemimizde dinlemenin üzerinde yeterince durulmuyor.
İyi bir dinleyici olmanın, çevreyle iletişim kurmada ön koşul olduğu; ancak Türk eğitim sisteminde öğrencilere doğru, açık ve güzel konuşma konusunda yetenekler kazandırılırken, dinleme alışkanlığı üzerinde yeterince durulmadığı belirtildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Türkoğlu, konuşma ve dinlemenin iletişimin birbirini tamamlayan öğeleri olduğuna işaret etti. Türkoğlu, "Aile toplantılarımızda, tartışmalarımızda ve günlük alışverişlerimizde iletişim kuramamamızın nedeni dinleme bakımından hazırlıksız ve yetişmiş olmamamızdır." dedi.
Eğitimin amaçlarından birisinin öğrencilere doğru, açık ve güzel konuşma konusunda yetenekler kazandırmak olduğuna dikkati çeken Türkoğlu, şunları söyledi: "İlköğretimden itibaren öğrencilere eğitim—öğretimin yanı sıra sabırla dinleme alışkanlığı da kazandırılmalıdır. Ancak, ilköğretimden yüksek öğretime değin nedense dinleme alışkanlığı üzerinde durulmaz. İlköğretimde Türkçe dersinin amaçlarından birisi öğrencilere dinleme alışkanlığı ve zevkinin kazandırılması olmalıdır."
Önce dinleyin
Güzel konuşma ne kadar önemliyse dinlemenin de en az o kadar önemli olduğuna dikkati çeken Türkoğlu, "İnsan ilişkilerinin çoğu anlatma ve dinlemeye dayanır. Bu nedenle aileler ve eğitimciler dinleme konusunda çocuklara örnek olmalıdırlar." dedi.
Türkoğlu, ailelere ve eğitimcilere önerilerde de bulunarak, "Önce dinleyin, sonra dinlemeyi bekleyin. Çünkü, iyi bir dinleyici olmayan, başkaları tarafından dinlemeyi de beklememelidir." diye konuştu.
Yolsuzlukla mücadele KONFERANSI
İyi yönetim ve yolsuzluklarla mücadele konusunda, 19 Haziran'da Ankara'da, uluslararası bir konferans düzenlenecek.
İyi Yönetim ve Yolsuzluklarla Mücadele Yönlendirme Komitesi ve Dünya Bankası tarafından ortaklaşa düzenlenecek olan konferansın açılış konuşmasını, Dünya Bankası'nın Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa Bölümü'nden sorumlu Başkan Yardımcısı Johannes Linn yapacak.
Konferansa, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası kuruluşlar ile Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarından yolsuzluklarla mücadele konusunda uzmanlar katılacak. Konferansta, yolsuzluklarla mücadele ve iyi yönetim konusunda en başarılı örneklerden biri olan Hong Kong yönetimi ele alınacak.
Dünya Bankası, üye ülkelerdeki yolsuzluklarla mücadele ve iyi yönetimin güçlendirilmesi konusuna destek veriyor.
Haftanın kitabı
Üniversite sınavına çok kısa bir zaman kalmasına rağmen, bu sınava girecek olan adaylar için bir kitap önerimiz var.
Başarı Kılavuzu, uzun yıllar eğitimcilik yapan Hüseyin Tobi tarafından hazırlanmış. Yazar, bir öğrenciye gerekebilecek birçok çalışma ve öğrenme stratejisini kitaba almış. Öğrencinin nasıl daha verimli ders çalışması gerektiğinden öğrenmeyi öğrenmeye; beynin çalışma sisteminden düşünme yöntemlerine kadar birçok konuya temas ediyor. Kitap, sadece üniversiteye hazırlananlara hitap etmiyor. Orta öğretim öğrencileri de uzun dönemli çalışmalar için kitaptan fazlasıyla yararlanabilirler.
Kitap, Güvender Yayınları (0212 519 39 33) arasında çıktı.
|