GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

04/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Bülent KORUCU

Manzara

Çek bir RTÜK, despot olsun!

Ocak ayında dünya medyası bir televizyonu ve çalışanlarını konuştu. Çek devlet televizyonu çalışanları, siyasilere, özellikle de iktidara yakın durduğu ve tarafsız kamu yayıncılığına zarar vereceği suçlamasıyla Jiri Hodac'ın genel müdür yapılmasına karşı çıkmışlardı.

Haftalar süren eyleme halktan büyük destek gelmiş ve on binler sokağa dökülmüştü. Hodac'a 'sağlık nedeni ile' istifadan başka çare kalmamıştı.

Bizdeki devlet televizyonunun aslında 'hükümet kanalı' olmasını yeni yeni sindirirken, şimdi de özel kanallar aynı muameleye maruz kalmak üzereler. İşin acı yanı yüksek maaşlı 'prens gazeteciler' de oyunun içindeler.

Radyo Televizyon Kanunu tartışmaları önümüzdeki haftaya da damgasını vuracak. Her tasarı gibi bunun da olumlu ve olumsuz yanları mevcut. Mesela, sermayenin şeffaflaşması adına hülleyi mecbur kılan maddenin düzeltilmesi bence doğru. Fiilen uygulanmayan maddeyi, devekuşu taklidi yaparak görmezden gelmenin mantığı yok. Ayrıca yerel yayıncılıkta uygulanması imkansıza yakın zor.

Fakat tasarıdaki neredeyse tek doğru düzenlemeyi savunurken serdedilen argümanlar yanlış. Bu vesileyle gözden kaçırılan maddeler ürkütücü. Değişiklik tek maddeden ibaretmiş gibi, sadece şeffaflık üzerine yığınak yapılıyor. Televizyon Yayıncıları Derneği ve Bakan Rüştü Kazım Yücelen tasarının yalnızca bu maddesini savunabiliyorlar. MHP de desteğini fısıltı halinde böyle gerekçelendiriyor.

Tartışma bu maddede yoğunlaştırılarak, 29. madde gözden kaçırılıyor. Kamu ihalelerine giriş yasağının kalkmasıyla ortaya telafisi imkansız şekilde haksız rekabet çıkacak. Bu eleştirilere cevap olsun diye taslağa konan, 'şahsi menfaatleri için kullananların cezalandırılması' bahsinin yaptırım gücünü tartışmaya gerek var mı? Bugün yasağa rağmen ihale alan ve herhangi bir yaptırımla karşılaşmayanların ihlallerini, yarın kim yakalayıp, nasıl cezalandıracak?

Bir başka masal da şöyle: Televizyonların reklam pastası 400 milyon dolar, harcanan para ise 800 milyon dolar. Aradaki fark, kara paradan ve illegal yollardan karşılanıyor. Şeffaflık gelecek dertler bitecek! 800 milyon dolarlık harcamanın ne kadarı gariban yerel televizyonlara ve idealist bir avuç gençle, ilkel sayılabilecek şartlarda yayın yapan ulusal kanallara ait? Yoksa anchormanları milyon dolarla transfer olup, on binlerce dolar maaş alan, dev binalar yapan ve bugün yeni tasarıyı savunanların bir itirafı ile mi karşı karşıyayız?

MHP'nin hoşuna gidecek bir madde daha var; 312. madde kapatma gerekçesi sayılacak. Bu yumuşak karnı iyi tespit eden TVYD, bildirisinde şu ifadelere yer veriyor: "Bazıları ülke güvenliğini, bütünlüğünü ve demokratik, laik cumhuriyeti tehdit edebilecek rejim aleyhtarı yayın yapma olanağına kavuşmuşlardır." Tanımsız, ne tarafa çeksen gelir suçlamaların zararını en iyi bilmesi gereken Dernek Başkanı Nuri Çolakoğlu, bu argümanı kullanmakta sakınca görmüyor.

RTÜK'ün siyasallaştığını savunanlar da göz boyuyorlar. Zira siyasallaşmanın en az zararlısı parlamento eliyle olandır. Seçme hakkı hükümete verilerek, siyasallaşma nasıl engellenecek anlayamıyorum.

Altyapısını ağırdan alarak, maliyetlerini tahammülü zor seviyelere çekerek engelleyemedikleri internet hakkında düşünülenler ise cabası. Sorumsuz ve denetimsiz yayına önlem alınması makul görülebilir. Devlet, gelişmesine destek olmadığı, kişilik kazanması için çaba sarf etmediği sektörü, yine cezalandıracağı zaman hatırladı. Sektör ve kullanıcı, zararlıya karşı ortak bilinç geliştirip, gönüllü denetim sağlamadıktan sonra, devletin yapacağı 'kör tuttuğunu öper'den öteye gidemeyecektir.

Haber alma özgürlüğümüz, siyaset, bürokrasi ve sermayenin insafına terkediliyor, farkında mısınız?


b.korucu@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

24/ 01/ 2001... Anayasa kapışmasında kim haksız?
19/ 03/ 2001... Erzurum yeniden nasıl kurtulur?
02/ 04/ 2001... Koltuk sevdası
09/ 04/ 2001... Siyasal kriz senaryoları
23/ 04/ 2001... Gündeme kısa değinmeler
30/ 04/ 2001... Din elden gidiyor mu?
07/ 05/ 2001... Denetleyemeyen parlamento
14/ 05/ 2001... Süt anne ve biberon
21/ 05/ 2001... İtalya seçimlerinden bize dersler
28/ 05/ 2001... Toplum sivil de kanunlar değil


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.