Ulukışla'dan Anadolu'ya
Kampanyalar hayatımızın bir parçası haline geldi. Yine ve yeniden Anadolu yollarındayız. Bu seferki durak İç Anadolu. Niğde, Karaman, Ereğli ve Konya hattında bir kez daha, halleşip dertleşerek, bütüne ulaşma ve bir olmaya çabalıyoruz.
Gidenler de memnun, karşılayanlar da... Gözlerdeki ışıltı, gönüllerdeki heyecanla buluşunca sohbetlere ayrı bir güzellik siniyor. Geçmiş ve gelecekte zamanı yakalamaya, zamanın problemleriyle ZAMAN'ı anlatmaya, ilden ile, mekandan mekana geçen koşuşturma içinde zamanı en tasarruflu şekilde kullanmaya ve sorularla bunalan zihinleri aydınlatmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce...
Kriz sohbetlerin ana mevzuu... 'Ne olacak?' endişesi ve 'Kim, nasıl düzeltecek?' soruları her zihne sinmiş durumda. İşin başa düştüğü, kurtarıcı beklemek yerine kurtarmak için bizzat çabalamak gerektiği kanaati ise daha bir kuvvetle seslendiriliyor. Fertlere bel bağlayanlar olsa da, toplu düşünenler daha büyük bir yekun tutuyor. "Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır." sözlerinin ifade ettiği değişmeyen gerçek daha bir anlaşılır olmuş. Ümit, ümitsizliğin düştüğü bataklıktan boy uzatıyor, gonca veriyor. Bugünün garipliğine karşılık, yarın Anadolu'nun o muhteşem enginlikteki bağrında adeta bir anne şefkatiyle korumaya alınmış gibi... Bu vesileyle bizler de, Ekrem Dumanlı'nın, kartal bakışlı'dan naklen, çok güzel vurguladığı azim, irade ve güven dolu cümleyi daha bir cesaretle söylemeye başlıyoruz: "Allah bu memleketi sahipsiz bırakmayacak!"
RÜZGÂRA KAPILMAYAN YAYINCILIK
Son zamanlarda manşetlerimiz dikkatlerinizi çekmiştir. Ankara'nın bitmek tükenmek bilmeyen kısır çekişmelerini ikinci plana aldığımızı sizler de fark etmişsinizdir. Yürütmenin yargıyı takmamasını, insanımızın neden vergiden kaçındığını, onca genelgeye rağmen hayata geçirilemeyen tasarruf komedisini dikkatlerinize sunduk. RTÜK yasa tasarısının herkesi ilgilendiren ürkütücü boyutlarını tüm detaylarıyla manşetlerimize taşıdık. İsimlere takılan yolsuzluk olaylarında "canbaza bak" diyenlere aldırmadan yeni bir bataklık olan mazottaki kirli oyuna vurgu yaptık. Hem RTÜK, hem de Doğu ve Güneydoğu'yu komple ilgilendiren mazot haberlerimiz büyük yankı uyandırdı. Bilhassa mazot haberlerine çok olumlu tepkiler aldık, dertlerine tercüman olduğumuz on binlerce insanımızın memnuniyeti ve hayır duası bizlere de büyük moral verdi. Bu vesileyle bize bu mutluluğu yaşatan arkadaşlarımız Mustafa Özge, Turhan Bozkurt, Hakan Yılmaz, Erkan Acar, Murat Aydın, Ahmet Bıyık ve diğerlerine teşekkür ediyorum.
GERÇEKTEN FARKLI GAZETE
Daha önce çok satan bir gazetede yayın yönetmenliği yapan, şimdilerde ise yine çok satan bir gazetede köşe yazarı olarak gazeteciliğe devam eden mesleğin saygın isimlerinden bir kişinin ZAMAN için söylediği çok anlamlı cümleyi de sizlerle paylaşmak istiyorum: "Siz gerçekten farklı bir gazetecilik yapıyorsunuz. Pek olaylara karışmıyor gibi duruyorsunuz; ama uzun vadede çok iyi tavır koyuyorsunuz. Ve duruşunuz çok sağlam."
Sevilmek herkesin hoşuna gider. Sevdiğiniz şeyin, başkaları tarafından da sevilmesi ise çok daha hoştur. Gazetemizin artan bir oranda sevilmeye ve okunmaya başladığını abartıya kaçmadan söyleyebilirim. Yıllardır sürdürülen sabrın meyve verdiğini görmek ve anlaşıldığını hissetmek gerçekten güzel. Gittiğim sohbetlerde "ZAMAN'ın hangi gazeteye benzemesini istersiniz?" diye soruyorum. "Size örnek gösterilecek bir gazete yok, siz kendi örneğinizi kendiniz oluşturacaksınız, ki sizden sonrakilerin örneksiz kalmaması için..." diyen uzmanı haklı çıkaracak bir sessizlik, cevap olarak önümüze konuyor.
ZAMAN'IN SINIRLARI ÇİZİLEBİLİR Mİ?
Bu vesileyle bana geçtiğimiz hafta yukarıdaki başlıkla Kazakistan'dan gelen bir maili sizlerle paylaşmak istiyorum.
"Elbetteki hayır. Henüz çocukluğumda babamın yeni kardeşiniz diyerek tanıttığı ZAMAN diğer kardeşlerim içinde en vefalısıydı. Büyüdüm... Okumak için gittiğim her yerde o yanımdaydı. Ben ülkemden binlerce kilometre uzağa giderken annemin gözyaşları bile arkada kalmıştı. Yapayalnız kalacağımı hissettiğim an ZAMAN'ım yine yanımdaydı. Şekli şemali değişmişti; ama ruhuyla-hissiyatıyla hep aynıydı. ZAMAN'ın buralarda nelere vesile olduğunu bilseniz, ZAMAN için konuşmanın, onu anlatmanın zorluğunu bir kez daha, bir kez daha yaşardınız.
Ülkemize ait konuları büyük bir titizlik ve sadelikle ifade eden ZAMAN, Türkiye'mizin tanınmasında çok büyük roller oynuyor. Okuduğum üniversitede profesörler "Türkiye'nin gazetesi" olarak adlandırıyor ZAMAN'ı... Daha sonra kendi memleketlerine ait her türlü meseleye sahip çıktığından dolayı, konusuna göre ödevler veriyorlar ZAMAN'ın sayfalarından. Gurbette iki kelime ağzımdan dökülürken, gözlerimle ortaklık yapar, heyecanlanır, bambaşka bir hissiyata bürünürüm. Birincisi, hasreti yüreğimde coşkun "VATAN", ikincisi ise kağıttan bir sine "ZAMAN"!.. Ülkemizin zor durumlar yaşadığı bu dönemlerde dürüstlüğünüzden taviz vermediğiniz için tebrikler, başarılar sizlerle olsun..." Sümeyra Avcı-ALMATI
Daha güzel ZAMAN'larda buluşmak dileğiyle...
m.cebi@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
02/
04/
2001...
Günler baharı soluklarken
09/
04/
2001...
Sabıra ihtiyaç var
16/
04/
2001...
Bu kampanya tuttu
23/
04/
2001...
En çok satan beşinci gazete
30/
04/
2001...
Hızını almış küheylan gibi...
07/
05/
2001...
Kadınlara hitap etmek
14/
05/
2001...
Aile genişliyor
21/
05/
2001...
Gazetecilik sorgulanırken
27/
05/
2001...
F.Bahçe bayramı
28/
05/
2001...
Gazeteyle hizmet etmek
|