GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

07/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HAYAT 


Yıkılan umuttu!

8 ailenin yaşadığı gecekondular belediye tarafından yıkıldığında insanları ayakta tutan umutlar da yıkılmıştı. Şimdi onların sığınacakları evleri yok.

Onları akşam televizyonda izlediniz belki. Şişli Belediyesi'nin gecekondularını görüntü kirliliği gerekçesiyle yıktığı insanlardan bahsediyoruz. Her zamanki sıradan bir olay gibi duygularımızda bir değişim hissetmedik. Nitekim o gece yağmur yağdığını kaçımız hatırlıyor şimdi. Akşam karanlığı çöktüğünde sokakta insanlar birer birer çekildiği bir saatte yağmur da İstanbul'da hızını artırmıştı. Ve geceyi dışarıda geçirmek zorunda olan 8 aile vardı İstanbul'da. Süngeri bile olmayan demir divanın üzerinde yatan 70 yaşındaki Bahri Demirci'den kimin haberi olabilirdi ki!

Şişli Merkez Mahallesi Sıracevizler Caddesi'ndeki 7 gecekondunun yıkım sebebi görüntü kirliliğiydi. 1960 yılından beri bölgede yaşadıklarını anlatan gecekondu sakinleri kirlilik konusunda belediyenin kendilerinden çevre düzenlemesi yapmalarını istediğini belirtiyorlar. Gecekonduların bulunduğu şahıs arazisi üzerinde gecekondu sakinleri ellerinden geleni yapmaya çalışmışlar.

Geçimleri olan hurda ve kağıtları düzenlemek için borç paralarla kiremit tuğla almışlar. Ama yıkımla karşılaşınca şoke olmuşlar. Onlar şimdi, "Bizleri görüntü kirliliğini bahane ederek kapı önüne atanlar bu sefil halimizi görsünler. Nasıl bir vicdan kirliliğine sebep olduklarını bilsinler." diyorlar.

Cevat Toker 24 senedir tek başına, Tuncay Güler 25 senedir 7 nüfusuyla bölgede oturuyor. Şişli Merkez Mahallesi Muhtarlığı'na kayıtlı gecekondu sakinlerinin bir kısmı çaresiz, tanıdıklarının yanına giderken bir kısmı da hâlâ umutsuz bekleyişlerini sürdürüyor. Su hariç telefon, elektrik hizmeti alan ve 1964 yılından beri emlak, çöp dahil vergilerini ödeyen gecekondu sakinleri, işgal ettikleri arazi sahibi tarafından değil de belediye tarafından oturdukları yerden çıkartılmanın mağduriyetini yaşıyorlar.

Şişli Belediyesi yetkilileri, yıkım gerekçesini "Yıkım, İmar Kanunu'nun 40'ıncı maddesine göre yapıldı. Bu madde çevrenin görüntüsünü bozan yapıların kaldırılmasını içeriyor. Biz, bireyleri değil toplumu düşünüyoruz. Ayrıca bu vatandaşlara kısmen de olsa yardım edeceğiz." sözleriyle açıklarken bu insanlara hâlâ bir el uzanmış değil.

Öte yandan, belediye yetkililerinin "Burayı kamulaştıracağız, çocuk parkı yapacağız." şeklindeki açıklamalarına rağmen yıkım olan bölgenin kenarında bulunan otoparkın şimdiden yıkım olan yerleri doldurarak yerini genişletmeye çalışması dikkat çekiyor. (Altan Cankut / İSTANBUL (Zaman))




Bizim bir GAP'ımız vardı!

Hani onlarca tören, yüzlerce haberini yaptığımız krizlerin, yolsuzlukların, hortumların unutturduğu bir GAP projemiz vardı bizim. GAP'ın bitmesi için yıllık 2 milyar dolar gerekli. Şimdiki hedef 2010.

Törenler, temel atmalar, açılışlar ve bölgeye atılan umut tohumları. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) yıllarca süren ve siyasilerin bir numaralı odağı olan büyük bir proje. Kaynak sıkıntısı yüzünden bitim tarihi sarkan GAP'ta son hedef 2010. Ancak bu tarihe kadar bitebilmesi için yılda en az ortalama 2 milyar dolara ihtiyaç var. 32 milyar dolarlık projede şimdiye kadar 14 milyar dolar harcandı. Bunun 2.1 milyar doları dış kredi. Mutlu sonu görmek, harcanandan daha fazla kaynak bulunmasına bağlı. Mutlu bir azınlık hariç 7'den 70'e bütün Türkiye halkını etkileyen soygunun büyüklüğünü daha iyi anlamak için, "Güneydoğu Anadolu'yu tarıma dayalı ihracat bölgesi" haline getirmesi düşünülen GAP'ın tamamlanması durumunda erişilmesi hedeflenen rakamlara bakmak kafi.

32 milyar dolar yatırım tutarlı GAP bittiğinde Türkiye toplam su potansiyelinin % 28.5'i kontrol altına alınacak ve 27 milyar kilovat saatlik hidroelektrik enerjisi elde edilecek. Bu gerçekleştirilebilir elektrik enerjisi potansiyelimizin yüzde 22'si demek. Çukurova'nın 4 buçuk katı olan 1.7 milyon hektardan fazla arazi sulanacak. Bu rakam ülke genelindeki ekonomik olarak sulanabilir toplam alanın yüzde 20'si ile şimdiye kadar devlet eliyle sulanan araziye denk.

GAP'ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyeliyle bölgedeki ekonomik hasıla 4 buçuk misli artacak.

910 milyon nüfusa ulaşacak bölgede yaklaşık 3.5 milyon kişiye istihdam sağlanacak. (Emin Akdağ / İSTANBUL (Zaman))




Başkanı faka bastırdılar

Kanal 7'de yayınlanan şaka programı Fatih Belediye başkanı Eşref Albayrak'a sahte devlet başkanı karşılattı. Bir Afrika ülkesinin devlet başkanı olan Çetin Çiftçioğlu sahte tercüman da kullandı.

Kanal 7'de yayınlanan "kamera şakası" ekibi bu sefer Fatih Belediye Başkanı için mini bir oyun hazırladı. Profesyonelce yapılan oyunda kendisini bir Afrika ülkesinin Devlet Başkanı sıfatıyla tanıtan programın yapımcısı Çetin Çiftçioğlu, Fatih Belediyesi'ne gelişinde, Başkan Eşref Albayrak ve başkan yardımcıları tarafından karşılandı. Yüzünü siyaha boyayarak, fötr şapka ve siyah bir gözlük takan Çetin Çiftçioğlu, ellerine aldığı iki mızrakla belediye önünde şov yaptı. Yanında tercümanı ile gelen sahte Devlet Başkanı belediye yetkililerini ülkelerinde özgü selamla selamladı. Burada gerçekleştirilen şovda oynayan ve çevrede çalışanları da oyuna davet eden Çetin Çiftçioğlu ve ekibi, şov sonrasında olayın bir kamera şakası olduğunu açıklayınca, başkan ile yanındakiler kahkahaya boğuldular.

Nihat Gasgar / İSTANBUL(cha)




Dinleyin, hikayeniz anlatılıyor!

Dinleyin, hikayeniz anlatılıyor!

Siz bir hikayeyi yaşıyorsunuz şu an, herkes bir hikaye yaşıyor ve kalemi kuvvetliler yaşamakla kalmayıp kağıtlara döküyor yaşanan ve yaşanacak olan tüm hikayeleri. Sokağa her çıkışında zihninin ağlarına bir hikaye olsun takılmadan eve dönmeyen Fatma Karabıyık Barbarosoğlu onlardan biri işte; yaşadığı serüvenin hiç farkında olmayan ve eşe dosta anlatacak küçücük bir hikayesi bile olmayan insanlar adına üzülen bir hikayeci.. "Hikaye merhemdir. Usul usul geçer yaraların üstünden. Görmediğin her hikaye sana uzak. Dinlemediğin her söz yarım. Sen de azalacaksın biraz. İdrak etmeden yaşadığın zamanlar beklemez seni hiçbir yerde. Yaşanmıştır yaşanıldığı fark edilmeden. Oysa sadece yaşadıklarından dolan sandıklardır bütün zenginliğin." diyen Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, İz Yayınları'ndan çıkan 'Senin Hikayen' adlı öykü kitabında çoğu kendi gözlemlerinden yola çıkarak yazdığı hikayeleriyle insanın tüm hallerine tanık ediyor bizi. Hikayeler o kadar bizden, o kadar bizi anlatıyor ki, biraz da kendi hayatımızı anlamak, kendimizi anlamak için okumak gerekiyor Barbarosoğlu'nun kitabını.. 'Senin Hikayen' ne de olsa hepimizin hikayesi..

Ülkü Özel Akagündüz / İSTANBUL




Bir rüya kitap yazdırdı

Bir rüyadır onu bu yola sevk eden. Ali Afşaroğlu tam 19 yılını verir. Ve bugün Eshâb-ı Kehf'le ilgili geniş bir çalışması artık okuyucuyla buluşmaya hazır.

Her şey bir rüya ile başlar. Ali Afşaroğlu, rüyasında Kur'an-ı Kerim'de Kehf Suresi'nde zikredilen ve yedi uyurlar diye bilinen Eshâb-ı Kehf'le rüyasında sohbet eder ve bir mağaranın önündeki yedi şerefeli minarenin yedinci şerefesinden ikindi ezanını okur. Ve Eshâb-ı Kehf'le beraber Mekselina isimli gencin imamlığında ikindi namazını kılarlar. Bu anlamlı rüyanın yorumunu yapan bir hoca efendi, Afşaroğlu'na Eshâb-ı Kehf Mağarası'nın yerinin Afşin olduğunu ve bu beldenin ziyaret edilmesi gerektiğini ve bunun insanlara ilan edilmesi gerektiğini söyler. Bunun için kolları sıvayan araştırmacı yazar, halen Afşin'de Eshâb-ı Kehf Mağarası'nın önünde bulunan ve 1547 depreminde yıkılan Selçuklulardan kalma tarihî camiye yedi şerefeli bir minare yapmaya kendisini adar. Her şerefenin Efsus'ta (Afşin) hüküm süren medeniyetlerin izlerini yansıtacak bir mimari anlayışla tasarlanan minarenin projesini Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Vedat Dalokay hazırlar. 1981 yılında başladığı ve ülke ülke gezerek incelemelerde bulunduğu çalışması tam 19 yıl sürer. Bütün dinî, ilmî ve tarihî kaynakları da inceleyen Ali Afşaroğlu sonunda kitabını tamamladı ve eseri "Eshâb-ı Kehf ve Rakıym" ismiyle Hilal Yayınları arasından okuyucusuyla buluştu.

Salih Zengin / İSTANBUL (Zaman)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.