Tıntın değil, Tantan!
İçişleri Bakanı iken, bu görevinden alınarak Devlet Bakanı yapılan Sadettin Tantan, hem bakanlıktan hem de ANAP'tan istifa etti... Tantan'ın bakanlıktan istifası, son derece yerinde bir karar...
"Benim koltuk derdim yok" mesajını damardan vermiş oldu...
Zaten, istifa etmeseydi siyasi tarihimize Tantan değil de Tıntın diye geçerdi!
Ne var ki, o bu duruma düşecek biri değildi ve düşmedi de...
Tantan, koalisyonun bir bakanı gibi görünmesine karşılık aslında "Yolsuzluklarla Mücadele Koalisyonu"nun önemli bir üyesiydi.
Anavatan Partisi, adı yolsuzluklarla mücadele ile özdeşleşmiş ve kamuoyunda en fazla takdir edilen bakanını yedi...
Evet, resmen yedi!
Yedi de, ne oldu? Kendisini iyiden iyiye "dönülmez akşamın ufkuna" teslim etti...
ANAP, siyasi taktik icabı Tantan'ı Devlet Bakanlığı'na kaydırdı. Böylece, kendilerine bir savunma payı çıkarmayı düşündüler...
ANAP sözcüleri, dün her vesile ile "İçişleri Bakanlığı kimsenin tekelinde değildir. 'Bunu yapmadığım takdirde başka bakanlıkta çalışmam' demek olmaz" gibilerinden 'ince siyaset' makamında, konuştular...
Ne yaparlarsa yapsınlar, Sokaktaki Adam, Tantan'ın mideye indirilme nedenini gayet iyi biliyor...
ANAP yönetimi, ne kadar ince siyaset yaparsa yapsın, Tantan'ı devre dışı bırakmakla uğradığı itibar erozyonunu hızlandırmış oldu...
Tüm anketler, Mesut Yılmaz'lı ANAP'ın barajın hayli altında seyahat ettiğini gösteriyor; Tantan hadisesiyle bu erimenin daha da artacağı çok açık...
Yılmaz'ın Tantan'ı yerken "necip milletimizin hafızası zayıftır, yarın nasıl olsa unutulur"a oynadığını söylemeye gerek bile yok...
Ne var ki, bu defa durum farklı. Çünkü, mesele Tantan meselesi değil! Bir defa, seçmen, çok büyük oranda ümidini kestiği ve yolsuzluklarla mücadeleyi akamete uğrattığına inandığı egemen siyasetçileri defterden silmeye niyetli...
Dahası, "Yolsuzluklarla Mücadele Koalisyonu"nun Tantan'a yapılan muamele karşısında geri adım atması kesinlikle mümkün değil!
***
Tantan'ın tasfiyesi, ANAP'ın kendisini tasfiye etme noktasında önemli bir kilometre taşı, aslında...
Mesut Yılmaz, ağustostaki ANAP kongresinde, daha önce yaptığı gibi, silip süpürse kaç yazar?
Kongredeki muhtemel "zafer"i, onun güçlenmesine değil, son tahlilde ANAP'ın yenilgisine katkıda bulunmaya yarar!
ANAP'ın muhalifleri, Tantan'ın yanında yer almakla birlikte, partiden istifa etmesinin yanlış olduğunu düşünüyorlar...
Tantan'ın varlığının kongrede muhalefetin dalga boyunu yükselteceğini hesaplayarak bunu söylüyorlardı. Ancak istifa ile bu olasılık ortadan kalktı...
ANAP'taki muhalefet, kongre için umutlu görünse de; Yılmaz'ın, mevcut siyaset yapılanmasından aldığı güçle partisine yıllardır vurduğu damganın artık kemikleşmiş olduğu bir gerçek. Tantan'ın ANAP'tan umutsuzluğunun kaynağı da burada saklı, bence...
"Biz rekabetin gücüne inanan bir partiyiz. Kongrede ne kadar aday çıkarsa, o kadar memnun oluruz." diyen Mesut Yılmaz'ın kastettiği, aslında kara mizahın gücü! Çünkü, "Hangi delege ile hangi rekabet?" diye sormak gerekiyor...
"Yıllardır çürüyen ve bilinçli olarak değiştirilmeyen siyasal yapının kendisine verdiği yetkiye dayanarak" tasfiye tasfiye büyüyen Mesut Yılmaz, değil miydi?
Mesut Bey'in "İyisi varsa çekilirim!" biçimindeki tarihi cümlesini ise Cem Yılmaz'a emanet ediyorum!
t.korkmaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
05/
2001...
Zehir mi, dediniz?
23/
05/
2001...
Şimdilik, grekoromen!
24/
05/
2001...
Kambersiz düğün olmaz!
25/
05/
2001...
Kurtar Bizi Cathy Yenge!
29/
05/
2001...
Yer sarı, gök lacivert iken...
30/
05/
2001...
Birleşik sol formülü: Mümtaz İnönü!
31/
05/
2001...
Neticede, bu gezegenden tüymemiz mümkün değil!
01/
06/
2001...
Çifte kavrulmuş çürüme!
05/
06/
2001...
Kumlu resimlerin oynadığı perde kapandı!
06/
06/
2001...
Haftada üç kral, burası Nepal!
|