Tükenmişlik mi?
Hz. Osman'ın hilâfet günlerinde Hz. Ebu Zer, çok zaman mescidin kapısında durur ve şöyle seslenirdi: "Beni bilen bilir; bilmeyen de bilsin ki, ben Ebû Zer Cündüp b. Cünade'yim. Emaneti sahiplerinden aldınız ve ona ehil olmayanlara verdiniz. Müjdeler olsun, yaklaşan fitnelerden dolayı sizlere! Kara bulutlar gibi birbiri arkasına gelen fitneler görüyorum."
Hz. Osman ne yapmıştı? Çok süratli gelişen fetihlerin meydana getirdiği ortamda devletin güvenliğini sağlamak için, önemli idarî kademelere daha çok kendine yakın olanları getirmişti. Fakat bu bile, o zamanki dupduru İslâm cemaati tarafından yakınları kayırma olarak algılanmış ve Hz. Ebu Zer'in haber verdiği fitneler, birbiri ardına sökün etmeye başlamış, gelişen hadiseler de Hz. Osman'ın şehadetiyle neticelenmişti.
Çok zaman, dînî emir ve yasakların, sosyal, ekonomik, hattâ siyasî hayatımızla doğrudan alâkası yok zannederiz. Halbuki, her birinin, sadece hayatımızın bu yönlerini değil, belki bütün kozmik düzeni etkileyen bir yanı vardır. Meselâ, ma'rufu emredip, münkerden nehyetmek; cihat gibi, İslâm'ın ve sağlıklı bir sistemin bekası adına çok önemli bir kale veya sur fonksiyonu görür. O terk edildiği zaman İslâm veya bunu herhangi bir sistem için de iyiliği yayma, teşvik etme, kötülükleri ve kanunsuzlukları yasaklama, toplum çapında fert fert bunlara karşı tavır koyma ve mücadele etme olarak ele aldığımızda, o sistem, artık her türlü tehlikeye açık demektir. Evet, ma'rufu emredip, münkerden nehyetme çok önemli bir ibadettir. Fakat her ibadet gibi, bilhassa onun son derece mühim sosyal, ekonomik ve siyasî boyutları vardır. Aynı şekilde namazın, zekâtın, haccın ve diğer ibadetlerin, asla göz ardı edilmemesi gereken dünyevî boyutları vardır ki, bunları terk, sadece âhirette kaybedenlerden olmakla değil, dünya adına da büyük kayıplara maruz kalmakla neticelenir. Bundandır ki, çok önemli bir mütefekkir, I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgimizin sebeplerini sayarken, "5 vakit namazı kılmadık; Allah 5 yıl cephelerde alnımızı secdeden kaldırmadı. Nefsimize kıyamadık ve senede 1 ay oruç tutmadık; mukabilinde Allah, bizi 5 yıl açlıkla karşı karşıya bıraktı. Malımızın 40'ta, duruma göre 10'da veya 20'de 1'ini zekât olarak vermedik; Allah, bütün malımızı birikmiş zekât borcumuz olarak elimizden aldı. Hacca gitmedik, karşılığında 5 yıl cepheden cepheye sürüldük." der. Kur'an'ın, çok âyetinde zulümle insanın kendine zulmetmesini kasdettiğini dikkate aldığımızda, bütün bu ibadetleri terkin sebep olduğu felâketler, bu ibadetleri yapmamanın, sebep-sonuç münasebeti açısından bizzat neticesidir; yoksa Allah'ın ekstradan verdiği ceza değildir. Onları ibadet olarak yapmamanın asıl cezası âhirette gelecektir.
Şu son hafta içinde bir yerden gelirken, otobüs bir şehir garajında mola verdi. Şoföre, biraz bekleyip bekleyemeyeceklerini sorduğumda, "niçin?" dedi. "Namaz kılacağım" deyince, "bekleyemeyiz" mukabelesinde bulundu. Otobüste televizyon açıktı. Bir kanalda, hiçbir ciddi kurgusu, manâsı olmayan o saçma K. Sunal filmlerinden biri gösteriliyordu. Tamamen gayr-ı ciddi, sulu ve son derece müstehcen sahnelerle doluydu. Otobüste aileler ve kadın-erkek her yaşta insan vardı. Filme kimseden tepki gelmemesi bir yana, herkes onu rahatlıkla seyredebiliyordu. Tek bir kişi itiraz etti; televizyon kapatıldı; bir başkasının kapatılmaya itirazı üzerine de başka kanal açıldı. Otobüs, Susurluk'ta mola verdiğinde, aynı yerde mola veren belki 25-30 otobüs yolcusu içinde, mola yerinin mescidinde namaz kılanı görmediğim gibi, otobüs Mudanya'da araba vapuruna bindiğinde de, sabah namazı kılanı görmedim.
Pazarında güvenilir esnafın, çarşısında güvenilir bakkalın, resmî dairesinde güvenilir memurun, sokağında kalbinde iman ve âhiret endişesi, ruhunda dinin, ülkenin ve insanlığın bugünü ve yarını adına ıstırap, önünde aynı konularda büyük hedefler bulunan insanların parmakla gösterilecek kadar az olduğu bir ülkeyi, herhalde Ebu Zer'in müjdesinden başka bir şey beklemiyordur.
Ama, inşaallah büyük yıkımları büyük oluşumlar takip eder ümidindeyiz.
Yazarımızın en son yazıları
06/
04/
2001...
Tarihin yorumu
12/
04/
2001...
Hükümete istifa mı?
13/
04/
2001...
Kader konuşuyor
20/
04/
2001...
"İll'Allah"tan önce "La İlâhe"
27/
04/
2001...
Bir büyük yanılma
04/
05/
2001...
Cumhuriyet Türkiyesi'nin en önemli çıkmazı
11/
05/
2001...
Bir hadis ve Türkiye'nin bağımsızlığı
18/
05/
2001...
Cebrî lütuflar
25/
05/
2001...
Tarihî çelişki!
01/
06/
2001...
Çelişkinin devamı
|