GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Abanoz'a soruşturma

Kazım Abanoz İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ayrılır ayrılmaz, Vali Erol Çakır'ın şikayet dilekçesi işleme konuldu ve İçişleri Bakanlığı'nca soruşturma başlatıldı.

Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı'ndan istifasından sonra görevi bırakan İstanbul Emniyet eski Müdürü Kazım Abanoz hakkında soruşturma başlatıldı. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın İstanbul Valisi Erol Çakır'ın, Abanoz hakkında bakanlığa daha önce gönderdiği şikayet dilekçesi ve Abanoz'un son günlerde basına yaptığı açıklamalar çerçevesinde soruşturma yapacağı bildirildi. Soruşturma emrini bizzat İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in verdiği öğrenildi. Abanoz, önceki gün görevden ayrılmasıyla ilgili olarak Vali Erol Çakır'ı suçlamıştı.

Önce görevden alındı

Yetkililer, 7 Haziran 2001'de APK Uzmanlığı görevine getirilmesini isteyen Kazım Abanoz'un dilekçesinden önce İçişleri Bakanı Yücelen'in Abanoz'un İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden alınması için Emniyet Genel Müdürlüğü'ne talimat verdiğini ve yazısının hazırlandığını bildirdiler. Bu talimat çerçevesinde hazırlanan kararname bir gün içinde tamamlandı ve dün Resmi Gazete'de yayınlandı.




Cenaze töreninde soğuk rüzgarlar

Tantan'ın yerine İçişleri Bakanlığı'na getirilen R. Kazım Yücelen ile Tantan'ın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ayrılan Kazım Abanoz arasından soğuk rüzgarlar esti.

Yücelen, Üsküdar'da 2 kişi arasındaki bıçaklı kavgayı ayırmaya çalışırken şehit olan polisin cenaze törenine katılmak üzere geldiği İstanbul'da hava limanında Abanoz ve İstanbul Valisi Erol Çakır tarafından karşılandı. Bakan ve Vali Çakır ile Abanoz'un tören sırasında birbirlerine soğuk davrandıkları gözlendi. Cenaze töreninde görevinden ayrılan Abanoz, 'Emniyet Müdürü' şeklinde anons edilerek kürsüye davet edildi. Törende; Yücelen, Emniyet Genel Müdürü Turan Genç, Vali Çakır ile Abanoz, şehit polis Hayrettin Yıldırım'ın ailesine beraberce başsağlığı dilediler.

(Nuri İmre-Mustafa Gün -Cenk Türkezer / İSTANBUL (Zaman)




Dostluk ve barış mesajı

Ermeni Kilisesi'nin 1700'üncü yılı kutlanıyor. Kutlamalar için ABD'den çok sayıda Ermeni Kayseri'ye geldi.

New York Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Barsamyan, kutlamaların, Türk–Ermeni ilişkilerinde yeni bir yol açacağını söyledi. Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II, Kayseri Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nde düzenlenen ayin öncesinde, New York Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Barsamyan, Beyrut Patrik Vekili Demirciyan ve Türkiye Patrik Vekili Sıvacıyan ile beraber, Vali Nihat Canpolat ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'yi ziyaret etti. Ziyaretlerde basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mesrob II, Kayseri'nin kiliselerinin resmen kurucusu olan Aziz Krikor'un şehri olduğu için farklı bir yeri olduğunu kaydetti.

'Ziyaret siyasi değil'

Aziz Krikor'un haziran ayına rastlayan patrik oluşunun yortusu dolayısıyla burada bulunduklarını belirten Mesrob II, şunları söyledi: "Bir kere her sene buraya geliyoruz, bunu kilise bültenlerinde yayınlarız, isteyen yurtiçinden, yurtdışından gelir. Ayinin siyaset, Türk–Ermeni ilişkileri ve iş ile ilgisi yok. Bu yıl farklı olan, Amerika'daki kilise üyelerimizin özel ilgi göstermeleri. Bundan da memnunuz. Özel ilgi gösterilmesinin nedeni, bu yıl Ermeni Kilisesi'nin Hıristiyanlığı devlet dini yapmasının 1700. yılı; yani jübile yılı olması. Bütün dünyada kutlanıyor. Odak noktasının Kayseri olması da güzel." New Yok Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Barsamyan ise 1700. yıl kutlamalarının Türk–Ermeni ilişkilerinde yeni bir yol açacağını, ABD'den gelen 150 Ermeni'nin burada gördüğü konukseverliği ABD'de anlatacaklarını söyledi. Barsamyan, "ABD'den gelenler görecekler ki, burada yaşayanlar da insanlardır, Allah'ın kullarıdır. Birbirimizi tanımak çok iyi adımlardır. Çünkü biz hepimiz İslam olarak, Hıristiyan olarak inanırız ki hepimizin yaratıcısı aynı Allah'tır." diye konuştu.




CASA kazasında sevindiren haber

Ankara'da geçen ay düşen CASA uçağıyla ilgili incelemede, 'kazanın sebebinin, sadece bu uçağa özgü olduğu ve diğer uçakların emniyeti açısından etkisinin olmayacağı sonucuna varıldığı' açıklandı.

18 Mayıs'ta test uçuşu sırasında meydana gelen ve 1'i Türk, 3'ü İspanyol olmak üzere 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazayla ilgili, EADS–CASA/TAI ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, kazadan hemen sonra Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ'nin (TAI), Türk makamları ve EADS-CASA'nın tam işbirliği ile Türkiye'de inceleme başlattığı, uçuş verileri dahil olmak üzere, uçak parça ve sistemleri üzerinde ayrıntılı analiz yapıldığı belirtilerek şöyle denildi: "Kazanın muhtemel sebebinin uçağın Aileron kontrol sisteminin işleyişindeki bir aksaklık olabileceği saptanmıştır.

'Tedbirler alınıyor'

Test uçuşu öncesi bütün kalite kontrol ve test usulleri titizlikle uygulanmış; ancak uçağın kaza yapmasına yol açan ve yukarıda açıklanan neden saptanamamıştır. Benzer bir kazanın tekrar meydana gelmesini önlemek amacıyla, EADS-CASA ve TAI tarafından müşterek olarak gerekli bütün işlemler yapılmaktadır. Bu tedbirler, imalat dokümantasyonunun daha açık, muayene ve test prosedürlerinin daha etkin bir hale getirilmesini kapsamaktadır." İncelemenin altı ile sekiz hafta içinde bitirilerek 'ayrıntılı' bir inceleme raporunun bu süre içerisinde tamamlanmasının planlandığı vurgulanan açıklamada, "İncelemede, kazanın muhtemel sebebinin sadece bu uçağa özgü olduğu ve geriye kalan uçakların emniyeti açısından hiçbir etkisinin olmayacağı sonucuna varılmıştır." denildi.




Marmara'da bir gecede 5 deprem

Marmara Denizi ile Bursa ve Balıkesir'de önceki gece hafif şiddette 5 ayrı deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsün'den verilen bilgiye göre, Marmara Denizi'nde önceki gün saat 17.32'de ve 20.53'te 3,0, saat 17.34'te ise 3,1 büyüklüğünde 3 deprem kaydedildi. Bursa il merkezinde saat 22.53'te 3,0, Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde de saat 23.58'de 3,1 büyüklüğünde sarsıntılar meydana geldi.

Öte yandan, Kandilli Rasathanesi tarafından ihaleye çıkarılan, 'İstanbul Deprem Acil Müdahale ve Erken Uyarı Projesi' işi sonuçlandı. İhaleyi, İsviçre'de kayıtlı, 'Joint Venture Ewe–Geo SIG Electrowatt Engineerind Limited Şirketi'nin Türkiye temsilciliği olan ve İstanbul'da yerleşik, 'Sentez Optik Elektronik ve Endüstriyel Cihazlar Mühendislik Ticaret Limitet Şirketi' kazandı.




Siyanürlü altına deprem uyarısı

İzmir Jeofizik Mühendisleri Odası yetkilileri, bir rapor yayınlayarak, Bergama'daki siyanürlü altın çıkarma tesislerinin büyük bir deprem riski taşıdığını; fakat bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını ileri sürdüler.

Oda Başkanı Prof. Dr. Atilla Uluğ, düzenlediği basın toplantısında bölgenin aktif bir deprem kuşağında olduğunu vurguladı ve her an yeni bir depremin olabileceğine işaret etti.

1998'de TMMOB–İKK adına yaptıkları teknik gezi sırasında, tesisin bulunduğu yerin zemin etütlerinin, sismik ölçümlere dayalı, yeterli sayıda sondaj ve laboratuvar deneyleriyle desteklenmiş şekilde yapılmadığını tespit ettiklerini belirterek, şöyle konuştu: "Teknik inceleme gezisinde, madene 3 kilometre uzaklıktaki Çamköy ve madenin hemen yanı başındaki Ovacık köyünde bazı binalarda çatlamalar olduğu saptanmıştı. Çamköy'deki çatlaklı binalar, bir doğrultuda sıralanmıştı ve bu doğrultu altın madenine doğru uzanmakta idi. O yıl kısa süreli bir deneme üretimi planlanmış, patlama ile cevher alınmıştı." Siyanürlü altın atık barajlarının uzun yıllar boyunca yok edilemediğine dikkat çeken Uluğ, bir depremde, siyanürlü altın barajlarının hasar görmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

(Abdullah Yıldız / İZMİR (cha) )




Çocuklar dernek kurabilsin

700 kadar dernek ve vakıf ortak deklarasyon yayınladı: Dernekler Kanunu değiştirilsin. Yeni yasa yasakçı olmasın. İki kişi ve çocuklar bile dernek kurabilsin.

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı tarafından İstanbul'da düzenlenen "Türkiye Üçüncü Sektör 3. Ulusal Konferansı' sona erdi. Konferanstan sonra 700 kadar dernek ve vakıf temsilcisi tarafından ortak bir sonuç bildirgesi yayınlandı.

Dernekler Yasası'nın değiştirilmesi istenen deklarasyonda, geçmişteki acı olaylara karşı tepki niteliğinde getirilen yasak ve cezaların AB müktesebatıyla bağdaşmadığı dile getirildi.

Dernekler yasa tasarısı hazırlanması için bir karma komisyon kurulması teklif edilen sonuç bildirgesinde, şu ifadelere yer verildi: "Sivil toplum örgütleri ile ilgili bir yasa ancak bu örgütlerin katılımıyla hazırlanabilir. Bunun için de deklarasyonumuzda bu hazırlığın sadece bakanlık uzmanları tarafından değil başta TÜSEV olmak üzere uzmanların katılımıyla kurulacak bir karma komisyon tarafından hazırlanmasını öneriyoruz."

Sonuç bildirgesindeki öneriler ise şöyle:

Yasaklar rejimi yerine, amaçlar ve yükümlülükler düzeni oluşturulmalı.

Mahalline denetçi gönderme yöntemi yerine, matbu formlara göre başvuru ve beyanname yöntemi benimsenmeli.

Kolluk kuvvetleri denetim makamı yerine, sivil denetim makamı oluşturulmalı.

Bakanlar Kurulu izni yerine, izin yetkisi sivil bir karar makamına verilmeli.

Siyasal çevrelerin baskısı altında iki başlı denetim makamı yerine, idari özerkliğe sahip bir gönüllü kuruluşlar düzenleme ve denetleme kurumu oluşturulmalı.

Bilim dışında kalmışlık yerine, bilimsel dokümantasyon (bilgi bankası) ve araştırma merkezi kurulmalı.

Karar makamlarından kopuk sivil toplum örgütleri yerine, üst kuruluşlar halinde örgütlenmiş ve karar süreçlerinde sözü olan demokratik sivil toplum hareketi meydana getirilmeli.

Dernek kurmak için en az 7 kişi gerektiği şartı kaldırılmalı. 2'den fazla kişi dernek kurabilmeli.

Derneklere ilişkin hükümler vakıflar için de geçerli olmalı.

BM Çocuk Hakları Anlaşması uyarınca 15-18 yaş arasındaki çocuklar da gereksinmelerine uygun olarak dernek kurabilmeli. (Murat Aydın / İSTANBUL (Zaman)




Geleceğin Nobel adayları

Fatih Koleji tarafından 3-6 Haziran tarihleri arasında Antalya'da organize edilen "Uluslararası Çevre Olimpiyatı"na katılan öğrencilerin hazırladıkları projelerin gündelik hayatta kullanılabilir olması dikkatleri çekti.

Yılmaz Koleji'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen olimpiyatta, Azerbaycan, Moldova, Gürcistan ve Çek Cumhuriyeti birer altın madalya aldılar. Azeri öğrenciler, petrol ülkesi olan memleketlerinde toprağı sabunla temizlemeyi sağlayan projeyi tanıtırken; Moldovalı öğrenciler, Kirişnev şehrindeki ağaçlardan dökülen yaprakların ekonomiye nasıl kazandırılabileceğini projelendirdi. Çek Cumhuriyeti'nden gelen öğrenciler ise okullarının arkasındaki nehirden elektrik üretilmesini sağlayan buluşlarıyla ilgi odağı oldular.

Gürhan Savgı/ İSTANBUL(cha)




Sivillerden yolsuzluk takibi

Yolsuzluk Konusunda Bilimsel Araştırma ve Mücadele Yöntemleri Projesi çerçevesinde 3 bin kişiyle görüşerek Hanehalkı Araştırması'nı gerçekleştiren Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV), projenin ikinci ayağını, işadamları ve sivil toplum örgütleriyle gerçekleştirecek.

Bu amaçla sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir Yolsuzluk Danışma Kurulu oluşturuldu. Kurul çalışmalarıyla yolsuzluk üzerine akademik çalışmaların somut çözümlere dönüştürülmesi ve tabana yayılması sağlanacak. Danışma Kurulu üyeleri kamuoyu önünde yolsuzluklar konusunda birbirlerine destek verip, bu alandaki çalışmalarını birleştirecekler. Hiyerarşik bir yapısı olmayan bu kurul, TESEV'in akademik anket çalışmasının tamamlanmasından sonra, bir Sivil Toplum İzleme Platformu olarak faaliyetlerini sürdürecek. Önümüzdeki günlerde toplanacak olan kurul, birinci aşamanın sonuçlarının üzerine elde edilen bilgiler ışığında Türkiye'de yolsuzluğu önlemek amacıyla neler yapılabileceğini tartışacak. Toplantıda, kamuoyu duyarlılığı oluşturmak için somut öneriler geliştirip bunların takipçisi olmak amacıyla neler yapılabileceği tartışılacak. Projenin ikinci ayağı kapsamında bin 200 işadamı ile görüşme yapılacak. Bu görüşme, anket ve bu kapsamdaki diğer çalışmaların sonuçları Ekim 2001'de kamuoyuna açıklanacak. TESEV'ce oluşturulan Danışma Kurulu'na DİSK, Hak-İş, Arı Hareketi, Toplumsal Saydamlık Hareketi ve TÜSİAD temsilcileri katılıyor.

Birol Aydın / İSTANBUL (Zaman)




Fatih ÖSS kılavuzunda

YÖK, yargı kararları doğrultusunda ÖSS kılavuzuna Fatih Üniversitesi'ni de aldı.

Öğrenciler 2001-2002 yılı öğretim yılı için sınav sonucuna göre Fatih Üniversitesi'ni de tercih edebilecekler. Ankara Bölge İdare Mahkemesi YÖK'ün itirazını reddetmiş ve Fatih Üniversitesi'ne öğrenci alınmaması kararı durdurulmuştu. Öte yandan YÖK Genel Kurulu, üniversite öğrenci harçlarına yüzde 54 oranında zam yapılmasını kararlaştırdı. Kemal Gürüz başkanlığında dün yapılan Genel Kurul toplantısında öğrenci harçlarına yüzde 54 zam yapılması kararı oy birliğiyle alındı. Geçen sene öğrenci harçlarına enflasyon hedefi doğrultusunda yüzde 25 zam yapılırken, bu sene yüzde 52 olan enflasyon hedefi aşıldı. Yüzde 54 zam oranına göre tıp fakültesi 228 milyon, diş hekimliği ve eczacılık 190 milyon, öğretmenlik 245 milyon, mühendislik ve mimarlık 148 milyon, eğitim ve fen edebiyat fakülteleri 108 milyon, hukuk fakülteleri ise 117 milyon lira harç alacaklar. Bu arada YÖK Genel Kurulu toplantısında, 10 fakülteye dekan atandı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı'ndan bir süre önce istifa eden Prof. Dr. Haluk Tokuçoğlu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı'na getirildi. ANKARA (Zaman)




Yok böyle bir yasa

Değişik ülkelerdeki RTÜK düzenlemelerini araştırdık. Yeni RTÜK Yasası'nın İtalya dışında bir benzeri yok. İtalya'da ise yolsuzlukla suçlanan medya patronu başbakan oldu. Beyaz Eller soruşturmasının ünlü savcısı Di Pietro parlamentoya bile giremedi.

Hükümet ortakları MHP, ANAP ve DSP, çıkardıkları yeni RTÜK Kanunu ile emsalsiz bir yasaya imza attılar. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den dönmesi beklenen yasa ile tekelleşmenin önü açıldı. Oysa dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde çapraz medya kuralı ile medya patronlarına ciddi sınırlamalar getiriliyor. Bu konuda en serbest ülke İtalya. İtalya'da geçtiğimiz ay içinde yapılan seçimlerde 3 ulusal kanalı elinde bulunduran medya patronu Silvio Berlusconi, kurduğu parti ile seçimlerden galip çıktı. Hakkında 12 yolsuzluk dosyası bulunan Berlusconi başbakan olurken, Beyaz Eller soruşturmasının savcısı Di Pietro parlamentoya bile giremedi.

Değişik ülkelerde medyaya yönelik düzenlemeler şöyle:

Avusturya: 1987'de tekelleşmeyi önlemek için çapraz medya kanunları çıkarıldı. Buna göre; bir grup, aynı coğrafi alanda televizyon gazete veya radyodan sadece birini kontrol edebilir. Televizyon lisansları 5 yıllığına verilir. Nüfusun yüzde 75'inden fazlasına ulaşan ticari televizyon lisansına sahip olunamaz. Aynı lisans alanında birden fazla ticari televizyon lisansı verilemez.

Fransa: Bir yayıncı şirkete ulusal düzeyde sadece 1 tane lisans verilir. Kişilerin ulusal televizyondaki sermaye oranı yüzde 49'dan fazla olamaz. Belirli bir alanda televizyon hizmeti verme yetkisine sahip olan bir kişi, kısmen veya tamamen aynı alanda aynı tip yayın yetkisi alamaz. Eğer bir kişi iki televizyon şirketinde yüzde 5-15 arasında pay sahibi durumda ise, başka şirketlerde en fazla yüzde 5 pay sahibi olabilir.

İtalya: Sahip olunabilecek radyo ve televizyon kuruluşları sayısında bir sınırlama yok. Yayın kuruluşu sahipleri başka iş alanlarında da faaliyet gösterebilir. Yayıncılar sektörün yüzde 25'inden fazlasına sahip olamaz.

İngiltere: Hiçbir kişi tek başına veya televizyon program hizmetleri veren şirketlerle birlikte toplam yüzde 15 seyirci kitlesini aşamaz. Ulusal pazardaki payı yüzde 20'yi geçen medya patronu, Kanal 3 ve Kanal 5 frekanslarından yayın yapan bir televizyon kanalı lisansının tamamını alamaz. En fazla yüzde 20 hisseye sahip olabilir.

ABD: Bir kişi ya da kuruluş, yayınlarının ulaştığı kitle ülke nüfusunun yüzde 35'ini geçmediği takdirde birden fazla televizyon kurabilir. Yayıncılıkla uğraşan kişi ya da kuruluşlar başka alanlarda ticari faaliyette bulunabilir.

Japonya: Radyo ve televizyon sahiplerine hisse sınırlaması yok. Ancak, aynı yayın bölgesi içerisinde ikinci bir kuruluş hisselerinin yüzde 10'undan fazlasına sahip olamaz. Farklı yayın bölgesi içerisinde bu oran yüzde 50'ye kadar çıkabilir. Medya patronu, aynı zamanda bir gazetenin hisselerinin çoğunluğuna sahip olamaz.

Yunanistan: Gerçek ve tüzel kişiler bir televizyon kuruluşunda en fazla yüzde 25 hisseye sahip olabilir. Bir televizyon kuruluşuna ortak olan kişi ve kuruluşlar, yazılı basın kuruluşuna ancak borsadaki toplam hisselerinin en fazla yüzde 2,5'lik bölümüyle ortak olabilir. Bir kişi veya kuruluş, ikiden fazla televizyon kuruluşunda hisse sahibi olamaz. Medya patronları diğer sektörlerde de faaliyet gösterebilir.

Türkiye: Medya patronları kamu ihalelerine girip borsada işlem yapabilir. Bir kişinin birden fazla yerel ve ulusal kanala sahip olması için yüzde 20 hisse sınırlaması aranmaz. Hisse sahipliği oranı izafi olan reytinge bağlıdır. ( Ahmet Bıyık-ANKARA (Zaman))




Karne çılgınlıkları başladı

Diyarbakır'ın Bağlar beldesindeki Birlik Lisesi'nde 7 öğrenci, sınıfta kalacaklarını öğrenince okulun çatısına çıktılar.

Kendilerini izleyenlere kiremit atan öğrenciler, polis ve okul idarecilerinin yaklaşık bir saat süren uğraşısı sonucu ikna edilerek çatıdan indirildiler.




Sezer'e broşür

Yeni RTÜK yasasına hukukçuların itirazı var. Demokrat Hukukçular Platfonmu, RTÜK yasa değişikliği ile ilgili hazırladığı bir broşürde yasanın basın özgürlüğüne yönelik büyük sakıncaları da beraberinde getireceğini savundu.

Avukat Arif Doğu, Haluk İpek ve Rasim Kuseyri tarafından hazırlanarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e de gönderilen broşürde RTÜK Yasası'nın sakıncalarına dikkat çekildi. "Örgütlü paranın iktidarı, örgütlü eşkıyanın iktidarından daha tehlikelidir." görüşlerine yer verilen çalışmada, dikkat çekilen hususlardan bazıları özetle şöyle: "Yeni düzenlemeye göre Meclis'in iradesi siyasi iktidara devredilecek. Bu sakıncalı. MGK'nın RTÜK adayı göstermesi, askerin sivil karar mekanizmalarından çekilmesi ilkesine aykırıdır. RTÜK'ün Bakanlar Kurulu tarafından atanan Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nca denetlenmesi kurulun tarafsızlığına gölge düşürür. Medya patronlarına devlet ihalelerine girme izni verilmesi haksız rekabetin önünü açar. Para cezaları çok yüksek. Bir yandan tekelleşme sağlanırken diğer yandan yerel medya yok olma tehlikesiyle kaşı karşıya bırakılıyor. Mevcut yasal düzenleme nedeniyle basın yayın kuruluşlarının gerçek sahiplerinin gizlendiği ve devlet ihalelerine girişin de engellemediği gerekçeleri tasarının varlık nedenleri arasında gösteriliyor. Bu suçun ikrarıdır."




Sezer'e aydın çağrısı

Liberal Düşünce Topluluğu, AB ile birlikte yürüttüğü ifade özgürlüğü projesi kapsamında Armada Otel'de bir sempozyum düzenledi.

Burada görüşlerini aldığımız aydınlar, yeni RTÜK Yasası'na sert eleştirilerde bulundular. Yasanın AB standartları ile çeliştiğini vurgulayan aydınlar, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in yasayı geri göndermesini talep ettiler.

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi, gazeteci-yazar Dr. Şahin Alpay: Yeni RTÜK Yasası, Türkiye'nin altına imza koyduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile taban tabana zıt. Türkiye'nin AB Genel Sekreterliği, RTÜK Yasası'nın Ulusal Program ile çeliştiği yolunda Anayasa Komisyonu'na bir mütalaa gönderdi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bu yasayı geri göndermesini bekliyoruz. Eğer imzalarsa bugüne kadar söylediklerinin tam tersini yapmış olur.

Liberal Düşünce Topluluğu Genel Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla: Türkiye düşünce ve ifade özgürlüğü açısından geriye gidiyor. Meclis'ten geçen RTÜK Yasası bunun son örneği.

Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra: Yasa, tamamen antidemokratik. Yasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesine aykırı. Bu yasa ile demokrasinin temel unsuru olan yerel medya çok sınırlanacak ve özgür basın bitecek. Cumhurbaşkanı Sezer yasayı onaylarsa bugüne kadar bütün söyledikleri ile çelişecektir. ( Zafer Özcan-İSTANBUL (Zaman))




7 balığa 14 yıl hapis

Ardahan'da bir alabalık üretim havuzundan 7 balık çaldıkları gerekçesiyle yargılanan iki genç 14'er yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Ardahan merkeze bağlı Değirmenli köyünde Aşkın Kaya'ya ait alabalık üretim havuzundan yaklaşık bir ay önce 7 balık çaldıkları iddiasıyla yargılanan Ardahan merkez nüfusuna kayıtlı Bülent Can(25) ve Bahattin Yelkenci(24) adlı şahıslar 14'er yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Önceki gün Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada yargılanan Bülent Can ve Bahattin Yelkenci, balık çalma suçunu işlemediklerini, kendilerinin iftiraya kurban gittiklerini söylediler.

Cinayetle eşdeğer

Ancak dava sonucunda şahıslar 16 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkeme heyeti takdir yetkisini kullanarak cezaları, 2 yıl 6 ayını indirerek 14 yıl olarak belirledi. Heyet üyeleri, bu kararı vermekten kendilerinin de memnun olmadıklarını ifade ederek,"Vatandaşlarımız gasp suçunun cezasının adam öldürmekle eşdeğer olduğunu bilmemektedirler. Zannediyorlar ki az bir şey gasp edersek cezası da az olur. Oysa gaspın bir milyonu da, bir trilyonu da aynı cezayı görür." şeklinde konuştular. ARDAHAN (cha)




Misafirperver muhtar

İzmir'in Basmane semti Etiler Mahallesi'nin 25 yıldır muhtarlığını yürüten 68 yaşındaki Leyla Ereliş'in, misafirleri bir türlü bitmek bilmiyor.

Muhtarlık makamı olarak evini kullanan Ereliş, ikametgah, nüfus sureti veya muhtarlıkla ilgili işlem yaptırmak isteyen vatandaşları, birer misafir gibi ağırlıyor. Vatandaşlara bir ev sahibine yakışır şekilde ikramlarda bulunan muhtar Leyla Hanım, mahallelinin sorunlarını evinin salonunda dinleyerek çözüm arıyor. Kendisinden istedikleri belgeleri, salondaki masanın üzerinde doldurup mühürleyen Leyla Hanım, "Mahalleli benim canım. Onlar benim en değerli misafirlerim. Gece, gündüz, günün hangi saatinde gelirlerse kapım açıktır." diyerek misafirperverliğini dile getiriyor. A.Gökmen Şireci / Ömer Oruç - İzmir (cha)




Karakolu soydular

Kopenhag'ın Sorgenfri Semti'nde bulunan polis karakoluna giren hırsızlar, karakolda bulunan 1,5 milyon kron (yaklaşık 210 milyar lira) değerindeki değerli eşyayı çaldılar.

Kopenhag'da geçtiğimiz yıllarda seri hırsızlık olayları meydana gelmiş, hırsızlar 110 villayı soyarak 3,640 milyar değerinde elektronik eşya ve mücevherat çalmışlardı. Polisin uzun takibi sonucu hırsızlardan 5'i yakalanmıştı. Polisin bu başarısının mükafatı olarak da 3 milyon kron (520 milyar) değerinde eşya ikramiyesi verilmişti. Sorgenfri Karakolu'nu soyan hırsızlar ise polise mükafat olarak kalan değerli eşyaların yarısını çalarak kayıplara karıştı. Polis Şefi Steen Nonbo Sörensen, "İlk defa böyle bir olayla karşılaştık. Zanlıları bulmak için harekete geçtik." diye konuştu. Kopenhag (cha)




Beykoz'da kuduz paniği

Beykoz'un Tokatköy Mahallesi'nde, 11 kişiyi ısıran bir köpeğin kuduz olduğunun anlaşılması üzerine başlatılan karantina uygulamasının 6 ay süreceği bildirildi.

Beykoz İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri, şu ana kadar köpeğin ısırdığı 11 kişinin belirlendiğini ve tedavileri için sağlık kuruluşlarına yönlendirildiklerini kaydettiler. Yetkililer, kuduz olduğu anlaşılan köpeğin başka kişileri de ısırıp ısırmadığının araştırıldığını ve Tokatköy Mahallesi'nde hoparlörden anons yapıldığını ifade ettiler. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri de, ısırılan 7'si çocuk 11 kişinin aşılarının yapıldığını, aşı takiplerinin de yine Haseki Hastanesi'nde gerçekleştirileceğini belirttiler. Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, köpeğin, başından ısırdığı 4 yaşındaki Elanur Yılmaz'ın halen Haseki Hastanesi'nde gözetim altında tutulduğunu kaydettiler.




Dikkatsiz doktora hapis

Sivas Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi doktorlarından Behzat Öniz hakkında, bir hastanın karnında makas unuttuğu gerekçesiyle, 8 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Kuş'un, Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunduğu iddianamede, Dr. Behzat Öniz'in, Nebahat Koç'u ameliyat yaptıktan sonra, batın bölgesinde makas unuttuğu kaydediliyor. Ameliyattan sonra hastanın tedavi için geldiği Numune Hastanesi'nde yapılan kontrollerde, makasın tespit edildiğinin belirtildiği iddianamede, şu görüşlere yer veriliyor:

"Aynı doktor tarafından hasta bir kez daha ameliyat edilerek, içeride unutulan makas çıkartılmıştır. İkinci ameliyattan sonra Nebahat Koç, rahatsızlanarak, acilen Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne gönderilmiştir. Burada yapılan tedavisinin ardından 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığı belirlenmiştir. Buna göre, sanık Dr. Behzat Öniz, üzerine atılı suçu işlediği, tüm evrak kapsamından anlaşılmıştır.''

Nebahat Koç, 16 Ocak tarihinde, batın bölgesindeki kisti aldırtmak için, Sivas Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi doktorlarından Behzat Öniz tarafından ameliyat edilmişti. Daha sonra yapılan kontrollerde ise ameliyat yapılan yerde makas unutulduğu belirlenmişti.




Hasan Özdemir görevi devraldı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevini 10 ay önce Kazım Abanoz'a devrederek Ardahan Valiliği'ne atanan Hasan Özdemir, yeniden İstanbul Emniyet Müdürlüğü koltuğuna oturdu.

Özdemir'in yeni görevinde ilk emri, "basın mensuplarını çıkarın" oldu.

Dün saat 16.30'da İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen Özdemir'i, Emniyet eski Müdürü Kazım Abanoz kapıda karşıladı.

Devir teslim töreninde bir konuşma yapan Kazım Abanoz, İstanbul'a geldiğinde amir ve müdür kadrosundaki mesai arkadaşlarını tanımadığını; ancak çalıştıkları süre içinde hepsini teker teker tanıdığını söyledi. Yeni bir kadro oluşturmayı asla düşünmediğini ifade eden Abanoz, "Eldeki kadroyla en iyi şekilde çalışmayı hedefledim. Yönetim düzeyinde bazı sorunlar yaşadık. Ancak personelime yansıtmamaya çalıştım. Sayın Özdemir'den aldığım çıtayı biraz daha yükselterek, kendisine tekrar teslim ediyorum. Eminim ki beraber daha da yükselteceksiniz. İleride sizinle yine karşılaşacağız. Umarım daha iyi görevlerde olursunuz." dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevine vekaleten atanan Vali Hasan Özdemir ise "Asayiş, narkotik ve tüm organize suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

İlk emri basına verdi

Konuşmaların ardından Hasan Özdemir, Kazım Abanoz'a bir plaket ve flama hediye etti ve kokteylin ardından Abanoz'u arabasına kadar uğurladı. Özdemir, müdürlük binasına girişinde de ilk emrini verdi: "Basın mensuplarını çıkarın. Çalışmaya başlıyoruz." Nuri İmre / İstanbul (cha)




'Son Kredi' sanıklarına tahliye

Bursa Emniyet Müdürlüğü'nce düzenlenen "Son Kredi" operasyonu kapsamında tutuklanan Nergis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Şankaya ile holdingin üst düzey yöneticileri Macit Safi ve İ. Hakkı Helvacı hakkında tahliye kararı verildi.

Kartal Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cavit Çağlar hakkındaki gıyabi tutuklama kararı da kaldırıldı.

Sanık avukatlarının, tutuklu sanıklar Şükrü Şankaya, Macit Safi, İsmail Hakkı Helvacı ve Nusret Yılmaz'ın serbest bırakılmaları ile Çağlar hakkındaki gıyabi tutukluluk kararının kaldırılması yönünde bir üst mahkemeye yaptıkları itiraz karara bağlandı.

9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüşülen itirazın ardından, tutuklu sanıklar Şükrü Şankaya, Macit Safi ve İsmail Hakkı Helvacı'nın serbest bırakılmasına, halen Kartal Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cavit Çağlar hakkında verilen gıyabi tutukluluk kararının ise kaldırılmasına karar verildi. Mahkeme, Nergis Holding İhracat Koordinatörü Nusret Yılmaz'ın ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bursa



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.