Yeni oluşum bıçak sırtında
55 yıl önce çok partili hayata geçmesine rağmen, en eski partisi 18 yaşında olan Türk siyasi hayatı, yeni oluşumlara hazırlanıyor. Erdoğan, Kesici, Ağar ve TOBB 'siyasetteki boşluğu' doldurmaya talip.
Siyasetin sağ cenahını yeniden 'oluşturmak için' birçok kişi ve kurum ciddi çabalar sarf ediyor. Her ne kadar dikkatler Recep Tayyip Erdoğan'ın üzerine yönelmişse de İlhan Kesici, Mehmet Ağar, bir grup eski DYP ve ANAP'lı milletvekili ile TOBB 'yeni oluşum' çalışmalarını dikkat ve süratle sürdürüyorlar. Sadettin Tantan'ın ANAP'tan ayrılması bu tür bir çaba içinde olanların hepsini heyecanlandırdı. Tantan'ın kamuoyu nezdindeki itibar ve desteği yeni oluşum planları yapan kişi ve kurumların iştahını kabartıyor.
Yeni oluşum çalışmalarının en medyatik ve kamuoyunun gözünün önünde cereyan edeni 'Erdemliler hareketi'. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda gösterdiği başarıyla halkın beğenisini kazanan Recep Tayyip Erdoğan, seçmenin partilerden memnuniyetinin en asgari düzeye indiği bugünlerde 'umut' olarak öne çıkıyor. Son aylarda yapılan kamuoyu araştırmalarının hemen tamamında Erdoğan'a oy verebileceğini ifade edenlerin oranı yüzde 50'leri buluyor. Bir seçim döneminde bunların tamamı oya dönüşmese de ciddi bir potansiyeli içinde barındırdığı muhakkak.
'Hain olma tehlikesi'
Erdemliler hareketinin geleceğinde FP hakkındaki kapatma davası önemli bir rol oynayacak. Anayasa Mahkemesi'nden kapatma yönünde bir karar çıkması durumunda Tayyip Erdoğan'ın partisini ilan etmesi bekleniyor. FP'nin kapatılmaması durumunda ise, Erdemliler ciddi bir yol ayırımına gelecekler. Ya muhtemel bir, 'davanın meşru partisi Fazilet'ten ayrılarak yeni parti kuran hainler' suçlamasını göze alıp meydanlara inecekler, ya da yeni parti hayallerini başka bir bahara erteleyecekler.
Erdemliler hareketinin bir başka belirleyici çizgisini de Tayyip Erdoğan'ın siyaset yasağı meselesi oluşturacak. Erdoğan ve avukatları siyaset yasağının bittiğini ileri sürseler de, ülkenin en önemli ceza hukukçusu Ordinaryus Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'in, "2003 yılından önce olmaz." görüşünün dikkate alınması gerekir.
Fazilet 'etkilemez' diyor
FP yetkilileri, Erdoğan cephesindeki gelişmelerin, kendi tabanlarını ciddi bir şekilde etkilemeyeceğini düşünüyorlar. Anayasa Mahkemesi tarafından iki partisi (Milli Nizam ve Refah), 12 Eylül ihtilali ile de bir partisi (Milli Selamet) kapatılan Milli Görüş çizgisi, FP davasının sonucuna göre bir ayrışmaya doğru gidiyor. Tayyip Erdoğan, çocukluk yıllarından itibaren içinde yetiştiği camianın en fazla muhalefet ettiği isim haline geldi. Erdoğan ve arkadaşlarına en sert tepkiyi gösteren FP Genel Başkan Yardımcısı Bahri Zengin, 'yeni oluşum çalışmalarının başarılı olamayacağı' tezini, 4 eğilim modelini ortaya atan Turgut Özal'a dayandırıyor. Zengin, Özal'ın kendisinin, '4 eğilimin başarılı olamadığını' itiraf ettiğini savunuyor. Zengin, 'sistemin değiştirilmesi' zorunluluğu üzerinde duruyor.
Roller eski, aktörler yeni
FP'nin özellikle insan hakları konusunda öne çıkan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu ise, yeni oluşumculara kritik bir soru yöneltiyor: "Türkiye'nin ihtiyacı olan siyasetin önünün açılması ve yeni siyaset anlayışının ortaya konması mı, yoksa önceden biçilen rollerin yeni aktörlerle oynanması mı?" Türkiye'deki siyaset alanının darlığına dikkat çeken Bekaroğlu, 'başkalarının yazdığı oyunu sahneleyecek olan siyasetçilerden kimseye bir fayda gelmeyeceğine' özellikle vurgu yapıyor.
FP Genel Başkan Yandımcısı Lütfü Esengün ise, yeni oluşum çalışmalarını 'macera' olarak değerlendiriyor. FP Grup Başkan Vekili Avni Doğan ise, Tayyip Erdoğan'ın FP hareketinden ayrılması durumunda, 'kendisine yöneltilen sevginin her geçen gün azalacağına' inanıyor. (Emine Dolmacı / ANKARA (Zaman))
Gökçek internetten destek arıyor
Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Erdemliler hareketi'yle büyük oranda bağlarını koparan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, kendi çalışmaları için internet aracılığıyla destek arıyor.
www.melihgokcek.net adresindeki sitesinde 'yeni siyaset anlayışı (yeni oluşum)' başlıklı bir bölüm hazırlayan Melih Gökçek, vatandaşların fikirlerini öğrenmek amacıyla bir form hazırladı. Formda, fikir belirten vatandaşlardan isim ve adres de isteniyor.
Yapılan anketlerin, Türkiye'nin siyasi bir bunalım içinde olduğunu gösterdiğini belirten Gökçek, vatandaşların yüzde 65'inin bu fikre katıldığını vurguluyor. Gökçek'in hazırladığı formda şu ifadeler yer alıyor: "Buraya yazacağınız bilgiler yarın beraberliğimizi temin edecektir. Böyle bir harekette sizlerin nasıl bir görev alacağını bilmek yeni siyaset anlayışına güç katacaktır."
Veysel Candan: FP kapatılırsa 'sine-i millet'
FP Genel Başkan Yardımcısı Veysel Candan, FP'nin kapatılması durumunda, 'sine–i millet'e dönme taraftarı olduğunu söyledi.
Candan, Parlamento'da düzenlediği basın toplantısında, 12 Haziran'da karar duruşması başlayacak olan FP kapatma davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partinin kapatılmayacağını savunan Candan, "Eğer sürpriz şekilde kapatma kararı çıkarsa şahsi görüşüm, toptan sine—i millete dönmeyi gündeme getirmemiz lazım.'' dedi. Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü 'yeni oluşum' çalışmalarını da eleştiren Candan, birlik ve beraberlikte güç bulunduğunu, bölünmenin yanlış olacağını vurguladı. Candan, "Ne yapılması gerekiyorsa parti içinde yapılmalıdır. Bize oy verenleri kimsenin üzmeye hakkı yoktur" görüşünü dile getirdi.
Basın toplantısında ekonomik kriz ve sonrası gelişmelere de değinen Veysel Candan, Kemal Derviş'in Türkiye'nin ekonomik işleyişinden anlamadığını ileri sürdü. Candan, şöyle konuştu: ''Pancar ekmeyerek, tütün dikmeyerek, tarıma yön verildiği dünyada görülmemiştir. Derviş'in anladığı tek şey para politikalarıdır. Para olmadan Derviş ne yapabilir? Hükümetin kılavuzu kargadır. Kılavuzu karga olanın sonunun nasıl olacağı bellidir. Başbakan, başbakan yardımcıları ve bakanlar yetkisiz görevlilerdir."ANKARA (Zaman)
'Erdemliler' havuzu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kamuoyuna açıkladığı 'Erdemliler Hareketi' çalışmalarını sürdürüyor.
Tüzük hazırlıklarının büyük bir bölümünü tamamlayan hareketin, il, ilçe ve belde teşkilatları için isim havuzu oluşturduğu öğrenildi. Söz konusu havuzun içinden tespit edilen isimlerin, hareket partileştiği zaman, teşkilatların yönetim kurullarında görevlendirileceği belirtildi. İsim havuzu oluşturulurken, Türkiye'nin dört bir yanından harekete katılmak isteyen ve bölgelerinde, dürüst bilinen kişilerin tespit edildiği, havuzda şimdiye kadar 10 bine yakın ismin toplandığı kaydedildi. Sadullah Özcan/ANKARA(Zaman)
MHP'ye gençlik kolları
MHP, 12 Eylül'den sonra kapatılan Gençlik Kolları'nı yeniden faaliyete geçiriyor. Böylece vakıf statüsünde faaliyet sürdüren Ülkü Ocakları'ndan ayrı olarak MHP resmi gençlik teşkilatları da faaliyet gösterecek.
MHP'nin son büyük kongresindeki tüzük değişikliğiyle, Siyasi Partiler Kanunu'nun gerektirdiği kadın ve gençlik kolları oluşturulması benimsenmişti. Bu çerçevede çalışma yürüten komisyon, raporunu tamamladı. MHP lideri Devlet Bahçeli'ye sunulan rapor, Merkez Yönetim Kurulu toplantısında ele alınacak. MHP üzerindeki etkisi bilinen Ülkü Ocakları ile gençlik kolları arasındaki dengenin nasıl kurulacağı ise merak konusu. ANKARA (Zaman)
ANAP'ta kırgınlar artıyor
Hükümetin küçük ortağı ANAP, 'kalbi kırıklar partisi'ne döndü. 10 yıldır Mesut Yılmaz'la kader birliği yapan isimlerin de yer aldığı çok sayıda milletvekili ile Mesut Yılmaz arasında soğuk rüzgarlar esiyor.
Yılmaz'a kırgın isimlerden bir kısmı 4—5 Ağustos'ta yapılacak ANAP Büyük Kongresi için muhalif saflarda yer alırken, bazıları siyaseti bırakmanın eşiğine geldi. Lütfullah Kayalar, Eyüp Aşık ve Vehbi Dinçerler, Yılmaz'a küsmekle yetinmeyip koltuğuna da talip oldular.
Mesut Yılmaz'ın son Tantan operasyonu ile kabinedeki yeri değiştirilen Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, ANAP'taki kırgınlar zincirine eklenen son halka oldu. Hükümet kurulurken başbakan yardımcısı olarak lanse edilmesine rağmen devlet bakanlığıyla yetinmek zorunda kalan Keçeciler, son atamayı alınganlıkla karşıladı. Tantan'a vekalet ettiği dönemde, jandarmayla ilgili bir genelgeye karşı çıktığı için istifanın eşiğine gelen Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile Yılmaz arasındaki eski yakınlık da yerini mesafeli birlikteliğe bıraktı. Tütün Yasası kriziyle bakanlıktan istifa ettirilen Yüksel Yalova'nın da Yılmaz'a kırgın olduğu öğrenildi.
Taranoğlu partiye gelmiyor
ANAP'ta ilginç bir gelişme de Yılmaz'ın parti teşkilatını emanet ettiği 'çekirdek kadro'dan Genel Başkan Yardımcısı Ersin Taranoğlu ile yaşanıyor. Son bir aydır doğru dürüst partiye dahi uğramayan Taranoğlu, yakın çevresine, "Kongrede Merkez Karar'a aday olmayacağım. Siyaseti bırakıp, balık tutmaya gideceğim." dedi. ANAP Genel Başkan Yardımcıları Işın Çelebi ile Cengiz Altınkaya da Yılmaz'a kırgın parti yöneticileri arasında yer alıyorlar.
Turgut Özal'dan sonra ANAP'ın ikinci lideri ve başbakanı olan Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut ise, Meclis başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı adaylıklarında kendisine karşı çıkan Mesut Yılmaz'la bütün bağlarını kopardı. ANAP'ın önde gelen isimlerinden; Kamran İnan, Agah Oktay Güner, Oltan Sungurlu, Ülkü Güney, Yaşar Eryılmaz ve Veysel Atasoy da küskünler kervanının yolcuları arasında yer alıyorlar. (Ömer Şahin / ANKARA (Zaman))
Bahçeli: Tantan sevdiğimiz bir ARKADAŞ
MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin, hem kabineden hem de ANAP'tan istifa eden Sadettin Tantan için, "Sevdiğimiz bir arkadaşımızdı." dediği öğrenildi.
Alınan bilgiye göre, Bahçeli, kurmaylarına 'Tantan olayı'nı değerlendirirken, ANAP'ın içini ilgilendiren bu tartışmada taraf olacak davranışlardan kaçınmaları tavsiyesinde bulundu. Bahçeli, şu görüşleri aktardı:
"Sadettin Tantan, sevdiğimiz, dürüst ve gayretli bir arkadaşımızdı. Ancak, başka bir partiye karışmamız söz konusu olmayacağından, yapılacak bir şey yok." Bu arada MHP'de Tantan'ın istifası sonrasında, yolsuzluk operasyonlarının akıbetine ilişkin iddialar da konuşuluyor. MHP Grup Başkan Vekili İsmail Köse, bu konuda endişe duymaya gerek olmadığının altını çiziyor. Köse, "Yolsuzluklarla mücadele bir kişiye mal edilemez. Bir kişiye endekslenemez. Tantan, bu işin sadece düdüğü çalanı, trafik polisi idi." diyor. (Zekai Özçınar / ANKARA (Zaman)
Önce parti içi demokrasi
Cumhurbaşkanı Sezer: Kendi iç yapılarında ve uygulamalarında demokrasinin gereklerine uymayan partiler, 'demokratik devlet' ilkesini gerçekleştiremezler.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin demokratikleşme sürecini başarıyla sürdürmesi için Siyasi Partiler Yasası'nda parti içi demokrasiyi güvence altına alacak değişikliklerin yapılması gerektiğini bildirdi.
Sezer, Türk Parlamenterler Birliği tarafından TBMM eski senato salonunda düzenlenen "Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları" konulu sempozyuma bir mesaj gönderdi. Çağdaş demokrasilerde siyasi partilerin vazgeçilmez bir konuma sahip olduğuna işaret eden Sezer, mesajında şunları kaydetti:
"Siyasal partilerin etkinlikleri, çalışmaları ve özellikle parti içi düzenlemelerinin demokrasi ilkelerine uygun olması, anayasal gerekliliktir. Kendi iç yapılarında ve uygulamalarında demokrasinin gereklerine uygun davranmayan, demokratik kuralları geçerli ve etkin kılmayan siyasal partilerin 'demokratik devlet' ilkesini tüm kural ve kurumlarıyla gerçekleştirmesini beklemek güçtür. Partilerde demokratik kuralların işlerliğini sağlayacak bir yapılanmanın gerekliliği kaçınılmazdır. Türkiye'nin demokratikleşme sürecini başarıyla sürdürmesi için Siyasi Partiler Yasası'nda parti içi demokrasiyi güvence altına alacak değişikliklerin yapılması gerekmektedir.
Seçim sistemi ve istikrar
Geniş halk kitlelerinin temsilini sağlayacak seçim sistemlerinin uygulanması, siyasi istikrarı sağlayacağı gibi demokratikleşme sürecini de hızlandıracaktır. Seçmenleri, onaylayıcı pasif katılımcılar değil, seçici aktif yurttaşlar konumuna getirecek yasal düzenlemelerin yapılması, yasalardan kaynaklanan demokratik eksiklikleri giderecek, katılımcı demokrasinin gerekleriyle uyumlu bir parti organizasyonu için altyapı oluşturacaktır." ANKARA(Zaman)
Adalet Bakanı Türk: Baraj yüzde 5'e insin
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, milletvekili genel seçimlerinde uygulanan yüzde 10'luk ülke barajının, yüzde 5'e indirilmesini önerdi.
'Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları' konulu sempozyumda konuşan Bakan Türk, ufukta seçim görünmediği için önümüzdeki günlerin SPK'nun değiştirilmesi için en uygun dönem olduğunu anlattı. Türk SPK'ya ilişkin önerilerini şöyle sıraladı: ''Milletvekili adaylarının yüzde 90'ı ön seçimle, yüzde 10'u genel merkezlerce belirlensin. Baraj yüzde 5'e, seçilme yaşı 25'e indirilsin. Mektupla oy kullanma yöntemi getirilsin. Yerel seçimlerde 2 turlu sistem uygulansın. Partiler arasında seçim işbirliğini önleyen yasaklar kaldırılsın. Partiler ortak liste ile seçimlere girebilsin.'' ANKARA(Zaman)
Turizm Bakanı Mumcu: Ya özgürlük, ya ikiyüzlülük
Turizm Bakanı Erkan Mumcu, "Özellikle ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının kaçınılmaz sonuçlarından bir tanesi ikiyüzlülüktür." dedi.
İstanbul'da "Düşünce ve İfade Özgürlüğü" sempozyumunun açılışında konuşan Mumcu, 'farklılığın cezalandırıldığı bir sosyal ortamda, özgür ve uygarlık sürecine katılan bir bireyin ortaya çıkabilmesinin imkansızlığını anlattı. Eğitim sistemine bu açıdan eleştiriler yönelten Mumcu şunları kaydetti: "10 milyon ilköğretim öğrencisinin her gün aynı kıyafeti giydiği, aynı ant ile eğitime başladığı bir ülkede farklılaşma olamaz. Özgürleşmenin bulunmadığı bir ortamda ikiyüzlülük kaçınılmazdır.''
Mumcu, yeni RTÜK Yasası'nda özellikle internete ilişkin düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi'nin bozacağı konusunda da kuşku duymadığını söyledi. Türkiye'deki siyasal yaşamın değiştiğine işaret eden Mumcu şöyle konuştu: "Türk siyaseti radikal olmasa da değişiyor. Ve hiçbir şey bu değişimin dışında kalamaz. Ne siz ne de ben." İSTANBUL (Zaman)
Savaş'ın iddiası havada kaldı
Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç'ın eşine yönelik olarak kullandığı, 'Beni görünce başını halının altına soktu.' iddiası tanıklarca doğrulanmadı.
Gönül Kılıç'ın, bir televizyon programında yaptığı açıklamalarda kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle Vural Savaş aleyhine açtığı manevi tazminat davasına dün Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmada ilk olarak Kılıç'ın tanık olarak gösterdiği Anayasa Mahkemesi eski üyelerinden Selçuk Tüzün'ün eşi Ülker Tüzün dinlendi.
Tüzün, Vural Savaş'ın eşine ziyarette bulunduklarını, Savaş'ın salona girmesiyle birlikte, kapıya arkası dönük oturan Gönül Kılıç'ın başörtüsünü aradığını söyledi. Tüzün, bir soru üzerine, "Kılıç'ın saçını kapatmak için halının altına gizlendiğini görmedim. Yalnız saçını örtmek için sağa sola hareket yaptı." dedi.
Tanık olarak dinlenen Anayasa Mahkemesi üyelerinden Ali Hüner'in eşi Özden Hüner de, bayan arkadaşlarıyla otururken, Gönül Kılıç'ın başının açık olduğunu ifade etti. Hüner, şöyle konuştu: "Vural Bey geldiğinde, Gönül Hanım başını kapamak için bir tedirginlik gösterdi. Gönül Hanım, kendisini sağa sola atarak başını kapatmak için çaba göstermedi." Dava, eksiklerin giderilmesi amacıyla ileri bir tarihe ertelendi. ANKARA
|