FP ve demokrasinin sınavı
Büyük bir ihtimalle önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesi FP hakkındaki kararını açıklayacak. Çoğu kişi 'kapatma yönünde bir karar' çıkacağı beklentisi içindeyse de, bu o kadar kesin değil.
Türkiye'deki mevcut siyaseti sorunlu kılan, ifade ve temsil özgürlüğünün önündeki engellerdir. Söz konusu engeller kanunlarla korunmaktadır, ama hukuki dayanaklara sahip oldukları kuşkuludur.
Avrupa ve dünya, bu baskıların ülkeyi ve ülke siyasetini anakronik bir duruma düşürdüğü yönünde sinyaller veriyor.
RP, Türkiye'nin en büyük partisi iken kapatıldı, FP de bugün birinci parti durumunda ve kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Diğer partiler ülke barajının altında olmasına rağmen, FP ilk sıradaki yerini ve toplumsal desteğini korumaya devam ediyor. PİAR'ın araştırmasına göre FP 18. Strateji Mori'ye göre 19,1; her ay sonuçları yayınlanan ANAR ise FP'yi 8,7 gösteriyor. Burada ya teknik bir hata yapılıyor, ya da ortada 'başka bir bilinmez' var. Çünkü elimdeki başka bir araştırma FP'nin İstanbul'da yüzde 18, Türkiye genelinde de yüzde 12 olduğunu gösteriyor. İstanbul ülke genelini yüzde 20 etkiliyor. Yani İstanbul'da bir puan alan Türkiye genelinde 4 puan sahibi oluyor. Buna göre, eğer FP ülke genelinde 12 ise, (İstanbul dolayısıyla, yani 18:5=3,6) bu durumda FP, (12+3,6=) 15,6 demektir. ANAR'ın araştırmasını esas alacak bile 8,7+3,6=12,3'le FP önemli bir puana sahip görünmektedir.
Şakir Süter, "Bazı kamuoyu araştırmalarında, bir 'zorlamaya' tanık oluyoruz... Bu 'zorlama'nın başında Tayyip Erdoğan ile Kemal Derviş'i 'kafa kafaya getirme çabası' geliyor! Bu çabanın biraz 'sipariş koktuğunu belirtmeden geçemiyeceğiz" (Akşam, 7 Haziran 2001) diyor. Ben asıl 'amaçlı araştırmalar yolu'yla partilerin bu kadar 'küçültülmesi'nin siyasi alanı daraltan ve toplumu siyasetsizliğe iten 'siyaset dışı güçler'in işine yaradığına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Geçen yıl bir Batılı profesör, bana RP'nin kaç oy aldığını ve kaç kayıtlı üyeye sahip olduğunu sormuştu: "6 milyon 100 bin oy almıştı ve 4 milyon 250 bin kayıtlı üyesi vardı" dediğimde, hayretini gizlemeyerek "Bu işte bir yanlışlık var. Hiçbir ülkede bu yüksek oranda insan kitlesi rejim karşıtı yıkıcı faaliyet içinde olamaz." demişti. "Çünkü eğer öyle olsaydı şimdiye kadar rejimden eser kalmazdı."
Geçmişte kuşkusuz Avrupa'da da ideolojik tutumları ve yıkıcı faaliyetleri dolayısıyla bazı partiler kapatılmış. Ancak bunlar çok geride kaldı. Şimdi partilerin siyasetten menedilmesi cezasını gerektiren tek faktör fiili şiddet kullanımıdır. Şiddeti savunmayan ve şiddet kullanmaya yeltenmeyen her siyasi görüş kendini ifade ve temsil etme hakkına sahip bulunmaktadır. Hatta şiddete başvurmadıkça ve açıkça ayırımcılık yapmadıkça 'sağcı-ırkçı partiler' bile iktidara gelebiliyor; Avusturya bunun somut örneğini teşkil eder.
Demokrasi donmuş bir fotoğraf değildir, işleyen, gelişen ve zenginleşen bir süreçtir. Her ülkede ve farklı düşünce havzasında demokrasiye yeni katkılar sağlanabilir. Ancak bu, kendi içinde doğru bir yaklaşım olmakla beraber, 'tek parti zihniyeti ve uygulamaları'nın demokrasi adı altında devam ettirilebileceği anlamına gelmiyor. Asgari ve evrensel bazı standartlar var, her ülke eğer demokrasiyi bir siyasi rejim olarak seçmişse, bunlara riayet etmek durumundadır. Bu anlamda Türk demokrasisi FP ile anlamlı bir sınavdan geçiyor.
Demokratik rejimin asgari şartlarından biri, iktidarın şiddet kullanılmadan ve belli periyotlarda el değiştirmesini kabul etmek ve bunu taahhüt etmektir. Bu kural açıkça işlemeli ve yine üstü örtülü alanlarda da geçerliliğini korumalı.
İkinci önemli kural, her görüş ve toplumsal grubun kendini ifade ve temsil etme, başkaları yanında iktidar yarışına katılma hak ve özgürlüğüne sahip olması ve bunun hukukun kesin teminatı altına alınmasıdır. Hiç kimse beğenmediği bazı düşünceleri veya bazı toplumsal kesimlerin taleplerini siyasi yarışın dışına itme hak ve yetkisine sahip değildir.
a.bulac@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
16/
05/
2001...
Hazırlıksızlığın bedeli
19/
05/
2001...
Sekiz gün
22/
05/
2001...
Cihadın modern serüveni
23/
05/
2001...
Tanımsal çerçeve
26/
05/
2001...
Entelektüel ve manevî boyut
29/
05/
2001...
Hukuk, savaş ve cihat
30/
05/
2001...
Cihat ve meşru hedefi
02/
06/
2001...
Dinler tarihine not
05/
06/
2001...
Nübüvvet
06/
06/
2001...
Son yol gösterici
|