Maçın galibi henüz belli değil
Üç hafta önce İstanbul'da İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'la sohbet ediyoruz. Söz ANAP lideri Mesut Yılmaz'la ilişkilerine geldiğinde, "Mesut Bey'in bizi gözden çıkardığı anlaşılıyor." demesinden sonra, son derece kararlı bir ifadeyle Yılmaz'ın siyasi geleceğine biçtiği yakın bir vade dikkat çekiciydi.
Bu sebeple, Sadettin Tantan'ın Anavatan Partisi'nden istifa etmesini, İçişleri Bakanlığı görevinden alınmasına yönelik ani bir reaksiyon olarak görmek büyük bir yanılgı olur.
Yaygın inanışın aksine Mesut Yılmaz ile Sadettin Tantan'ın yolları, ANAP'lı bir bakan tarafından yönetilen Enerji Bakanlığı'na yönelik Beyaz Enerji operasyonu ile ayrılmadı. Aralarındaki derin zihniyet uyuşmazlığının ilk izleri, tam bir yıl önce Gaziantep ve Kilis'te yapılan "Paraşüt Operasyonu" dosyasında ve sonraki aylarda yapılan bir dizi başka operasyonda kendisini göstermeye başlamıştı. Bu operasyonlarla birlikte bazı isimlerin giderek polisin ilgi alanına girmesi, Yılmaz-Tantan ilişkilerinin her geçen gün bitişini sağladı. Beyaz Enerji dosyası yalnızca, Yılmaz'ın Tantan'ı görevden alma sürecini hızlandırdı ve bu iş için açık bir gerekçe oluşturdu.
Yaygın inanışın aksine Sadettin Tantan, istifa ettiği çarşamba gününe kadar, ANAP liderine yönelik çeşitli çevrelerce yürürlüğe konulan senaryoların bir uygulayıcısı değildi. Çünkü Tantan, İçişleri Bakanlığı koltuğunda hiçbir zaman bir siyasetçi gibi hareket etmedi, siyasi bir hesabın içinde olmadı. Zihnini tamamen, polislik hayatının ilk yıllarından itibaren uzmanı olduğu legal alanın dışındaki mali ilişkileri çözmeye kilitledi. Siyasetçi kimliği hep arka planda kaldı, yolsuzlukları bitirmeye yönelik polis kimliği ön plana çıktı. Bu yüzden, "Derin devlet düğmeye bastı, Tantan uyguladı." senaryosunun geçerliliğine hiçbir zaman inanmadım.
Peki Sadettin Tantan'ın iki yıllık icraatlarını nasıl değerlendirmek gerekiyor? "Polis devleti kuracaktı", "İstediğini polise dinletiyordu", "Emniyet'i Sakaryalılar ve Kafkas kökenlilerle doldurdu" gibi görevden alınmasını meşrulaştırmaya dönük "psikolojik harekat" unsuru gülünç tezleri, Tantan'a Hitler benzetmesi yapanların hezeyanlarını bir kenara bırakalım ve şu soruyu soralım. Acaba son bir yılda anlı şanlı işadamlarını birer birer toplatıp cezaevine gönderirken, 1970'li ve 80'li yılların kapalı Türkiyesi'nde İstanbul'u temizlemeyi kafasına koymuş "Ekipler Amiri" havasına mı girmişti?
Ben bu kanaatte değilim. Çünkü yolsuzluk operasyonları yalnızca onun İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasına dayanmıyor. Tantan, son on yılda her alanda büyük mesafe kat etmiş Türk polisinin önünü açınca bu operasyonlar start aldı. Hiçbir operasyonda siyasi bir maksatla veya şahsi bir hesapla hareket ettiğini de tahmin etmiyorum. Tıpkı polislik hayatında olduğu gibi, bu işlerin üzerine sonuna kadar gitmeyi göze almıştı. Zaten 1970'lerin sonunda da bu tarzı yüzünden görevden alınıp turizm polisliğine verilmişti.
Sonuçta, Tantan'ın görevden alınması ve partiden istifasıyla çarşamba gününden itibaren, Mesut Yılmaz'ı siyaset sahnesinden çıkarmayı hedeflemiş "geniş ittifakın" işi daha da kolaylaşmış oldu. Mehmet Keçeciler'in, "Kendi silahımızla kendimizi vurduk." sözleri, ANAP'ın da bu olaydan epeyce etkileneceğine işaret ediyor.
f.mercan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
21/
04/
2001...
Gizli servisin güneş gözlükleri
26/
04/
2001...
Yurtdışındaki paraların listesi hazır
28/
04/
2001...
Fazla bağırmak iyi değildir
05/
05/
2001...
Beyaz kodlar
06/
05/
2001...
İnternet mesajına 40 ay ağır hapis
12/
05/
2001...
Demirağ'ın örgütü Ergenekon muydu?
13/
05/
2001...
'Orgütümüz sizi yok edecek'
19/
05/
2001...
Toz duman içinde dörtlü komite
26/
05/
2001...
Lockheed bir ceza daha alır mı?
02/
06/
2001...
Sorunun özü yüzde 91'de
|