GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ali ÜNAL

Bizim Kubbe

Kur'an ve din kardeşliği

Kur'an–ı Kerim, Allah Kelâmı'dır. İnsanlar için her konuda mutlak doğruya ileten en büyük rehber ve doğru ile eğriyi, hak ile bâtılı birbirinden ayırt edebilmenin şaşmaz ve şaşırtmaz ölçüsüdür; doğruluktur, müjdedir, ilimdir, nurdur.

Kâinat kitabının ezelî tercümesi; Allah'ın yaratılış, eşya ve hadiselerdeki âyetlerini okuyan çeşitli dillerin ebedî tercümanı ve gayb âlemleriyle, görünür, maddî âlemin açıklayıcısıdır. Yerde ve gökte gizli İlâhî İsimlerin manevî hazinelerini keşfedip ortaya çıkarandır ve hadiselerin satırları altındaki gizli hakikatlerin anahtarıdır. Maddî âlemde, görünmez manevî âlemlerin dili; âhiret âlemlerinin mukaddes haritası; bütün inanç, düşünce, ibadet, ahlâk, davranış, muamele, hukuk, siyaset, iktisat alanlarıyla şu insanlık âleminin terbiyecisi, mutlak rehberi, hakikî hikmeti ve her sahada, dünyada ve âhiret'te saadete sevk eden hakikî mürşididir. İnsanlara hem bir hukuk kitabı, hem bir dua kitabı, hem bir hikmet kitabı, hem bir kulluk kitabı, hem bir emir ve yasaklar kitabı, hem bir zikir kitabı, hem bir fikir kitabı, hem insanın bütün manevî ihtiyaçlarını gideren, zihnine takılan bütün soruları cevaplayan çok kitapları muhtevî bir kütüphanedir. O, bütün Âlemlerin Rabbi unvanıyla Allah'ın Kelâmı'dır; bütün varlıkların yegâne İlâhı unvanıyla Allah'ın fermanıdır; bütün göklerin, yerin ve bu ikisinde ve arasında yer alan her şeyin, her varlığın, her hadisenin yaratıcısı unvanıyla Allah'ın ezelî hutbesidir.

O, indiği günden beri, tek âyetine bile benzer bir söz getirebilirlerse getirsinler diye, bütün insanlığa ve cinlere meydan okuyan, fakat bu meydan okumaya 14 asırdır kimsenin cevap veremediği en büyük mucizedir. O'na dayanarak konuşan doğruyu söylemiş, hayatını O'na göre düzenleyen gerçek insaniyeti ve hakikati bulmuş, O'nunla hükmeden adalet yapmış ve O'na çağıran gerçek doğru yola çağırmıştır.

Kur'an, bir şifadır; hem de şifası kesin bir şifadır. Fakat, zalimlerin ise ancak hüsranını, kaybını artırır. Kur'an, bir fasıldır; kimin gerçekten mü'min ve Müslüman, kimin ise kâfir, münafık, fasık olduğunu ortaya koyar. O'nun her harfine inananlar, O'nun her sözüne, her âyetine, her hükmüne, kalplerinde en küçük bir sıkıntı duymadan inananlardır ki, birbirleriyle din kardeşidirler. Bunlar ile, O'na inanır görünüp de, aslında içten içe buğz besleyen çift şahsiyetli, çift karakterliler, çok standartlılar asla birbirleriyle din kardeşi değildirler. Allah'ın O'nun rehberliğiyle karanlıklardan ışığa çıkarıp, her meselesini O'nu referans alarak çözmeye çalışanlarla, inançta, düşüncede, yaşayışta O'na zıt referansların peşinde ışıktan karanlıklara gömülüp, her meselede O'na nasıl muhalefet ederiz diye uğraşanlar, din kardeşi değildirler. O'nun her bakımdan şifa olduğuna gönülden inananlarla, kendilerinde vehmettikleri ve zandan, aldanıştan öte geçmeyen bir bilgi üzerinde firavunane sapıp giderek, O'nun karşısında temerrüt gösterenler, din kardeşi değildirler.

Sadece Allah'a kul olup, yaratılmışın en büyüğüne bile kulluğa tenezzül etmeyen; cennet gibi en büyük bir menfaati bile ibadetine gaye yapmayan; mütevazı, halîm–selim, fakat Allah'ın izni dışında kimse önünde eğilmeyen; acz ve fakrının şuurunda, fakat Allah'ın kudreti ve serveti ile zengin ve muktedir Kur'an talebesiyle; görünüşte firavun gibi gururlu, çalımlı, fakat menfaati için en bayağı şeylere bile ibadet eden, bir lezzet için sonsuz zilleti kabul eden; kendini beğenmiş, fakat menfaat ve lezzet uğruna şeytan gibi şahısların ayaklarını öpmekten çekinmeyen ve bütün gayesi karnının ve fercinin heveslerini tatminden ibaret olanlar, din kardeşi değildirler.

Kur'an, bir eğlence değildir; her kim, enaniyet ve zorbalığından dolayı O'nu bırakırsa, Allah onu boynundan kırar; her kim doğruyu O'nun dışında ararsa, Allah O'nu sapkınlığın en derin noktasına düşürür. Kur'an'a karşı konulmaz; O'na karşı koymaya çalışanlar, neticede daima mağlûp olmaya mahkûmdur. Buna en büyük şahit tarih olduğu gibi, yarının tarihi de buna şehadet edecektir.



Yazarımızın en son yazıları

12/ 04/ 2001... Hükümete istifa mı?
13/ 04/ 2001... Kader konuşuyor
20/ 04/ 2001... "İll'Allah"tan önce "La İlâhe"
27/ 04/ 2001... Bir büyük yanılma
04/ 05/ 2001... Cumhuriyet Türkiyesi'nin en önemli çıkmazı
11/ 05/ 2001... Bir hadis ve Türkiye'nin bağımsızlığı
18/ 05/ 2001... Cebrî lütuflar
25/ 05/ 2001... Tarihî çelişki!
01/ 06/ 2001... Çelişkinin devamı
08/ 06/ 2001... Tükenmişlik mi?


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.