Tazminat komedisi
Irak ambargosu nedeniyle 40 milyar doları aşkın bir zarara uğrayan Türkiye için savaş tazminatı olarak sadece bin 800 dolar ödenecek.
Irak'ın Kuveyt'i işgalinden zarar gören kişi, kuruluş ve devletlere ödenecek tazminatları saptamakla görevli BM komisyonu, kişi ve kuruluşlardan sonra devletlere de tazminat ödemeye başladı. Irak'ın Körfez savaşı sırasında attığı SCUD füzelerinin yol açtığı zararı karşılamak için 1 milyar dolar tazminat isteyen İsrail'e 74 milyon dolar, 3,3 milyar dolar talep eden Türkiye'ye ise bin 800 dolar verilmesinin kararlaştırıldığı komisyon sözcüsü Joe Sills tarafından açıklandı. Sills'in verdiği bilgiye göre 130 milyon dolar talep eden Almanya 5 milyon alabildi. 3,8 milyar dolar isteyen Suriye'nin talebi ise kabul edilmedi.
79 milyon dolar
Sills, "tazminat komisyonuna Türkiye, Suriye, İsrail ve Almanya'dan yapılan başvuruların toplam tutarının 8,58 milyar doları bulduğunu, buna karşılık 79 milyon dolar tazminata hükmedildiğini" sözlerine ekledi. Sözcünün ayrıntıya girmemesine karşın, komisyonun özellikle savaş sırasında sivillerin tahliyesi için yapılan harcamalar ve diplomatik binalarda meydana gelen zararların karşılanması için ödeme yapılmasını kararlaştırdığı bildiriliyor.
Tazminat fonu, Irak'ın gıda karşılığı petrol programı çerçevesinde yaptığı satışlardan kesilen yüzde 25 oranındaki paralardan oluşuyor. Sills, fonda halen 503 milyon dolar bulunduğunu bildirdi. New York
Ateşkes kesildi
Makedonya güvenlik güçleri ve ordu birlikleri 11 günlük ateşkese son vererek, Üsküp yakınlarında bulunan ve Arnavutların elindeki Araçinova'yı yerle bir etti. Ordu sözcüsü Blagoya Markovski, Araçinova'da mevzilenmiş Arnavut gerillalara yönelik operasyonlara topçu birlikleri ve havadan helikopterlerin katıldığını belirterek, operasyonlarda gerillaların büyük kayıplara uğradığını kaydetti.
Konu ile ilgili açıklamada bulunan UÇK komutanlarından Sokoli, "Üsküp yöneticileri ateşkese uymadılar. Madem öyle, biz de yapabileceklerimizi gösteririz" diyerek Üsküp'ü tehdit etti.
Dün geç saatlere kadar devam eden saldırılara zırhlı araçların da katıldığı belirtiliyor. Bombardımanlarda en az 6 sığınağın imha edildiği, ordunun kayıp vermediği, ancak Arnavutlar arasında çok sayıda yaralı ve ölü olduğu iddia ediliyor. Dün yapılması öngörülen siyasi diyalog toplantısı ise çatışmalar yüzünden ertelendi. Üsküp
Miloseviç diken üstünde
Yugoslavya, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (USSM) ile işbirliği sorununu, hükümet kararnamesiyle çözüme kavuşturacak.
Bağımsız B92 radyosu, Başkan Voyislav Koştunitsa liderliğinde önceki gece toplanan koalisyon liderlerinin, eski lider Slobodan Miloseviç'in de USSM'ye teslim edilmesini sağlayacak sorunun aşılması için hükümetin kararname çıkarması konusunda anlaştıklarını haber verdi. İçişleri Bakanı Zoran Zivkoviç, B92'ye verdiği demeçte, Belgrad'da yapılan toplantıda, liderlerin Yugoslav yurttaşlarının USSM'ye teslim edilmesini öngören düzenlemeyi kanun hükmünde kararnameyle yapmayı kararlaştırdıklarını söyledi. Savaş suçu sanıklarının USSM'ye gönderilmesini öngören yasa tasarısına ilişkin meclis görüşmeleri, önceki gün Karadağ Cumhuriyeti'ndeki koalisyon hükümetinin küçük ortağı SNP'nin muhalefeti üzerine iptal edilmişti.
'Çok geç olabilir'
Bu arada, Miloseviç'in avukatları, Belgrad cezaevinde bulunan Miloseviç'in kefaletle serbest kalması için yaklaşık 100 trilyon TL önermeye hazırlanıyor. Blic gazetesinde çıkan haberde, Miloseviç'in avukatlarının başkent Belgrad'daki bölge mahkemesine, Devlet eski Başkanı'nın duruşma gününe kadar kefaletle serbest bırakılması için yaklaşık 100 trilyon TL önerecekleri belirtildi.
Öte yandan, ABD'nin, gelecek hafta Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılacak ve Yugoslavya'ya mali yardımın ele alınacağı uluslararası konferansı boykot etmeye hazırlandığı bildirildi. Amerikalı yetkililer, Belgrad yönetiminin USSM ile işbirliğinin beklentilerine yanıt verecek düzeyde olmadığı gerekçesiyle, ABD'nin konferansa katılmayacağını belirttiler. Belgrad
Destek sevinci
Romanya'ya resmi bir ziyaret düzenleyen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ziyaretinin ikinci ve son gününde Bükreş Askeri Şehitliğine giderek çelenk koydu ve şehitlik hakkında Bükreş Askeri Ateşesi Dinçer Bayer'den bilgi aldı. Sezer, Bükreş'teki bazı Türk işadamları ile de Türk büyükelçiliğinin bahçesinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı, Türk işadamlarının; Bayındır Holding'e ait Romanya'daki Banka Turco Romana bankası kriziyle ilgili mağduriyetleri üzerine de, konuyla ilgileneceği sözünü verdi.
Dün Türklerin yoğun olarak yaşadığı liman kenti Köstence'ye uğrayan Sezer, burada Türk ve Tatar toplumu temsilcilerini kabul ederek dertleştikten sonra tarihî Hünkar Camii'ni de ziyaret etti. Ardından yurda dönen Sezer'in ziyareti, Romanya basınında genişçe yer aldı.
Bekir Yıldırım / Bükreş
Rusya'dan garanti şartı
Rusya'nın, boşaltılması gündemde olan Gürcistan'daki üslerin üçüncü bir devlete kullandırılmaması konusunda garanti istediği bildirildi.
Moskova'da dün Rusya ile Güristan heyetleri arasında Gürcistan'daki Rus askeri üslerinin geleceği konusundaki görüşmelerin 7. raundu gerçekleştirdi. Başbakan Yardımcısı İlya Klebanov'un ofisinden yapılan açıklamaya göre Rusya, boşaltılmasından sonra söz konusu askeri üslerin üçüncü bir devlete kullandırılmaması hususunda garanti istedi. Gürcistan heyetinin ise konuyu detaylı bir şekilde inceleyeceği ifade edildi. Mirza Çetinkaya / Moskova
Uçağa haciz
Fransa'nın başkenti Paris yakınlarındaki Bourget'de yapılan silah sergisine katılan Rusya'ya ait Su30-MK ve Mig-AT tipli iki uçağın, bir borç davasından dolayı rehin aldındığı bildirildi.
Fiyatları 30 milyon dolar olarak belirtilen uçaklar, İsviçre firması Noga'nın alacak davası nedeniyle haczedildi. Rusya Başbakan Yardımcısı İlya Klebanov olayın Rusya ve Fransa'nın büyük önem verdiği Fransa Devlet Başkanı Jaques Chirac'ın Moskova ziyareti öncesine denk gelmesine de dikkat çekti. Moskova (Zaman)
Powell'ın kritik ziyareti
İsrail ile Filistin arasında 13 Haziran'da resmen ilan edilen "pamuk ipliğine bağlı" ateşkesin günlerinin sayılı olduğu yolundaki istihbaratların, Bush yönetimini harekete geçirdiği belirtiliyor.
İsrailli yorumculara göre, Filistinlilerin Yahudi yerleşimcilere yönelik saldırılarının ardından İsrail'in soğukkanlılık ya da kendini tutma politikasına, sert bir askeri operasyonla son vereceği yolunda Washington'a ulaşan raporlar, Dışişleri Bakanı Colin Powell'in gelecek hafta bölgeye gönderilmesi kararının alınmasına sebep oldu. Washington'ın böyle bir gelişmenin ateşkesi tamamen ortadan kaldıracağı ve görüşme sürecine geri dönülmesini olanaksız kılacağı görüşünde.
İsrail'e baskı yapacak
ABD Başkanı George Bush, hemen telefona sarılarak İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Filistin lideri Yaser Arafat ve Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'i ararken, Şaron'un hafta başında Washington'a gidecek olmasına karşın Powell'ın bu gezinin ardından hemen bölgeye gitmesine karar verildi.
Yorumculara göre Powell, "Şaron'un tehdit ettiği gibi el bombasının pimini çekmesini engellemek için" yani İsrail'in bir askeri harekata kalkışmasını engellemek için geliyor. Arafat'a daha fazla baskı yapılmasının bu noktadan sonra ters tepeceği saptamasını yapan Washington, İsrail'e baskı yapmaya yönelecek. Bush, Şaron'a Washington'da yapacakları görüşmede "Ateşkesi sürdür ve şiddet tam olarak durmasa da Yahudi yerleşim merkezlerinin inşasını dondur." diyecek.
'Çok geç olabilir'
Powell da ardından aynı mesajla bölgeye gidecek ve Tenett planından Mitchell Raporu'na geçilmesi için çaba harcayacak. Washington'un bu yeni politikası, ciddi bir kulvar değişikliği olarak algılanıyor.
Ha'aretz ise, Powell bölgeye gelinceye kadar bir askeri harekat gerçekleşebileceğini ima ederek, "Çarşamba günü Kudüs'ten bir askeri tren Washington'dan da diplomatik tren. Powell'ın treni muhtemelen çok geç varacak." denildi. Bu arada, İsrail Savunma Bakanı Binyamin Eliezer'in 9 Temmuz'da planlanan Türkiye gezisini yapıp yapmayacağı da "Bölgedeki güvenlik durumuna bağlı olarak yeniden değerlendirilecek". Tel Aviv
Rumsfeld'den yeni strateji
ABD, soğuk savaştan sonra geçerli olan, aynı anda iki bölgede savaşa karşı hazırlıklı olma politikasını rafa kaldırıyor.
ABD Kongresi'ne bilgi veren ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, soğuk savaştan sonra Amerikan ordusunu şekillendiren "iki savaş" stratejisinin artık işlemediğini ve Pentagon'un alışılmadık, yeni tehditlere karşı hazırlık stratejisi geliştirmekte olduğunu bildirdi. Senato ve Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nde konuşan Rumsfeld, artık Amerikan ordusunun karşısındaki en büyük tehditlerin, terörizm, siber terörizm, balistik füzeler ve kitle imha silahları olduğunu vurguladı. Rumsfeld, bu tehditlerin, 5 yıl öncesine oranla çok daha fazla arttığını söyledi. İki savaş stratejisine göre, Amerikan orduları, örneğin aynı anda hem Körfez bölgesinde Irak'la, hem de K. Kore'yle savaşabilecek kapasiteyi koruyordu. Washington
Türkiye başına sorun açtı
FP'nin kapatılma kararını uluslararası haber ajansları "acil" koduyla ve "demokratikleşmeye engel" yorumlarıyla verirken, AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, kapatılmayı şanssızlık olarak nitelendirdi. Fogg, "şiddete yönelik bir kanıt elde edilmeden parti kapatılmasının üzüntü verici olduğunu" kaydetti. Avrupa Parlamentosu Milletvekili Ozan Ceyhun da, kararın AB ilişkilerinde Türkiye'nin başına sorun olacağını ifade etti. Ceyhun, Avrupa Karma Parlamenter Komisyonu'nun salı günü yapılacak toplantısında konunun ele alınacağını hatırlattı.
Kapatılmaya ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray'dan yapılan ortak açıklamada, "ABD, ilke olarak, demokratik seçimle gelen siyasi partilerin kapatılmasını, uluslararası demokrasi kurallarına karşı olarak değerlendiriyor" denildi. Açıklamada, parti kapatmayı zorlaştıracak şekilde anayasa değişikliğine gidilmesine ilişkin öneri de cesaret verici olarak nitelendirildi. ZAMAN'ın, ABD hükümetinin, Anayasa Mahkemesi kararını nasıl karşıladığı şeklindeki sorusunu cevaplayan bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi de, Türkiye'de anayasa değişikliği konusunda bir çalışma yapıldığını hatırlatarak, şöyle konuştu: "ABD, prensip olarak, demokratik yollarla seçilmiş partilerin kapatılmasını, benimsenmiş uluslararası demokratik normlara aykırı bulmaktadır. Türkiye'de partilerin kapatılmasını güçleştirecek bir anayasal reform teklifinin masaya yatırıldığını biliyoruz. Biz, Türkiye'de herhangi bir partiyi diğerine tercih etmiyoruz. Prensip olarak yabancı ülkelerin içişlerine müdahale etmeyiz."
AİHM beklenseydi
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Lord Russell Johston da, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı beklenseydi daha iyi olurdu" dedi. Johnston, Strasbourg'daki idam cezasının kaldırılmasıyla ilgili kongrede Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, siyasi partilerin kapatılmasına karşı olduğunu belirterek, bunu Türkiye'deki temaslarında da dile getirdiğini söyledi. Johnston, AKPM'nin perşembe günü yapacağı Türkiye oturumunda konunun gündeme getirileceğini belirtti. Haber Merkezi
Moro'da mutlu son
Libya'da Filipinler hükümet yetkilileriyle Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde ateşkes, savaşta harap olan yerlerin rehabilitasyonu ve güvenlik güçlerinin işgal ettiği Müslüman topraklarından geri çekilmesini de öngören anlaşma imzalandı.
MILF adına görüşmelere katılan ekipten Lanang Ali, anlaşmanın kendileri açısından genel prensipleri içerdiğini, ayrıntıların ise bundan sonraki aşamalarda görüşülebileceğini belirtti. İslam Konferansı Örgütü, anlaşmayı izlemekle görevli bir komite oluşturacak.
MILF, Filipinler'in Mindanao adaları ve Sulu takımadalarında yaşayan Müslüman azınlık Morolar'ın özerkliği için yaklaşık 30 yıldır silahlı mücadele veriyor. MILF ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda şimdiye kadar 120 binden fazla kişi öldü. 78 milyon nüfuslu Filipinler'in nüfusunun yüzde 5'ini Morolar oluşturuyor. Trablus
Genişleme suya düşer
Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, İrlanda'nın ikinci kez halkoylamasıyla reddetmesi halinde, AB'nin genişlemesine ilişkin Nice Antlaşması'nın onaylanamayacağını söyledi. İrlanda ziyaretinin ikinci gününde İrlanda radyosuna demeç veren Prodi, "Nice antlaşması onaylanamazsa, vahim siyasi sonuçlar doğar. İrlanda onaylamazsa, antlaşma onaylanmamış olur" ifadesini kullandı.
Prodi, soru üzerine de, İrlandalıların antlaşmayı ikinci kez reddetmesi halinde, "Siyasi bakımdan genişleme olanaksız hale gelir, sorunlar ortaya çıkar" dedi ve AB'nin genişlemesinin "uluslar ve halklar tarafından onaylanması gereken bir proje olduğunu" söyledi. İrlandalılar, 7 Haziran'da yapılan halkoylamasında Nice Antlaşması'nı reddetmişlerdi. İrlandalı seçmenlerin yüzde 54 kadarının genişlemeye 'hayır' demesi, Nice Antlaşması'nın öteki üyelerce de onaylanmasını tehlikeye düşürmüş bulunuyor. Dublin
|