Gazetecinin düşkünü
Herkes benzeri hadiseleri yaşıyor galiba. O yüzden köşelerde yazılanlar birbirine benziyor. 'Bu kadar çok olayı nereden buluyorsunuz?' gibi. Hatta 'Siz gazetecisiniz bilirsiniz saat kaç?' gibi. Halbuki şimdi bile kaç tane gazetecinin işsiz güçsüz olduğunu biz bile bilmiyoruz. Çoğu da limon satmayı, ayakkabı boyamayı beceremediği için, her geçen gün içine kapanıyor. Çoluk çocuğu varsa yüzüne bakamıyor. Haber yazmadığı halde lüks otellerdeki toplantılara katılıp karnını doyuran ve bunu alışkanlık haline getiren meslektaşımız da az değildir. Her gazeteci de yüzsüz olacak değil ya. Yüzsüz olanlar genelde yükselmeyi ve patrona ayakçılık yapmayı başarıyorlar.
Elektronik postaya gelen bir mesaj, on günü aşkın bir süredir arşivde bekliyor. Her gün açıp okuyor sonra başka konulara geçiyoruz. Çünkü yapacak bir şeyimiz yok. Mesaj, gazeteci eşi bir bayandan geliyor. Eşi, banka batırdığı için patronu cezaevinde bulunan gazetede çalışmış. Şimdi işsiz güçsüz ve sahipsiz. Gazeteden atılırken tazminatını da alamadığı için ortada kalmış. Mesajı eşinden habersiz gönderdiğini söyleyen bayan diyor ki: "Ben bir gazeteci eşiyim... Size bu postayı yazarken utanıyorum; ama maalesef yazma gereği duydum ve zor durumda kaldığım için yazıyorum...."
Bu gazeteci işsiz kaldığı için bulunduğu yerde 'Yılın gazetecisi' seçilmiş. Ne yaparsınız ki, ödül karın doyurmuyor. Hastalık masrafları, diğer harcamalar derken sıfırı tüketmiş. Şimdi bunalımlı bir insana dönüşmüş. İntiharın eşiğine gidip dönüyormuş. Eşi ve çocukları bu zor günlerinde ona moral verip destek olmaya çalışıyormuş.
Biz RTÜK'ü, interneti tartışmaya devam edelim. Madalyonun diğer yüzünde anlatmaya çalıştığımız hadiseler var.
Muhatap
Üniversite imtihanlarına ilk defa bu yıl hiçbir başörtülü öğrenci alınmadı. Gerek Zaman'da, gerekse Cihan Haber Ajansı'nın haber servisi yaptığı gazetelerde, görevlinin beklediği kapıya 3 defa gidip, başını açamayan ve geri dönen genç kızın dramını okumuşsunuzdur.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'a bu konu soruldu. Yılmaz, ise şu cevabı verdi: "Bu üniversitenin sorunu. Onu gidin valiye sorun. Onu gidin rektöre sorun. Onun muhatabı biz değiliz."
Zaten başörtülü kızlarımız, hem eğitim almak hem de dinlerinin gereğini yerine getirme konusunda kendilerine bir muhatap bulamadılar ki. YÖK'ü zaten kafadan geçtik, başta güvendikleri siyasetçiler olmak üzere herkes onları yüzüstü bıraktı. Diyanet bile sahip çıkmayınca onlar ne yapacak ki?
Her ne kadar siz muhatap olarak kabul etmeseniz bile, o çocukların anne babaları, yakınları seçim gününde sizi muhatab alıp, öyle bir cevap verecek ki, siz de şaşırıp kalacaksınız.
Fazilet kilidi
Bütün Türkiye, Fazilet Partisi'nin kapatılmasına kilitlenmişti. Karar sonuçlanınca anlaşıldı ki, Türkiye'yi kilitleyen olay önemli ve kilit boşa gitmesin diye partinin kapısına kilit vuruldu. Zaten parti de kilit konumundaydı. Bundan sonra kilit olmaya devam edecek mi belli değil. Ama kararın açıklanması mübarek cumanın sonuna denk geldi. Borsa etkilenmedi. Ama önümüzdeki hafta etkisi ne olacak göreceğiz. Ayrıca bu kararla AB'nin isteklerine de kafa tutulmuş olacak.
Babasına bak
Geçen hafta içinde Ankara Oran'da ilginç bir kavga yaşandı. Tekme tokat birbirine giren milletvekilleri çocukları, çevreden yetişenler tarafından güçlükle ayrıldılar. Kavga o kadar şiddetliydi ki, 3 kişi hastanede tedavi edildi.
Kavganın sebebi hakkında değişik rivayetler var. Kimisi kız meselesi diyor, kimisi de maç yaparken atılan bir gölün sayılmaması üzerine (Sitede cola satılmıyor muydu acaba?) kavga çıktı diyor. Sebep ne olursa olsun, vekil çocukları babalarını utandırmadılar ya, helal olsun onlara!
Zavallı Avrupalılar
Avrupalı olmak da giderek zorlaşıyor. Hele de bu yılki enflasyon rakamlarının yavaş yavaş kesinleşmesi ve artma eğilimine girdiğinin ortaya çıkmasından sonra. Fransa'da mayıs ayı enflasyon oranı son 5 yılın en yüksek düzeyine çıkmış. Tamı tamına binde 5. Yıllık enflasyon ise 2,3 gibi bir rekor. İngiltere'de enflasyonun pençesinde kıvranıyor. Mayıs ayı oran binde 4, bu rakam yıllık bazda ise 2,4'lere tırmanıyor. Şimdi ne yapacak bu Avrupalılar? Ay sonunu nasıl getirecekler?
Turizm
Rus uzay şirketi Energiya, uzaya turist götürmek için sözleşmeler imzalamaya hazırlanıyor. Hatırlarsanız, Rusya 20 milyon dolar karşılığında Amerikalı işadamı Dennis Tito'yu ABD'nin itirazına rağmen nisan ayı sonunda Uluslararası Uzay İstasyonu'na götürmüştü.
Yerçekimsiz ortam Tito'nun o kadar hoşuna gitmiş olmalı ki, döner dönmez, aynı şartlarda yeniden gitmeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Rusya bu işin oldukça karlı olduğunu fark etti elbette; şimdi uzaya turist taşıma işini bir şirket aracılığı ile organize etmeye hazırlanıyor.
Siz yeter ki paradan haber verin. 20 milyon doları koyun cebinize gelin Türkiye'ye. Bakın bakalım biz sizin ayağınızı nasıl yerden kesiyorsunuz. Kendinizi yerçekimsiz ortamda hissediyor musun, hissetmiyor musunuz? 20 milyon dolar gelen turistin her zaman başımızın üzerinde yeri var.
|