Basının yanılgı haftası
Geçtiğimiz hafta iç borç takasının "başarı"yla gerçekleşmesi üzerine haftanın ilk günü hemen hemen birçok gazetenin manşetinde "umutlu" bir haftaya başlandığı yer aldı. Ancak bu beklentideki bütün gazetelerin daha ilk günden yanıldıkları anlaşıldı. Çünkü beklentilerin tersine borsa düştü, dövizde olağandışı bir yükseliş yaşandı. Haftanın ilk günü Milliyet "En rahat gün", Sabah "Yepyeni bir gün", Zaman "Takas dopingi", Hürriyet "Ekonomiye takas morali", Dünya "Takas rahatlattı" manşetlerine yer verdiler. Cumhuriyet de hafta içi Kemal Derviş'in ağzından "Dönüm noktası" manşetini kullandı. Ve bir hafta geride bırakılırken geçtiğimiz haftayı 11 bin 839 puandan kapatan borsa, bu hafta bir ara 10 bin 89'lara kadar geriledi. 1 milyon 150 bin dolaylarında seyreden dolar ise 1 milyon 300 binlere fırladı. Faizler ise yüzde 5 ile 7 oranında arttı. Kısacası medya "umut" pompalayarak başladığı haftayı yanılgıyla kapattı.
Hukuk ve siyaset
"Hukuk, adalet ve yargı hiçbir şekilde hikmet-i hükümete kurban edilmemelidir. Uzun yıllardan beri siyasi sorumluluğum döneminde hikmet-i hükümet diye hiçbir şeye rastlamadım. Ne zaman ondan söz edilmişse, bilmelisiniz ki o, başka bir şeyi saklamak için uydurulmuş bahanedir..."
Fırsatı geldikçe, aslında sıkça zikrettiğim bu sözler Fransa cumhurbaşkanlarından François Mitterrand'a ait.
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde "FP davası"nın sonucunun açıklanıp açıklanmayacağı belli olmamıştı. Ancak açıklama ne gün yapılırsa yapılsın, sonuç sürpriz olmayacak ve FP büyük ihtimalle kapatılacak. Ve yine büyük ihtimalle Türkiye, bu "davanın niteliği"ni, kendi içinde simgelediği "hukuki ve siyasi tortuları" değil, kapatılma sonrası siyasi yelpaze ve dengelerin alacağı durumu tartışacak. Sonuç, parti kapatmaların kamuoyu nezdinde iyice "normalleşmesi"nin fark edilmeyen vahim bir kanıtı olacak. Oysa bu ülkede parti kapatmalar büyük bir çoğunlukla hikmet-i hükümet mantığının sonucu olmuştur. FP davası bu mantığın tam orta yerinde durmaktadır.
Ali Bayramoğlu / Sabah
Son kurşun... Son kurban
Her savaşın bir son kurşunu vardır. Ateşkes haberini en geç duyan askerin attığı son kurşun... Ve o son kurşunun kurbanı olan şanssız bir asker vardır her zaman. Savaşta ölmek acıklıdır; ama son ölü olmak hepten acıklı gelir bana. Yıllarca dişini sıkıp, onca vartayı atlatıp da, barış şenliklerine beş kala postu deldirmek gerçekten göz yaşartacak bir dramdır.
Fazilet Partisi'nin durumu, savaşın son kurşununa kurban giden askerin; ya da idam cezası infaz edilen son hükümlünün durumuna çok benziyor. Miadı dolmuş bir yasanın son kurbanı...
Eminim ki, bundan on-on beş yıl sonra, Fazilet Partisi davasını inceleyenler -eğer kapatılırsa- partinin "odaktan mı, devamdan mı" kapatılmış olduğu tartışmalarına hiç de önem vermeyecekler. Gelecek kuşaklar bugünün siyasi tarihini okurken, -eğer kapatılırsa- Fazilet Partisi'nin kapatılmasını, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşme öncesi döneminin son anti-demokratik uygulamalarından biri; "ateşkesten önce atılan son kurşun" olarak değerlendirecekler...
Gülay Göktürk / Sabah
Borsa: Hemen yelleniyor!
Başbakan merdivenlerde sendeliyor. Borsa çöküyor. Cumhurbaşkanı adaleti savunuyor. Borsa pimpirikleniyor.
Tantan asilce istifa ediyor. Borsa rezilce seviniyor. Dünyanın en oynak borsası! En kırılgan borsası! Niçin?
Bizim borsada yüksek manipülasyon yaşanıyor. Büyük oyuncular borsayı ele geçirmişler, oynuyorlar, küçükleri yiyorlar. Şirket sahipleri... Patronlar... Türk borsasını oynatıyorlar.
Yapay işlemlerle fiyat oluşturuyorlar, çok sayıda aracı kurumdan işlem geçiriyorlar, yabancı yatırımcı kimliğine girip alım ya da satım yapabiliyorlar.
Bizim borsada numara çok! Bıyıklı yabancı sayısı yüksek! Bıyıklı yabancı: Yüzde yüz Türkiyeli... Ama kendisini yabancı gibi gösteriyor, böylelikle bütün dünya borsalarında yasak olan manipülasyonu risk almadan yapabiliyor. Piyasada dolaşan hisse senetlerinin yüzde 40'ı yabancıların elinde. Yabancı yatırımcıların yarısı da yerli. Bu yüzden onlara; "bıyıklı yabancı" diyorlar. Necati Doğru / Cumhuriyet
|