FP'den sonra üç rüzgarın üçüncüsü
Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu bu süreçte üç ayrı yönden üç kuvvetli rüzgar esiyor. İlki hukukun, ikincisi küreselleşmenin, üçüncüsü çevre güçlerin rüzgarıdır. Hukuk yönünden esen rüzgarı Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer arkasına almış. Küreselleşmenin rüzgarı Kemal Derviş'in arkasında. Çevre güçlerin rüzgarını R. Tayyip Erdoğan almış durumda.
Resmi toplum ve geleneksel kurumları, derin ve yaygın toplumsal taleplerle dış dünyanın baskıları arasında sıkışmış bulunuyor. Toplumun kendine güveni zayıf değil. Daha çok özgürlük ve daha yüksek düzeyde refahın küresel sürece katılmaktan geçtiğini biliyor. Bu yüzden İMF, Dünya Bankası ve AB destekli Kemal Derviş yüzde 50'lerin üstünde bir desteğe sahip. Kemal Derviş 'küresel modernliği' temsil ediyor; Türkiye'yi bu hale getiren kasaba siyasetçilerine rağmen yürüttüğü program 'anlayış'la karşılanıyor. Fakat bu programın toplumsal ve siyasi ayağı zayıf. Bu programı çevre güçlerin lehine çevirecek yeni bir siyaset perspektifine ihtiyaç var, bu perspektifi toplumla diyaloğu olanlar geliştirebilir.
Çevrenin büyük enerjisini sosyolojik merkeze taşıyacak ve burada siyasete tahvil edecek olan şey hukuktur. Bugüne kadar vaziyeti idare etmekle yetinmiş statüko, hukuku kanunlar seviyesine indirgemiş, kanunları hukukun üstüne çıkarmıştır. Büyük bir reform gerekir. Sayın A. Necdet Sezer, bu ölçeklerde büyük bir reformdan söz etmediği, topluma ileri düzeyde bir ufuk göstermediği halde, sadece hukukun şekli konusunda gösterdiği hassasiyet dolayısıyla geniş bir toplumsal desteğe sahip. Memur kararnamesinden sonra RTÜK yasasıyla ilgili tutumu bunun son örneği oldu. İktidarı ve bürokrasiyi hiç değilse 'mevcut hukuk'a riayet etmeye çağırmak önemlidir; ama bundan daha önemlisi Türkiye'nin bir bütün olarak hukukun üstünlüğüne uygun olarak yeniden yapılandırılmasıdır.
Siyasi alanda merkezin boşaldığı herkesin malumu. FP'nin kapatılmasından sonra ortada sahipsiz ve adaysız bir sosyolojik merkez kaldı. Bu merkez toplumun ana gövdesidir. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 60'ı mevcut siyasi partilerden, özellikle merkez sağ ve merkez soldan ümitli değil. Kamuoyu araştırmaları üçüncü figürün R. Tayyip Erdoğan olduğunu gösteriyor. Toplumsal desteği yüksek. Bilgi ve duygu birikimine sahip, büyük bir maddi ve toplumsal enerjiyi toplamış çevre güçleri Erdoğan'ın onları merkeze taşıyabileceği umudunu taşıyor.
R. Tayyip Erdoğan'ın şansı MSP-RP-FP'nin temsil ettiği geleneğe sahip çıkarak bu misyonu üstlenmesidir. Çünkü değişimin taşıyıcı beşeri gücü bu siyasi çizginin tabanında toplanmış. Belki FP kendi başına bu değişimi yapamazdı, ama bu çizgiye rağmen bir "yenilikçi hareket"in de şansı çok zayıf. Ana damardan kopmuş bir hareket, büyük bir toplumsal güçten yoksun kalacağından çevrenin enerjisini harekete geçiremez. Ait olduğu yerden koparsa büyük bir tarihi fırsatı kaçırmış olur.
a.bulac@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
02/
06/
2001...
Dinler tarihine not
05/
06/
2001...
Nübüvvet
06/
06/
2001...
Son yol gösterici
09/
06/
2001...
FP ve demokrasinin sınavı
12/
06/
2001...
Bir spor olarak futbol
13/
06/
2001...
Futbolun öbür yüzü
16/
06/
2001...
FP'nin ve siyasetin kaderi
19/
06/
2001...
Kendine karşı bir iddia
20/
06/
2001...
Akıl ve demokrasi
|