Deprem ve etik kuralları
Deprem tahmininde Avrupa Birliği'nin etik kuralları var. Avrupa Birliği (AB) deprem etik kurallarına göre depremi önceden tahmin etme noktasına gelen bir bilim adamının yapması gerekenleri şöyle sıralanıyor:
a) Bilimsel verilerin ve yöntemlerin geçerliliğini diğer bilim adamlarına doğrulatmalı.
b) Çalıştığı kurumun yöneticilerini ve siyasetçileri bilgilendirmeli.
c) Medyaya ve topluma rastgele bilgi vermemeli, yalnızca bu konuda görevlendirildiği takdirde açıklama yapmalı. Ayrıca bir bilim adamının deprem konusunda yabancı bir ülkenin yetkililerine haber vermesi de izne bağlı.
AB etik kuralları "eğer gerek varsa, ülkede bir Ulusal Değerlendirme Komitesi kurulmasını" tavsiye ediyor.
Bizde de, bilim adamlarınca yapılan deprem tahminlerini bilimsel açıdan değerlendirerek, sağlıklı sonuçlar üretmek ve kamuoyunun bu konuda en güvenilir bilgiyi sağduyulu biçiminde alabilmesini sağlayacak açıklamalar yapmak üzere kurulan Deprem Konseyi var.
21 Mart 2000 gün ve 2000/9 sayılı Başbakanlık genelgesi çerçevesinde, 8'i yerbilimci, 8'i inşaat mühendisi, 4'ü de diğer alanlardan (mimarlık, kent planlaması, sosyal bilimler, tıp, çevre mühendisliği vb.) olmak üzere 20 uzmandan oluşan Ulusal Deprem Konseyi, 9 Haziran 2000 tarihinde kuruldu. Ancak onlar susuyor, bu sismostarlar her gün insanlarımızı tedirgin hatta hasta eden balonlar uçuruyor.
GEREKEN YAPILMIYOR
Deprem her an her yerde olabilir. Siz bunları okurken, oturduğunuz yer birkaç deprem sarsıntısı geçirdi bile. Çünkü dünyada her saniye deprem oluyor. Büyüklüğünün az olmasından dolayı bunları hissedemiyoruz. Saniyede 1800 km hızla giden bir araçta herhangi bir hareketin olmaması anormal karşılanmalı. Bazı yerler ise daha fazla hareketli, dolayısıyla daha fazla enerji ortaya çıkarabiliyor. Bizde Kuzey Anadolu, Amerika'da San Andreas Fayı ve çevreleri gibi. Buralar başta olmak üzere her yer ve yörede insanlar yapılarını bu sevimsiz ihtimali göz önünde bulundurarak inşa etmeli, buna bir trafik kazası gözüyle bakarak gerekli tedbirlerini almalıdır.
Ülkemizdekinden çok daha fazla risk altında olan San Francisco, Los Angeles halkını bizde olduğu gibi sismostarlar her gün korkutuyor mudur? Beş sene kaldığım ABD'de, ne sokakta, ne bir gazetede ne de bir televizyon ekranında bir gün bile bu felaket tellallarına rastlamadım.
Bu tür açıklamalar halka değil, yetkililere, yani yasama, yürütme ve yargıyı ellerinde bulunduranlara yapılmalıdır.
Aksi takdirde her gün bir senaryoyla ortaya çıkan bu şaklabanların dedikleri çıksa bile korkarım, depremi fark edecek halk kalmayacak bu topraklarda.
İstikbal müşterisini memnun etti
15 Haziran 2001 tarihinde Samsun / Çarşamba'dan Dr. Murat Bulut isimli müşterisinin problemini ilettiğimiz İstikbal AŞ Tüketici Servisi Müdürü Arif Budak konuyla ilgili bir açıklama yaptı.
Adı geçen tüketicinin şikayetini incelediklerini söyleyen Budak, şubat-mart döneminde üretilen ürünlerinde kırlent bulunmamasına rağmen tüketici memnuniyeti açısından ilgili müşterilerine kırlentlerin ücretsiz olarak gönderildiğini belirtti.
SSK mağduriyeti giderdi
SSK emeklisi Recep Özbaş'ın varislerinin hak edip de alamadıkları aylıklarıyla ilgili şikayetini ilettiğimiz SSK Tahsisler Daire Başkan Vekili Ekrem Tercan bir açıklama yaparak ilgili problemin giderildiğini açıkladı. Tercan'ın açıklaması şöyle: "Kurumumuzdan yaşlılık aylığı almakta iken 23.12.1999 tarihinde vefat eden Recep Özbaş'ın hak edip de alamadığı 1999 Aralık ayı aylığı veraset ilamında belirtilen varislerine 22.07.2001 tarihinde Ziraat Bankası Şirinevler Şubesi'nce ödenmek üzere gerekli işlem yapılmıştır."
O'nun takdiri...
Varlığın gayesi O'nu bilmek, anlamak ve hayata nakşetmektir. Buradan yola çıkarak bir istişare ile başlayan serüven bir rüya gibi bitti. Söz sultanının bir sözü olarak duymuştum vatansız vatanların gurbetteki vatanına yolculuk başladı bile. Dostlara bile 'Allahaısmarladık' diyemedik. Heyecan ve hasret 24. ayını çoktan doldurmuştu. Zaman diliminde nihayet gelmiştik habersiz o gurbetteki vatan kapısına. Bu bana layık değil bu bende bu lütfu ile ihsan nedendir, demedim. Yaradan O olduğuna göre her şeyi O layık görmüştür. Yine O'dur her şeyi en iyi bilen. O'nunla her şeye çok daha yakın oluyor, her şeyi çok daha iyi kavrama ve idrak etme şuuruna sahip oluyor insan.
Yeter ki o gözle görmeyi ve bakmayı öğrenelim. O'nu anlatmaktan aciz olmak gerçekten anlamak demektir, oradaki atmosferden bir nebze bahsedebilmek de öyle...
Hasılı bu konuda kitaplar, destanlar yazılsa da; ben diyorum ki anlatılmaz ve yazılmaz. Ancak ve ancak yaşanır... Sabri Travaç
|