GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Hukuk da canavarlaşırsa

Mahkemelerin verdiği her karardan sonra, insanlar hukuka saygıya davet ediliyor. Ara sıra davet edilsek zihnimize şüphe düşmeyecek de, aynı şey sık sık yaşanınca ister istemez işkilleniyoruz. Acaba yaptıkları işin saygı görmesinden niye bu kadar endişe ediyorlar? Madalyonun diğer yüzüne bakmak gerekirse, herkesin hukukun sonucuna saygı duyma gibi bir mecburiyeti var mı? İnsanın içinden, verilen karara saygı duymak gelmiyorsa ne yapılabilir ki?

Eğer her karara saygı duymak gerekseydi, temyiz yolu açılmazdı. Kaldı ki, hukuka siyasi, ekonomik ve toplumsal etkilerin (baskı dememek için bu kelimeyi seçtik) olduğunu da en başta hukukçular dillendiriyor. Cüzdan vicdan meselesini hatırlatmaya gerek var mı?

Yüksek mahkemeler denilince de değişen fazla bir şey olmuyor. İstiklal Mahkemeleri, Yassıada Mahkemesi, brifingler üşüşüyor insanın kafasına. Duymak istediğimiz saygının yolunu kesiyor birden. Enflasyon canavarı, trafik canavarı olur da, hukuk canavarı olmaz mı? Bir şarkıyla cevap verelim: 'Olur olur, bal gibi olur...'

İdris Küçükömer'in, Bağlam Yayınları arasında çıkan 'Cuntacılıktan Sivil Topluma' kitabında 'Politikacılara Sunulur: 7' üstbaşlığıyla şunu soruyor: 'Türkiye'de hukuk hakim sınıfların bir aracı mıdır?' Yaşananlara bakılırsa, soru sadece politikacılara yönelik kalmamalı. Buna başka yönetici gruplar da dahil edilmeli diye düşünüyoruz. Küçükömer, asıl vurucu tespiti kitabın ilerleyen sayfalarında yapıyor ve diyor ki: 'Değişmeyen hukuk düzeni kendi canavarını yaratır.'

Kitaptaki tartışma, çok değişik örneklerle uzayıp gidiyor. Ama köşenin formatı açısından sözü uzatmaya niyetimiz yok. Belki daha sonra, konuyu tartışmaya bir şekilde dönebiliriz.




İndibindi

Krizden çıkış için umut olarak görülen turizmde yeni metotlar deneniyor. Bundan önce Avustralya ve Yeni Zelanda’da uygulanan ve başarıya ulaşan ‘Hop on, hop of’ (indi–bindi) sistemi artık ülkemizde de uygulanıyor.

Sistemde, turistler İstanbul’dan otobüslere biniyorlar. Her otobüsün bir güzergahı var. Tura başlayan turist istediği bölgede iniyor, orada istediği kadar kalıyor ve oradan sıkıldığı zaman ilk gelen otobüse binip turuna devam ediyor. Turun fiyatı (otobüs parası) 500 dolar ve turist bu yolculuğunu 8 günden 6 aya kadar istediği kadar uzatabiliyor.

Sistem özellikle turistlere geniş bir özgürlük imkanı sağlıyor. Keşke turistlere sağlanan bu özgürlük Türk vatandaşına da sağlanabilse. Her nedense bu olmuyor. Vatandaşın sırtına binenler, sürelerinden önceyi bırakın, süreleri dolduğu halde bir türlü inmek istemiyorlar.




Yazılı haberler

Şereflikoçhisar'da taşocağı ihalesi yüzünden çıkan silahlı çatışmada 6 kişi hayatını kaybetti. Taşocağı yüzünden ocaklar söndü. Çatışma ilkel bir yöntem elbette. Adamlar doğrudan birbirine girmişler. Halbuki ihalelerde genellikle tetikçi kullanılır. En iyi tetikçiler de bazı gazeteci ve yazarlardan çıkar.

Her yaz mevsimi girdiğinde damdan düşenlerin sayısında artış olur. Geleneksel hale gelen damdan düşme eylemi törenlerle kutlanır. Damdan düşenin halini de damdan düşen anlar. Kendi düşen ağlamaz!

Tıpkı damdan düşme hadisesi gibi, arı kovanı taşıyan kamyonlar düz yolda devrilir. Karayolu trafik ekipleri tarafından yoldan geçenleri arı sokmasın diye kapatılır. Bal tutan parmağını yalar. Arı sokan parmak ise davul gibi şişer.




Su temiz

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi ile İl Sağlık Müdürlüğü’nün yaptığı analiz sonucu başkentin suyunun temiz olduğu belirlendi. ASKİ tarafından mayıs ayında yapılan incelemeler sonucunda Ankara’nın suyu 137 kimyevi ile 538 bakteriyolojik analize tabi tutuldu ve temiz çıktı. Ankara’nın suyu temiz. Peki ya havası? Onun için aynı şeyi söylemek hiç de mümkün değil, ne yazık ki!




Eni boyu bir

Ekonomik kriz zenginlerimizi de vurdu. Her yıl ‘Dünyanın en zenginleri’ listesinde üst sıraları zorlayan 4 Türk, Koç, Sabancı, Karamehmet ve Şahenk dalgalı kur yüzünden servetlerinin erimesiyle birlikte ilk 100’ün içine bile girememişler. En zenginleri boşverin siz de, ‘en gariban kesim’ listesi yapın. Bakın bakalım o zaman bizim işçimiz, bizim köylümüz, bizim emeklimiz ve dahi bizim memurumuz üst sıraları nasıl hallaç pamuğu gibi atıyor.




Yapı

Amerika’da son dönemde skandallarla sarsılarak eleştirilere hedef olan Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Adalet Bakanı’nın talimatıyla yeniden yapılanmaya gidiyor. Kurumun başkanlığına ise Californialı bir hukukçu olan Robert Mueller’in getirilmesi bekleniyor. Eh, darısı bizim güvenlik kurumlarının başına.



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.