GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

27/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Arapça ve garip(lik)lerimiz!

İlke olarak garip uygulamalar ve davranışlar sergiliyoruz. Bu tavırlarla bir noktaya varamasak bile gülünç olma şampiyonluğunu kimseye kaptırmıyoruz. Bir tarafta yüzyılı bulan bir çekişme ile ezeli düşman olduğumuz Yunanistan ile her türlü yakınlaşmayı alkışlarken bakanlar beraber sirtaki ve halay çekerek kol kola iki ülkeyi gezerken diğer taraftan yüzyıllardır aynı ülke olmuş, onlarca birliğimizin söz konusu olduğu güney komşularımızla selamlaşmayı bile yadırgar olmuşuz.

Hani bir lisan bir insandı?!

Batı dillerine azami önem verirken, şu anda birkaç ülkede konuşulan Fransızcayı bile yabancı diller sınıflamasında baş köşeye oturturken, elliden fazla devletin konuştuğu Arapçaya aynı müsamahayı göstermiyoruz.

Ülkemizin okullarında yıllardır İngilizce, Almanca, Fransızca eğitimi veriyoruz. Son yıllarda bu dillere diğer Batı dilleri de ilave ediliyor. Bence de olması gereken bu; ancak biraz taraflı ve eksik bir uygulama söz konusu. İsteyen istediği dili öğrenebilemeli. Neticede 'bir lisan bir insan' demek değil miydi? Dolayısıyla isteklilerine Arapça öğrenme şansının, imkanının verilmemesi bir haksızlık değil midir?

Yapay duvarlar...

Komşu olmamıza rağmen Arap devletleriyle aramızda mayınlı tarlalar ihdas etmek bir yana, adlarına bile tahammül edemiyor olmamız neyin ifadesi acaba? Berlin Duvarı bile yıkılırken bizde ise sınırlarda ve kalplerde çekilen dikenli teller neden kalkmaz?. Hani 'komşu komşunun külüne muhtaçtı' ?

Bu ayırım neden?

En küçük bir tarihî eseri sular altında kalıyor diye feveran edenler, neden Osmanlı'dan kalan ve tapularının Kültür Bakanlığı'nda olduğu dış ülkelerde harabeye dönen, terk edilen nadide eserlere, yani hanlara, hamamlara, kervansaraylara sahip çıkmıyor?

Elbette dostluk her zaman iyidir. Düşmanlıktan da kimsenin bir fayda temin edemediği gün gibi ortada. Yunanistan'la da Suriye, Irak ve İran'la da yani bütün komşularımız ile iyi geçinmek hem geleneklerimizin, hem de insanlığın bir gereği.

Lisanlar ve insanlar arasında yapılacak ayırım, dünya kamuoyu nezdinde gülünç duruma düşmemize sebep oluyor. Sizce bu çifte standartlı uygulamalar reva mıdır? Başkalarını bilemem; ama insanımız bunu hiç hak etmiyor...




KİPTAŞ Genel Müdürü Yıldırım: Alınan ücretler yasal masraf

Mehmet Fatih Mücahitoğlu, Başak-Hilal konutlarında satın aldığı evle ilgili işlemlerinden dolayı KİPTAŞ'ın aldığı ücretler konusunda bazı endişelerini bize iletti. 23.05.2001 tarihinde bu soru ve şikayetleri ilgili kurum yetkililerine ilettik.

KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım konuyla ilgili yaptığı açıklamada ilgili vatandaşa ait yazının hassasiyetle incelendiğini; ancak alınan ücretlerin tamamen yasal olduğunu söyledi.

Yıldırım'ın açıklaması şöyle: " Belirtilen devir ücreti ile alakalı bölüm Satış Vaadi Sözleşmesi'nin; (Madde 12-) Hak sahipliği statüsünün devri, hak sahipliği statüsünde ferağ: Maddesinin 1-c bendindeki maddeye istinaden ilgiliden 117 milyon TL devir ücreti alınmış olup, devir sözleşmesinde kendisinin imzası vardır. Ayrıca; ilgilinin belirtmiş olduğu KİPTAŞ tapu işlemleri bittikten sonra kendisinden tapu masrafları alacaktır beyanı yanlış olup, üyeden alınan tapu masrafları üye adına yatırılan yasal alınması zorunlu tapu kadastro tapu alım harcıdır."




İSKİ'ye bir teklif: Arıtılan su, kuruyan göle akıtılamaz mı?

Geçtiğimiz hafta içinde gazetelerde Tuzla ile ilgili 'Göl kurudu, halkı korku saldı' haberi yer aldı. Ayrıca bunun deprem belirtisi olabileceği üzerinde duruldu. Yine deprem tellalları ortaya çıktı ve ahkam keserek yine insanımızı derinden tedirgin etti.

O aklıevveller bu tür açıklamalarda bulunurken, vatandaşlarımız her zamanki gibi çok faydalı fikir ve teklifler üretiyordu; işte İstanbul Pendik'ten yazan Eyüp Aygün'ün kayda değer teklifi: 'Temizliği yeterli duruma getirilerek Tuzla Gölü'nün yanındaki İSKİ'nin atık su arıtma tesislerinden arıtılan su buraya pompalanamaz mı?.." Elbette bunu İSKİ yetkilileri daha iyi bilir. Bizden iletmesi...



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.