GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/06/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


'Arazileri belediye satsın'

Yerel yönetimler, Meclis Komisyonu'nda satışı kabul edilen Hazine arazilerinin, kendilerine devredilmesini istediler.

Ekonomik kriz sonrası kaynak elde etmek için TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Hazine'ye ait taşınmaz malların satılmasını öngören tasarı kabul edilirken, yerel yönetimler, Hazine arazilerinin ve yetkilerin kendilerine devredilmesini istediler. Yerel yönetimler, konuyla ilgili görüşlerini, Türk Belediyeler Birliği ve Konrad Adenauer Vakfı işbirliğiyle belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve belediye personeline yönelik gerçekleştirilen hizmet içi eğitim seminerinde açıkladılar. Denizli'de dün başlayan seminerin açılış konuşmasını yapan Denizli Valisi Yusuf Ziya Göksu, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizin en önemli sebeplerinden birinin, yetkilerin yerel yönetimlere devredilmemesi olduğunu söyledi ve yerel yönetimler reformunun bir an önce yapılmasını istedi. İl özel idarelerinin çalışmalarını düzenleyen yasanın 1913 tarihli, belediyelerin çalışmalarını düzenleyen yasanın ise 1930 tarihli olduğunu hatırlatan Göksu, "Yerel yönetimlerle ilgili en yeni yasamız 70 yıllık. Bir de hizmetlerle ilgili bakanlıklar sık sık değişiyor. Sonuçta yetki ve sorumluluk karmaşası yaşanıyor. Asıl sorunlardan birisi de bu. Merkeziyetçi bir zihniyet hakim. Aşırı merkeziyetçilik ve hantal yapımız kaynak, zaman ve personel israfına neden olmaktadır." dedi.

Sağlıklı kentleşme için

Denizli Belediye Başkanı ve Türk Belediyeler Birliği 2. Başkanı Ali Aygören de, Hazine arazilerinin belediyelere devredilmesini istedi. Belediyelerin bu arazilerin imar planlarını hazırlayarak satması gerektiğini vurgulayan Aygören, şöyle konuştu: "Hazine arazilerini devlet sahiplenemedi. Buralara gecekondular yapıldı. Buna karşın belediyelere ait araziler ise işgal edilemedi. Eğer bu araziler belediyelere verilir ve imar planları yapılarak satışı gerçekleşirse, kentleşme sağlıklı olacaktır. Aksi takdirde bu bölgelerde kullanılan elektriğin parasını toplayamayan devlet, arazilerin parasını nasıl alacak?"




Tasarı komisyonda kabul edildi

Hazine'ye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısı, dün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi.

Tasarı, Bakanlar Kurulu'nca satış kapsamına alınan Hazine'ye ait taşınmazların satış işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Tasarıya göre, Hazine Taşınmaz Malları Satış Koordinasyon Kurulu oluşturulacak. Malların değer tespit işlemlerini yapmak üzere, satış yapılacak ilde bir 'değer tespit komisyonu', ihale yapmak üzere 'ihale komisyonu' oluşturulacak. Satış, kapalı zarf usulü ile teklif alma suretiyle yapılacak. Orman dışına çıkartılan yerler orman köylüsüne doğrudan satılabileceği gibi, harca esas metrekare birim değeri üzerinden ilgili belediyelere de devredilebilecek. Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınmak ve diplomatik amaçlı kullanılmak şartıyla yabancılar da Hazine arazisi satın alabilecek.




Fogg: Boğaz tehdit altında

Avrupa Birliği'ne Aday Ülkeler Çevre Bakanları Gayri Resmi II. Toplantısı'nda, boğazlardan tehlikeli madde geçişlerinin çevre ve insan hayatına büyük riskler getirdiği vurgulandı.

Dün başlayan ve AB'ye aday ülkelerin çevre bakanlarının katıldığı toplantının açılışında konuşan Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, Boğaz geçişinin önemli bir çevre sorunu oluşturduğuna dikkat çekerek, "Boğazlardan geçen tanker trafiği İstanbul halkı ve Türk hükümeti için önemli bir sorun. Boğazlardan geçen trafiğin güvenli bir şekilde olması temin edilmeli." dedi. Fogg, bölgesel çevre araştırmaları için Budapeşte'de bir araştırma merkezi kurulduğunu ve Türkiye'nin bu merkeze en kısa sürede katılacağını ümit ettiğini söyledi.

Çevre Bakanı Fevzi Aytekin de İstanbul Boğazı'nda, fiziki, oşinografik ve morfolojik özelliklerin seyir güçlüklerine sebep olduğunu söyledi. Aytekin, şöyle konuştu: "Son yıllarda yaşanan ve ucuz atlatılmış kabul edilen deniz kazalarında ciddi güçte çevre kirlilikleri meydana gelmiştir. Hal böyle iken İstanbul Boğazı'na tehlikeli madde taşınması can, mal ve çevre güvenliğini tehdit eden bir ilave yükün hiçbir çevreci tarafından kabul görmesi ve sürdürülebilirlik ilkesiyle bağdaşması mümkün değildir. Umuyorum ki bu toplantı ve benzeri düzenlemeler, kamuoyunun bölgeye ve sorunlara dikkatini çekmekte başarılı olacak ve bilimsel verilerin ışığında tedbirlerin alınmasında katalitik rol oynayacaktır." Gürhan Savgı — İSTANBUL (Zaman)




Annenin cinneti

Konya'da cinnet getiren bir anne, dört çocuğunu bıçakla boğazlarını keserek öldürdükten sonra intihar etti.

Hadim ilçesine bağlı Yukarıeşenler köyünde, bir süredir psikolojik tedavi gördüğü belirtilen Züleyha Kayacık (27), sabah yakınları tarlaya gittikten sonra, mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla uyuyan çocuklarının odasına girdi. Çocuklarını teker teker uykudan kaldıran genç kadın, Osman (1), Hasan (3), Mehmet (5) ve Kevser'i (7), bıçakla boğazlarını keserek öldürdü. Genç kadın, aynı odada, iple tavana kendisini asarak intihar etti. Bu arada tüyler ürperten cinayetler dün de eksik olmadı. Konya'da baldızına tecavüz ettiği iddia edilen Mehmet İnce (26) kayınvalidesi Münevver D. (45) tarafından bıçakla öldürülürken; Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Perşembe beldesi Koramanlar köyünde, Ahmet Kavak (58), resmi nikahsız yaşadığı Ayşe Akça (29), çocukları Tufan (6 aylık) ve Süheyda (4), evlerinde bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu. Ahmet Kavak'ın, köyde "üfürükçülük" yaptığı bildirildi.




Şantaj çetesine darbe

Ankaralı işadamı Ahmet Kayar'dan şantaj yoluyla para istenmesi olayını araştıran Ankara polisi, Diyarbakır, Ankara ve Adana'da faaliyet gösteren; aralarında 2 uzman çavuş ile 1 polis memurunun da bulunduğu bir çeteyi ortaya çıkardı.

Diyarbakırlı işadamı Recai Öz, tefecilere olan borcunu ödemek için daha önce birlikte iş yaptığı Ahmet Kayar'ı Ankara'da pusu kurarak kaçırdı. Kayar'ın, paranın temini için serbest bırakıldıktan sonra DGM'ye başvurması üzerine Ankara polisinin yaptığı seri operasyonlarda, uzman çavuşlar Ali Şahin, Önder Aymaz, polis memuru Mekin Kara ile Recai Öz ve Hüseyin Korkmaz tutuklanarak cezaevine konuldu. Sedat Güneç/ ANKARA (Zaman)




Dinçmen'e soruşturma

Devlet Bakanı Kemal Derviş, Etibank soruşturması çerçevesinde Hazine eski Müşteşarı Yener Dinçmen hakkında, ön inceleme yapılması için izin verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, Etibank'tan verilen usulsüz krediler konusunda, soruşturma açılması için Başbakanlık'a gönderdiği yazıyı inceleyen Bakan Derviş, Dinçmen hakkında ön inceleme yapılmasına izin verdi. Dinçmen'in görevini kötüye kullanıp kullanmadığını araştırmak üzere Başbakanlık teftiş müfettişliğinden iki müfettiş görevlendirilecek.




ZAMAN'a ödül yağdı

Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "2000 Yılı Başarılı Gazeteciler Yarışması"nda jüri heyeti, Erzurum, Ağrı, Kars, Iğdır, Artvin, Erzincan, Hakkari ve Muş'ta görev yapan gazetecilerin gönderdiği toplam 116 eseri değerlendirmeye aldı.

Oylama sonucunda, ZAMAN'dan Turhan Bozkurt mansiyon alırken; Mustafa Nuri Atalay spor yazısı, Mahir İnanç spor fotoğrafı, Necdet Polat da sahife düzeni ile ödüle layık görüldüler. CHA muhabiri Orhan Yıldırım da, ulusal televizyon görüntü dalında başarılı gazetecilik ödülünü almaya hak kazandı.




Bu ayıp bize yeter

Çok sayıda çocuk, Erzurum şehir çöplüğünden bira ve cola kutuları toplayarak aile bütçesine katkıda bulunuyor. Mikrop yuvasında çalışan çocukların hali yürek burkuyor.

Erzurum- Çat karayolunda bulunan şehir çöplüğü tatil döneminde küçük yaştaki çocukların ekmek kapısı haline geldi. Çöplükten topladıkları naylon ile boş bira ve cola kutularını kilo ile hurdacılara satan ve çoğunluğunu ilköğretim öğrencilerinin oluşturduğu çocuklar, ailelerinin baskısı ile bu işi yaptıklarını ifade ettiler. Sabah erken saatlerde aileleri tarafından çöplüğe bırakıldıklarını belirten çocuklardan M.İ.(12), "Maksutefendi İlköğretim Okulu'nda okuyorum. Bu yıl 5. sınıfa geçtim. Ailemin maddi durumu kötü olduğu için sabah namazından sonra arkadaşlarımızla birlikte çöplüğe geliyoruz. Akşama kadar topladığımız boş bira, cola kutularını kilosu 500 bin liradan hurdacılara satıyoruz. Bu arada çöplükte bulduğumuz konserve veya diğer yiyecekler ile karnımızı doyuruyoruz. Çöpleri karıştırırken hastanelerden gelen ve gömülmeyen atık poşetlerini karıştırırken el ve ayaklarımıza enjektörler batıyor. Hasta olup ölmekten korkuyoruz." diye konuştu. Bu arada isimlerini açıklamayan diğer çocuklar ise, "Bizler de yaşıtlarımız gibi parklarda oynamak, temiz giyinmek istiyoruz; ama ailelerimizin baskısı ile buralara gelip çöpleri karıştırarak aile bütçesine katkıda bulunuyoruz." dediler.




Altan'a hapis istemi

Gazeteci-yazar Ahmet Altan, Aktüel'deki iki ayrı yazıda 'askeri kuvvetleri alenen tahkir ve tezyif ettiği' iddiasıyla hakkında açılan iki davadan 12 yıl hapis istemiyle yargılanacak.

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Turalı ile İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak olan Altan, "Suç konusu yazım, andıç işleriyle uğraşan bir grup hakkında yazdığım yazımdır. Dileğim bu suça katılanın mutlaka soruşturmaya alınmasıdır. " dedi. İSTANBUL (Zaman)




161 düşünce sanığı

Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, bu yılın ilk altı ayında 161 kişinin, düşünce sanığı ve mahkumu olduğunu söyledi.

Ensaroğlu, görülen dava sayısının ise Yargıtay dahil 183 olduğunu kaydetti. Bu kişilerin tamamı hakkında savcıların istediği hapis cezalarının toplamının 1151 yıl olduğunu belirten Yılmaz Ensaroğlu, şu ana kadar hapis cezası istenen 6 kişinin beraat ettiğini sözlerine ekledi.




Ecevit'e acı telgraf

Vergi kanunlarını 2 günde geçirenlerin Yerel Yönetimler Yasası'nı 2 yılda çıkaramadıklarını vurgulayan Aytaç Durak, yeni vergilerden belediyelere pay aktarılmasını istedi.

Türk Belediyeler Birliği ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, yazılı bir açıklama yaparak belediyelerin içinde bulunduğu sıkıntıları dile getirdi. Hükümetin yeni vergilerle ilgili kanunları iki günde Meclis'ten geçirdiğini, yerel yönetimleri ise unuttuğunu vurgulayan Durak, hükümet ve Başbakan Bülent Ecevit'e sitem ederek, "Hiç olmazsa, yeni vergilerden belediyelere pay aktarılmalıdır." dedi. Vergi kanunlarını 2 günde geçirenlerin Yerel Yönetimler Yasası'nı 2 yılda çıkaramadığını ifade eden Durak, Başbakan Bülent Ecevit'e bu konuda bir telgraf çektiğini ve sıkıntılarını özetlediğini belirterek, "Yeni vergilerden, belediyelere pay aktarılmalıdır. Bu konudaki talebimi sayın Başbakan'a ilettim, kabul görmesini bekliyorum." dedi.

Başkanlar hacizli

Durak, şunları kaydetti: "Şu anda, binden fazla belediye başkanının maaşı hacizlidir. Bunun sorumlularını bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Belediye başkanlarının, belediyenin kapısına kilit vurup, anahtarı da hükümet yetkililerine vermesi beklenmemelidir." Yerel yönetimler güçlendirilip başarılı çalışmalar yapar duruma getirilmeden, genel yönetimlerin başarısından söz edilemeyeceğini vurgulayan Aytaç Durak, "Yerel yönetimler güçlendirildiğinde, insanlarımız huzurlu, devletimiz daha güçlü olacaktır. Böylece Ankara, taşradaki problemleri kucağına çekip boğulmak yerine, asli görevlerini yapma fırsatı bulur." ifadesini kullandı.

Karakoyunlu'ya davet

Başbakan'ın yanı sıra özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'ya da faks geçen Aytaç Durak, bakanı, Romanya ziyareti sonrasında Adana'ya davet etti. Başkan Durak, mesajında, "Adana Büyükşehir Belediyesi olarak özelleştirme ile ilgili en çarpıcı uygulamaları 17 yıl önce yaparak somut sonuçlar aldık. Uygulama sonuçlarımızı sunmak için şahsınızı ve bürokratlarınızı Adana'ya davet ediyorum." dedi. ADANA (Zaman)




Eşek şakası

'155 polis imdat' numaralı acil yardım telefonuna "Bomba yüklü araçla emniyete saldırı düzenlenecek" şeklinde ihbar alan polisin yüreği ağzına geldi. Aracın Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Dikmen'deki binasının yakınında bulunması üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü teyakkuza geçti, ancak ihbarın asılsız ve kötü bir şaka olduğu anlaşıldı.

Dün sabah saatlerinde bir vatandaş, 06 PRH 10 lacivert Broadway marka aracın bagajında bomba yüklü olduğu ve bu bomba ile Emniyet'e saldırı düzenleneceği yönünde ihbarda bulundu. Bunun üzerine tüm Ankara polisi alarma geçirildi. Bu sırada polis, aracın Lütfettin Şahin isimli vatandaşa ait olduğunu belirledi. Lütfettin Şahin'in cep telefonuna ulaşıldı ve aracı bulunduğu yerde durdurması istendi. Şahin'in Emniyet Genel Müdürlüğü'nin Dikmen'deki binasının yanında olduğunu söylemesi üzerine polisin yüreği ağzına geldi. Bomba uzmanları Dikmen'e sevk edilirken Emniyet çevresinde güvenlik önlemleri alındı. Ancak gerçek, bomba uzmanlarının araç üzerinde yaptığı inceleme sonrasında ortaya çıktı. Yapılan ihbar asılsızdı. İşin kötü yanı, ihbar işgüzar bir vatandaşın yaptığı bir şakaydı.

Sedat Güneç ANKARA (Zaman)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.