'VAMPİR' gerçeği...
FP'nin kapatılmasından sonra dış basında yer alan haberleri bazı gazeteler "İslami vampirler kapatıldı" yorumuyla verdiler. Milliyet'ten Can Dündar, hem bu yorumun yanlışlığını ortaya çıkardı hem de bir özeleştiri yaptı. İşte Dündar'ın Hürriyet'le birlikte kendi gazetesinin de çarpıttığı bir gerçeği deşifre eden satırları:
"Biz dış basının haberi, 'İslami vampirler kapatıldı' yorumuyla verdiğini sandık. Oysa Batı basınını az çok izleyen herkes, bulvar gazeteleri dışında kalan ciddi gazetelerin, başlıkta böyle sıfatlar kullanmadığını bilir. Bahse konu başlık, İngiliz Independent gazetesinde yer almış ancak 'vampirler' sözcüğü tırnak içine alınmıştı. Haberdeyse bunun Vural Savaş'a ait bir niteleme olduğu belirtilmişti. Independent, bu kararın Avrupa'da Türkiye'ye yönelik yeni bir eleştiri dalgasına yol açacağını yazıyordu. Bu, Guardian'dan Washington Post'a, Le Monde'dan La Republica'ya kadar Batı basınının etkili gazetelerinin ortak yaklaşımıydı. Çoğu gazete kararda asker dayatmasından söz ederken, bunun demokratikleşme çabalarına ciddi darbe vuracağını da belirtiyordu."
Türbanlı olarak diplomayı ancak Ölünün yerine alabilirsin!
Bu yılın kasım ayında intihar eden Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi son sınıf öğrencisi Serap Tutal'ın diploma mahiyetindeki 'Anı Belgesi' ablası tarafından alındı. Ancak fakülte dekanı Prof. Dr. Hasan Batmaz'ın elinden belgeyi alan abla türbanlıydı. Fotoğraflarından anlaşıldığına göre Serap başörtülü değildi; ama eğer ölmeseydi ve türban takmaya karar verseydi ya da ablasından diplomasını kendi yerine almasını rica etseydi önceki örneklerde görüldüğü gibi görevliler tarafından yaka paça dışarı atılacaktı. Ne garip ve acı bir Türkiye resmi değil mi! Bu arada Milliyet ve Posta'da yer alan ve kardeşinin diplomasını alan ablanın başörtülü fotoğrafının Hürriyet'te niçin yer almadığı aklımıza takıldı. Üstelik haberde de ablanın bu özelliğiyle ilgili bir tek kelime edilmedi.
Çölaşan din adamlığına soyundu
Hürriyet yazarı Emin Çölaşan, şimdi de din adamlığına soyundu ve "Kur'an'da 'Saçınızın bir kılı bile görünmeyecek' diye bir hüküm yok." dedi. Çölaşan'ın dünkü yazısı ilginç fikirlerle doluydu. İşte yazıdan bazı bölümler:
Kur'an'da 'Saçınızın bir kılı bile görünmeyecek'' diye bir hüküm yok. Dolayısıyla, bu çevreler topluma Kur'an'ı da yanlış tanıtıyorlar.
Anadolu kadınının geleneksel başörtüsü değil bunların kullandığı nesne. O başörtüsü Anadolu'da örtülür ama bir yerinden saç görünür. Müslümanlıkta türban diye bir şey yok.
Saçın görünmemesi diye bir kural da yok. Bunlar İran, Afganistan gibi dinci rejimlerden türbanı ithal ettiler ve insanlara onu bir üniforma olarak giydirmeye kalkışıyorlar.
Saç falan işin hikayesi. Türban bir üniformaya dönüştürüldü.
Anadolu'nun geleneksel başörtüsü, bu Ortadoğu yobazlığından ve Arap kültüründen devşirilen ithal nesne ile yok edilmek istendi... Ve böylece, dinimize en büyük hakaret yapıldı.
Bundan 20-30-40 yıl öncesini anımsayınız. Adına türban denilen nesne Türkiye'de var mıydı? Yoktu.
Osmanlı dönemine, aynı zamanda halife olan padişahlar tarafından yönetildiğimiz dönemlere bakınız. Türban var mı?
|