Poliste kapkaç alarmı
Ekonomik krizle birlikte sokakları yürünmez hale getiren kapkaççılara karşı İstanbul'da 150 kişilik özel tim kuruluyor.
İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, İstanbulluların korkulu rüyası haline gelen 'kapkaç' terörünün sona ermesi için yeni bir yapılanmaya gittiklerini açıkladı. "Kapkaççılara karşı 150 kişilik özel bir tim kuruyoruz." diyen Özdemir, ayrıca sivil memur sayısını azaltıp, resmi memur sayısını artırarak, belirli sahaları polise zimmetleyeceklerini ifade etti.
Bu arada İstanbul Emniyeti'nin 'Alo Kapkaç Hattı' için hazırlıklara başladığı belirtilirken, 'kapkaç' ve 'yankesicilik' suçlarının yoğun olarak işlendiği bölgelerde halen görev yapan 10 motorize ekibin sayısının 50'ye çıkarılacağı bildirildi. İstanbul Emniyeti'nden yapılan açıklamaya göre, 'kapkaç' ve 'yankesicilik' suçları ile mücadelenin hukuki yönü ele alınarak, bu tür suçlulara verilecek cezaların caydırıcılığının ön plana çıkarılması amacıyla İçişleri Bakanlığı ve diğer yetkili makamlarla yasal düzenlemelere gidilmesi yönünde gerekli yazışmalar yapıldı. 'Kapkaç' ve 'yankesicilik' suçlarının işlendiği bölgelerde görevlendirilmek üzere konusunda uzman ve gerekli eğitimleri almış 100 personelden oluşturulan sivil personel 'yaya devriye' olarak hizmete sokulacak. Kayıtlara göre, bu yılın ilk beş ayında İstanbul'da toplam 3 bin 125 kapkaç olayı meydana geldi. Bunlardan 360'ı polis tarafından aydınlatıldı. ( Mustafa Cankut-Birol Aydın)
Gönen, Kızılhaç adayı
Fransa Kızılaç'ı, Kızılay Başkanı Ertan Gönen'den Kızılhaç Federasyonu Başkanlığı'na aday olmasını istedi.
Gönen bu teklif üzerine 7—10 Kasım tarihleri arasında yapılacak ve 4 yıllığına seçilecek uluslararası Kızılhaç başkan vekilliğine aday olacağını açıkladı. Türkiye'nin yaptığı yardımlar ve uluslararası ilişkileri ile Kızılhaç başkan vekilliğini kazanma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu belirten Gönen, seçimlerde Asya ve Afrika ülkelerinin büyük destek vereceğini, Fransa ve İspanya'nın girişimleri ile Avrupa ülkelerinin de seçimlerde destek vereceğini umduğunu kaydetti. Seçimlerin kazanılabilmesi için 90 ülkenin oyuna ihtiyaç bulunuyor. 4 yıllığına seçilecek Kızılhaç Federasyonu Başkanlığı seçimlerinde bir başkan, 4 başkan yardımcısı ve 16 icra komisyonu üyesi belirlenecek. Bu üyeler, yapılacak yardımlar konusunda karar organı olacak. (Sedat Güneç / ANKARA (Zaman))
Vergi yatırmaya giderken dolandırıldı
Eskişehir'de filmlere konu olabilecek bir dolandırıcılık olayı yaşandı. Esnaf Mehmet Rüstem Erdoğan'a (55), vergi yatırmaya giderken Vergi Dairesi'nin önünde tanımadığı bir kişi, "Amca, senin oğluna 50 milyon borcum var." diyerek 100 dolarlık banknot uzattı.
Erdoğan, 100 doları bozup üzerini vermeye çalışırken, 100 doları geri isteyen kişi, bu kez 5 ve 10 milyon liralık banknotlardan oluşan 50 milyon lira verdi. Erdoğan, bu parayı diğer paraların arasına koydu. Şahıs bu kez de "Sen şimdi bunu vermeyi unutursun, ben de o tarafa gidiyorum; ver sen 50 milyon lirayı, ben veririm." deyince, Erdoğan cebindeki paralardan 50 milyon lirayı verdi ve kimliği belirlenemeyen kişi uzaklaştı. Erdoğan, vergi yatırmaya gidince, paranın 50 milyon lirasının sahte olduğu ortaya çıktı. Dolandırıldığını anlayan Erdoğan, vergi dairesinin yanında bulunan Adliye Karakolu'na koştu.
Fidye almak için yeğenini öldürdü
Dayı, 5 bin dolar fidye istedi
Van'da, üç gün önce kaybolan ve Yedi Kilise köyü yakınlarında bir dere kenarında ölü olarak bulunan lise öğrencisi Mustafa Güneş'in, fidye isteyen öz dayısı tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Mustafa Güneş'in üç gün önce ortadan kaybolması üzerine ailesi polisi arayarak, tanımadıkları kişilerin çocuğuna karşılık 5 bin dolar fidye istediği ihbarında bulundu. Polis, Güneş'in dayısı olan Bekir Güzel ile arkadaşı Kamuran Koçak'ı gözaltına aldı. Güzel ve Koçak, ilk sorgularında Mustafa Güneş'i, babasından 5 bin dolar fidye almak için kaçırdıklarını, ancak alamayınca iple boğarak öldürdüklerini itiraf ettiler. M. Alihan Hasanoğlu/VAN (Zaman)
Kaçakçı Sarı Avni ilçe cezaevinde
Şarkışla Cezaevi'ne nakledildi
Sivas Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan uluslararası uyuşturucu kaçakçısı 'Sarı Avni' lakaplı Yaşar Nuri Musullulu dün erken saatlerde Şarkışla İlçesi Kapalı Cezaevi'ne sevk edildi. Bayrampaşa Cezaevi'nden 1999'da Sivas Kapalı Cezaevi'ne sevk edilen Musullulu, 6 araçtan oluşan jandarma eşliğinde Şarkışla Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Musullulu'nun kalan bir yıllık cezasını ise burada çekeceği bildirildi. Musullulu, İstanbul DGM tarafından teşekkül halinde yurtdışına 6 ton esrarı götürmek istediği gerekçesiyle 8 yıl 10 ay ağır hapis cezası ve 398 milyar 430 milyon lira para cezasına çarptırılmıştı. Mehmet Kuru/ SİVAS (Zaman)
Sanat hocasına tarihî eser gözaltısı
Koleksiyon belgesi olmadığı için
İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin Şişli'de bir eve yaptıkları baskında; piyasa değeri 100 milyar olan 20 adet MÖ 700 yılına ait tarihi eser ele geçirildi. Operasyonda; tarihi eserleri elinde bulunduran Mimar Sinan Üniversitesi eski öğretim görevlisi ve Sultanahmet'te Bizans kazılarına katılan Hüseyin İnal Güral gözaltına alındı. Güral'ın seyahat ve kazı çalışmalarında edindiği tarihi eserler için Müzeler Genel Müdürlüğü'nden 'koleksiyon belgesi' almadığı için tarihi eser kaçakçısı konumuna düştüğü belirtildi.
Kazım Canlan/ İSTANBUL (Zaman)
Işgüzar yarbay üzdü
Sincan'da aileleri tarafından pikniğe gönderilen 20 çocuk, gözaltına alındı. Çocuklar, gözaltı sonrası yaşadıkları şoku uzun süre üzerlerinden atamadılar.
Sincan'da ailelerinin izniyle önceki gün pikniğe giden 20 öğrenci, saat 14.30 sıralarında Sincan İlçe Jandarma ekipleri tarafından irticai faaliyet yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. Yaşları küçük olan 18 çocuk, gece saat 23.00 sıralarında ailelerine teslim edilirken, 2 kişi sabaha kadar jandarma nezaretinde tutuldu.
Çocukları gözaltına alınan aileler, olaya büyük tepki gösterirken, 8 saat gözaltında tutulan küçükler, yaşadıkları şoku üzerlerinden atamadılar. Piknik sırasında namaz kıldıklarını, namazın ardından da sohbet ederken kendilerini gören Ali Öz isimli yarbayın jandarmaya haber vermesiyle gözaltına alındıklarını söyleyen çocuklar, "Yarbay bize ağıza alınmayacak küfürler etti. Hepimize zorla takke giydirerek fotoğraflarımızı çektiler ve kameraya aldılar. Daha sonra da bizi Adli Tıp Kurumu'na muayene için götürdüler. Ancak; kapalı olduğunu söyleyerek Sincan İlçe Jandarma Komutanlığı'na geri getirdiler. Burada saatlerce beklettiler. Hepimiz çok korktuk. Biz kimseye bir şey yapmadık, neden gözaltına alındığımızı da anlamadık." diye konuştular.
Çocuklarının başına gelen olaydan ötürü büyük rahatsızlık duyan aileleri de, Yarbay Ali Öz'ün tutumuna tepki gösterdiler. Aileler, çocuklarına zorla jandarmanın hazırladığı ifadelerin imzalatıldığını, hukuka aykırı bu olaydan dolayı Yarbay Ali Öz hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.
Öte yandan geceyi jandarma nezaretinde geçiren iki kişi dün Sincan Adliyesi'ne getirildi. Suçüstü Savcılığı'na ifade veren Bilal Muhammet Cömert ve diğer arkadaşı, savcı tarafından serbest bırakıldı. Aynı zamanda Avustralya vatandaşı olan Bilal Muhammet Cömert, adliye çıkışında, piknik yaparken gözaltına alınmalarına bir anlam veremediğini ifade etti. Cömert'in babası Hasan Cömert, oğlunun ve arkadaşlarının başına gelenleri şaşkınlıkla takip ettiğini bildirdi. 29 yıl Avustralya'da çalıştıktan sonra emekli olarak ülkesine döndüğünü ifade eden baba Cömert, "Biz orada cami yapmak istesek bize destek oluyorlar. Pikniğe gitsek istediğimiz gibi ibadetimizi yapabiliriz. Kimse bir şey demez. Saygı duyarlar. Ama bizim memleketimizde durum böyle değil. Ben çocuklarımı Türklüklerinden kopmasınlar, Türkçeyi unutmasınlar diye buraya getirdim. Getirdiğime bin pişman oldum. Hakkımızı kendi memleketimizde arayamıyoruz; ama Avustralya bu konu kendisine aksetse sonuna kadar takip eder, bütün dünyaya da duyurur. Türkiye'nin itibarı sarsılır. Ben yarbaydan şikayetçi olacağım." şeklinde konuştu.
Levent Ak-Ziya Yıldırım / ANKARA (cha)
Başörtüleriyle diploma aldılar
Belçika Erasmus Üniversitesi Öğretmenlik Fakültesi'nden mezun olan iki bayan Müslüman öğrenci, türbanlarıyla diplomalarını aldılar. 3 yıl önce üniversite seviyesinde "İslam dini dersi"ni de seçmeli olarak koyan ve öğretmen adaylarının seçeneğine sunan Öğretmenlik Fakültesi, bu bölümden ilk mezunlarını vermiş oldu.
Mezun olan türbanlı öğrencilerden Cemile Ahsan, Belçika toplumuna en güzel katkıyı sağlamak istediğini belirterek, "Başörtüm, stajların dışında hiçbir zaman problem olmadı. Okulumuzun bize gösterdiği sıcak ilgisinden dolayı ayrıca memnunuz." diye konuştu.
Metin Keskin / BRÜKSEL
Eve dönüş başladı
Kandıra F Tipi Cezaevi'nde ölüm orucu eylemi yapan 28 tutuklu ve hükümlü tahliye edildi. Tahliye edilen terör suçlularının cezaları 6 ay ertelendi.
"Hayata Dönüş Operasyonu"nun ardından Kandıra F Tipi Cezaevi'ne nakledilen, F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla 210 gündür ölüm orucunda bulunan 34 tutuklu ve hükümlünün tahliyesine başlandı. İzmit Devlet Hastanesi'nde tedavi görmekte olan 23 ve cezaevinde eylemi sürdüren 5 terör suçlusunun işlemleri tamamlanarak, dün gece geç saatlerde ailelerine teslim edildi. Hastanede tedavi gören 2 kişi ile cezaevindeki diğer 4 terör suçlusunun tahliye işlemlerinin devam ettiği belirtildi. Tahliye edilen terör suçlularının cezalarının, CMUK'un 399. maddesine göre 6 ay ertelendiği kaydedildi.
Bayrampaşa Cezaevi'nde de "F tipi" cezaevlerini protesto etmek için "ölüm orucu"nda bulunan bir kadın mahkum, ceza süresinin dolması nedeniyle tahliye edildi. İSTANBUL (cha)
Törenle cezaevine
Yazar Fikret Başkaya, 15 aylık hapis cezasını çekmek üzere her görüşten insanın katıldığı bir törenle alkışlar arasında uğurlandı.
Yazar Doç. Dr. Fikret Başkaya İstanbul DGM tarafından hakkında verilen 15 aylık hapis cezasını çekmek üzere Kalecik Cezaevi'ne gitti. Fikret Başkaya'nın cezaevine gitmesi nedeniyle bilim adamları, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı bir toplantı düzenlendi.
Toplantıda konuşan Başkaya, düşünce özgürlüğünün tüm düşüncelerin anası olduğunu belirterek, Türkiye'de muhalif düşüncelere düşman gözüyle bakıldığını vurguladı. Demokrasi ve düşünce özgürlüğünün mücadeleler sonunda kazanıldığını anlatan Başkaya, düşünce özgürlüğü konusunda siyasi partilerin görevlerini yerine getiremediğini ifade etti. Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan FP'nin Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da Türkiye'de demokratikleşmenin tam olarak sağlanamadığını, bu konuda Türkiye'nin, Avrupa ve dünyaya gerçekleri söylemediğini söyledi.
"Geri gidiyoruz"
Hakİş Genel Başkanı Salim Uslu, Türkiye'de hem siyasal hem de sendikal alanda giderek bir daralmanın söz konusu olduğunu belirterek, söylediği sözlerden dolayı daha çok insanların cezaevine gireceğini belirtti. Uslu, düşünce özgürlüğü sağlanamadan sendikacılık ve siyaset yapmanın mümkün olamayacağını kaydetti. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüsnü Öndül ise düşünce özgürlüğü yönünde çaba harcayan insanların hep cezalandırıldığını belirtti. ÇGD Genel Başkanı İsmet Demirdöğen, Türkiye'de demokrasi ve özgürlüğü savunan insanların ya öldürüldüğünü ya da cezaevlerine gönderildiğini söyledi.
Toplantıya avukat Eşber Yağmurdereli, MazlumDer Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı Yavuz Önen ve sanatçı Şanar Yurdatapan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın katıldı. Konuşmaların ardından Başkaya, 15 aylık hapis cezasını çekmek üzere alkışlarla Kalecik Cezaevi'ne hareket etti. Başkaya'nın avukatı Aydın Erdoğan, Fikret Başkaya'nın 1 yıl cezaevinde kalacağını bildirdi.
Aydınlardan savunma yok
"Düşünceye Özgürlük 2000" kitabına yayıncı olarak imza atan 16 aydının "Halkı askerlikten soğutma yönünde yayın yaptıkları" gerekçesiyle Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına devam edildi.
Duruşmaya Yavuz Önen, Şanar Yurdatapan, Salim Uslu, Yılmaz Ensaroğlu, Lale Mansur ve Atilla Maraş ile avukatları katıldılar. Duruşmanın başlangıcında, avukatlar, izleyicilerin nizamiyeden mahkeme salonuna alınmamalarına itiraz ettiler. Bunun aleniyet ilkesine aykırı olduğunu belirten avukatlar, nizamiyeye talimat verilerek izleyicilerin alınmasını istediler. Mahkeme Başkanı Albay Mehmet Sever, "Ben hukukçuyum. Aleniyetin sağlanmaması bozma nedenidir. Ben böyle bir emir vermedim. Ancak nizamiyedeki subayın amiri ben değilim." dedi.
Konuya ilişkin görüşü sorulan Genelkurmay Askeri Savcısı, izleyicilerin salona alınması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine mahkeme, savcılığa müzekkere yazarak, salonda bulunan yer kadar izleyicinin alınmasını istedi. Verilen aranın ardından mahkemeye gelen cevapta, saat 10.30 itibariyle nizamiyede kimsenin bulunmadığı bildirildi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Sever, "Tabii, saat 10.30'da kimse kalmaz." dedi.
Daha sonra sanıklar Lale Mansur, Salim Uslu ve Yılmaz Ensaroğlu'nun savunmaları alındı. Her 3 sanık da askeri mahkemelerin tarafsız ve bağımsız mahkemeler olmadığını ileri sürerek, esasa ilişkin savunma yapmayacaklarını söylediler.
Kutlular'ı ağlatan ziyaret
'Deprem İlahî ikazdır.' dediği için 2 yıl 1 gün hapis cezasına çarptırılan Yeni Asya Gazetesi'nin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular'a (64) ziyaretçi akını devam ediyor. Sevenleri, Kırklareli Vize'deki cezaevinde ziyaret günleri olan pazar gününün dışında savcıdan izin alarak cam bölme arkasından da olsa kendisi ile görüşebiliyorlar. Yeni Asya Gazetesi Genel Müdürü Bekir Gönüllü de Kutlular'ı sık sık ziyaret edenler arasında. 22 yaşındaki Rumeysa Kutlular'ın babasını ziyaretinde yanında olan Gönüllü, şahit olduğu tabloyu şöyle anlattı: "Yakınları benden tahammüllüler. Ben daha duygusalım, görünce ağlıyorum falan. Mehmet abi de sert tabiatlı biliniyor. Ama aslında öyle değil. Vize'de kızı ile ilk görüştüğünde gözleri doldu. Sert görüntüsünün altında rikkatli bir ruhu var. Bir baba olarak ciddi rahatsız oldu."
Kutlular'ın rikkatine dokunan diğer bir husus da sağlık durumu kritikleşen ablası Sıdıka Bozkurt'u (68) dünya gözüyle bir daha görüp göremeyeceğini bilememesi. Akciğer kanseri Sıdıka Hanım da kardeşini son bir defa ziyaret etmek istiyor; ama doktorlar bunun mümkün olmadığını söylüyor." Onur Kaya / İSTANBUL (Zaman)
İmralı'ya SİYAH çelenk
stanbul Şehit Anaları Derneği, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın idam cezasına çarptırılmasının 2. yılında, Mudanya'ya gelerek denize siyah çelenk bıraktılar ve Atatürk Anıtı'na çelenk koyarak saygı duruşunda bulundular. İmralı'ya gitmelerine izin verilmeyen dernek üyeleri adına konuşan Dernek Başkanı Pakize Alp Akbaba, şehit yakınlarının acısının dindirilmesi için idamın gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Akbaba, "Biz, uğruna nesiller boyunca kan verilmiş vatan toprağının bir bölümüne, bölücü eşkıya başına tahsis edilmiş bir sayfiye yeri görüntüsü verilmesinden çok rahatsız oluyoruz." dedi.
(Fatih Karakılıç, BURSA (Zaman)
Ortada sorumlu yok
İstanbul Boğazı'nda tehlikeli madde geçişlerini protesto eyleminde aralarında yabancı konuklar ve basın mensuplarının bulunduğu 90 kişi zehirlenmesi olayında zehirlenmenin sorumlusu ve niteliği tam bir bilmeceye dönüştü.
Sağlık İl Müdürlüğü yaptığı incelemelerde olayı basit bir besin zehirlenmesi olarak nitelendirdi. Sandviçleri satan şarküteri faaliyetlerini devam ettiriyor. İstanbul Valiliği bünyesinde kurulu bulunan Çevre Koruma Vakfı'nın sandviçleri hibe olarak aldığı ifade edilirken, vakıf bu iddiaları yalanlıyor. Yaşlı, hasta ve çocuklarda ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelerin sebebi ve sorumlular esrarını koruyor.
Zehirlenmelerin yaşandığı eylemi düzenleyen Türkiye Çevre Kozası Başkanı Yüksel Üstün, Sağlık İl Müdürlüğü'nün basit bir zehirlenme olarak nitelemesi karşısında; "Basit bir gıda zehirlenmesi ise bizim yabancı konuklarımızdan 4'ünde 'amipli dizanteri' teşhis edildi. Basit bir gıda zehirlenmesinde bu basterilerin işi ne?" diye sordu.
Sandviçleri Türkiye Çevre Kozası'na hibe olarak hazırlattığı iddia edilen Valilik bünyesindeki Çevre Koruma Vakfı Müdürü İshak Karadeniz ise olayla hiçbir ilgilerinin olmadığını iddia ediyor. Karadeniz şunları ifade ediyor: "Ben bilmiyorum. Ben satan adamı ne tanırım, ne görüştüm. Ne böyle bir talebim oldu." İl Sağlık Müdürlüğü ise olaydan sonra sandviçleri hazırlayan Çeşni Şarküteri'de inceleme yapıldığı, hijyene uygun olduğunun tespit edildiği, çeşitli ürünlerden alınan örneklerde bir olumsuzluğa rastlanmadığı ifade edildi.
21 Haziran Perşembe günü Türkiye Çevre Kozası tarafından düzenlenen ''Uluslararası Karadeniz Ortakları" toplantısı çerçevesinde İstanbul Boğazı'nda yüzlerce teknenin katılımıyla gerçekleştirilen protesto eyleminde yabancı konukları ve basın mensuplarını taşıyan teknede dağıtılan sandviçlerin zehirli çıkması sonucu 90 kişi zehirlenmişti. Zehirlenmeden nasibini protokol teknesi Büyük Yeşilada 1'den denizin üzerinde sandviç atılan, Sahil Güvenlik ve Deniz Polisi yetkilileri de nasibini almıştı. Zehirlenenlerden büyük çoğunluğu hastanelere kaldırılarak serum takılmıştı.
|