GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

06/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil 

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Hastane magandaları

Hastaneler... Dertlere devanın arandığı şifa evleri. Sıkıştığımızda veya çaresiz kaldığımızda sığındığımız, normal zamanda ise adını bile duymak istemediğimiz, ilk etapta kalbimizde soğuk bir yalaz yapan mekanlar. Halk arasında da 'Allah kimseyi hastanelere düşürmesin. Allah ülkeyi hastanesiz bırakmasın.' özdeyişi ile özetlenmiş kurumlar.

Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da teknolojik olarak çağ atladık. Çoğu zaman beş yıldızlı otelleri aratmayan bu kurumlarla karşılaşınca gelinen noktadan gurur duyuyoruz. Ancak müşteri memnuniyeti, çoğu hastanelerde, şu anki hükümetten halkın memnuniyetiyle benzerlik arz ediyor. Verilen sağlık hizmeti devlet veya SSK hastanelerine başvuran hasta sayısına göre yok denecek kadar az. Bu hastanelerden memnun olmayanlar özel tıp merkezlerine yönlen(diril)miş.

Teknik altyapısı, donanımı ve personeli açısından hiçbir sıkıntısı olmayan sağlık merkezlerinde bile sıkça rastlanan bazı davranışlar var ki işte o bütün bu güzellikleri bir anda yok ediveriyor; kabadayılık..

Gerek hasta gerekse de hasta yakını yıkılmış bir psikolojiye sahiptir. Sağlığından, işinden, eşinden ayrı kalmanın insana nasıl bir acı verdiğini, onu yaşayanlar daha iyi bilir.

İşte bu ruh hali ile hastaneye gelen insanlar orada dertlerine deva, kalplerine şifa aramaktadır. Bu durumda olan vatandaşlarımız bırakın iç ferahlatan, yürek serinleten bir ortamı, her baktığı yerden azarlanma, her başvurduğu görevliden hakaret duyuyorlar. Daha hastane girişinde başlayan haşlama faaliyetleri doktora varıncaya kadar devam ediyor. Bilinenin aksine hastanede iyi davranmayanlar, doktor veya hemşire değil, onlara varıncaya kadar onlarca kapının arkasında bulunan masalarda radyonun sesini sonuna kadar açan, telefonlarda geyik yapan, hasta veya yakınını görünce yüz buruşturan, bir an önce mesaisinin bitmesi için sürekli saatine bakan ara elemanlardır.

Hastanın, SSK'lı veya Bağ-Kur'lu olmasına rağmen mecburi vakıf bağışları ve diğer bahşişlerle söğüşlenecek kaz olarak görülmesine alıştık; ancak bu ortamlara hiç de yakışmayan davranışlar sergileyen magandalar tarafından halkımızın şamar oğlanlarına döndürülmesine doğrusu kimsenin tahammülü kalmadı artık.

Bildiğim kadarıyla ne özel, ne de devlet hastanelerinde hastalara hakaret edilmesi, tartaklanması, hor görülmesi, rencide edilmesi gibi yönetmelik maddesi yok. İşi hastaya yardım olan insanların, hasta can çekişirken telefonda saatlerce aldığı elbisenin muhabbetini yapması, müracaat edeni hiç dinlemeden el-kol işaretleriyle o kapıdan diğerine şutlayarak futbol topuna döndürmesi, hastayı gözetlemekle görevliyken kitap, gazete veya telefona dalarak her şeyi unutması herhalde ne kanuni bir hak, ne de insanî bir anlayış olmasa gerek.

O zaman sağlığımızı emanet ettiğimiz bu kişiler kurtarıcı yerine neden maganda olmayı tercih ediyorlar?

Bu tavır ve davranışlar sergilenirken yöneticilerin kılı neden kıpırdamıyor? Genlerimizi bile korumaya çalışanlar sağlığımızla dalga geçen bu magandaların davranışlarına neden bigane kalıyor?

Büyük çoğunluğu olgun ve uygun bir şekilde görevini yapan sağlık camiasının adlarını kirleten bu şımarıklara haddini bildirmesi; yani bir otokontrole geçmesi gerekiyor.

Bize gelince, şimdilik bu otokontrolü beklediğimizden kişi, yer ve zaman konusunda bir adres belirtmiyoruz. Eğer şikayetler devam ederse 5N+1K formülünü aynen uygulayacağız. Bizden söylemesi...




Vekil imamlar rahatsız

Onlar Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak Mersin'de görev yapmakta olan vekil imamlar. Bu vatandaşlarımız kendilerine haksızlık yapıldığı kanaatinde. Yapılan haksızlıkları şu şekilde dile getiriyorlar:

1. Kadrolu imamların görevlerinin aynısını yapmamıza rağmen onların maaşının 3'te 2'sini almaktayız.

2. Kadrolu imamlar her ayın 15'inde maaşlarını alırken, biz vekil imamlar her ayın 2'sinde Akbank'tan ancak maaşımızı çekebiliyoruz. Şimdilerde ise ayın 4-5'ine kadar veya daha da fazla geciktiriliyor. Bize, vekil imamlara maaşın neden geç verildiğine dair birisi mantıklı bir gerekçe gösterebilir mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın herhalde mantıklı bir cevabı vardır...




Özlem Bingöl Seyahat'e teşekkürler

30 Haziran Cumartesi günü yapmış olduğum Erzurum-Malatya arası yolculukta; yolcularının ibadet yapma isteklerini yerine getirmek için mola veren Özlem Bingöl Seyahat'in kaptan ve muavinlerine teşekkür ederim. Aynı davranışın uzun süreli seyahatlerde diğer firmalarca da gösterilmesini temenni ederim.

Emin Taşçı /Malatya



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.