GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

07/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil 

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Medyamatik

Bu yazıya başlarken niyetimiz, medyayla alakalı beğendiğimiz birkaç habere değinmekti. Milliyet gazetesi temmuzda göze çarpan birkaç kaliteli habere imza attı. Onu kutlayacaktık. Yine de kutluyoruz. Birisi 1 Temmuz tarihindeki “Bir katrilyon CEP’çilerde!” manşetiydi. Diğeri de 4 Temmuz’da yine manşetten “Jet savcı!” başlığıyla verilmişti. Aynı gazete, Nazlı Ilıcak’ın İngiltere’de Lordlar Kamarası’na gidişiyle ilgili haberinde dengeyi bozmuştu. Arada bir böyle yapılmazsa nazar değer zaten.

Sabah gazetesinin haberlerine iyi niyetle yaklaşmak neredeyse mümkün değil. Birkaç saygın yazar dışında gazete estetiğe dönüşmeye başlıyor. Erdal Bilaller denilen bir yazar var. Üç gündür Milli Eğitim Bakanı’nı düelloya davet ediyor neredeyse! Düşük not alıp sınıfta kalanların hakkını savunuyor. Elinden gelse onlar için parti filan da kuracak. İki gün manşete çektiği, Florence Nightingale’den Memorial Hastanesi’ne geçen Prof. Bingür Sönmez’i hedef tahtasına oturtmaya çalıştıkları haberin ardında da bilmediğimiz bir hesap yatıyor sanki. Keza bir zamanlar el üstünde tuttukları Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar’ı, kadınların iç giyiminden dolayı manşetlere çekmeleri de başka bir hesabın sonucu gibi. Gazeteye yüklü miktarda bir reklam mı bekliyorlar kim bilir?

Bir ara, Karayolları’yla alakalı bir eleştiri yapmıştık. Bir yetkili telefon ederek şöyle diyordu: “Biz o kadar çalışma yapıyoruz görmüyorsunuz da, kenarda köşede kalmış eksikleri yazıyorsunuz!” Söylenenlerde bir hakikat payı vardı; ancak tamamıyla doğru değildi. Aynen onun gibi, medyayı da eleştirirken, takdir ettiğimiz haberleri yazmıyoruz.




Demirel'in yanlışı

Süleyman Demirel, Çankaya Köşkü’nden indikten sonra yeniden siyasete dönmenin yollarını arıyor. Bu arayış yeni değil. Ancak bazı teknik hatalar yüzünden, evdeki hesaplar çarşıya uymadı. Demirel çok sayıda yanlış tercihte bulunmuştu. Sadece ‘aile fotoğrafı’nda bulunanlar değil, danışmanı da Demirel için hatalı seçim olduğunu gösteriyordu. Şimdi yeniden siyasete girip de bu yanlışlarını mı düzeltecek acaba? Yanlışlarını düzeltmeye çalışırken başka yanlış yapmayacağı ne malum? Artık ‘Devr–i Süleyman'ın bitmiş olması lazım.




'Bismillah' suç

Daha önce sorduğumuz bir soruyu tekrarlayalım: Hukuka saygılı olmak gerekiyor. Buna itirazımız yok. Ancak her hukuki karara saygı göstermek zorunda mıyız? O zaman bu sorunun cevabını ‘hayır’ diye vermiştik. Hemen herkes aynı şeyi yapmıyor mu? İtiraz ettiğimiz için değil, sadece hatırlatmak için söylüyoruz; Manisa Davası vardı hatırlarsanız. Mahkeme kararına neredeyse herkes karşı çıktı. Gazeteciler kararı protesto için yürüyüş yaptılar. Sonra da mahkeme kararına rağmen kazandılar.

İki gündür zihnimizi Niğde Acıgöl’de yaşanan bir yasak meşgul ediyor. Acıgöl Cumhuriyet Savcısı, birkaç apartmanın girişinde bulunan Arapça yazılı Besmele’yi kanuna aykırı diyerek kartonla kapattırmış. Bunun için polis gelmiş falan.

Besmele’den rahatsız olabilirsiniz; ama Besmele’yi bile ideolojik bir slogan gibi görmek hayli uç ve uçuk örnek olarak kayıtlara geçiyor. Besmelenin üzerine kapatılan karton yağmurdan veya rüzgardan dolayı düşse, yeniden suç unsuru oluşacak. Apartman sakinleri haklı olarak soruyor: “İstanbul’da dükkanların önünde Arapça levhalar var. Onlar niye yasak değil?” diye. Dahası, dükkanların içindeki besmeleler, dualar da yasaklanacaktır.

Normal bir dönemde neyse de, böyle kriz ortamında vatandaşın üstüne gitmek, gerginliği artırıcı yollara başvurmak, devlet ve kanun adamları için uygun düşmüyor.




Hazine

Zaman günlerdir yeraltındaki çıkarılmayan madenlerden bahsediyor. Bunların ekonomiye kazandırılmasıyla krizden kurtulacağımızdan bahsediyor ve soruyor: "Neden bunları çıkartmıyoruz?"

Hasan Mahir, bu soruya bir maden mühendisinin eşinin verdiği cevabı aktarıyor: “Yıllardır bu ülkeyi hortumluyorlar ülkenin yüzündeki zenginliklerini yiyip bitirdiler. Yer altındaki madenleri çıkartalım da onları da mı yesinler!”




Dokunmayın Telekom'a komaya giriyor



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.